Hz. Fatıma’nın (sa) Mushafı

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Temmuz 2010 19.4K kez okundu Ehlibeyt 45 Yorum


Bismillahirrahmanirrahim

Soru: Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) kitabının mushaf olduğu ve şuan alemin kurtarıcısının elinde olduğu doğru mudur?

Cevap: Bu soru, geçmişten günümüze kadar âlimler ve araştırmacılar arasında merak konusu olmuş ve hakkında genişçe bahisler olmuştur. Burada Mushaf’ın ne demek olduğuna dikkat etmek gerekir. “Mushaf” günümüzde yaygın manada Kuran’ı Kerim hakkında kullanılmaktadır. Ancak lügate müracaat ettiğimizde durumun farklı olduğunu göreceğiz. Mushaf, sözlükte iki cilt arasına toplanmış sayfalar mecmuası demektir. Günümüzde ise kitap[1] diye tabir edilmektedir. Dolayısıyla “Fatıma’nın (s.a) Mushaf’ı” denildiğinde maksat Fatıma’nın (s.a) kitabıdır ki bazı Ehlisünnet kaynaklarında da işaret edilmiştir. Ubey b. K’ab gibi raviler Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) yanında mevcut olan bu kitabın varlığını teyit etmişlerdir.[2] Böylece İci’nin “Mevakif”, Curcani’nin “Şerhu Mevakif” ve Ebu Zühre’nin “İmam Sadık Aleyhisselam” adlı eserlerinde “Şia, Müslümanların arasında rayiç olan Kuran’ın dışında Fatıma’ya (Selamullahi Aleyha) isnat edilen bir Kuran’a inanmaktadır” sözü geçersiz ve tutarsız bir beyandır.[3]

Mezkûr raviler, Şia kaynaklı rivayetlere müracaat etmediklerinden ve Mushaf’ın manasına dikkat etmediklerinden dolayı böyle bir hataya ve gaflete düşmüşlerdir.
Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Mushaf’ı, muhtevası ve niteliği hakkında Şia kaynaklarında çok sayıda rivayetler nakledilmiştir. Bu hadislerde Mushaf’ın içeriğinin hacmi, ne zaman ve nasıl yazıldığı hakkında bilgiler verilmiştir. İlk bakışta bu rivayetler arasında birtakım ihtilaflar göze çarpsa da hadislere iyice dikkat edildiğinde mana ve yorumları herhangi bir iphama yer bırakmamaktadır.[4]
-Bazı rivayetler, bu “Mushaf’ın” konularının Kuran’ı Kerim’in konularından farklı olduğunu beyan etmişlerdir.[5]

– Birtakım hadislere göre bu “Mushaf’ta” Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) vasiyetnamesi[6], evlatlarının tarih boyunca görecekleri musibetler[7], hazretin gelecekte vuku bulacak birtakım olaylardan haber vermesi[8] ve yeryüzünde hükmedecek bütün padişahların isimleri[9] vb. konular kayıtlıdır.
– Bazı rivayetlere göre ise bu “Mushaf’ta” bütün helal ve haram hükümler hatta yarım kırbaca neden olacak amelin hükmü[10] bile açıklanmıştır.[11]

-Bazı rivayetlerde İmam Cafer Sadık (Selamullahi Aleyh) birtakım konuları ezcümle zındıkların belirecekleri zamanı önceden bildirmiştir ve bunları Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Mushaf’ına dayandırmıştır.[12] Bu rivayetler arasında da herhangi bir uyumsuzluk ve çelişki söz konusu değildir. Çünkü belirtilen bütün konuların o “Mushaf’ta” yer aldığı muhtemeldir ve her rivayet aslında Mushaf’ın ayrı bir bölüm ve içeriğini beyan etmektedir.

Mushaf’ın Yazılış Zamanı ve Niteliği

Mushaf’ın ne zaman ve nasıl yazıldığı en önemli konulardan biridir. Çünkü burada Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Cebrail ve diğer meleklerle (Selamullahi Aleyhim) manevi bir bağ içinde olduğu meselesi anlaşılacaktır. Birtakım rivayetlerde “Mushaf’ın” yazılışı hakkında şöyle ifadeler gelmiştir: Resul-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) konuları beyan ediyor, Hz. Ali’de (Selamullahi Aleyh) yazıyordu.[13] Mushaf’ın Hz. Fatıma’ya atfedilmesi ve nispet verilmesi hakkında şunu diyebiliriz:  Mushaf, Hz. Fatıma (Selamullahi Aleyha) yanında bulunuyor ve hazret tarafından da muhafaza ediliyordu veya Mushaf’ın bazı konuları Hz. Fatıma (Selamullahi Aleyha) vasıtasıyla Hz. Ali’ye (Selamullahi Aleyh) ulaşmaktaydı.

Bazı rivayetlerde ise Mushaf’ın direk Allah-u Teâlâ tarafından Hz. Fatıma’ya (Selamullahi Aleyha) vahiy şeklinde imla edildiği gelmiştir.[14] Bazı rivayetlerde şöyle gelmiştir: Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) vefatından sonra Allah-u Teâlâ Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) yanına bir melek gönderdi. Melek, Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) musibet acısını teselli edip, dindirmek, babasının cennetteki makamını göstermek ve muhtelif konular hakkında Fatıma ile (Selamullahi Aleyha) sohbet etmekle görevlendirilmişti. Hz. Fatıma (Selamullahi Aleyha)  melekle aralarında geçen konuşmaları Hz. Ali’ye (Selamullahi Aleyh) aktardı ve Hz. Ali (Selamullahi Aleyh) o konuşmaları imla etti.[15] Bir rivayet, bu meleğin Cebrail  (Selamullahi Aleyh) olduğunu bildirmiştir.[16] İyice dikkat edildiğinde bu rivayetler arasında herhangi bir çelişki ve uyumsuzluğun olmadığı anlaşılacaktır. Çünkü Allah-u Teâlâ, meleklerinden biri olan Cebrail’in (Selamullahi Aleyh)  vasıtası ve diliyle Hz. Fatıma ile (Selamullahi Aleyha) konuşmuştur. [17]-[18]Uyumsuzluklar şöyle yorumlanabilir: Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) bir Mushaf’ı vardı. Bu kitabın bir bölümünü babası Allah Resul’ünden (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) aldığı konular, diğer bir bölümünü de Cebrail ile (Selamullahi Aleyh) yaptığı konuşmalar oluşturmaktaydı.

Burada akıllara doğal olarak şöyle bir soru takılabilir; Bütün Müslümanların inancına göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) “Hatemul Enbiya”dır ve vefatından sonra yer ve gök arasındaki irtibat diğer bir tabirle vahiy kesilmiştir. Bunu hem Şiiler hem de Sünniler kabul etmektedirler. O halde Peygamberin (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) vefatından sonra Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) Cebrail (Selamullahi Aleyh)  ile konuşması ve kendisine vahiy gelmesi nasıl düşünülebilir?

Bu itiraza şöyle cevap verilmektedir: Kuran’ı Kerim’e göre meleğin inmesi ve Allah-u Teâlâ’nın melekleri aracılığıyla peygamber olmayan kimselerle olan irtibatı mümkündür. Nitekim Kuran’ı Kerim’deki birçok ayet, meleğin Hz. Meryem (Selamullahi Aleyha) ile irtibat ve sohbetinden söz etmektedir.[19] Allah-u Teâlâ, Hz. Musa’nın (Selamullahi Aleyh) annesiyle olan irtibatı vahiy olarak nitelemiştir. Hz. Meryem (Selamullahi Aleyha) ve Hz. Musa’nın (Selamullahi Aleyh) annesi gibi yüce kadınlar ile bu irtibat mümkün olduğuna[20] göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) tarafından “Bütün zamanlardaki âlem kadınlarının hanımefendisi” olarak vasfedilen Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) hakkında da bu irtibatın gerçekleştiği pekâlâ makul ve doğaldır. Vahyin kesilmesi, gökyüzü ve yeryüzü arasındaki bağın kopmasından maksat Allah-u Teâlâ’nın peygamber vasfındaki bir şahısla olan irtibatının kesilmesi ve artık herhangi bir nübüvvet risaletinin olmayacağı şeklinde değerlendirilmelidir ve hakikatte budur zaten. Yoksa Hz. Meryem (Selamlullahi Aleyha) ve Hz. Musa’nın (Selamullahi Aleyh) annesinin Allah-u Teâlâ ile olan irtibatlarını kim inkâr edebilir?  Şia inancına ve hadislerine göre masum Ehlibeyt İmamları (Selamullahi Aleyhim) ile Allah-u Teâlâ arasında bir bağ ve irtibat vardır.[21] Ehlisünnet kaynaklarında da bazı şahıslar “Muhaddes” olarak tanıtılmışlardır. Muhaddes yani ilahi meleklerle bir çeşit irtibatı olup, meleklerden hadis alan kimsedir.[22]

Mushaf Kimin Yanındadır?

Şia rivayetleri göstermektedir ki bu Mushaf muhtelif zamanlarda masum imamların (Selamullahi Aleyhim) yanında muhafaza edilmekte, bir imamdan (Selamullahi Aleyh) bir başka imama (Selamullahi Aleyh) intikal etmekteydi ve yüce şahsiyetlerden (Selamullahi Aleyhim) başka kimse o Mushaf’a ulaşamamıştır. Bu rivayetlere göre Ehlibeyt İmamları (Selamullahi Aleyhim) ondan istifadeyle gelecekte vuku bulacak birtakım hadiseleri önceden bildirmiş ve hükümlerini de beyan etmişlerdir.[23] Son zamanlarda bazı yayıncılar tarafından “Sahifetu’z Zehra Selamullahi Aleyha”[24] adıyla yayımlanan kitap hazretin Mushaf’ıyla farklıdır. Çünkü bu kitapta genel olarak Hz. Fatıma’ya (Selamullahi Aleyha) isnat edilen dualara yer verilmiştir.

Kaynaklar:

[1]-Seyyid Rıza Celal Hüseyni, Tedvinus Sunneti veş Şeria, s.67
[2]-Es’ad Abud, Sahifetuz Zehra (Selamullahi Aleyha) s.65-85
[3]-Maruful Haseni; Seyyid Haşim, Siyretul Eimmetil İsna Aşer c.1, s.98-99
[4]-Muhammed Bakır Meclisi, Biharul Envar c.26, s.83-84
[5]-Aynı Kaynak s.38-93
[6]-Aynı Kaynak, s.34
[7]-Aynı Kaynak, s.14
[8]-Aynı Kaynak, s.44
[9]-Seyyid Muhammed Rıza Hüseyni Celali; Tedvinus Sunneti veş Şeria, s.77
[10]-Biharul Envar, c.26, s.73
[11]-Aynı Kaynak
[12]-Biharul Envar, c.26, s.44
[13]-Aynı Kaynak, c.26, s.41-42-94
[14]-Aynı Kaynak, c.26, s.93
[15]- Aynı Kaynak, s.44-84
[16]- Aynı Kaynak, s.24
[17]-Elbette bu rivayetler ile Mushaf’ın Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) imlası olduğunu bildiren rivayetler arasında bir nevi uyumsuzluk göze çarpmaktadır. O rivayetler Mushaf’ın yazılış zamanını Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) hayatı dönemi olarak beyan etmiştir, bu rivayetler ise Resulullah’ın (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem) vefatından sonrası olarak beyan etmektedir. Bu uyumsuzluğun giderilmesi için birçok yollar sunulmuştur:
[18]- Birinci kısımdaki rivayetlerde geçen “Allah Resulü” ibaresinden maksat Allah’ın elçisidir, peygamberi değil. Dolayısıyla bunu Allah’ın herhangi bir meleğine de tatbik etmek mümkündür. (Seyyid Muhsin Emin; A’yanuş Şia, c.1, s.311) bazı âlimler bu cevabı eleştirerek şöyle demişlerdir: Bu yorum güzel görünse de ancak “Resulullah” kelimesinin kullanıldığı yerlerle uyumlu değildir. Çünkü “Resulullah” kavramı İslami metinlerde genel olarak “Allah’ın peygamberi” anlamında kullanılmıştır, mutlak olarak her elçi anlamında değil.
İkinci olarak, Hz. Fatıma’nın (Selamullahi Aleyha) iki Mushaf’ı vardı denilebilir. O Mushaf’tan biri Resul-i Ekrem’in (Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Alihi ve Sellem) beyanlarını içermekteydi, diğeri ise Cebrail’in (Selamullahi Aleyh) (Hz. Fatıma Selamullahi Aleyha ile) sözlerinin neticesidir. Aynı kaynak, s.314, bu yorumun cevabı ise şudur; rivayetler bir Mushaf’tan söz etmişlerdir iki Mushaf’tan değil.
[19]-Al-i İmran, 42,43,54
[20]-Kasas, 7
[21]-Biharul Envar, c.26, s.66-79
[22]-A’yanuş Şia, c.1, s.314-513
[23]-Biharul Envar, c.26, s.83-84
[24]-Es’ad Abud ve Cevad İsfehani Kayyumi “Sahifetuz Zehra Selamullahi Aleyha”

Yorum Bırak

  1. EL-VELİ-HABLULLAHİ'L METİN dedi ki:

    TAĞUT nedir;Tağa kelimesi sınırı aşmak,karşı çıkmak,isyanda çok fazla ileri gitmek,haddi aşmak demektir.İnsan birçok nimetlere kavuştuğu ve kendisini başkalarına ihtiyaçtan uzak gördüğü,istediğini yapabilecek bir güç ve kabiliyette olduğunu zannettiği zaman Allah-u Teala’yı unutur.Dilediğini dileme ve yapabilme güç ve iradesine sahip olan kudretin yalnızca ALLAH olduğunu aklından çıkarır…Artık aklına gelenl yapar,Hak-Hukuk ve Had-Hudud tanımaz olur.HEVA ve heveslerinin peşinden gitmeye başlar,kendilerini dünyanın en büyüğü olarak görmeye başlar..”Andolsun ki biz,her ümmete;Allah’a ibadet edin,Tağut’tan sakının!diye bir peygamber gönderdik.”-Nahl-36….İçlerinden kimine Allah HİDAYET etti,kimine de sapıklık Hak oldu.”-Nahl-36..”yeryüzünde gezin de,yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu görün.”-Nahl-36……”Allah İŞİTENDİR BİLENDİR.”-Bakara-256…..”Dilin durmadan salavat getiriyor ama,MUHAMMED’in ahlakından sende ne var,onu göster.”-Mevlana…..”Sen o MÜNAFIKLARI gördüğün zaman,kalıpları hoşuna gider ve konuştuklarında dediklerine kulak verirsin.Sanki onlar direk olmuş keresteler gibidirler.Ve her gürültüyü KORKULARINDAN ALEHLERİNE SANIRLAR.Onlar düşmandırlar,onun için onlardan dakın.Allah kahretsin onları!Hakk’tan nasıl çevriliyorlar.”-Münafikun-4………”BU KİTAP,ALLAH’IN HİDAYET REHBERİDİR.DİLEDİĞİNİ ONUNLA DOĞRU YOLA İLETİR.ALLAH KİMİ SAPTIRIRSA ARTIK ONA YOL GÖSTEREN BULUNMAZ.”-Zümer-23…………….İLM-İ BİLLAH;;Allah’ı tanımak ve Allah’tan düşünmek,şu üç şeyi ihtiva eden kişinindir.Kalbini Allah ile dirilten(ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEK=MUTU KABLE ENTE MUTU)O’nun belasını güzel görüp,ruhunu temizleyip,ubudetini sağlam kılan ve Nefsin esaretinden hürriyetle zafere ulaşan..Artık O,Rabbi’nin huzurunu kendisine Mekan edinir ve O’nun sırlarını elde eder…”BİZ ONA KATIMIZDAN BİR RAHMET VERDİK,TARAFIMIZDAN HAS BİR İLİM ÖĞRETTİK.”-Kehf-65….Allah onun kalbini kendi vahdaniyet’inin içinde boğar.O artık O’nunla FERD’leşerek O’nun bütün sıfatlarıyla meşgul olur.O,O’nun eminidir,Kulları arasındaki BİR’idir,Yeryüzünde o O’nun TEK’idir.O öylr bir kimsedir ki,onu yeryüzünde “EY VAHİDİ”diye nida eden doğru söylemiştir….Tasavvufda ne varsa hepsini yaşadım,FENA nedir BEKA nedir hepsini yaşayarak öğrendim “Allah’a ne zorluğu olur,Alemi bir şahsa doldurur”-İmam Rabbani….Bilin ki VELAYET,NÜBÜVVETİN batını,Nübüvvet de Velayetin zahiridir.Zikrettikleri gibi,Hatemü’l-Evliya mişkatı da velayet-i Hassa-i Muhammediyye’den yani Peygamberlerin ve Velilerin cümlesinde olan velayetleri bir araya toplayan,eşyanın hususiyetleriyle ilgili yönlerini bütün varlıkların kökenlerini ve mutlak İlahi Velayetle ilgili olan hakikatleri içine alan Velayet’ten ibarettir..Hakikat-ı Muhammediyye’nin zahiri Külli Muhammedi Nübüvvet,Batını ise Mutlak Muhammedi Velayettir..Dolayısıyla Muhammed(s.a.v.)Zahirde HATMÜ’N-NÜNÜVVE,Batında ise HATEMÜ’L_VELAYE’DİR….Velayetin kesilmesi mümkün değildir.Allah kendisini”NEBİ” ve “Resul” diye isimlendirmeyip “VELİ” ve “HAMİD diye isimlendirdiği için O’nun VELİ’lerinin keslip bitmesi ebediyen mümkün olmaz..”Yaratmak da emretmek de O’na mahsustur.”-Araf-54…Allah-u Teala ZAT’ı,SIFATLARI,İSİMLERİYLE,başka bir şeyle değil, anvak gerçek Varlık’la varolan Hatemü’l-Velaye’nin AYN’nındaki “VELİ” ve “HAMİD”isimleriyleadlandırıldığı için bu SIFATLAR ancak Velayet’in Hatem’inden elde edilebilir…Ümmet-i Muhammed velilerinin kamillerinden olan kendilerine “Enbiya-yı Evliya” denilen ulu bir taifenin,Muhammedi kuşatıcılığa mahsus olan zevklerden nasibi vardır.İşte Mustafa(s.a.v)’in gerçek halifeleri,Varisleri ve kardeşleri de onlardır..”Yarattıklarımızdan öyle bir topluluk da vardır ki,onlar Hakk’a iletirler ve Hakk ile hüküm verirler.”-Araf-181…Zatiyyet hazinelerinin anahtarlarını elinde bulunduran Hatemü’l-Evliya’nın Ruhu,bunu kendi nefsinden akletmedi,ruhundan bütün ruhlara yaptığı bu istimdadı,cesedinin unsurlarla olan terkibi zamanından bilmedi,O bunu HAKİKAT ve RÜTBESİ YÖNÜNDEN BİLDİ…Bunları anlamak ve kavramak,işiten ve dinleyenlerin işitme ve anlama gücünün pek ötesindedir.Bir kimse bunları ayrıntılı olarak öğrenmek ve görmek istiyorsa HATEMÜ’L-EVLİYA’nın ve onun varislerinin yoluna salik olsun ve elini bu büyüklere teslim etsin….”Gerçek şu ki Allah,bir toplumun maruz kaldığı şeyleri onlar iç dünyalarındakini değiştirmedikçe,değiştirmez.Allah bir topluma bir perişanlık dileyince de artık onu geri çevirecek bir güç yoktur,ve onlar için Allah dışında koruyucu bir dost da olmaz.”-Ra’d-11…..Resulullah’ın(s.a.v.)Varisleri üç kısımdır.1-Sehm-i nübüvvetine varis olanlar;çekinmeden Halkı HAHH’a davet ederler,açık açık söylerler..2-Sehm-i velayetine varis olanlar;bir çok esrar-ı iahiye vakıftırlar,bilirler söylemezler,irşada mezun değillerdir..3-hem nübüvvetine hemde Velayetine varis olanlara gelince;İkisi de bir kimsede toplandığı zaman vekalet toplanmış oluyor.O O’nun vekilidir,ona akıl ermez.Resulullah,Allah’ın NUR’Alemlerin gurur ve sürurudur,Ona mahlukun aklı yetmediği gibi Velilerine de akıl ermez,tarife sığmaz.O hususi bir daire olmuştur,O daireye kimsenin aklı ermez…Ehlullah’ın bir kısmı en yüksek VELAYET derecesine sahip olur.Bu kimse,Allah-u Teala’nın kendisini VELAYETİ için seçip kullandığı bir kuldur.O Allah-u Teala’nın kabzasında(himayesinde)hareket eder,O’nunla konuşur,O’nunla görür,O’nunla tutar,O’nunla anlar,İdrak eder..İlmin sonu Hazreti Allah’a dayanır.Bu ilme İLM-İ BİLLAH(Allah’tan bil ilmi)denildiği gibi “LEDÜNNİ İLİM”de denir.Bu ilme mazhar olan HAKK’ı görür,HAKK’tan görür,Allah-u Teala’nın Tecelliyatının sonu yoktur…HAKK’ı gören ise Cenab-ı Vacib’ül-Vücud Hazretlerinden başka hiçbirşey görmez,yani Allah-u Teala’yı gören O’ndan başka bir şey görmez ve görmek de istemez.Zira herşey “LA” yokluk’dan ibarettir.”LA” mevcude illallah”TEVHİDİ’nin SIRRI’na vakıf ettirdiği kimseler hen görür,hem söyler ve hem de o hal ile yaşarlar.Her hellerinde Hikmet-i ilahi mevcuttur,birer numunedirler,birer Hakk adamı,Hakk dostudurlar.Onlar O’nun himayesinde,tasarruf-u ilahiyesindedirler,O’nun gözetimi altında iş ve icraat yaparlar…”De ki Allah bir TEK’tir.”-İhlas 1…Allah’ın VELİ ve HAMİD isimlerini mevcut kılmak sözü,bu sıfatların insani velayetin Hatmine göre Tek bir kimseye yönlendirmesiyle ilgilidir.Zira Veli ve Hamid’le isimlenmek de bu Hatem’in özünde ve başka bir şeyle değil,Hakk’ın varlığıyla,ZAT’ıyla,Sıfatlarıyla ve İsimleriyle meydana gelen velayetinde gerçekleşir..”O ALLAH’IN YERYÜZÜNDEKİ “TEK”İDİR”……Ashab-ı Kehf gençlerinin isimleri Arapça’ya çevirildiğinde 8 subuti sıfat olur……Yemliha=HAYAT..Mekselmina=Mekselina=İLİM..Meslina=SEMİ..Mertones=Mernuş=BASAR..Deberbos=Tebernuş=İRADE..Sesabyan=Şazenuş=KUDRET..Festatayos=Kafeştatayyuş=kelam..Kıtmir=TEKVİN…..Hadi sizler de Mağaraya sığının ki Rabbiniz size rahmette bulunsun………

  2. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    Güzel kardeşlerim,Kılavuz edinilen kimselerden olmaya çalışın,böyle olunca veraset yoluyla peygamberlere katılırsınız..Hz.peygamber(s.a.v.)şöyle buyurur;”Bir kişinin senin vesilenle Hidayete ermesi,güneşin üzerinde doğduğu herşeyden senin için daha hayırlıdır.”..SÖZÜYLE YAPTIĞI ARASINDA ÇELİŞKİ BULUNAN BİRİSİNİN AKLININ NOKSANLIĞI HAKKINDA ALLAH ŞÖYLE BUYURUR;”İnsanlara iyiliği emreder,kendinizi unutursunuz,halbuki siz Kitabı okuyorsunuz,akıllanmazmısınız?.”..İnsan Kur’an okur ve ondan herhangi bir şeye uymazsa EN KÖTÜ KİŞİLERDEN OLUR..Hz.peygamber(s.a.v) şöyle buyurur;”BİR ADAM KUR’AN OKUR VE KUR’AN ONA LANET EDER;O DA OKURKEN KENDİSİNE LANET EDER”…KUR’AN OKUYAN;”DİKKAT EDİN ALLAH’IN LANETİ ZALİMLERİN ÜZERİNEDİR” diye ayeti okur.Halbuki bizat OKUYAN KİŞİ ZALİMDİR veya “ALLAH’IN LANETİ YALANCILARIN ÜZERİNEDİR” ayetini okurken de KENDİSİ DE YALANCI OLDUĞU İÇİN KENDİNE LANET ETMİŞ OLUR…Kötü bir sıfatın kınandığı bir ayete gelir,Halbuki KENDİSİ O KÖTÜ SIFATA SAHİPTİR VE KUR’AN ONUN LEHİNE DEĞİL;ALEYHİNE DELİLDİR..Hz.Peygamber şöyle buyurur;”Kur’an lehinde veya aleyhinde bir delildir.”….Şimdi meydanlarda müslümanları,müminleri kandırmak için,”BİR ELİNDE KUR’AN,DİLİNDE YALAN,KURSAĞINDA HARAM” dolaşan bir Firavun var ya siz sakın ona kanmayın,onun için bir şey yapmanıza da bir şey yapmanıza gerek yok zaten,onun hakkından yine KUR’AN GELECEKTİR….”O işbaşına geçip idareci olduğunda yeryüzünde fesat çıkarmaya,ekini ve nesli helak etmeye çalışır.Allah fesadı sevmez.”-Bakara-205….”Dinin felaketine yol açan üç sebep vardır.Günahkar fakih,zalim devlet başkanı ve cahil müçtehid”..Bunlar;dine uymak şöyle dursun,dini kendilerine uydurmaya çalışırlar.Asıl gayeleri ise dini aslından çıkarmak,bi’dat ve küfrü yaymaktır.Bunlar islam dinini eğlenceye alanlardır…”Bunlar güya Allah’ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar.Oysa onlar sadece kendilerini aldatırlar da bunun farkında değillerdir.”-Bakara-9….Allah resulu dedem buyuruyor ki;”Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı,emanet kelepir ve de zekat angarya sayıldığı,İlim dinden başka gaye için tahsil edildiği,kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığında,mescidlerde gürültüler başgösterdiği,fasık kimsenin devletin başına geçtiği ve AŞAĞILIK adamın milletin LİDERİ olduğu,şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu,bu ümmetin sonunda gelenler evvel gelenleri lanetlediği zaman,işte o zaman kızıl bir rüzgar,zelzele,yere batma,şekil değiştirme,TAŞLAŞMA ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden Alametleri beklesinler.”…Yine Allah resulü dedem(s.a.v) buyuruyor ki;”Her milletin başına münafıklar geçmedikçe kıyamet kopmaz.”..Siz ne hal’de iseniz,başınıza o halde idareciler gelir.”..Başınıza MÜNAFIKLAR geçtiği zaman hayret etmeyiniz bu da sizin AMELİNİZ VE CEZANIZDIR.”..”Bir topluluk ölçüyü ve tartıyı eksik tuttuklarında kıtlık,geçim sıkıntısı ve ZALİM İDARECİ İLE CEZALANDRILIR.”..Zamandan şikayetinize sebep olan şeyler,amellerinizin bozukluğundandır.”……”İŞTE BU ELLERİNİZİN YAPIP ÖNE SÜRDÜĞÜ İŞLER YÜZÜNDENDİR.YOKSA ALLAH KULLARINA ZULMETMEZ.”-Enfal-51…..”Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi elleriniz yüzündendir.O yine de çoğunu affeder.”-Şura-30…..Allah resulü dedem buyuruyor ki;”Ümmetim üzerine öyle bir zaman gelecektir ki,İslam’ın ismi,İmanın resmi,Kur’an’dan ise harf ve hurufat kalacak.Gayretleri mideleri,dinleri para,kıbleleri karıları olacak.Onlar mahlukatın en şerlileridir ve onların Allah katında hiçbir nasipleri yoktur.”……..İbn Arabi der ki; “DEN” ile “E” arasında MELEKLER BULUNUR…Serhat ahmet tan kardeşim diyor ki,ben MÜŞTAK BABA’NIN ŞİFRELİ DİVANI’NI ÇÖZDÜM.Müştak baba orda diyor ki,”TİMSAH(FİRAVUN DEMEK) KARADENİZ'”E” ÇIKINCA”…Bak serhat ahmet tan kardeşim senin o çözdüm dediğin şeyin doğrusu şöyle olacak;”TİMSAH,YANİ FİRAVUN KARADENİZ'”DEN”ÇIKINCA…Yoksa firavun Karadeniz”E” çıkıp da orda ne yapacak,Çay ve Fındık mı toplayacak…Doğrusu,”Karadeniz”DEN” çıkınca olacak..Sen”DEN”ile “E” arasına bir daha dikkatlice bak orda melekleri göreceksin…Belki sen de o zaman FİRAVUN’A Firavun demeyi öğrenirsin…Firavun suya götürür gibi ATEŞE götürüyor sizleri…Firavun çoktan Karadeniz'”DEN” yola çıktı bile…”Allah’ı bırakıp da kiminiz kiminizi ilahlaştırmasın.”-Aliİmran-64….”Açtılar kenz-i füyuzu olunuz hil’at-puş,MUSTAFA geldi yine cümleniz iman ediniz.”(-Mevlana)……”ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR”.-İbrahim -27….

  3. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    Mübarek “Berat” Kandilinizi kutlarım.Allah resulü dedem(s.a.v.)Müminlere “Yekdiğeriniz”(hediyeleşiniz)buyurmuşlardır.İnsanlara verilecek en güzel hediye onlara Allah’ı anlatmaktır…Bugün biz de öyle yapalım…Bilmelisiniz ki,Allah’tan bize gelen şey Vahiy değil İLHAM’dır.Vahiy yolu Allah resulü dedemin Hakk’a kavuşmasıyla kesilmiştir.Vahiy peygamberden önce vardı.Fakat ilahi haberin ondan sonra vahiy olabileceği hakkında ilahi bir haber yoktur.Allah “sana ve senden öncekilere vahyetti”demiş,fakat sonrası adına Vahiy zikredilmemiştir.Resullullah’dan önce kendisine vahiy gelmiş olan Hz.İsa hakkındaki shih bir hadiste,onun bizim sünnetimize uyarak bize imamlık yapacağı belirtilmiştir…Zannetme ki İLHAM ilahi haber değildir.Böyle bir zan yanlıştır.İlham İlahi haberdir ve Allah’ın kişinin görmediği meleğin vasıtasıyla kuluna bildirimidir.Bazen özel yönden Allah kuluna İlham verir.Allah meleğin vasıtasıyla ilham edeceğini ilham eder veya vasıtaların ortadan kalkmasıyla özel yönden kula ilham verir.Bu tarz,İlham tarzının en yücesi ve değerlisi olduğu gibi Peygamber ve Veli’nin ortak olduğu yöndür..İlahi ilhamın büyük kısmında vasıta yoktur,onu bilen kimse kendisini nasıl alacağını da bilir.İlhamın verildiği yer nefis’tir.Allah teala “Ona İlham Etti”buyurur.Burada fail hüviyetidir.O halde İLHAM EDEN ALLAH’TIR…Başkası değil… “GÜNAHINI”….ÖĞRENSİN” diye,yoksa onu “YAPSIN” diye değil…ve “TAKVA’SINI”…Onu da “YAPSIN”diye…Öyleyse bu bir İlham ve bildirimdir,yoksa bu hususta BİLGİSİZLERİN zannettiği gibi değildir…Bu nedenle Allah “Onu kötülüklere gömen de Bedbahttır”buyurur..Ayette geçen ‘dess’ izdiham nedeniyle gizlice katmak demektir.Başka bir ifadeyle “GÜNAH AMEL,TAKVA AMELİNE KATILMIŞ”ayrım yerinde bu ikisi ayırt edilmemiş,bilgi ve amelde o ikisini bir araya getirmiştir…GERÇEK öyle değildir..Kulun bunu bilmeyişinin sebebi,elinden ŞERİAT terazisini atmış olmasıdır.Elinden şeriat terazisini bırakmasaydı,TAKVANIN EMREDİLDİĞİNİ ve GÜNAHIN YASAKLANIP her ikisinin ise kendisine açıklandığını görürdü….Allah günahı ve Takvayı Nefse izafe edince,her ikisinin de İlham alan Nefste gerçekleşeceğini anlamış olduk…TAKVA;sonucu nefse zarar verecek olan şeyden sakınmak demektir…Allah nefse sakınmasını sağlayan bir güç vermeseydi,bu ikisini ayırt etme gücüne sahip olamazdı..Burda İlham edilen TAKVA,nefse ilham edilen Mana’dır ve Nefs onu kullanmanın farkına varıp KUŞKU ve DELİLİ AYIRT EDER…Allah TAŞKINLIĞI EMRETMEDİĞİ GİBİ,BAZILARININ ZANNETTİĞİ GİBİ NEFSE KÖTÜLÜĞÜ VE GÜNAH İŞLEMEYİ DE İLHAM ETMEZ….BU ayet “Ona iki yol gösterdik” ayetine benzer..Yani iki yolu da Kul’a açıkladık..Başka bir ayette “Biz ona yolu gösterdik” buyurur.Yani ona beyan ettik,” YA ŞÜKREDER”yani yolun gereğine göre AMEL eder,eğer YASAK varsa ondan uzaklaşır,EMİR varsa onu yapar….”VEYA KAFİR OLUR”(örter),Yani kendini perdeler…Böylelikle onlar kendilerini kandırırlar,çünkü herkes bir BİLGİYE SAHİP OLARAK SAPMIŞTIR…Hakk’ın beyanının ardında da başka bir beyan yoktur..Kim Takvayla nefsini Temizlerse,Kim kendisine “GİRME” denilen bir yere nefsini sokarsa hüsrana uğrar.Bilgi ve mutluluk yolunu arayan Şeriat terazisini bir nefes bile elinden düşürmemelidir,çünkü terazi Allah’ın elindedir,onu yere koymaz,O ölçüyü yükseltir ve alçaltır……İşte şeriat terazisini eli,nden bırakanlar GÖMLEK değiştirdik diyenler,Günah amelini Takva ameline katanlar,bilgizilik ve cehalet yüzünden yoldan çıkanlar,sapıtanlar,ondan sonra t.v. ekranlarına çıkıp Firavun Recep’i korumak amacıyla “İnsanların günah işleme özgürlüğü vardır” diyenler “KAFİR” olmuşlardır,onlar ateş halkıdır,onlar Cehennem ehlidir,onlar cehennemim yakıtıdır…………..”Cehennem ehli oldukları ortaya çıktıktan sonra,peygamberin ve müminlerin akrabaları bile olsa müşrikler için bağışlanma dilemesi yakışık almaz.-Tevbe.9/113……..”Allah şöyle buyurur;Düşmanımı ve düşmanımızı dost edinmeyin,onlara sevgi göstermeyin”.-Mümtehine-60/1………”YAKLAŞMAKTA/YAKLAŞACAK OLAN YAKLAŞTI.-Necm s.-57″………

  4. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    “Allah’ı arkanıza atıp dışlanmış hale getirdiniz.Rabbim,yapıp ettiklerinizi çepeçevre kuşatmıştır.-Hud s.92……..”Ey toplumum!Allah’a kulluk edin.O’ndan başka tanrınız yok sizin.Eksik ölçüp yanlış tartmayın.”-Hud s.-84…..Ey toplumum!Ölçüyü ve tartıyı tam bir dürüstlükle yapın.İnsanların eşyalarını tırtıklamayın.Yeryüzünde bozgunculuk yaparak dolaşmayın.-Hud s.-85….Zulmedenlere eğilim göstermeyin.Yoksa ateş sizi sarmalar.Allah’tan başka dostlarınız kalmaz,size yardım da edilmez.-Hud s.-113……Zulme sapanlar ise içine gömüldükleri SERVET ŞIMARIKLIĞININ ardına düşüp SUÇLULAR haline geldiler.-Hud s.-116…..Ama onlar Firavunun emrine uydular.Oysaki,Firavun’un emri doğruya ve güzele ulaştırmıyordu.-Hud s.-97…..”İşte onları SUYA GÖTÜRÜR GİBİ ATEŞE GÖTÜRDÜ.Ne kötü varış yeridir o götürüldükleri yer.-Hud s.-98…..Ey toplumum’Rabbinizden af dileyin,sonra O’na yönelin ki ÜZERİNİZE GÖĞÜ BOL BOL GÖNDERSİN,Kuvvetinize kuvvet katsın.Günahkarlar olup da Allah’tan yüz çevirmeyin.-Hud s.-52….”O’nun çarpması gerçekten çok korkunçtur,şiddetlidir.”-Hud s.-102……”Gücüm ölçüsünde BARIŞ ve İYİLİKTEN başka bir şey de istemiyorum.Başarım ancak Allah’ın desteğiyledir.Yalnız O’na güvendim ben,yalnız O’na yöneliyorum.-Hud s.-88………”Rabbinizden af dileyip O’na yönelin,Rabbim Rahim’dir,rahmeti sınırsızdır,VEDUD’dur,çok sevgilidir.-Hud s.-90……”Güzelikler kötülükleri silip süpürür.İşte bu,Allah’ı ananlara bir ÖĞÜTTÜR.”-Hud s.-114…..İnanmayanlara de ki;”Yapabildiğinizi yapın,biz de işimizi yapıyoruz.”-Hud s.-121…….”Ey toplumum!Elinizden geleni yapın,ben GÖREVİMİ yapıyorum.Yakında bileceksiniz Rezil edici bir azabın kime geleceğini,Yalancının kim olduğunu!Gözetleyin ben de sizinle beraber gözetliyorum.”-Hud s.-93………

  5. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    Çakma Mehdi Firavun Recep göya İslam birliğini kuracaksın başa geçip siyonistlerle bir olup Müslümanlara Zulüm edeceksin öyle mi!!!Boşuna beklersin daha çok beklersin…Bak ben sana o işin doğrusunu anlatayım…..Allah resulü(s.a.v.)Dedem Mirac’dayken Cennetten bir Elma koparır ve yer,daha sonra Mirac dönüşüde o zaman ki hanımı olan Hz.Hatice’den ilk kızı Hz.Fatma doğar ve işte o Canından çok sevdiği,onun bulunduğu meclise geldiğinde hürmet edip ayağa kalktığı ve daima hoş tuttuğu Cennet hanımlarından biri olan ve onunla kevser havuzbaşında buluşacak olan Hz.Fatma’nın Cebrail a.s bildirmesiyle Hz.Ali’ya nikahladığı “Ben ilmin şehriyim Ali de onun kapısıdır” dediği 12.İmamların birincisi olan AMCAOĞLU olan Hz.Ali ile evlendirmesi hepsi Allah’ın hikmeti ve dilemesidir,işte O soydan,O ev halkından,EHL-i BEYT’den gelecek olan,O AMUCA kabilesinden gelecek olan Mehdi yani TÜRK İSLAM BİRLİĞİNİ KURUP CİHAN HAKİMİYETİNİ KURUP YÖNETECEK “KIZIL ELMA”benim bak bunu anladıysan mutlulardansın yok eğer anlamadıysan bedbahtlardansın,bana soracak olursan SEN VE YANDAŞLARIN ATEŞ HALKINDANSINIZ……

  6. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    Siyonistlerle bir olup Türkleri ve Türkiyeyi yok etmeye çalışan İslamı yeryüzünden kaldırmak için uğraşanlar EY Firavun Recep, “Allah bize sizin hallerinizden birçoğunu haber vermiştir.”-Tevbe suresi-94…”Onlar düşmanlık dolu,azmış kişilerin ta kendileridir.”-Tevbe suresi-10….”Dikkat edin,FİTNENİN TA İÇİNE KENDİLERİ DÜŞMÜŞLERDİR.Ve Cehennem o nankörleri elbette çepeçevre kuşatacaktır.-Tevbe suresi-49…”İş sadece şudur;Allah onlara şu iğreti hayatta azap etmeyi ve canlarının Küfre sapmış bir halde çıkmasını istiyor.-Tevbe suresi-55…”Allah onları maskaraya çevirecektir.Onlar için acıklı bir azap da var.”-Tevbe suresi-79….”Kalpleri üzerine mühür basılmıştır.Artık anlayıp kavrayamazlar.”-Tevbe suresi-87…..”Tüm amelleri boşa öıkmıştır onların.Ateşte sürekli kalacaklardır onlar.”-Tevbe suresi-17…..”Bilin ki siz,ALLAH’I ACİZ BIRAKAMAZSINIZ şu da bir gerçek ki,Allah küfre batanları rezil eder.”-Tevbe suresi-2……”Biz de size Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle bir azap çarptırmasını bekliyoruz.Artık bekleyin,sizinle beraber biz de bekliyoruz.-Tevbe suresi-52…..

  7. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    NUR nedir nasıl birşeydir hiç göreniniz veya bileniniz var mı acaba!!!..Benim canım annem,Allah ona daha çok ömür versin,benden alsın onun ömrüne ömür katsın daha henüz genç bir kız iken bir gece komşuya kahve almaya gittiği zaman dönüşünde tam önünden beyaz ışık saçan ve hışır hışır diye ses çıkartan ama herhangi bir ısısı olmayan sadece bana rüzgarı geldi diye tarif eden ve tam önümden geçti diyen bir ucu Rumeli feneri tarafında bir ucu şile tarafında olan kuyruklu yıldız biçiminde uzayıp giden cismin o da tam olarak ne olduğunu bilmediği bir cismin önünden geçip gittiğini bizlere daha yeni anlattı benimde bundan daha yeni haberim oldu….Araştırdım NUR nasıl bir şey diye iki şekilde olurmuş,bunu da İbn.Arabi’nin kitaplarının birinde rastladım,Bir, Parlak ışık saçan bir top şeklinde olurmuş,iki,uzayıp giden kuyruklu yıldız biçiminde olurmuş…Allah’ın Hikmetine sorgu sual olunmaz,şanı yüce Rabbim öyle ince hikmetler sergiliyor ki insan aklı havsalası almaz……işte onun için diyorum ki;”Analar vardır,Peygamber doğurur,Analar vardır Mehdi doğurur,Analar vardır Firavun doğurur bu da Allah’ın HİKMETLERİNDENDİR………EY FİRAVUN RECEP Siyonistlerin uşağı ÇAKMA MEHDİ RECEP,kendini gizliden gizliye Mehdi ilan edip bir de HUMUS toplar gibi etrafdan aldığın rüşvetleri senden tek tek geri alacağım,yoksulun fakir fukaranın,öksüzün yetimin hakkını sana yedirmeyeceğim, artık Allah’tan kork,senin de saltanatın ve ZULMÜN yakında bitecek…

  8. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    Koca koca adamlar,ilahiyet Prof.ları tv. ekranlarına çıkıp Mehdi yoktur gelmeyecektir,olmayan birşey nasıl gelir ki diyorlar,bazıları ise efendim bu bize yahudilerden,hristiyanlardan geçmedir diyorlar hem de hiç utanmadan sıkılmadan,Allah’tan korkmadan…Peki ya Mehdi Allah’ın izni ve lütfu ile İlmiyle işaretleriyle ortaya çıktığı zaman bu inkar edenler ne yapacak acaba çok merak ediyorum…”Allah Cehaleti özür olarak kabul etmez”…..Bakalım çok yakında göreceğiz,Mehdi en büyük yardımcısı olan ASHAB-I KEHF ile,yani Onun bilgisi ile ortaya çıktığı zaman ne yapacaklar,yok efendim 12 imam yokmuş bunlar Şiilerin uydurmasıymış,göreceksiniz yakında 12.İmam varmıymış yokmuymuş……Bakın beni iyi dinleyin ey İman edenler size bir şey daha anlatayım da İmanınız artsın,inanmayınların da Kalplerine Korku dolsun….Ben daha doğmamışken annemle babam henüz daha nişanlıyken bir gece annem rüyasında bir kar fırtınasının ortasında kalıyor,”Eyvah ben şimdi ne yapacağım” diye üzülüyor tam o sırada yer yarılıyor ve topraktan Hz.Ali çıkıyor ve “Al kızım bunu, bununla GÜÇ VE KUVVET bulursun” diyor ve ona Zülfikar’ı veriyor…Aynı rüyayı Rahmetli babam da görüyor ona da Aynı şeyi söyleyip ona da Zülfikarı veriyor….İşte ben burda ZÜLFİKAR Mehdi’ye geçti derken boş konuşmuyorum,Şanı yüce Rabbim öyle ince Hikmetler sergiliyor ki onları normal bir beşerin anlaması mümkün değil…Anlayacağınız üzere daha sonra ben doğuyorum…Ben bütün bunları daha yeni yeni öğreniyorum….ZÜL:SAHİP..FİKAR:FİKİR,BİLGİ…..Zülfikar artık Mehdi’de içiniz rahat olsun,Allah’a HAMD ile ŞÜKREDİN Allah vaadinden asla dönmez……”Allah’ın Nur’unu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar.Allah ise Kafirler hoşlanmasa da Nur’unu tamamlamaktan başka birşey istemiyor.-Tevbe suresi-32………..”Onlar Allah’ı unutmuştur,Allah da onları unutmuştur.İkiyüzlüler(Münafıklar),yoldan sapmışların ta kendileridir.”-Tevbe suresi-67…….

  9. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    Mehdi,Resulullah’ın bayrağı ile insanların başlarına BELA ÜZERİNE BELA YAĞDIĞI ve çıkışından ümit kesildiği bir sırada çıkar,iki rekat namaz kılar,namazdan dönünce şöyle der;”Ey insanlar,Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun Ehl-i Beyt’i çok belalar gördü ve bizler kahr ve haksızlığa maruz kaldık.”…….Hz.Muhammed(s.a.v.) buyuruyor ki;”Mehdi bizden Ehl-i Beyt’dendir.Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir.”…….Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur;”KİM DECCALİ YALANLARSA KAFİR OLUR.YİNE KİM HZ:MEHDİ’Yİ YALANLARSA KAFİR OLUR.”………Onun Aslı Nur’dur,görünüşü beşerdir…Felekler O’nun Nurundan yaratılmıştır.”Allah göklerin ve YERİN Nurudur.”..Allahu teala kimi sevip seçmişse,kimi ZAT’ına çekmişse,emanetini kime vermişse,Resulullah’ın NUR’unu kime takmışsa Varis-i Enbiya işte onlardır,Ben Allah’ın Mehdi’si sizleri Basiret üzere Allah’a kulluğa davet ediyorum……..

  10. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    ..”Biz bir ülkeye bir peygamber gönderdiğimizde,onun halkını ZORLUK ve DARLIKLA mutlaka sıktık ki,SIĞINIP YAKARSINLAR.”-Araf suresi-94…………..”Deccal’in çıkmasından önce gökyüzü Üç sene yağmurunu tutar.Birinci senede normal yağmurun Üçte birini tutup,Üçte ikisini yağdırır.yeryüzü bitkisinin üçte birini bitirmez.İkinci yılda gökyüzü normal yağmurunun üçte ikisini yağdırmaz.Yeryüzü de bitkisinin üçte ikisini bitirmez.üçüncü yılda ise gökyüzü yağmurunun tamamını keser,yeryüzü de bitkisinden hiçbirini bitirmez….(hadis)…….Allah’a kaçın,Allah’a koşun,ALLAH’A SIĞININ……..Bırakın particiliği,purtuculuğu,Kula kulluk etmeyin,kendisinden korkmanızda daha hayırlı olan ALLAH’A KULLUK EDİN….ALLAH’TAN BAŞKA GÜÇ VE KUDRET YOKTUR……..

  11. HIZIR dedi ki:

    …………..”BEN BUNU KENDİLİĞİMDEN YAPMADIM”……..

  12. HIZIR dedi ki:

    Ne oldu dün gönderdiğim yazılar çıkmadı..Sen mi sildin yoksa oraya ulaşmasını engellediler mi!!!!…Lütfen dürüst “OL”……

  13. HIZIR dedi ki:

    “Ben sana demedim mi sen benimle yolculuk yapmaya dayanamazsın diye”…….”Aklının,Havsalanın almadığı bir şeye nasıl dayanacaksın ki!!!!………

  14. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    …”Cahiliye devrine geri dönüldü Nur-u muhammed göründü”………EY İnsan suretindeki Toprak parçaları,Ey AKP’liler varacağınız yer cehennemdir,siz asla Allah’ı yenemezsiniz,Allah’ın NUR’unu da ağzınızla söndüremezsiniz…Onlar müminleri bırakıp kafirleri dost edinirler.Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar?Bilsinler ki,şeref ve kudret tamamen Allah’a aittir.-Nisa s.-139…….Allah hakkın ta kendisidir.-Hac s.-22/6……….Kimindir bugün mülk/saltanat?O Vahid ve Kahhar olan Allah’ın!.-Mümin s.-16…..Hamd bizi buna eriştiren Allah’a mahsustur.Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı biz asla hidayete ermiş olamazdık.-Araf s.-7/43…………Allah’a koşun,Allah’a kaçın,Allah’a sığının………………

  15. EL-VELİ-Hablullahi'l Metin dedi ki:

    ……CAHİLİYE DEVRİNE GERİ DÖNÜLDÜ,NUR-U MUHAMMED’İ GÖRÜNDÜ….”Onlar müminleri bırakıp kafirleri dost edinirler.Onların tarafında bir şeref ve kudret mi arıyorlar?Bilsinler ki,şeref ve kudret tamamen Allah’a aittir.”-Nisa s.-139……………….Sağlamca hükmetme O’nun hakkıdır alemde/İnce ve kırılgan sensin,el-Metin ise Allah…………….”Allah Hakk’ın ta kendisidir”-Hac s.-22/6………”Kimindir bugün Mülk/saltanat?O Vahid ve Kahhar olan Allah’ın!.-Mümin s.-16……….”Hamd bizi buna eritiren Allah’a mahsustur.Eğer Allah’ın bizi eriştirmesi olmasaydı,biz asla hidayete ermiş olamazdık!”.-Araf s.-7/43……