Hz. Fatıma’nın (sa) Tesbihatı

Hz. Fatıma’nın (sa) Tesbihatı

Nis 29, 2011 9 Yazar: beytül ahzan

Hz. Ali (as) bir gün ashaptan birine şöyle buyurdu:

“Kendimle Fatıma’nın (sa) durumunu sana anlatmamı istiyor musun? Fatıma o kadar evime su getirdi ki, bedeninde kırba iz bıraktı; o kadar el değirmeniyle buğday öğüttü ki elleri nasır bağladı; o kadar evde temizlik yaptı, evi süpürdü ve kazanın altında ateş yaktı ki elbisesi eksilip bozardı. Bu yüzden Fatıma’ya; “Peygamber’in huzuruna gidip durumu O’na beyan edecek olursan, ev işlerinde yardımda bulunacak bir hizmetçi verir sana.” dedim.

Fatıme (sa) bu tavsiyeleri kabul edip Resulullah’ın (saa) yanına gitti. Ama Resulullah’ın bir grup sahabeyle sohbet ettiğini görünce ihtiyacını izhar etmekten utanıp bir şey söylemeden geri döndü.

Resulullah (saa) Fatıma’nın bir hacetten dolayı geldiğini anlamıştı. İşte bundan dolayı o günün sabahı evimize teşrif buyurdular, selam verdiler, biz de cevap verdik. Eve dahil oldu ve yanımızda oturup şöyle buyurdu:

“Fatımacığım, dün gece ne maksatla bizim eve geldin?”

Fatıma (sa) hacetini arz etmekten utandı. Bu sırada ben şöyle dedim:

“Ya Resulellah! Fatıma eve o kadar su taşımış ki, kırbanın bağı göğsünde iz bırakmış, o kadar el değirmeni çevirmiş ki elleri nasır bağlamış, o kadar ev işlerinin temizliğinde çalışmış ki elbiseleri bozarmış, yemek yapmak için o kadar kazanın altında ateş yakmış ki, elbiseleri kararmış. Bundan dolayı ona: “Eğer babanın yanına gidip bir hizmetçi istemiş olursan seni bu durumdan kurtarır” dedim.

Peygamber’in (saa) gözleri yaşarıp şöyle buyurdular:

“Fatımacığım! Hizmetçiden daha hayırlı bir ameli sana öğreteyim mi? Her gün otuz dört defa  “Allah-u Ekber” otuz üç defa “Elhamdulillah” otuz iç defa da “Süphanallah” zikrini söyle; bu zikir yüz defadan fazla değildir; fakat bunun amel defterinde bin sevabı vardır. Fatımacığım! Eğer bunu her gün sabahleyin söylersen, Allah dünya ve ahret işlerinde sana kifayet eder.”

Fatıma (sa) babasına cevap olarak üç defa şöyle dedi: “Allah ve Resulünden razı oldum.

[Bihar’ul-Envar, c. 43, s. 82 ve 134. ]