Hz. İmam Hüseyin’den (as) Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 18 Aralık 2009 5.841 kez okundu Hadis 1 Yorum


1- “Ey Allah’ın kulları! Allah’tan korkun, dünyaya karşı ihtiyatlı davranın; eğer bütün dünya bir kişiye kalacak veya bir kişi orada daimi kalacak olsaydı, Peygamberler baki kalmaya daha layık, rızayetleri celbedilmeye daha evla ve böyle bir hükme daha uygun olurlardı. Ama Allah-u Teala dünyayı fani olmak için yaratmıştır; yenileri eskiler, nimetleri zail olur, sevinci ise kararır (gam ve üzüntüye dönüşür). Dünya engebeli bir menzil ve muvakkat bir evdir. Öyleyse ahiretiniz için azık toplayın, en güzel azık ise sakınmaktır; Allah’tan sakının, ta ki kurtuluşa eresiniz.”

2- Yanında başkasının gıybetini eden bir adama şöyle buyurdu:

“Ey adam! Gıybet etmekten sakın. Çünkü gıybet, cehennem köpeklerinin katığıdır.”

3- “Allah’ı gazablandırmakla halkın rızasını kazanmak isteyen bir kavim kurtuluşa erememiştir.”

4- “Kıyamet günü, yalnız dünyada Allah’tan korkan kimse emin olabilir.

5- “Allah-u Teala buyuruyor ki: “Mümin erkek ve kadınlar birbirlerinin velileridir, marufu emreder ve münkerden nehyederler…” Allah-u Teala (müminlerin sıfatını saydığında) emr-i bil maruf ve neyh-i anil münkerle başlayıp ilk olarak onu farz kılıyor. Çünkü biliyor ki, eğer bu farize hakkıyla yerine getirilip uygulanırsa artık bütün farizeler, ister kolay olsun ister zor yerine getirilip uygulanır. Çünkü marufu emredip münkerden nehy etmek, zulme uğrayanların haklarının alınmasını, zalimlere muhalefeti, beytul malın ve ganimetlerin adaletle dağıtılmasını, zekatın gereken yerlerden alınıp gerektiği şekilde sarf edilmesini sağlamakla İs-lam’a yapılan (ameli) bir davettir.”

6- “Ey insanlar! Resulullah buyurmuştur ki: Kim, Allah’ın haramını helal bilen, ahdini bozan, Resulünün sünnetine muhalif olan, kulları arasında günah ve zulüm yapan zalim bir yönetici görür de amel ve sözüyle ona karşı çıkmazsa, Allah-u Teala onu, o zalim yöneticiyi sokacağı yere (cehenneme) sokar.”

7- “İnsanlar dünya kullarıdır, din ise onların dillerine bir yalaktır. Dinin sayesinde geçimlerini sağladıkları müddetçe onun etrafını sararlar, ama zorluklarla imtihan edildiklerinde dindarlar azalır.”

8- “Allah’a isyan ederek bir şeye ulaşmak isteyen kimse, umduğundan uzaklaşarak korktuğu şeye yaklaşır.”

9- “Hak üzere amel edilmediğini ve batıldan kaçınılmadığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda, müminin ölümü arzulaması haktır. Ben ölümü saadet, zalimlerle yaşamayı ise alçaklık biliyorum.”

10- “Ey Ebu Süfyan’nın oğullarına uyanlar! Eğer dininiz yok, ahiretten de korkmuyorsanız, en azından hür insanlar olun.”

11- “Eğer şuurunuz olsaydı, anlardınız ki insanların içerisinde en büyük musibete uğrayan, ulemanın hakiki makamından uzak düşmüş bulunan sizlersiniz. Çünkü işleri yürütmek ve hükümleri uygulamak, Allah’ın helal ve haramına emin olan ulemanın elinde olmalıdır. Oysa bu mevki sizin elinizden alınmıştır. Bu mevki sadece açık deliller geldikten sonra hakta tefrikaya düşmeniz ve sünnette ihtilaf etmeniz yüzünden elinizden çıkmıştır. Eğer eziyetlere sabredip, Allah için zorluklara katlanacak olsaydınız, İlahi işler sizden çıkar ve size dönerdi. Ama siz mevkiinizi zalimlere bırakarak İlahi meseleleri onlara teslim ettiniz; onlar da şüphe üzerine hareket edip nefsi arzularına uyuyorlar. Zalimleri bu işlere musallat kılan, siz alimlerin ölümden kaçması ve sizden ayrılacak hayata gönül bağlamanızdır…”

12- “Allah’ım! Sen biliyorsun ki, bizim tarafımızdan gerçekleşen kıyam, saltanat için yarışmak ve değersiz dünya mallarından bir şeye ulaşmak için değildir. Senin dininin (öğretilerini) öğretmek, ıslahat yapmak, mazlum kullarına emniyet ve güvence kazandırmak, İslam’ın farz ve Resulullah’ın sünnet ve hükümleriyle amel olunması içindir.”

13- “Farz olan cihatlardan biri, insanın kendisini günah-tan koruması için nefsi ile cihat etmesidir. İşte bu cihat, cihatların en büyüğüdür… Sünnet olan cihat ise, kişinin bir sünneti (genel bir adeti) ayakta tutması, uygulama ve ihya etmesi için çalışmasıdır. Bu yolda çalışmak ve çaba sarf etmek, en üstün amellerdendir. Çünkü bu, (güzel olan) bir sünneti diriltmektir. Nitekim Resulullah (s.a.a) buyurmuştur ki: “Kim güzel bir sünnet (adet ve gelenek) koyarsa, kıyamet gününe kadar, amel edenlerin sevabından bir şey eksilmeksizin o sünnetle amel edenlerin sevabı kadar ona sevap yazılır.”

14- “Eğer dünya hayatı bazılarının nazarında değerli sayılıyorsa, Allah’ın mükâfat evi (cenneti) daha yüce ve daha değerlidir.”

Eğer bu bedenler ölüm için yaratılmışsa, insanın Allah yolunda kılıçla öldürülmesi daha üstündür.

Eğer rızklar takdir edilip bölünmüşse, servet elde etmekte insanın hırsının azlığı daha güzeldir.

Eğer dünya malını toplamak ondan bir gün el çekmek içinse, insanın böyle bir servete cimrilik yapmaması gereklidir.”

15- “Ben size Allah’ın takvasına sarılmayı tavsiye ediyorum, azabından korkutuyor ve nişanelerini gözünüzün önüne koyuyorum. Gelmesi sevilmeyen ve tadı kötü olan korkunç ve dehşetli ölüm gününün gelip çatmasına az kalmıştır. (O ölüm ki,) ruhunuzdan asılıp sizi amel etmekten tamamen koparır. Öyleyse yaşadığınız sürece onun ansızın gelecek belalarına hedefmişsiniz gibi sıhhatinizi ganimet bilin, amel etmeye koşun. O (ölüm), sizi yerin üzerinden alıp içine bırakır, (yerin) üstünden düşürüp aşağısına sokar. Ülfet ve beraberlikten koparıp vahşet ve yalnızlığa atar; rahatlık ve aydınlıktan yerin karanlık ve darlığına götürür. Orası öyle bir yerdir ki, ne dostlar orada ziyaret edilir, ne hastaların yanına gidilir ve ne de yardım dileyenin yardımına koşulur.”

16- “Bazıları Allah’tan bir şey umarak ibadet ederler; bu, tacirlerin ibadetidir. Bazıları da (ateşten) korkarak ibadet ederler, bu da, kölelerin ibadetidir. Bazıları ise (Allah’ın nimetlerine) şükür olarak ibadet ederler, bu da hür insanların ibadetidir; işte en faziletli ibadet budur.”

17- “Bilin ki, insanların size olan ihtiyaçları, Allah’ın size verdiği nimetlerdendir. Öyleyse o nimetlerden bıkmayın, yoksa belaya dönüşür.”

18- “Ey İnsanlar! Allah-u Teala’nın, kendi velilerine öğüt vermek için Yahudi alimleri hakkında yaptığı kınamadan öğüt alın. Allah-u Teala (Yahudi alimlerini kınayarak) şöyle buyuruyor: “Niçin onların din alimleri, onları (Yahudileri) günah olan sözleri söylemekten (ve haram yemekten) men etmediler…”  Yine buyurmuştur ki: “İsrail oğullarından kâfir olanlara, Davud’un diliyle de lanet edilmiştir… Yaptıkları iş ne de kötüdür.”

Allah’ın onları kınaması, Yahudi alimlerin, aralarında bulunan zalimlerin, yaptıkları kötü işleri görüp onlar vasıtasıyla elde ettikleri dünya mal ve makamına olan bağlılıkları ve maruz kalmaktan korktukları baskı yüzünden onları alıkoymamaları içindir. Halbuki Allah Teala: “İnsanlardan korkmayın, benden korkun” diye buyurmaktadır.  Ve yine buyuruyor ki: “Mümin erkekler ve mümin kadınlar, birbirlerinin (gözetleyen ve koruyan) velileridirler;

iyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar…”

19- “(Ey insanlar!) Allah’tan sakınmayı size vasiyet ediyorum. Zira Allah Teala, takvalı kimseyi hoşlanmadığı durumdan kurtarıp hoşlandığı bir duruma götürmeyi ve ummadığı yerden rızkını vermeyi uhdesine almış ve garanti etmiştir. Öyleyse sakın kulların yaptıkları günahlardan dolayı onlara acıyan ve kendi günahının cezasından emin olan kimselerden olmayın. Zira Allah’ı aldatarak cennet kazanılmaz ve O’nun nimet ve sevabına; O’nun izniyle gerçekleşen itaatten başka bir yolla erişilemez.”

20- “Allah’tan başka sığınağı olmayan kimseye zulüm etmekten sakın.”

21- “Seni seven, kötü işlerden seni sakındırır; sana buğzeden ise seni bu işlere tahrik eder.”

22- “Akıl, ancak hakka uymakla kâmil olur.”

23- “Laubali kişilerle oturup kalkmak, insan hakkında şüphe doğurur.”

24- “Allah korkusundan ağlamak, cehennem ateşinden kurtulmaya sebep olur.”

25- Bir kişi, Seyyid-uş Şüheda’nın (İmam Hüseyin’in) huzuruna gelerek: “Ben günahkar bir kimseyim, kendimi günah işlemekten alamıyorum, bana nasihat et” dediğinde İmam (a.s) şöyle buyurdu:

“Beş şeyi yap sonra dilediğin günahı işle:

a) Allah’ın rızkını yeme, istediğin günahı yap.

b) Allah’ın mülkünden ve hâkimiyeti altından dışarı çık, istediğini yap.

c) Allah-u Teala’nın seni göremeyeceği bir yer bul, ne yapmak istersen yap.

d) Azrail canını almaya geldiği zaman teslim olma, o zaman gönlünün istediğini yap.

e) Kıyamet günü cennetin maliki seni cehenneme götürmek istediğinde cehenneme gitme, ondan sonra arzuladığın işi yap.”

26- “Özür dilenecek hareketten sakın! Çünkü mümin ne suç işler, ne de özür diler; ama münafık her gün suç işler ve özür diler.”

27- “Sonra siz ey ilimle meşhur olup hayırla anılan, nasihatle tanınıp Allah’ın vesilesiyle halkın gönüllerinde heybetli görünen alimler topluluğu! (Bilin ki,) şerefli insanlar sizden çekinir, zayıflar size saygı gösterir, kendi düzeyinizde olan ve iyilikte bulunmadığınız kimseler sizi kendilerine tercih ederler. (İnsanların) ihtiyaçları karşılanmadığı zaman sizin arabuluculuğunuzla karşılanır. Yolda giderken padişahların heybeti ve büyüklerin de izzetiyle yürürsünüz. Acaba bunların hepsi sizden beklenilen İlahi vazifenizi yapmanız (hakkı hakim kılmanız) için değil midir? Ama siz vazifenizin çoğunu yapmıyorsunuz, kusur ediyorsunuz. İmamların hakkını küçümsüyor, zayıfların hakkını çiğniyorsunuz. Fakat kendiniz için sandığınız hakka gelince onu (hemen) talep ediyorsunuz. Siz Allah yolunda ne bir mal harcadınız; ne yarattığı nefsi O’nun için herhangi bir tehlikeye attınız ve ne de O’nun rızası için bir topluluğa düşman oldunuz. (Bununla birlikte) Allah’ın cennetine girmeyi, Peygamberleriyle komşu olmayı ve azabından da kurtulmayı arzu ediyorsunuz!”

28- “Bir adam İmam (a.s)’a selam vermeden; “Nasılsınız? Allah afiyet versin” dediğinde İmam (a.s) şöyle buyurdular: “Evvel selam, sonra kelam. Allah da sana afiyet versin.” Daha sonra buyurdular ki: “Selam vermedikçe hiçbir kimseye konuşma müsaadesi vermeyin.”

29- “Kabul etmenin nişanelerinden biri akıllılarla birlikte oturmaktır. Küfür (veya fikir) ehlinden gayrisiyle tartışmak cahillik alametlerindendir. Alimin nişanelerinden biri de kendi sözünü eleştirmesi ve muhtelif görüşlerin hakikatinden haberdar olmasıdır.”

30- “Mümin, Allah’ı kendisine sığınak, sözünü ise ayna edinir; bazen müminlerin, bazen de gaddarların sıfatına bakar; onların sıfatlarından incelikler elde eder, kendisini iyice tanır, üstün zekasıyla yakin makamına ulaşır ve nefsini temizlemekte de güçlü olur.”

31- “İyiliklerde yarışın ve manevi ganimetleri elde etmeye koşun”.

32- “Cömertlik eden yücelir, cimrilik yapan ise alçalır (rezil olur).”

33- “Bir kimse İmam Hüseyn (a.s)’dan dünya ve ahiret hayrını kendisi için yazmasını istediğinde İmam (a.s) şöyle yazdı:

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Kim Allah’ın rızasını, halkın öfkesini kazanarak elde ederse Allah, insanların ellerinde olan işlerde ona kifayet eder; kim halkın rızasını, Allah’ın gazabını kazanarak elde ederse, Allah onu insanlara bırakır. Vesselam.”

34- “Kim, bir müminin gam ve üzüntüsünü giderirse, Allah-u Teala onun dünya ve ahiret üzüntülerini giderir”.

35- “Halkın haysiyetine el uzatan (onların haysiyetiyle oynayan) birisini duyduğunda, onun seni tanımamasına çalış.”

36- “Zenginlik nedir? diye sorduklarında: “Arzuların az olması ve yeterli bir rızka razı olmaktır.” buyurdular.

37- Ensardan birisi, İmam (a.s)’a ihtiyacını karşılaması için ricada bulunmak istediğinde, İmam (a.s) şöyle buyurdu:

“Ey Ensari kardeş, yüzünün suyunu dökme, istediğini bir kâğıda yaz, ben Allah’ın izniyle seni sevindirecek bir şey yaparım…” (Sonra şöyle buyurdu:) “Şu üç kimsenin dışında hiç kimseye ağız açma: Dindar, yiğit ve soylu. Çünkü dindar kendi dinini koruması için senin ihtiyacını karşılar; yiğit de (seni ümitsiz etmeyi) kendi yiğitliğine sığdırmaz, utanır; soylu ise ihtiyacın için yüzünün suyunu dökmeye mecbur kaldığını bildiğinden, haysiyetini korumak için seni eli boş geri çevirmez.”

38- “İyilik karşısında mükâfat ve suç karşısında ceza göreceğini (kesinlikle) bilen bir kimse gibi amel et.”

39- “Selamın yetmiş sevabı vardır, altmış dokuzu selam verene, biri ise selamın cevabını alan

kimseyedir.”

40- “Bir Müslüman kardeşin senden ayrıldığında, arkandan söylemesini sevmediğin şeyi sen de onun arkasından söyleme.”

———————

KAYNAKLAR

1- Hicretten Şahadete, s. 206.

2- Tuhaf’ul- Ukul, s. 493.

3- Maktel-i Harezmi, c. 1, s. 239.

4- Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 192.

5- Tuhaf’ul- Ukul, s. 477.

6- Maktel-i Harezmi, c. 1, s. 234.

7- Tuhaf’ul- Ukul-s. 493.

8- Tuhaf’ul- Ukul, s. 499.

9- Tuhaf’ul- Ukul, s. 493.

10- Maktel-i Harezmi, c.2,s.33.

11- Tuhaf’ul- Ukul, s. 479.

12- Tuhaf’ul- Ukul, s. 481.

13- Tuhaf’ul- Ukul, s. 489.

14- Bihar’ul- Envar, c. 44, s. 374.

15- Tuhaf’ul- Ukul, s. 483.

16- Tuhaf’ul- Ukul, s. 495.

17- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 121.

18- Tuhaf’ul- Ukul, s. 475.

19- Tuhaf’ul- Ukul, s. 483.

20- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 118.

21- Bihar’ul- Envar, c. 78,s. 128.

22- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 127.

23- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 122.

24- Müstedrek’ul- Vesail, c. 2, s. 294.

25- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 126.

26- Tuhaf’ul- Ukul, s. 499.

27- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 122.

28- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 117.

29- Tuhaf’ul- Ukul, s. 499.

30- Tuhaf’ul- Ukul, s. 499.

31- Bihar’ul- Envar, c. 78, s. 121.

32- Bihar-Envar, c. 78, s. 121.

33- Bihar-Envar, c. 78, s. 126.

34- Bihar-Envar, c. 78, s. 122.

35- Belagat’ul- Huseyn, Kısa süzler: 45.

37- Tuhaf’ul- Ukul, s. 497.

38- Bihar’ul- Envar, c. 78. s. 127.

39- Bihar’ul- Envar, c. 78. s. 120.

40- Bihar’ul- Envar, c. 78. s. 127.

Yorum Bırak

  1. muhsin diyor ki:

    allah razı olsun