Hz. İmam Muhammed Taki’den (as) Kırk Hadis

Yazar: beytül ahzan Tarih: 11 Kasım 2009 3.750 kez okundu Hadis 2 Yorum


1- “Kim Allah’a güvenirse, Allah onu sevindirir. Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona yeter. Allah’a güvenmek, bir kaledir ki, emin müminden başkası ona sığınmaz. Allah’a tevekkül etmek, kötülükten kurtuluş ve her düşmana karşı sığınaktır. Din izzet, ilim hazine, susmak ise nurdur. Zühdün son derecesi, çok takvalı olmaktır. Bidatler gibi, dini yıkan bir şey olmaz. Tamah gibi insanları bozan bir şey bulunmaz! Halk yöneticiyle düzelir. Belalar duayla uzaklaştırılır.”[1]

2- “Kim facir bir kimseye ümit bağlarsa, en küçük cezası mahrumiyet olur.”[2]

3- “Allah-u Teala peygamberlerden birine şöyle vahiy etti: Dünyada zahitlik yapman rahatlığını çabuklaştırır; her şeyden kopup bana yönelmen seni benin yanımdan aziz kılar; (bu amellerin iyi de) fakat benin için biriyle düşman veya dost oldun mu?”[3]

4- “Kim bir işe şahit olup da ondan hoşlanmazsa, onu görmeyen kimse gibi olur; kim de bir işi görmeyip de ona razı olursa, o işte bulunan kimse gibi olur.”[4]

5- “Cahil susarsa, insanlar ihtilafa düşmez.”[5]

İmam (a.s) dostlarından birine şöyle yazdı:
6- “Biz bu dünyada birbirimizden ayrıyız. Ama (ahirette) kimin fikir ve inancı, arkadaşının fikir ve inancının aynısı olursa, nerede olursa olsun, o da onunla birlikte olur; çünkü asıl yerleşme yurdu ahiret yurdudur.”[6]

7- “Kim bir konuşanı dinlerse, ona tapmış olur; konuşan Allah konuşursa, Allah’a tapmış olur; konuşan şeytanın diliyle konuşursa, şeytana tapmış olur.”[7]

8- “Tövbeyi geciktirmek, aldanıştır. Yapılacakları ertelemek, şaşkınlıktır. (Günah işlemek amacıyla) Allah’a karşı mazaret aramak, helâk olmaya sebep olur. Günah işlemekte ısrar etmek, kendini Allah’ın tuzağından güvende bilmenin sonucudur. Oysa “…Allah’ın tuzak kurmasından, hüsrana uğrayan topluluktan başkası güvende olmaz.”[8]

9- “Allah’ın nimetleri bir kimseye çoğaldıkça, insanların ona ihtiyacı da çoğalır; kim bu zahmete katlanmazsa, o nimetleri yok olmaya hedef kılar.”[9]

10- “Dört haslet, bir iş yapmak için insana yardımcı olur: Sıhhat, zenginlik, ilim ve tevfik.”[10]

11- “Adamın biri İmam (a.s)’a; “Bana nasihat edin” deyince İmam (a.s); “Kabul eder misin?” diye sordu. Adam; “Evet, kabul ederim.”dedi. bunun üzerine İmam (a.s) şöyle buyurdu: “Sabrı kendine yastık et; fakirlikten çekinme; şehvetleri (lezzetleri) terk et; heva ve hevese muhalefet et ve bil ki, Allah’ın gözünden uzaklaşamazsın; öyleyse nasıl bir halde olacağına dikkat et.”[11]

12- “Zulmü yapan, ona yardım eden ve ona razı olan, o zulümde ortaktırlar.”[12]

13- “Kim Allah ile müstağni olmayı dilerse, insanlar ona muhtaç olur ve kim llahğlamlaşmadan önce açıklamak, o işin bozulmasına sebep olur.”[14]

15- “Allah-u Teala’ya güvenmek, her değerli şeyin pahası ve her yüceliğin merdivenidir.”[15]

16- “Kefili Allah olan bir kimse, nasıl zayi (çaresiz) olabilir? Allah’ın aradığı bir kimse nasıl kurtulabilir? Kim Allah’tan kopup başkasına ümit bağlarsa, Allah onu kendisine bırakır. Kim bilgisi olmaksızın bir iş yapmaya kalkışırsa, bozduğu düzelttiğinden daha çok olur.”[16]

17- “Allah’ın muhabbet ve sevgisini kazanabilmek için, birçok insana düşman olmamız gerekir.”[17]

18- “İmam (a.s): “Bana az ve öz bir nasihatte bulun” diyen bir şahsa şöyle buyurdular: “Kendini dünyadaki ardan (utanç verici işleri yapmaktan) ve ahiretteki nardan (ateşten) koru.”[18]

19- “Eğer alimler, öğüt vermekten çekinir, şaşkın ve sapık birini görüp de onu hidayet etmez ve (ruhu) ölü birini görüp de onu diriltemezlerse, kendilerine hıyanet etmiş olurlar.”[19]

20- “İlahi takvayı sana tavsiye ediyorum; çünkü İlahî takva, insanı helâk olmaktan kurtarır ve kıyamet günü onun için büyük bir kazanç sayılır. Yüce Allah, takva vasıtasıyla kulunu, aklı ermediği tehlikelerden korur, körlük ve cahilliğini takvayla giderir. Hz. Nuh ve gemide onunla beraber olanlar, takva vasıtasıyla boğulmaktan kurtuldular. Nitekim Hz. Salih ve onunla birlikte bulunanlar da takva vasıtasıyla yıldırımdan kurtuldular. Sabredenler de, takva vasıtasıyla, kurtuluşa kavuştular.”[20]

21- “Kötü adamla dost ve arkadaş olmaktan kaçın; çünkü o, görünüşü güzel, ama etkisi kötü olan kılıca benzer.”[21]

22- “Senin isteğine uyup da doğru yolu senden gizleyen kimse, sana zulüm yapmıştır.”[22]

23- “Müminin izzeti, halka muhtaç olmamasındadır.”[23]

24-“Hiç kimseyle, sevmediği bir durumla karşılaşmamak, yiğitliğin kemalindendir.”[24]

25- “Heva ve hevesine uyan, düşmanını arzusuna kavuşturmuştur.”[25]

26- “Mümin üç şeve muhtaçtır: Allah’tan olan başarıya, nefsinden olan öğütçüye, nasihat edenin nasihatini kabul etmeye.”[26]

27- “İffetli olmak (şeref ve haysiyeti korumak) fakirliğin, şükretmek zenginliğin, sabretmek belanın, tevazu soyluluğun, fasih konuşmak konuşmanın, ezberlemek rivayetin, alçak gönüllülük ilmin, güzel edep aklın, güler yüzlülük cömertliğin, huşu namazın, masrafları azaltmak kanaatin, boş işleri terk etmek ise takvanın ziynetidir.[27]

28- “Temkinli davran ki, hedefine ulaşasın veya ona yaklaşsın.”[28]

29- “Güvenilir kardeşler, birbirlerinin hazineleridir.”[29]

30- “Kullar şükretmeyi Allah-u Teala da nimetlerini artırmayı kesmez.”[30]

31- “İyilik yapanlar, yaptıkları iyiliklere, iyiliğe ihtiyaçları olanlardan daha çok muhtaçtırlar. Çünkü iyiliğin mükâfatı, iftiharı ve anısı iyilik yapanlar içindir. Öyleyse iyilik yapan bir adam, önce kendisine iyilik yapmıştır.”[31]

32- “Üç şey, kulu Allah’ın rızasına kavuşturur: çok af dilemek, yumuşak huyluluk, çok sadaka vermek. Üç haslete sahip olan kimse de pişman olmaz: Aceleyi terk etmek, istişarede bulunmak ve karar aldığında Allah’a tevekkül etmek.”[32]

33- “Mudara etmeyen, sevmediği durumlarla karşılaşır.”[33]

34- “Bir işin giriş yollarını bilmeyen, çıkış yollarında aciz ve takatsiz kalır.”[34]

35- “Deneyip sınamadan bir şeye itimat eden, kendisini tehlikeye ve zahmetli bir sonuca maruz bırakmış olur.”[35]

36- “Kardeşine gizlide öğüt veren, onu süslemiştir; ona açıkta (başkalarının yanında) öğüt verense, onu lekelemiştir.”[36]

37- “Şükredilmeyen nimet, bağışlanmayan günaha benzer.”[37]

38- “Afiyet, Allah’ın en iyi bağışıdır.”[38]

39- “Bir işi, zamanı gelmeden yapmaya kalkışmayın; yoksa pişman olursunuz. Ömrün süresini uzun saymayın; yoksa kalbiniz katılaşır. Zayıf insanlara merhametli davranarak Allah’ın merhametini dileyin.”[39]

40- “Bilin ki, Halim ve Alim olan Allah Tebareke ve Teala, ancak rızasına razı olmayanlara (O’nun rızasına uygun amel etmeyenlere) gazap eder; bağışını, sadece reddedenlerden esirger ve yalnızca hidayetini kabul etmeyenleri saptırır.”[40]
___________________
Kaynakça:
[1] – A’yan’uş-Şia, yeni baskı, c. 2, s. 35
[2] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 436
[3] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 951
[4] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 953
[5] – A’yan’uş-Şia, yeni baskı, c. 2, s. 36
[6] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 953,h.8
[7] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 956
[8] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 953
[9] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 428
[10] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 438
[11] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 951,h.1
[12] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 432
[13] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 429
[14] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 955, h. 12
[15] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[16] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[17] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 363
[18] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 439
[19] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 361
[20] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 358
[21] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[22] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[23] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 365
[24] – Nur’ul-Ebsar, s. 108
[25] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[26] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 358
[27] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 434
[28] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[29] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 362
[30] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 955
[31] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 437
[32] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 438
[33] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[34] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[35] – Nur’ul-Ebsar, s. 108
[36] – Tuhaf’ul-Ukul, s. 877
[37] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 364
[38] – A’yan’uş-Şia, yeni baskı, c. 2, s. 36
[39] – İhkak’ul-Hak, c. 12, s. 431
[40] – Bihar’ul-Envar, c. 78, s. 359

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    Amin kardeşim Allah razı olsun.
    Hadisleri tekrar okudum ama birkaç ufak yanlışlık hariç bir şeye rastlamadım.
    Onlar da anlaşılmayacak şeyler değildi zaten.
    Mesela cahillik yerine cehillik yazılmış ki cümlenin anlamından anlaşılıyordu.
    Birkaç yanlışlığı da düzelttim.
    Tam çevrilmemiş hadis göremedim. Anlamadığınız kelimeleri google’dan araştırabilirsiniz.

  2. Ali dedi ki:

    Bu hadisleri eklemenizden ötürü Allah razı olsun sizden, ama bazı hadisler tam anlaşılmıyor. Alıntılar yapılırken anlatım bozukluğu yada eksilti yapılmış olabilir sanırım. Bir de kelime manası tam türkçeleşmemiş sözcükler anlama konusunda sıkıntı yaşatıyor. Hadisleri tekrar okuyup bu eksiklikleri giderirseniz daha verimli olacaktır.

    Allah emeklerinizin mükafatlarınızı bol etsin.