Hz. Mehdi (af) Nerededir?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 21 Şubat 2010 6.074 kez okundu Ehlibeyt 1 Yorum


Her ne kadar Senden uzak olsak da

Senin yanında olduğumuzu hissediyoruz.

Vakit geldi artık, nerdesin?

Seni beklemekteyiz? [1]

***

Her ne kadar gözlerden gizli olsa ve görülmese de, onun bir yeri ve meskeni vardır. İmam-ı Zaman’ın memleketi ve evi neresidir?

İmam-ı Zaman çocukluk döneminde “yarı gizli” idi. Sosyal ortam ve düşman korkusu nedeniyle İmam Hasan Askeri (as), onu halktan gizliyordu. Beş altı yaşındayken babasının vefatına kadar süren zaman içinde çok az insan, onu gördü ve tanıdı. O dönemde Samerra şehrinde, babasının evinde olduğuna yahut Medine’ye götürüldüğüne dair değişik görüşler var. İmam Hasan Askeri’nin (as) şehadetinden sonra İmam-ı Zaman, “kısa gizlilik dönemi”nde idi. Samerra’daki mübarek mahzenden gizliliğe çekilmesinden sonra artık halkın geneli onun yerini bilmiyordu. O halkın arasında, tanınmayacak şekilde gizlice yaşıyordu. Onun vekilleri onunla sevenleri arasında iletişimi sağlıyorlardı. Hicrî 329 yılından sonra “uzun gizlilik dönemi”nin başlamasıyla o, halkın arasında ama normal koşullar dışında yaşıyordu. Gözlerden uzak olup perde arkasından ışık saçması, bulut arkasındaki güneşin durumu gibiydi.

Şimdi o nerede? Acaba belli bir yerde gizli mi yaşıyor? Yoksa halkın arasında tanınmayacak şekilde yaşayıp her yere gidiyor mu?

Kaynaklarımızda bu konuda herhangi bir bilgiye rastlamıyoruz. Bazı kimseler onun Medine’de yaşadığına inanıyor. Bir kısım insan da onun Medine yakınlarındaki “Radva” dağında yaşadığını söylüyor. Bir başka görüş sahipleri de Mekke’de “Zîtuva” denen yerde yaşadığını söyleseler de kaynaklarımızın çoğu onun toplum içinde halk ile beraber yaşadığını yazar.

O adalarda, denizlerde, dağlarda ve uzak çöllerde değil, halkla birlikte oturup kalkmakta ama insanlar onu tanımamaktadır.  Elbette ki değişik bölgelere gitmekte, farklı insanların yanına uğraşmaktadır ve sıkıntıda olanlara yardım ulaştırmaktadır. “Nudbe” duasında da geçtiği gibi anılan tüm yerler, onun yerinin belli olmadığını ifade ediyor. [2] Zaten gizlilik felsefesinin sırrı da bunu gerekli kılıyor. Böylece onun yerini hiç kimse bilmesin ki tehlike ve saldırılardan güvende kalsın. Sürekli belli bir tehlike ve saldırılardan güvende kalsın. Sürekli belli bir yerde kalırsa onu tanırlar. Tek çare olarak değişik yerlere, değişik şehirlere tanınmayacak şekilde uğraması gerekiyor. Allah’ın gücüyle öyle bir durum olacak ki onu görenler, onunla karşılaşanlar bile onun mehdi (af) olduğunu bilmeyeceklerdir.

Ama onun bu gizli ve tanınmaz hâldeki yaşamında eşinin ve çocuklarının var olduğunu düşünmek mantıklı değildir. Eğer o, eş ve çocuklara sahip olsaydı, her yıl çocuklarının çoğalması gerekirdi. Çocukları da anne ve babalarını tanırlardı. Normalde onun eş ve çoluk-çocuk sahibi olması kabul edilemez. Aynı şekilde gizliliğini de sürdüremez.

Kaynaklarımızda onun evliliğine ve hanımının olduğuna dair herhangi bir açık kanıta rastlanmaz. Buna göre Hazret-i Mehdi’nin (af) uzak bir adada tanınmayacak bir şekilde hanımı, çocukları ve yakınlarıyla birlikte yaşadığını düşünmemize de gerek yoktur. Bir grup kime kendi aklınca şu düşünceleri taşımaktadır; O, çocuklarıyla beraber “Yeşil Ada” denen gizemli bir adaya uğruyor. Bazı kimseler de  “Bermuda Üçgeni” bölgesini İmam-ı Zaman’ın yaşadığı gizemli ada olarak tarif ediyorlar. Bu kesinlikle kabul edilemez.

Araştırmacı bilginler “Yeşil Ada”nın bir efsane olduğunu söylerler. Bu söylentiyi, çelişkilerle dolu olması, asılsız konular içermesi ve kanıttan yoksun olması nedeniyle dayanaksız ve güvenilmez olarak nitelerler.[3]

Allame Meclisi,  bu destan için Biharu’l-Envar’da ayrı bir bölüm açmış, bunun saygın hiçbir kitapta yer almadığını vurgulamıştır. Büyük bilgin Allame Bozorg Tahranî de onu hayali ve romantik bir destan olarak nitelemektedir. [4] Bu hikâye maalesef hicrî 6. yüzyılda kitaplara girebilmiştir.

Her durumda onun özel ve belli bir yeri olduğunu söyleyemeyiz. Ama gaybeti konusunda hiçbir şüphe yoktur. O her zaman hazırdır. Hiç bir tarihte onun gaybetine benzer, kalpleri ve düşünceleri kuşatan bir hazır oluşa rastlanamaz. Onun adı her yerde, herkesin dilinde, her durumda, program ve anma merasimlerinde anılmaktadır. Törenler onun adıyla açılır, onun adıyla kapanır. Sürekli olarak onun adı ve sevgisi; üzüntülerde, sevinçlerde, yolculukta, yolculuk dışında, namazın dışında, namazın kunutunda, kıyamında, salâvat ve selamlarda, yas ve şenliklerde, gaybetinde ve gelişinde gönülleri aydınlatmaktadır. Her ne kadar biz onu görmeye layık olmasak da o bizleri görmektedir. Yaptığımız işlerden haberdardır. Eğer temiz ve dürüst olursak sevenleriyle birlikte biz de iyilik ve yardımını görürüz. Samimi dostlarına ve onunla görüşmeye layık olanlara kendisini gösterir. [5]

***

Sokak sokak dolaştım, senden bir iz bulmak için

Ev ev dolaşıp sordum, senden bir iz bulmak için

Hasretinle çeşme çeşme gözyaşı döktüm

Ağlayarak sevindim, senden bir iz bulmak için

Muhabbet ülkesini, tanıdık şehri gezdim

Her yerde nur gördüm, senden bir iz bulmak için

Kâse kâse kan içtim, yürek yarasını gizledim

Ne laleler kokladım, senden bir iz bulmak için

Bağlardan bostanlardan, bütün gülistanlardan

Deste deste gül biçtim, senden bir iz bulmak için

Ey yeşerişin bahanesi, ey aşkımın baharı

An be an yeşerdim, senden bir iz bulmak için. [6]

***

1-Şahin Rehnuma

2-Nudbe duasındaki şu cümle “Leyte şi’ri eyne’stekarrat bike’nneva, bel eyyu arzin tuqilluke ev sera, e’bi Radva ev ğayriha ev Zîtuva…” Yani; “Keşke senin nerede ikamet ettiğini veya hangi toprağın seni üzerinde yaşıdığını bilseydim. Acaba Radva dağında mısın, yoksa başka bir yerde, Tur Dağı’nın eteğindeki Tuva Vadisi’nde misin?” buralardan bir kısım yerlere işaret etmekte, ama yine de onun yerinin belli olmadığını bildirmektedir.

3-Bu konu için bk. Cezîre-i Hazrâ Der Terazûy-i Nagd (Yeşil Ada Eleştiri Masasında), Seyyid Cafer Murtaza. Bu eseri Muhammed Sipehri Farsça’ya tercüme etmiştir.

4-Aga Bozorg-i Tahranî, ez-Zeria, c.5, s.108

5-Bu konuda “Onunla Buluşmak” bölümünde daha fazla bilgi verilmiştir.

6-Hasan Gaffari.

——————————

“Ümit Sabahı” kitabından alıntıdır.

Yazar: Cevad Muhaddisi

Sayfa:43

Yorum Bırak

  1. ahmet diyor ki:

    hazreti mehtiyi bende arıyorum onun dunyaya geldiğine inanıyorum icimde öyle bir hisvar ta cocukluğumdan beri en iyisini ALLAH bilir