Hz. Zeynep (sa) ve Hüzün

Yazar: beytül ahzan Tarih: 14 Ekim 2009 2.8K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok


Allah’ın adıyla…

İçimde bir hüzün var nedense…

Buğulu gözlerim güneşi  arıyor aşk diyarlarında…

Ve kalbime Kerbela’nın hasreti yağıyor, intizar bulutlarından

Bugün mutluluğa inat hüznü yazmak istiyor kalemim…

İki yürek arasındaki coşkun sevdayı işlemeliyim, satır satır…Aşkı yazmalıyım,ezelden ebede…Yazmalıyım solan umutlarda, sevdanın kırılan kanatlarını…

İki yürek …İki nurlu yüz…Ve bahara hasret iki güz gülü…

Ve Fatıma (s.a)’nın iki narin goncası…

Onlar ki; Allah Resulü’nün gözyaşlarının sırrı…

Ve onlar ki kardeşliği,  sadakati ve aşkı zirveye taşıyan iki yürek…

Yer Ali(as)’ın mütevazi evi…Gün hüznü, zamansa ağlamayı gösteriyor…

El değirmeninin etrafında koşup oynuyorlar, Fatıma(s.a)’nın goncaları…Sanki biliyorlar birleşen ellerinin bir gün ayrılacağını…İki yürek…Kerbela için çarpan iki yürek…

El değirmeninde arpa öğüten anneleri, yavrularına sesleniyor,

“  Zeynebim ,Hüseynim !”

“İnci tanelerim koşmayın düşersiniz”.

Küçük kız annesine dönerek;

“ Anneciğim, sen merak etme düşmeyiz , eğer ağabeyim düşerse ben onu kaldırırım…Sen de biliyorsun ki O benim her şeyim…”

Evet ,küçük kız biliyordu, ZEYNEP olmak kolay değildi. Ali(a.s)’ın gülizarında açmış güz gülü yavaş yavaş yüreğine hüznü ekiyordu…Taaa çocukluğundan…

Kardeşine olan bağlılığı git gide artarak, sarsılmayacak bir sevdaya dönüşmüştü…Kanatları zalimlerce kırılacak bir sevdaya…

Günlerden bir gün …

Zeyneb’in gözü bir an, annesinin elinde diktiği eski gömleğe takılıyordu

“ Anneciğim ,elindeki eski gömlek kimin? Niye ağlıyorsun? Bu kadar gözyaşı neden?”

“ Canım kızım,sırdaşım, bu gömlek ağabeyin Hüseynindir

Bu manzara karşısında şaşıran küçük kız;

“Ama anneciğim o gömlek ağabeyime çok büyük olur.Bu eski gömleğin sırrı nedir?”

“Canım yavrum;bu senin saklaman gereken bir emanettir.Babam Resulullah bana kanın kılıca galip geleceği günü anlattı…Zalimler ağabeyini şehid edecekler “KERBELA’DA”

Elimdeki  gömlek o gün içindir… Zeynebim, gözümün nuru ağlama…

Benden sonra ağlayacağın ve sabredeceğin çok zaman olacak…”

Zeyneb(s.a)’a yuvasından düşen kuş misali,çırpınmıştı kardeşinin yalnızlığına…Şimdi anlamıştı Hüseyin(a.s)’a olan sevdasının sırrını…Öğrenmişti her şeyi annesinden…

Hazırlamıştı kendini,  küfre meydan okuyacağı günlere …Toplayacaktı kendi elleriyle kardeşinin yere düşen meyvelerini ve yapraklarını.Artık Zeynep”ZEYNEP” olmuştu ve gözlerinden hüzün akıyordu ,ağabeyinin gözlerine doğru…

Yıllardan sonra “Kerbela kıyamı” gerçekleşmişti.Ve ayrılık vakti gelmişti…Bir bacı kendi eliyle kardeşine eski gömleği giydirerek şehadete uğurlamıştı.Çünkü O Zeynep’ti…O, biliyordu  Zeynep olmak kolay değil…O Zeynepti…İnkılabın güzelliği, kadınların değeri ve esirlerin özgürlüğü onda saklıydı.

Ah Zeynep(s.a)! Doğumu hüzün, çocukluğu hüzün ve gençliği hüzün olan aşk cennetim…Anam babam ,canım ,her şeyim sana feda olsun…Sen hep ağlayacak gözlere sahipken, ben niye ağlamayayım Kerbela’na …Niye varamayayım Beyn-ul Harameyn diyarına…

Allahım! Bu iki yürek gibi zulme karşı kıyam etmeyi ve dik durmayı bizlere de nasip et…Vesselam…

HASRET RIZAOĞLU


Yorum Bırak