İlahi Adalet Mahkemesi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 17 Eylül 2010 2.7K kez okundu Usul-i Din Yorum Yok


Herkes hazır, eksik hiç kimse yoktur. Herkesin karnesi (amel defteri) eline verilecek ve böylece ebedi yerlerine gönderileceklerdi.

Yargılama tahtı kurulacak ve orada bulunanların dosyaları açılacaktı.

Ancak bu yargı farklı bir yargıdır.

“Ve işledikleri her şey, kitaplardadır. Ve küçük, büyük hepsi de yazılıdır.” [1]

Bu ortam onların içlerine acı bir korku düşürerek dehşete kapılmalarına neden olmuştu. Yalan ifadelerle kurtulmaya çalışıyorlardı. Fakat onlara şöyle hitap edilir:

“Allah’ın, onların hepsini diriltip topladığı gün, size yemin ettikleri gibi ona da yemin ederler ve sanırlar ki bir şey yapıyorlar gerçekten de, bilin ki şüphe yok, yalancılardır onlar.” [2]

Ancak maalesef geç kalınmış, perde arkasındaki tüm sırlar açılarak gün ışığına çıkmıştır:

“Allah, tüm sırları kıyamet günü açığa çıkaracaktır.” [3]

Bazılarının aklı başından gitmiş bir haldedir:

“Onu gördüğünüz gün, bütün emzikli kadınlar; çocuklarını bile unutup bırakır, her gebe kadın, çocuğunu düşürür ve insanları sarhoş görürsün, fakat sarhoş değildir onlar, ancak Allah’ın azabı pek çetindir.” [4] Sarhoş gibi bir vaziyette mahkeme kararını beklemektedirler.

“Bazıları yaşlı gözlerle cehennem ateşini seyrederler.” [5]

“Şarapçılar, bir şişe şarap boyunlarından asılı bir halde ellerine bir şarap kadehi yapışmış, kötü kokusu etrafa saçılmış ve böylece bütün herkes onları tanıyarak onlara lanet okurlar.”[6]

“Haram yiyenler, domuz şeklinde!

Yalancı hakimler, kör olarak!

Benciller de dilsiz ve sağırdırlar! “[7]

Göz zinası yapan şehvet perestler, kızarmış iki şiş gözlerine saplanmış bir haldedirler!

Dünyada kötülerle arkadaş olanlar ellerini ısırarak şöyle derler:

“Keşke o adamla arkadaş olmasaydım! O bize Allah’ı unuttursu ve bizi saptırdı. Keşke peygamberlerin yolunda gitseydim!

“O gün, zalim ellerini ısırıp duracakda ne olurdu diyecek, ben de Peygamberlerle aynı yolu tutsaydım.

Yazıklar olsun bana, ne olurdu filanı dost edinmeseydim.” [8]

“… Allah’ım! Kıyameti gördük ve kabul ettik, şimdi kulaklarımız hakkı duymaya açıktır. Bizi dünyaya döndür de iyi ameller yapalım. Şüphesiz biz bu sahneleri görünce yakine vardık, her şeye inandık.” [9]

“O gün başları göğe çevrilmiş, koşup dururlar, çevirip kendilerine bile bakmazlar ve yürekleri bomboştur.” [10]

Ve şöyle derler:

“Gerçekten de ziyana uğramışlardır Allah’a kavuşmayı yalan sayanlar. Nihayet ansızın başlarına kıyamet kopunca günahlarını sırtlarına yüklenirler de yaptığımız taşlıklardan dolayı yazıklar olsun bize derler; ne de kötü yüktür taşıdıkları yükler.” [11]

“Rabbimiz, bizi buradan çıkar, gene kötülüğe dönersek gerçekten de zulmetmiş oluruz artık.” [12]

Cevap olarak onlara şöyle denir:

“Susun! Benim salih kullarım münacaatlarında şöyle dediklerinde:

“Şüphe yok ki bir bölük vardır kullarımdan Rabbimiz derler, inandık, yarlıga bizi ve acı bize ve sensin merhametlilerin en merhametlisi.

Halbuki siz, onları alaya aldınız da sonunda beni anmayı unutturdu size bu hal ve siz onlara gülerdiniz.” [13]

İşte bu alay etmeleriniz, sizin kötü sonuca varmanıza neden oldu.”

Daha sonra onların her biri için şöyle denir:

“Tutun onu da zincirle bağlayın. Sonra koca Cehennem’e atın.” [14]

Sen şu ana kadar gördüğün bu sehnelerden dolayı kendine:

“Evet, Allah’a şükürler olsun ki ben de dünyada teslim olanlardandım.” dersin.

“Zaten ben biliyordum ki kıyamet günü kavuşacağım hesabıma.” [15]

Allah’ım! Sana hamd ederim ki, beni hidayet ettin! Kendi salih kulların arasına aldın, bugün başım dik, bütün insanlar arasında utanç duyanlardan değilim.

Allah’ım! Sana hamd ederim ki, beni insanlık yoluna hidayet ettin, kendi evliyanı tanımayı ve onlarla birlikte olmayı bana nasip ettin.

Dünyada hakkı kabullenmem ve ona göre amel etmem benim için ne kadar iyi oldu.

Allah’ım! Şükürler olsun, şükürler olsun sana! Bu sırada tatlı bir ses duyarsın şöyle der:

“Yiyin-için, afiyetler olsun, geçmiş günlerdeki yaptıklarınızın karşılığı olarak.” [16]

O sırada ellerinde -hiçbir sarhoşluk yanı bulunmayan ve zararı olmayan-  cennet şaraplarıyla dolu kadeh, etrafında dönerek sana hizmet eden nur simalı cennet görevlileri tarafından istediğinde sana sunulmak üzere hazırdır.

“Kaynakları meydanda, akıp duran şarap ırmaklarından taslar sunulur onlara…

Bembeyazdır o şarap, lezzetlidir içenlere.

Orada ne bir sersemlik var, ne de sarhoş olurlar.” [17]

Ve sen, güzel çehren ve nur simanla Cennet görevlileriyle birlikte Cennetteki sarayına doğru hareket edersin….!

——————

1-Kamer, 51-52

2-Mücadele, 18

3-Mec’meu’l Beyan, c.10 s.472

4-Hac, 2

5- Vesail-u Şia, c.8 s.480

6-Mead (Ayetullah Destgayb) s.84

7- Mec’meu’l Beyan, c.5 s.432

8-Furkan, 27

9-Secde, 12

10-İbrahim, 43

11-Enam, 31

12-Mü’minun, 107

14-Hakka, 30-31

15-Hakka, 20

16-Hakka, 24

17-Saffat, 45-47

——————

Ali Şirazî’nin “Kıyamet Yakındır” kitabından alıntıdır.

Sayfa:45

Yorum Bırak