İmam-ı Zaman Geldiğinde

Yazar: beytül ahzan Tarih: 10 Kasım 2010 3.2K kez okundu Yazı ve Makale 1 Yorum

Bismillah

Evet, geldi. Bir geceydi geldiğinde, başucumuzda oturup, mübarek elleriyle yüzümüzü okşamıştı. Sabaha kadar başucumuzda durup o mübarek nefesiyle, sabah namazına uyandırmıştı bizi. Sabah namazını bizimle birlikte kılmıştı, her zaman olduğu ve olacağı gibi, o ön safta biz ise onun arkasındaydık. Farkında olmadığımız gibi varlığından da haberimiz yokdu. O kunutta bizim için dua ederken, biz onun fereci için dua etmekte acizlik göstermiştik.

Yıllarca beklediğimiz, gel diye davet gönderdiğimiz ve bununla yetinmeyip ısrar ettiğimiz bir misafir sonunda gelmiş ama gereken ilgiyi göstermekte aciz kalmıştık. Bir gününü bize ayırmıştı, sabah bizimle birlikte sokakları dolaşmış ve bizim kimlerle muhatap olduğumuza esef ile bakmıştı. Bir vakit işyerimize uğramış, selam vermiş, selamını alacak kadar meşgul olduğumuzu görünce, sessiz bir şekilde kenarda durup dünyaya olan meylimizi, Allah’ın selamına karşı daha üstün olduğunu görüp üzüntü duymuştu. Tüm bu olanlar yetmezmiş gibi tartı konusunda da eksiklik gösterdiğimizi görünce sessizce terk etmiş ve gelişinden haberimiz olmadığı gibi gidişinden de haberimiz olmamıştı.

Evet, geldi. Bizleri matem meclislerinde ziyaret etmişti. Bizimle birlikte ceddi İmam Hüseyin’e ağlamıştı. Ardından aynı cemaatin insanlarının birbirlerine küs olduğunu görmüş ve hangi musibete ağlayacağına şaşkınlık ile bakmıştı. Allah’ın evinden çıktığımızda sözlerimize kulak verip, bir kardeşin diğer kardeşinin hakkındaki gıybetini dinlemiş ve dizleri üzerine çöküp sırtını cami duvarına yaslamış bizim halimize ağlamıştı.

Sadece, ceddi Hüseyin’in matem törenlerine katılmamıştı bizimle. İslami çevremizdeki evlilik programlarımıza da katılmıştı. Sadece ceddi Hüseyin’e ağlamamıştı. Peygamber sünnetinde kadınlarımızın mehirlerinin yüksek olduğunu görünce peygamber efendimizin mehri aklına gelmiş ve ümmetin haline ağlamıştı. Hz.Fatıma’nın yolunda gittiğini iddia eden kadınlarımızı görünce, hicap konusuna riayet etmediklerini görüp annesinin eski gömleği aklına gelmiş ve onu ne kadar sevdiğini hatırlamış ve dayanamamış ağlamıştı. Babası Ali’nin yolunda gittiğini iddia eden bizleri gördüğünde, aslında iddia ettiğimizin aksine dünyaya tamah ettiğimizi görmüş ve dayanamamıştı.

Sadece bunlar değildi, onu ağlatan. Eşler arasındaki huzursuzluklar ve gitgide bozulmaya yüz tutmuş aile yapılarımız. Çocuklarımızı Ehlibeyt(as) ahlakından uzak yetiştirmemiz ve onların geleceğini maneviyattan uzak bir yaşantıyla dünyaya esir kullar olarak var etmemiz. Birçok neden vardı onu ağlatan. Ama birçok grup ta var ki onun derdini hiçbir zaman anlamayan.

Evet, geldi. Ama haberimiz olmadı. Gidişi de gelişi gibi olmuştu. Sessizce terk etmişti ve görmüştü gel çağrılarımızın sadece sözden ibaret olduğunu. Sadece bir çağrıydı bizdeki. Gelmişti, yıllarca beklediğimiz misafirimiz. Ama neden gereken ilgiyi göstermedik. Neden istediği gibi olamadık. Acaba, bizlerin düşündüğü gibi, büyük bir orduyla gelmediği için miydi bu ilgisizlik? Acaba tüm dünyaya hükmedeceğini düşündüğümüz ve geldiğinde bizim gibi dünyaya tamah etmediği için miydi bu umursamazlığımız. Acaba koskoca dünyanın tek hükümdarı olacağını düşündüğümüz misafirimiz yalnız geldiği için miydi hükümdarlar gibi karşılanmayışı?

Evet, biliyorum. Bilseydik geleceğini ve önceden haber verseydi, evimizi düzenler, meclislerimizi şenlendirirdik. Bilseydik geleceğini gecemizi onunla sohbete ayırır, gündüzlerimizi onun hürmetine hayırla geçirirdik. Küslükleri ortadan kaldırır, kardeşlerimiz hakkında hayır duası etmesini dilerdik. Bilseydik geleceğini, aza kanaat eder, sade bir yaşantıya idare ederdik. Çocuklarmıza onun ve atalarının isimlerini ve yaşantılarını öğretir ve onların yollarından gitmelerini, amel etmelerini tembihlerdik.

Acaba bir daha gelir mi? Açar mı o mübarek elleriyle kapılarımızı ve okşar mı dünyaya döndüğümüz bu yüzümüzü. Son bir ümidimiz kaldı, son bir ümit.

Geldiğinde, söylemlerimiz dilden amele mi dökülür, yoksa aşina olmadığımız bir durumla karşı karşıya kaldığımız için bizde şüphe mi görülür? Hiçbiri. Hiçbiri. Sadece hangi amelle karşılayacağımız şüpheli.

Bir alametle karşılaşalım ki, onu idrak etmeyelim. Bir kişi, onun geldiğini haber versin ki, şüpheye düşmeyelim. Acaba olmadı mı? Olmayacak mı?

Düşünün, bir sabah Kâbe’de beklenilen çağrı duyulur ve İmam-ı Zamanın naibi Rehber Seyyid Ali Hamanei tüm dünyanın karşısında beklenilen İmamın geldiğini haber verirse işte o zaman halimiz nasıl olur acaba?

Acaba, büyük bir sevinçle yalın ayaklarla mı koşarız İmam’a? Yoksa dünyaya olan bağımlılığımız yine bize engel mi olur?

Acaba, hangi amelle arşınlarız hakkın yolunu? Acaba hangi samimiyetle seslendiririz Lebbeyk nidalarını.

Hayır, hayır. Tüm olanlara rağmen içimizde son bir umut bile kalsa, hakikatin karşısında cevap vermeye utanırız.

Karşımıza çıkacak olan tüm fırsatları kaçırmamak ve çıkan fırsatlar karşısında mahcup olmamak dileğiyle…

Fatih KAHRAMANİ


Yorum Bırak

  1. Sıddık dedi ki:

    S.A.Arkadaşlar öncelikle Mehdi A.S. mevzusu Şiilikten uzak bir mevzu olacak ve sizin dediğiniz gibi Mehdi A.S. kimseye de bir vekillik vermiş değil İmam-ı Zamanın naibi Rehber Seyyid Ali Hamanei dediğiniz zatlar dahi ilk zamanlar Mehdi A.S. kabul etmeyecek yani anlayacağınız sizler O kabul ettiğiniz zatların ağzına bakarsanız sizlerinde bulması çok zor olacak Ancak nasıl olur tüm dünya tanıdıktan sonra artık istemeye istemeye kabul ederler İşin garibi sanmayın ki Sunniler hemen kabul edecek onlarda ihtilafa düşecek nedeni ise Hz.Mehdi A.S. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed S.A.V. in meşrebi üzere Onun gibi aynen sünnetlerini ihya edip yaşatacak ihtilafları ortadan kaldıracak hal böyle olunca herkesler ilk planda bu mübarek zatı dinimizi yıkmaya mı geldi diyecek hatta en büyük düşmanları fıkıh alimleri olacak şimdi sizlere sorum cümle islam alemi bunu derken tabeleri olacak insanlar nasıl anlayacak o zaman diyeceksiniz onları da bir kısmını bizzati kendi seçer bazıları da Allah’ın lütfuyla direkt seçmesi gerekenler arasına girer bu da mana da olur belki bir rüyayla belki bilmeden bir ilhamla vs…Mevzuyu şuraya baylayım benim tahminim o ki bekleyenler dahi nasıl birini beklediğini neler yapacağını pekte bilmiyor Allahu Alem bissevab
    Kısacası Mehdi A.S. ı bulmak isteyen arzu eden uzakta aramasın Ne İran da Ne Irak ta Ne Suriye vs.. Çünkü O zat Allahu Alem Türkiye den çıkacak Allahu Alem ve zamanda yakındır inşaallah Allah bilir ya 2018 veya 2025 tarihleri arası sanırım tanınmaya başlanır Selam ile