İmana Gelin Ey Tvler

Yazar: beytül ahzan Tarih: 3 Haziran 2011 1.502 kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok

İslam bozuluyor, medeniyet yozlaşıyor gibi klişe laflar etmeyeceğim. Aklıselim, İslamla ufak da olsa alakası olan her birey bu dediklerimi 10 dakika içinde fark edebilir ki mesele islamın nasıl yozlaştığı değil de bunun neden olduğu.

Medya! Tek neden. Tabii ki yozlaşmaya müsait dimağları unutmamalıyız. Çünkü insanlarımız veya insanlar etkilenmeye ve model almaya oldukça müsait. Hatırlayalım 12-13 sene evvel herkes uzun pardösüleriyle Yusuf Miroğlu olmadı mı ya da 8-9 senedir bir Polatçılık oyunu oynanıp durmuyor mu ülkemizde? Tespihler elde, bir omuz yukarıda biri aşağıda, sivri burun ayakkabı ve yakadan 3 düğmesi açık gömleklerle ağır abi tiplerimiz türemedi mi bu geçen süre zarfında?

Burunlar çakır gibi çekildi, raconlar Polat gibi kesildi. Tv ne yazık ki insanları etkilemek konusunda uzmanlaşmış durumda. Artık bu da masum amaçlar için kullanılmıyor. Iğdır ilinin Tuzluca ilçesinin 100 nüfuslu bilmem ne köyünde Bihter gibi giyinmiş kızlar görüyorsam bu sinsi amacın hedefine ulaştığını söylemem de pek zor olmayacaktır.

Tv kanallarını açıyoruz. Din karşıtı tv kanallarına geçiyoruz hemen. Tabii bunlar açık açık söyleyemiyor amaçlarını. Zaten öyle bir şey yaparlarsa amaçlarına hizmet edemeyeceklerini ve kitlelerin nefretini kazanacaklarını çok iyi biliyorlar. Sinsi bir siyaset güdüyorlar. Asıl amaçtan habersizmiş gibi davranarak televizyonculuk oynuyorlar. Düşünmesini bilen insanlar için yaptıkları yayınların amaçları kabak gibi ortada. Türk aile yapısını çökertmek ve islamı yozlaştırmak. Uzaktan bakınca basit bir komplo teorisi görünebilir ve şu yaşıma kadar da böyle komple teorilerine pek aldırış etmemişimdir. “Hurafe efendim hurafe” der geçerdim ama bu programların toplumdaki yansımalarını görünce bütün bu düzenin akıllıca planlanmış bir çarklı olduğunu görür gibi oldum. Şerbeti de nabza göre yavaş yavaş verdiler üstelik. Önce hafif minili kızlarımız peyda oldu. Toplum buna alıştı, modernlik dedi. Daha sonra kız-erkek ilişkileri kendini gösterdi ki bir süre sonra artık toplum buna da alıştı hatta o kadar alıştı ki bizzat yaşamına soktu. Bunlar yetmedi bir erkek, iki kız kardeşle çıkmaya başladı. Bir onunla bir bununla eyvallah dedi toplum o da tamam. Sonra yeğen yengesiyle bir şeyler çevirdi. Hafif protesto sesleri duyuldu ama sonra onu da benimsedik. Daha sonra da yoldan geçen kızlara tecavüz ettiler. İlerleyen aşamalarda neler var kimse bilemiyor.

Üstelik tüm bunlar o kadar profesyonelce yapıldı ki hem prodüksiyonların kalitesi halkı cezp etti hem de senaryonun akıcılığı herkesi ekran başına kilitledi. Bunlara kökten karşı olan birinin zorla iki hafta sonra bu dizileri izledikten sonra fanatik izleyicisi olduğuna şahit oldum dersem işin ehemmiyetini anlarsınız sanırım.

Bir de izliyorum ama bunlar etkilemez ki ciler var. Bunların durumu da vahim. Hoş bunları izler izlemez açılıp saçılmıyorsun veya “kanka hadi çıkalım da bir tecavüz edelim” demiyorsun. Bilinçaltına yerleşen bu görüntüler, olaylar bir süre sonra beynin tarafından normal karşılanıyor ve bireyler tarafından normal karşılanan bir olgunun toplum tarafından normal karşılanması da pek uzun sürmüyor.

Peki, geçiyoruz dini kanallara. Bu kanallar da yukarıda zikrettiğimiz kanalların ekmeğine yağ sürmekten başka bir işe yaramadı. Güya dini programlar veriyorlar. 3 yaşında çocuğun bile alay etmekten imtina etmediği saçma senaryolar, kalitesiz çekimler, sırf ders çıkarılsın diye saçma olaylar. Bunların izlenmesinin imkânsız olduğunu ve halkımızın da tv bağımlısı olduğunu göz önüne alınca diğer tvlerin izlenilmesi kaçınılmaz oluyor. Üstelik bu kanalların belirli bir cemaatin, tarikatın, kişinin borazanlığını da açık açık yaptığını ve bu sözü edilenlerin seveni kadar sevmeyeni olduğunu da dikkate almalıyız.

Yazıdan halkımız salak hemen her şeye kanıyor gibi bir anlam çıkmasını da istemem. Toplumda moda olan şeyler ister istemez halkın genelini de etkiliyor. Geçmişte de durum böyleydi. Bir Leyla ve Mecnun’dan Hüsn ü Aşk’tan veya Mesnevi’den kişiler bazında Fuzuli’den, Şeyh Galib’den veya Mevlana’dan halkın etkilenmediğini söylemek imkânsız. Bu iki etki arasında temel bir zıtlık var ama. Birisi olumluyken diğeri yozlaştırıcı. Bilinçli insanlar bu yozlaşmanın ve bozulmanın farkına varabilirken ne yazık ki çoğunlukta böyle bir farkındalık meydana gelmiyor.  Bu konuda biraz daha hassasiyet göstermemiz gerektiğine inanıyorum.

İlyas BAT

24.05.2011

Etiketler:,

Yorum Bırak