İslam’da Cinsellik

Yazar: beytül ahzan Tarih: 24 Ocak 2010 6.698 kez okundu Evlilik ve Aile 1 Yorum

Yaşam, ihtiyaçları temin etmekten başka bir şey değildir ve insan yaşayan bir canlı olarak kendi ihtiyaçlarını gidermek zorunluluğu içerisindedir. Oksijen gibi bazı gerekli ve önemli ihtiyaçlar eğer kısa bir süre için dahi olsa temin edilmezse, canlıyı hayati tehlikelere sokabilir.

Aynı şekilde su, yemek vs. eğer belirli bir müddet için terk edilirse yaşam, ölüme dönüşebilir. Bunun için insanoğlu zaruri ihtiyaçlarını gidermek ve hayatta kalabilmek için sürekli bir çaba ve gayret içerisindedir ve böyle de devam edecektir.

İnsandaki uzun arzular ve ebedi yaşam hırsı onu, başkalarının haklarına tecavüz etmeye kadar götürmüştür. Bunun içindir ki insanoğlunun ihtiyaçlarına, tarih boyunca taarruz edilip saldırılmış, sonuçta huzur ve emniyet diye başka bir ihtiyaç daha baş göstermiştir. Elbette günümüz insanının sorunu olan emniyet konusu uzun tartışmaları gerektiren bir meseledir. Fakat insanın ihtiyaçları her zaman maddi ihtiyaçlarla sınırlı kalmamış başka ihtiyaçlarda var olmuştur. Örneğin; fıtratı gereği insanda tapma ihtiyacı veya onu seven ve onunda sevdiği birine olan ihtiyacı da bunlardan sayılabilir.

Doğal olarak, bu tür ihtiyaçlarını karşılayamaması insanın maddi yaşamında herhangi bir kayıp veya çelişki yaratmasa dahi, huzurunu elinden alıp onu sürekli bir karamsarlık ve üzüntü içerisine sokabilir.

İnsanın, önemli ve kaçınılmaz sayılabilecek ihtiyaçlarından bir tanesi de cinsellik meselesidir. Öyle ki eğer yerinde bir tatmin ve doyum olmazsa insana huzur vermediği gibi onu aşırılığa sürükleyecektir.

Tarihe dönüp baktığımız zaman durgun ama hercai ve sebatsız duygunun, dökülen birçok kanlara ve nice haysiyetlerin ayaklar altına alınmasına sebep olduğunu görürüz. Eğer dikkatle tarihin sayfalarını karıştırırsak, acı olaylarda kontrol edilmemiş bu duyguyla karşılaşmak mümkün. Bundan dolayıdır ki düşünürler tarih boyunca bu duyguyu kontrol altına almak için çabalar harcamış ve gerçek manada cinsel doyuma ulaşmak için çeşitli yollar ve öneriler sunmuşlardır.

İlk insandan bu yana tarihi yaratanların tarihinin tanıklık ettiği şey şu ki hiç bir insan cinsel duyguları köreltme veya onu tam anlamıyla yok etmek yoluna gitmemiş ve gidememiştir. Bizlerin, bu gün burada olmamız bunun en güzel kanıtı değil midir? Ve aynı şekilde hiç bir düşünür bu gizemli duyguyu her zaman ve her yerde tam anlamıyla özgür bırakmayı bir çare olarak görmemiştir.

Akıllara gelen tek çare cinsel duyguların dizginlerini kontrol altına almak olmuştur. Bu konuda bazıları çareyi, dizginleri çok fazla uzatmakta bazıları ise haddinden fazla kısaltmakta görmüştür. Biz bu enteresan duygu hakkında tefekkür etmeye ve düşünmeye karar verdik. Elbette cinsellik hakkında söylenen bütün düşünceleri araştırmak veya tahlil etmek gibi bir gayemiz olmadığı için sadece batıda olan ve cinsellikte mutlak özgürlük olarak tanımlayabileceğimiz düşünceleri eleştirip tenkit etmeden de geçemeyeceğiz.Daha sonra İslam dininin,istikrarsız ve daldan dala konan bu duygunun kontrolü hakkında bizlere sunduğu kaide ve kuralları tahlil ettikten sonra o duygunun bu üstün kaide ve kurallardan sonra ne durumda olabileceğini beraber göreceğiz.

Sınırı, sınırsızlık olan cinsellikte mutlak özgürlük düşüncesini bir kaç mukaddime ile açıklamaya çalışacağız.

1.Mukaddime:

Lezzet almanın kendisi nefsani olup felsefedeki tabiri ile (ilinti) arazidir. En önemli özelliği ise isteğe bağımlı olmayışıdır. Yani eğer sebebi gerçekleşirse lezzet alınır ve eğer sebep gerçekleşmez ise lezzet alınmaz. Sevmek veya nefret etmek gibi insanın elinde olmayan bir şeydir. Yani lezzet alan ve alınan şeyler arasında sebep ve sonuç ilişkisi hüküm sürmektedir.

2.Mukaddime:

Birinci mukaddimeden de anlaşıldığı gibi lezzet almak şahsa göre değişir. Bir şahsın lezzet aldığı bir şeyden başka biri lezzet alamaz veya onun aldığı ölçüde bir lezzet alamayabilir. Örneğin Ahmet’in lezzet aldığı bir şeyden Mehmet aynı lezzeti alamayabilir veya Ahmet’in aldığı lezzeti alamayabilir.

3.Mukaddime:

Güçlü sebep geldiği zaman zayıf olan sebep ortadan kalkar veya daha önceki gücünü kaybeder. Örneğin bir erkek belirli araştırmalardan sonra istediği gibi bir kadın bulur ve onunla cinsel doyumun doruk noktasına ulaşır. Ama eğer gözlerini koruyamayan biri ise etrafında kendi hanımından daha güzel yüzler ve fiziğe sahip kadınları görür ve bu onu kendi hanımından lezzet alamamaya veya daha az lezzet almaya götürür. Yani artık kendi hanımından lezzet alamaz çünkü güçlü sebep gelmiştir ve zayıf olan sebep kendi işlevini tam veya nispi olarak yitirmiştir. Ve bu değişim sebepte olan bir değişim gibi görünse de gerçekte müsebbepte olan bir değişimdir.

ÜÇ MUKADDİMEDEN SONRA:

Eğer cinsellikte sınır tanımaz bir düşünceyi benimsersek ve kadınların toplum içerisinde istedikleri gibi giyinip dolaşabileceklerini, erkeklerin de onlara bakmalarının herhangi bir sakıncasının olmadığını iddia edersek, bu şeyin sebep olacağı tek şey, insandaki tahrik noktasının üst düzeylere çıkması ve şahsın kendi hanımından ideal bir şekilde cinsi doyuma ulaşamaması ve neticede cinsi his ve duygularını harekete geçirecek daha güçlü sebepler peşinde koşmasıdır. Şimdi bu tür bir düşüncenin getireceği bir kaç sorunu açıklamaya çalışacağız.

1.SORUN:

Rum suresi 21.Ayetinde şöyle buyruluyor:

“Bir kadın ve erkek evlendiği zaman Allah (c.c)onların arasında meveddet ve rahmet yaratır.”

Fakat tahrik noktası yükseldiği zaman o ikisinin arasından ilk kaybolup giden şey, onları birbirlerine bağlayan muhabbet ve dostluktur. Koca, karısının cinsel ilişkilerinde soğuk davrandığını ve farklı bir tabiata büründüğünü zanneder ama gerçekte bu aile ve özellikle çocuklar, erkeğin başka kadınlara karşı şehvet bakışlarının kurbanı olmuşlardır. Böyle bir durumda geçici veya sürekli evlilik çözüm olmayacaktır. Zaten evliliğin, İslam’daki yeri bazı heva ve heves kurbanlarını doyurmak değil, tam tersine mutlu ve düzenli sıcak bir aile ortamı yaratmak, topluma sağlıklı düşünebilen insanlar kazandırmaktır.

İmam Sadık (a.s) Hişam bin Hakem’e hitaben şöyle buyuruyor: “Elindeki ile yetinmeyen kimse, her zaman muhtaç kalır.”

Hadiste de buyrulduğu gibi insan bir kez heva ve heves kurbanı olmaya görsün maymun iştahlılığı yüzünden birlikte olduğu her kadın ondaki tahrik noktasının yükselmesine sebep olacak ve hiç bir zaman gerçek doyuma istediği gibi ulaşamayacak ve sürekli bir değişiklik düşüncesi onu rahat bırakmayacaktır.

2.SORUN:

Güzellik, nispi bir kavramdır. Ve güzel olan bir kadından farklı erkekler lezzet almak isteyebilir. Bu değişik hastalıklara yol açacaktır. Çünkü kontrolden çıkmış bir şehvet gücü, aklı zayi ettiği gibi tedbir veya sakınmak gibi aklın savunduğu bazı önerileri de göz ardı edecek, ve bu toplumda farklı hastalıkların meydana gelmesine sebep olacaktır.

3.SORUN:

Zayıf sebeplere karşı daha güçlü sebepler bulmak için gerekli olan şeylerden birisi de zaman ve maddi imkânlardır doğal olarak herkes buna güç yetiremeyeceği için şahıs, cinsel istek ve duyguların kamçılamaları ile ıstırap içerisinde acı çekecektir.

4.SORUN:

Her zayıf sebepten sonra daha güçlü bir sebep bulabilen insanlar belirli bir süre sonra karşı cinsten ideal olan cinsi doyuma ulaşamayıp kendi cinslerine yönelecektir. Çünkü karşı cinsten tatmin olamayan ve tahrik noktası yükselen birisi mutlaka oluşan boşluğu gidermeye çalışacaktır. Kendi cinsleriyle olan beraberliği onun tahrik noktasını günden güne yükseltecek ve kendi cinsinden olan ve onu ilk zamanlarda orgazm edebilen birinden artık eskisi lezzeti alamayacaktır. Kendi cinsinden olan insanlarla doyuma ulaşamaması onu daha değişik yollara, örneğin hayvanlarla ilişki yaşamaya sürükleyecektir.(daha önce söylenen şeylerden de anlaşıldığı gibi tahrik noktası yükselen insanlarda tek amaç cinsel tatmindir ve bunun için karşı tarafın kim veya ne olduğu önemli değildir.)Bu durum böyle devam edecek ve şahıs çareyi cinsiyet değiştirmekte bile arayacaktır. Bunlar, cinsellikte mutlak özgürlük düşüncesinin insanlara sunduğu armağanlardır!

5.SORUN:

Daha önce söylenildiği gibi güzellik ve güzeller nispi ve yalnız belirli bir zaman zarfında vardır. Bu yüzden bir müddet sonra sahip olduğu fiziki güzelliğini kaybeden birisi, cinsel tatminsizlik ve doyumsuzluğun vermiş olduğu hasret ateşinde yanıp duracaktır. Mutlak özgürlüğün yapabildiği şey bu kısa zaman zarfında bazı insanların sürekli yükselen tahrik noktalarını doyurmak olmuştur.

6.SORUN:

İnsan, tabiatı gereği her şeyde ve özellikle cinsellikte, fiziki özelliklere sahip olan en iyisini arzular ve ona yetişmek ister. Bunun tersini cinsel özgürlükten ticaret amaçlı faydalanmak isteyen insanlarda görmek mümkündür. Şu halde cinsel açıdan mutlak özgürlüğün, gerçekte toplumun sorununu halletmek değil de belirli bir grubun her zaman aç olan gözünü doyurmak için birebir olduğunu söyleyebiliriz.

Batılı düşünür ve teorisyenlerin iddia ettikleri mutlak özgürlüğün toplum içinde yarattığı sorunları üç bölümde ele alabiliriz.

1.BÖLÜM:

İnsanlardaki tahrik noktasının yükselmesine sebep oldular ve daha sonra onların, doğal olarak nasıl tahrik olabilecekleri sorusunun cevabını aramaya başladılar.

2.BÖLÜM:

Mutlak cinsel özgürlüğün getirdiği ve hızla çoğalan hastalıklara karşı ne yapabileceklerini düşünmeye başladılar.

3.BÖLÜM:

En güzeli tercih etmek olarak bilinen akli bir kuralla yola çıkarak, bazı insanları cinsel doyumdan uzaklaştırıp güzelliğin geçici olduğunu empoze etmeye gayret gösterirken şu soruyla karşı karşıya kaldılar; insanların cinsel doyumdan tam manasıyla uzaklaşmamaları için ne yapabiliriz? Tabi bu sorunu çözmek için değişik metot ve yöntemler sundular örneğin; cinsel his ve duyguları tahrik edici haplar, seks ve porno filmleri vs. Bu tür şeyler insanların cinsel yaşamlarını düzeltmediği gibi onların tahrik noktalarının yükseklere çıkmasına sebep oldu. Bunun en güzel kanıtı, cinsel gücü arttıran bu tür şeyleri kullanan insanlar belirli bir süre sonra daha değişik şeyler peşinde koşmak isteyecek ve sonuçta kaş yaparken gözden olacak bir hale düşeceklerdir.

İkinci bölümde bahsettiğimiz sorun içinde değişik uğraşılar gösterilmiş, ama hiçbiri tam anlamıyla çözüm olmamış tam tersine çağın kâbusu haline gelen AİDS hastalığına karşı binlerce insan yenik düşmüştür.

Üçüncü sorunun çözümü için ise süs malzemelerinin yaygınlaşması sağlanmış ve tıp ilminin gelişmesinden faydalanılarak estetik ameliyatlarla fiziki güzelliğin doruk noktasına çıkılmaya çalışılmıştır. Ama bunların getirdiği tek sonuç, tahrik noktasının biraz daha yükseklere çıkması olmuştur.

SONUÇ:

Batının cinsellik hakkında sunmuş olduğu normlar insanların sorunlarına çözüm değil, tam tersine onları içinden çıkılmaz felaketlere duçar etmiştir.

CİNSELLİKTE ÇÖZÜM YOLU:

İdeal bir cinsel yaşamın üç şartı:

1.Şart: İnsandaki tahrik noktasının yükselmemesi

2.Şart: Tam manasıyla cinsel doyuma ulaşılması

3.Şart: Cinsel yaşamın olumsuz etkilerinin olmaması

1.ŞARTIN AÇIKLAMASI:

İnsandaki tahrik noktasının yükselmesi sadece güzel ve çekici fiziğe sahip olanlara bakmakla olur. Bunun için İslam dini kadınlara açık bir şekilde hicaplarını korumalarını ve kendilerini namahrem gözlerden sakınmalarını emretmiştir. Aynı şekilde erkeklere de gözlerini namahrem olan kadınlardan sakınmaları emredilmiştir.

Nur suresi 30 ve 31.ayet bunun en güzel örneğidir. “Mümin erkeklere söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Kuşkusuz, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.”

31. “Mümin kadınlara da söyle: Bakışlarını yere indirsinler. Cinsel organlarını/ırzlarını korusunlar. Süslerini/ziynetlerini, görünen kısımlar müstesna, açmasınlar. Örtülerini/başörtülerini göğüs yırtmaçlarının üzerine vursunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları yahut babaları yahut kocalarının babaları yahut oğulları yahut kocalarının oğulları yahut kardeşleri yahut kardeşlerinin oğulları yahut kendi kadınları yahut ellerinin altında bulunanlar yahut ihtiyaç içinde olmayan erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar yahut kadınların kaygı duyulacak yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Süslerinden, gizlemiş olduklarının bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, Allah’a topluca tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz!”

Ahzab suresinin 32. ayetinde ise peygamber hanımlarına hitaben şöyle buyruluyor: “Ey peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer korunup takvaya sarılıyorsanız sözü kırıtarak söylemeyin ki, kalbinde maraz bulunan biri ümide kapılmasın. Örfe uygun söz söyleyin.”

Kalplerinde maraz bulunanlardan kasıt, tahrik noktasını kontrol edemeyip yükselmesine sebep olanlar olabilir.

2.ŞARTIN AÇIKLAMASI:

BİRİNCİ: Tahrik noktası yükselmeyen birisi normal şartlarda evlendiği bir kadınla cinsel açıdan doyumun doruk noktasına ulaşabilir. Bazı istisna olan durumlarda ise İslam dininin ileride açıklanacağı gibi sunduğu değişik yollar bulunmaktadır.

İKİNCİ: İslam’ın, cinsel ilişki ve münasebetlerle ilgili olan hükümleri erkek ve kadının cinsel açıdan ideal bir doyuma ulaşmaları içindir. Bunlara örnek olarak ilişkiden önce süslenmeyi ve temiz olmayı tavsiye etmesi sayılabilir.

3.ŞARTIN AÇIKLAMASI:

Cinsel çarpıklıkların olumsuz etkilerinden biriside sağlık açısındandır. İslam dininin sunduğu kaide ve kurallarla gerçekleşen bir cinsel yaşam bu tür hastalıkları yok etmekle beraber tahrik noktasını da sıfıra indirgemek için tek yoldur. Sonuç olarak, İslam’ın sunmuş olduğu metotlar tahrik noktasının yükselmesini önlemekte ve insanın ideal olan cinsel doyuma ulaşmasını sağlamaktadır. Cinsellikte olumsuzluklardan uzak, doyuma ulaşmak isteyenlerin Müslüman olmasalar ve ahirete inanmasalar dahi, İslam’ın önerdiği şeyleri yapmaları şarttır.

İslam’ın son din olması itibari ile iki şeye sahip olması gereklidir. Kamil ve yeterli olması, her yer ve her zamanda söz sahibi olmasıdır. Eğer İslam kanunlarından daha iyisine başka ideolojiler sahip olmuş olsalardı bu dinin son ve kamil bir din olmasının hiç bir manası kalmayacaktı.

ÇÖZÜM YOLU:

Yukarıda söylenildiği gibi düzenli ve sağlıklı bir cinsel yaşamın tek şartı İslam’ın emirlerine uymaktır.

İmam Rıza (a.s) şöyle buyuruyor: “İnsanlar, bizim sözlerimizdeki güzellikleri bilselerdi mutlaka bize itaat ederlerdi.”

Hiçbir zaman insanları kaba kuvvetle iyiye ve güzelliğe yöneltmek mümkün olmamış ve olmayacaktır. Çünkü o tabiatı gereği kendisi için koyulan kanunları çiğnemek isteyecektir.

Peygamber efendimizin (s.a.a)bir hadisinde de buyurduğu gibi, insanlar yasaklanan şeylere meyilli ve isteklidirler.

Tahrik noktasının yükselmesine engel olmak onu eski haline getirmek için çaba ve gayret sarf etmekten daha iyi değil midir?

İslam dini açısından cinselliği araştırarak, çok eşlilik, geçici evlilik ve cinsel taşkınlıklara karşı İslam’ın ceza kanunları hakkında 100 e yakın soru ve mesele üstünde inceleme yaptım. Bu çalışmalardan istifade etmek isteyen arkadaşlara takdim edebilirim.

Cinsellik meselesi hakkında, bazı Zerdüşt arkadaşlarla, Avrupalı öğrencilerle ve İran üniversitelerinde konuşmalarım oldu ve inanılmaz bir ilgi gördüm.

Vesselam


Yazan: Seyit Sadra Haşimi

Çeviren: Devran

Yorum Bırak

  1. zahit dedi ki:

    yazandan allah razı olsn çok güzel açıklamış