İyiliği Emretmek

Yazar: beytül ahzan Tarih: 7 Temmuz 2009 1.999 kez okundu Füru Din 1 Yorum


İyiliği emretmek;


– İnsanın dine duyduğu aşkın belirtisidir


– İnsanlara duyduğu sevginin belirtisidir.


– Toplumun sağlıklı olmasını istemektir.


– Tevellâ ve teberranın belirtisidir.


– Toplumda hürriyetin belirtisidir.


– Bireyler arasındaki irtibatın göstergesidir.


– Uyanık fıtratların belirtisidir.


– Farzların bir yoklamasıdır: Namazını kıldın mı? Orucunu tuttun mu? Şeklinde bir sorgulayıştır.


– İyiliği emretme ve doğru olana çağırış; bütün farzların yerine getirilmesinin, münkerden alıkonulmasının ve bütün haramların terk edilmesinin garantisidir.


– Bir toplumdaki iyileri teşvik ediştir.


– Cahillere uyarı ve onları bilinçlendiriştir.


– Kötü ve aykırı tiplerin canını sıkmaktır.


– İyiliğe çağırıp kötülükten menediş, toplum aracının gaz ve fren pedalları gibidir.


– Çocuğun eğitim ve terbiyesinin esasını, ebeveyninin ona iyiliği emredip edip kötülükten menedişi teşkil eder.


– İyiliğe çağırış, iradesi zayıf bireylerin toparlanmasını ve iradelerinin güçlenmesini sağlar.


– İnzivaya çekilmek değil, olayların içinde olmak ve sorunların karşısına dikilmektir.


– Marufu emretme; yekdiğerinin davranışlarını denetleyebilmesi için Allah Teala’nın iman ehline vermiş olduğu bir görev ve haktır.


– Kötülükten sakındırma; bazı bireylerdeki takva noksanlığının giderilmesidir.


– İyiliğe davet, toplumu olgunlaştırır; kötülükten menetme, toplumu uçuruma yuvarlanmaktan kurtarır.


– İyiliği emretme, bireylerin haklarını ve sınırları korur; bu çağrının olmadığı bir toplum ölü toplumdur; sessiz toplum, nefes alan cansız eşyalar güruhundan başka bir şey değildir.


– İyiliği emretme ve kötülükten menetme; dînî gayret, sorumluluk bilinci ve başkalarının derdini kendi derdi bilmenin göstergesidir.


– Bulaşıcı günah ve kötülüklere karşı bir nevi karantinadır.


– Bir nevi sosyal düzen ve inzibattır; yani toplumun sağlık ve hayrı için bireylerin kişisel eğilim ve arzularını sınırlamak, daha açık bir deyişle sorumsuz ve laubali bireyleri dizginleyip kontrole alınmaktır.


– Marufu emretme ve münkerden nehyediş, olgunluk ve rüşdün belirtisidir; nitekim Hz. Lut (a.s) günahkar kavmine “İçinizde bu çirkinliğe engel olacak aklı başında -reşid- hiç kimse yok mu?!” diye sormaktadır.[1]


– İyiliği emretme ve kötülükten alıkoyma sayesinde bir toplum kendi içindeki sorunları giderir ve dış düşmana karşı koyabilecek gücü bulur.


Marufa önemi hakkında şu noktanın bilinmesi yeterli olacaktır:

İnsanın bu esasa gönülden ilgi duyması, yani kötü ve çirkin olan hiçbir şeyden hoşlanmıyor olması bu prensibin ulema tarafından, dinin esaslarından sayılmasına ve dini bir fariza olup fiili davranışları gerektirdiğinden dinin füruatından -vaciplerden- görülmesine neden olmuştur.

Nitekim Şehid-i Sâni:

“Emr-i maruf ve nehy-i an’il münker’le ilgili ayet ve rivayetler insanın belini bükecek kadar fazladır” der.[2]


Bugün bir bölgeyi bombalamaya kalkışacak kadar küstahlaşan bir zorba veya emperyalist güç, en büyük münker ve kötülük sayılan bu girişimi karşısında bütün ülkelerin ayaklanıp haykırdığını görecek olursa işlediği cinayetleri kesinlikle sürdüremeyecektir. Uluslararası kuruluşların suskunluğu, yöneticilerin korkaklığı ve halk kitlelerinin olaylardan habersizliği ve duyarsızlığı; bu zorba güçlerin en büyük münker ve kötülükleri hiç çekinmeden ve hiçbir tehlike görmeden rahatça işlemesine neden olmaktadır.

Fabrika ve üretim merkezlerinde nasıl uzman mühendislerin kontrol ve denetimi gerekliyse; toplumda da İslam uleması ve uzmanlarının denetim ve kontrolü bir o kadar zaruri ve gereklidir.


Hadis-i şerifte “en iyi dost, hata yapmana engel olan ve en kötü dost, hatanı gördüğünde seni uyarmayandır” buyrulur, nitekim İmam Sadık hazretleri de “Benim en iyi dostum, kusurlarımı bana hediye edendir” buyurmaktadır.


Rivayette “mümin daima kendi yaptıklarına dikkat eder” deniliyor, yani mümin, kendisini sürekli hesaba çeker. Evet; içeriden kendimiz ve dışarıdan da din kardeşlerimizin sürekli denetimi altında olursak ve devlet düzeni de iyilikleri teşvik edip kötülükleri engelleyen düzen olursa en iyi ümmet olma şansını yakalamış oluruz.

Kur’an-ı Kerim’de de buyrulduğu üzere:

“Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz marufu -iyi ve İslam’a uygun olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah’a iman edersiniz”[3]


İlim şehrinin kapısı Hz. Ali (as) Nehc’ul Belagâ’da şöyle buyurmaktadır: “Bütün hayırlı işler, hatta Allah yolunda cihad bile, iyiliğe çağırma esasına oranla, ağızdaki nemin deryaya oranı gibidir.”[4]

—————-

[1] – Hud, 78.
[2] – Goftar-e Mah, s. 80.
[3] – Âl-i İmran, 110.
[4] – Nehc-ul Belaga, Vecizeler, s. 374 (Bu eşsiz hazine, Türkçe’ye de çevrilmiştir – çev-).

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    “Siz, insanlar için ortaya çıkarı­lan, iyiliği emreden, kötülükten alıko­yan, Allah’a iman eden hayırlı bir üm­metsiniz….” [Al-i İmran, 110]

    “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk olsun. İşte kurtuluşa erişenler yalnız onlardır.” [Al-i İmran, 104]

    “(Müminler) Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (Allah’ın hoşnut olacağı bir iş için) seya­hat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlardır ve (işte bu) mü’minleri müjdele.” [Tevbe, 112]