Kadı Nurullah Şuşterî (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 23 Haziran 2010 Yakın Tarih Yorum Yok




[Ö. H/1019, M/1598]

Kadı Nurullah Şuşteri Maraşî nesep olarak İmam Seccad’a (a.s) ulaşmaktadır. Dedeleri Kadı Nurullah ve Necmuddin Mahmud Hüseyin Maraşî Amulî, Lübnan’ın Amul kasabasından Şuşter’e hicret etmiştir.[1]

Kadı Nurullah Şuşteri (r.a) hicri 956 yılında Şuşter şehrinde temiz ve asil bir ailesinde dünyaya geldi.[2]Babası Seyyid Şerefuddin kendi döneminin büyük ve saygın âlimlerindendi. Öyle ki akli ve nakli ilimlerde söz sahibi biriydi. Kadı Nurullah (r.a) mukaddime ilimlerini babasının yanında tahsil etti. Daha sonra ilim tahsilini sürdürmek ve sekizinci İmam Rıza’nın (a.s) makamından feyiz almak için Horasan diyarına hicret etti. Orada Allame Muhakkik Mevla Abdülvahid Şuşteri’nin derslerine katıldı. Fıkıh, usul, kelam, hadis ve tefsir derslerini o zatın yanında okudu ve birçok âlimden hadis nakletme izni aldı.

HİCRET

Kadı Nurullah Şuşteri’nin (r.a) kendisinin anlattığına göre, ilim ve irfan pınarından kana kana içtikten sonra halkı aydınlatmak ve irşat için hicri 993’de Hindistan’a sefer etmiştir. O dönemlerde Hindistan en sakin ve rahat dönemlerini geçirmekteydi. 14 yaşındaki Ekber Şah tedbir ve ferasetiyle büyük bir başarı göstererek Keşmir, Kecarat, Bankla ve Sind’i kendi topraklarına kattı. Yapılaşma ve şehirleşmeye büyük bir ilgisi olan Ekber Şah büyük başarılara imzasını atmıştır.[3]

Halk arasında ilim ve faziletiyle büyük ün salan Nurullah Şuşteri (r.a) Sultan Ekber Şah’ın daveti üzerine onun yanına gitti. Ekber Şah ondaki ilim ve hikmetini görünce ona kadılık makamını teklif etti. Kadı Nurullah Şuşteri’nin adaleti Şia ve Sünni dünyasında dillere destan olmuştu. Kadı Nurullah Şuşteri takiyye icabı bu makama geldikten sonra mektep ve mezhebe birçok hizmetler vererek onlarca kitap telif etti. Hatta kendisi mektubunda şöyle der: ”Teliflerimde ismimi zikretmedim. Allah rızasını kazanmak için hiçbir muhalifime bunlar benim teliflerimdir demedim. “Ayetullah Necefi Maraş-i “İhkaku’l Hak” kitabının mukaddimesinde o merhumun 140 kitap yazdığını zikretmiştir.

KADI NURULLAH ŞUŞTERİ’NİN (R.A) ESERLERİ

1-İhkaku’l-Hak

2-Mecalisu’l Müminin[4]

3-es-Savariku’l Muhrika

4-Mesaibu’n Nevasib

5-Tefsiru’l Kur’an

6-Delailu’ş-Şia fil İmame

7-Tuhfetu’l Ukul

8-Hallu’l Ukul

9-el-Nezeu’s-Salim

10-Nuru’l Ayn

11-Nihayetu’l Ekdam

12-Keşfu’l Hivar

13-Şerhu’l Cevahir

14-ez-Zikku’l Ebka

Kadı Nurullah Şuşteri büyük bir âlim olmasının yanı sıra zamanın büyük şairlerindenden sayılmaktaydı.

KADI NURULLAH ŞUŞTERİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Merhum Şuşteri ilim ve takvasıyla birçok öğrenciyi etrafına toplamıştı. Fıkıh dersini beş mezhep inancına göre tedris ediyordu. Dersin sonunda da güzel bir üslupla Şia’nın görüşünü ifade ediyordu. Takiyye ortamında olması itibariyle onun birkaç tane özel Şia öğrencisinin olduğu nakledilmiştir:

1-Allame Şeyh Muhammed Hervi Horasani (r.a)

2-Allame Mevla Muhammed Ali Keşmiri (r.a)

3-Seyyid Cemaleddin Abdullah Meşhedi (r.a)

Kadı Nurullah kemal ve saadete ulaşmak için ilim ve edebi bir vesile olarak görüyordu. Katıldığı tüm münazaralar ilahi rengi taşımaktaydı. Katıldığı tüm münazaralardan alnının akıyla çıkıyordu.[5]

Kin ve hasetçilerin ona karşı kin ve öfkeleri gün geçtikçe artıyordu. Kadı’yı görevinden uzaklaştırıp öldürmek için bahane ve fırsat kolluyorlardı.

Bir gün kadılar ve müftüler Kadı Nurullah Şuşteri’nin (r.a) Hz. Ali’nin (a.s) ismini anarken “Aleyhi Salât ve Selam” ifadesi kullandığını duydular. Müftüler bu kelimeleri bidat sayarak onun ölüm fermanını imzalayıp kanını helal saydılar. Müftüler imzalar toplayarak Ekber Şah’a gönderdiler. Ekber Şah ithamları ve toplanan imzaları reddederek Kadı’yı öldürmedi.

KADI NURULLAH ŞUŞTERİ’NİN (R.A) ŞEHADETİ

Ekber Şah’ın ölümünden sonra oğlu Cihangir Şah başa geçti. Kadı Nurullah (r.a) kadılık makamında kaldı ve görevine devam etti. Bu arada kıskanç ve garezli satılmış saray âlimleri boş durmuyor ve sürekli onu Şah’ın yanında kötülüyorlardı. Bu kinci insanların sözleri Şah’ı etkiliyordu. Onlar Şah’a Kadı’nın Şii olduğunu ve dört mezhebe göre fetva vermediğini söylediler. Şah bunları reddederek; “Kadı bu makamı kabullenirken kendi içtihadına göre fetva vereceğini şart koşmuştu diyerek söylenenleri geri çevirdi.” Satılmış saray âlimleri Kadı’nın Şialığını ispatlamak için komplo kurdurlar. Birini kendini Şia tanıtarak Kadı’yla irtibata geçmesi için görevlendirdiler. O şahıs Kadı’nın güvenini kazandıktan bir süre sonra “Mecalisu’l Müminin” kitabını yazmak için Kadı’dan ödünç alarak onu bastırdı ve satılmış saray âlimlerine dağıttı. Satılmış âlimler kitabı Şah Cihangir’e götürerek Kadı’nın Şia olduğunu ispatladılar. Bu suçun cezasının kırbaçlanmak olduğunu söylediler. Cihangir Şah, bu cezayı icra etmeleri için onlara izin verdi. Onlarda hicri 1019’da 70 yaşındaki o yaşlı arif ve fakihin bedenini dikenli ağaçla gaddarca ve acımasızca parçalayarak şehit ettiler.[6]

———————————————-

[1]-İhkaku’l Hak, c.1, Önsözünde.

[2]-İhkaku’l Hak, c.1, s.71.

[3]-Tezkire-i Ulema-i İmamiye-i Pakistan, s.15, “Seyyid Hüsetin Arif Nakavi.”

[4]-Reyhanetu’l Edeb, c.3, s.385.

[5]-İhkaku’l Hak, c.1, s.110-111.

[6]-Fevaidu’r Razaviye, s.697.

———————————————

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:

Yorum Bırak