Kadir Gecesi, Ali Gecesi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 13 Eylül 2009 Ramazan Ayı 1 Yorum



 /></span></p> <p><span style=Kadir gecesi, Rahmet Peygamberi’nin buyruğuna göre Ramazan Ayı’nın son on gününden birisidir. Hatta son on günün tek, yani on dokuzuncu, yirmi birinci, yirmi üçüncü, yirmi beşinci, yirmi yedinci ve yirmi dokuzuncu gecelerinden birindedir. O gün kader gecesidir ve bin aydan daha hayırlıdır.  Kur’an o gecede indirilmiştir, melekler ve hatta Ruh da o gece yeryüzüne iner, ta fecre kadar selam ve selametlik vardır…(Kadir Suresi)

Ya Ali, sen Kur’an’ın ortağısın… Böyle buyurmuştur rahmet Peygamberi… Siz, Kur’an’la ikiniz sekaleynsiniz, paha biçilmez iki emanetsiniz… Sen ve Kur’an asla birbirinizden ayrılmazsınız. Kur’an seninledir ve sen Kur’an’lasın… Hatta sen Kur’an’ın canlı, konuşan halisin, Natık-ı Kur’an’sın…(1)

Kur’an’ı anlamak isteyen sana bakmalı, Kur’an’dan faydalanmak isteyen seni takip etmelidir. Çünkü Kur’an, ancak muttakilere doğru yolu gösterir ( Bakara:2) ve sen Muttakilerin mevlasısın…(2)

Kur’an Furkan’dır, hakla batılı ayırandır. Ve Kur’an’la asla ayrılmayan sen, kendin buyurmuşsun ki; “Sıddık’ul Ekber benim, Faruk’ul Azam’ım ben!”…(3)

Kur’an, insanlar için hidayet rehberidir… Ve yüce Resul buyurmuştur ki. “Ali hak iledir, hak Ali iledir. Ali ne yana dönerse Hak ta onunla beraber döner”…(4) Ve yine buyurmuştur ki: Ali Kur’an iledir, Kur’an da Ali ile. İkisi Kevser havuzunun başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar (5)

Kıyamette Kur’an’ın şikâyeti “terkedilmiş” olmasıdır. (Furkan:30)…Ve sen de, ancak kuyularla dertleşen büyük yalnız,  en büyük mazlumsun…

Kur’an zikirdir (Sad:1) ve o “Zikr”in ehli de sensin…(6)

İnkâr edenler: “Bu Kur’ân-ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki üstün gelirsiniz” (Fussilet:26) dediler. Ve Sen’i de konuşturmadılar, dinlemediler, sözlerin duyulmasın diye yalanlar uydurdular, hakkında olmadık iftiralar yaydılar, minberlerden sana lanet okumayı sünnet haline getirdiler…

Kur’an iman edenler için bir hidayet ve şifadır (Fussilet:44)

Sen de kalplerin hekimisin (tabib-el kulub), inananların hidayet rehberi ve dertlerinin şifasısın…

Kur’an öğüttür… (Hakka:48, Taha:2)

Sen de Resullullah’ın ümmetine öğütlediği kimsesin( 7) …

Allah Resulü’nün risaletinin hâsılatı Kur’an’dır. Ve senin sevgin de, o hâsılatın bedelidir. Çünkü Allah’u Zülcelal buyuruyor ki; “Ey Resulüm, de ki: Sizden risaletim için Ehl-i Beyt’ime sevgiden başka bir ücret istemiyorum.” (Şura:23)

Ve sen, Kur’an’ın indirildiği bir gecede suikasta uğradın, Kur’an’ın indirildiği bir gecede şehid edildin…

Yani Kur’an’a, indiridiği gecede darbe vurdular…

Yani bin aydan daha hayırlı ve “selam” yani barış, yani selametlik gecede…

İhya, yani diriliş gecesinde, hayatın anlamına indi o kılıç…

Dipdiri ruhlara yapıldı o saldırı…

Dirilişle ölümü karıştıranlardı onlar, ışıktan rahatsız olan yarasalardı…

Senin başına inen o kılıcın asıl hedefi, aslında Ka’benin sütunları idi…

Kadir, yani kader gecesinde, insanlığın kaderine indi o kılıç…

Kur’an’a indi…

Kur’an’a, yani Sana, yani Allah’ın emanetine, yani Hakkın ölçüsüne, yani hakla batılı ayırana, yani Allah’ın inanlara öğüdüne, yani bilmediğimizi soracağımız “Zikir Ehli”ne, yani Hidayet İmamına, yani kalplerin hekimine, gönüllerin şifasına…

Yani ilim şehrinin kapısına, yani gökte parlayan aya, hayat kaynağı güneşe…

Yani Resulullah’ın kardeşine, Cennet ve Cehennem’i taksim edene…

Yani Kevser’e, yani Sırat’ul Mustakim’e…

Yani Allah’ın apaçık ayetine …

O gün asıl saldırılan Kur’an’dı…

Allah’ın buyruklarıydı…

Ve arşı titreten bir iddia ile; “Allah’ın hükmü budur” iddiasıyla yapıldı bu saldırı…

Allah adına, Allah’ın ayetine saldırdılar…

Allah adına Allah’ın hidayet rehberi kıldığına vurdular…

Yer ile gök arasını Cebrail’in feryadı doldurdu…

Ve sen, o büyük yalnızlığını, o büyük mazlumiyetini, aslında hakkın ve adaletin mazlumiyetini, ümmetin mazlumiyetini resmeden o feryadını saldın âleme: Kâbe’nin Rabbine andolsun ki kurtuldum!”

Ya Ali,

Sen kendin buyurmuştun ki; “Beni bir dağ dahi sevse, belalara, musibetlere uğrar.”

Biz bütün belalara, musibetlere razıyız…

Çünkü en büyük hazinemiz senin sevgindir…

Ve bu gün de, yine “Allah adına”, dünyanın her yerinde senin Şiilerine saldırılıyor…

Zamanın haricileri El Kaide ve Taliban, “Allah adına” Şiileri katlediyor…

Bunlar bilmezler mi ki, Ali Şiası olmak ölüm pahasına bile olsa saadettir?

——————————————-

(1) Nehc’ul Belaga

(2) Kenz’ul Ummal (Resulullah buyuruyor ki:Ali Müslümanların efendisi,takva sahiplerinin imamı ve nur yüzlülerin önderidir.)

(3) Nehc’ul Belaga ve ayrıca Selman el-Farisi, Ebu Zer ve Hüzeyfe’den naklen, Resulullah (s.a.a.) Hz.Ali’yi elinden tutarak şöyle buyurdu :
“Bu, bana ilk iman eden ve Kıyamet gününde benimle ilk görüşecek olandır. Kendisi en büyük sıddık ve bu
ümmetin farukudur, bu, dinin üstadıdır, mal ise zalimlerin üstadıdır”
(Tabarani’nin “Mucem el-Kebir” c.6, s.269 / el-Müttaki’nin “Kenz’ ul Ummal” c.6, s.156 /el-Heysemi’nin “Mecma üz-Zevaid” c.9, s. 102 / İbn-i Udey’in “el-Kamil fi Düefa ir-Rical”c.4, s.229 / el-Künci’nin “Kifayet üt-Talip”s.187 / el-Akili’nin “Düefa’il Kebir” c.2, s.47 / el-Beyhaki’nin “Sünen el-Kübra”)

Hz. Ali şöyle buyurdu : “Ben, Allah’ın kulu ve Resulünün kardeşiyim. En büyük Sıddık benim, bunu benden sonra kim söylerse yalancıdır, ben insanlardan yedi yıl önce namaz kıldım.”
(Sünen İbn-i Mace c.1, s.57 / el-Hasais en-Nisai s.3 / Menakıb-ı Ahmet bin Hanbel No:17 / el-Hakim Nişaburi’nin “Müstedrek es-Sahihayn” c.3, s.112 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Dimaşk” c.1, s.61 / İbn-i Ebil Hadit’in “Şerh-u Nehc’ül Belağa” c.3, s.257 /Tarih-i Tabari c.2, s.56 / İbn-i Kesir’in “el-Kamil fit-Tarih” c.2, s.22 / Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” s.60 ve “Riyad’ul Nadara” c.2, s.155 / el-Hamvini eş-Şafii’nin “Feraid es-Simtayn c.1, s.248)

Ebu Zer el-Gaffari dedi ki : Resulullah’ın şöyle buyurduğunu kendim duydum :
“Ey Ali, en büyük Sıddık ve hak ile batılı birbirinden ayıran Faruk sensin, sen dinin üstadı ve Emirisin”
(Muhibeddin el-Tabari’nin “Zehair’ul Ukba” s.56)

(4) Ümmü Seleme’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali hakladır, hak da Ali’yledir, ikisi Kıyamet gününde havuz başına varana dek birbirinden asla ayrılmazlar.”
(el-Bağdadi’nin “Tarih-i Bağdat” c.14, s.321 / İbn-i Kuteybe’nin “el-İmametü ves-Siyasetü” c.1, s.73 / İbn-i Asakir’in “Tarih-i Di-maşk” c.3, s.119 Hadis no: 1162 / el-Hamvini eş-Şafii’nin “Feraid es-Simtayn” c.1, s.177 / el-Heysemi’nin “Mecma’üz Zevaid” c.9, s.134 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Muntahab’ul Kenz” c.5, s.30 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” s. 55 / ed-Dulabi’nin “el-Künye vel-Esma” c.2, s.89 / Rabi’ül Ebrar c.1,s.828 / Tabara-ni’nin “Tabarani’nin “Mucem es-Sağir” ve “Mucem el-Avsat” / es-Sem’ani’nin “Fedail’üs Sahabe” )

Hz. Ali’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Allah Ali’yi rahmet et ve hangi tarafa yönelirse yönelsin hakkı beraberinde kıl.”
(Sahih-i Tirmizi c.5, s.633 / el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahi-hayn” c.3, s.124 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” c.5, s.62 /
Menakıb-ı Hüvarezmi s.104 / el-Beyhaki’nin “el-Mehasin vel-Müsavi” s.41)

(5) Resulullah’ın hanımı Ümmü Seleme’den naklen, Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu :
“Ali Kur’an’ladır, Kur’an da Ali’yledir, ikisi havuz başına varana dek birbirinden ayrılmazlar.”
(el-Hakim’in “Müstedrek es-Sahihayn” c.3, s.124 / Tabarani’nin “Mucem el-Sağir” c.1, s.55 / el-Künci eş-Şafii’nin “Kifayet üt-Ta-lip” s.399 / İbn-i Hacer’in “Sevaik’ül Muhrika” s.76 / el-Müttaki el-Hindi’nin “Kenz’ul Ummal” c.6, s.153 / el-Münavi’nin “Fayd’ül Kadir” c.4, s.358 / eş-Şeblenci’nin “Nur’ül Absar” s.73 / el-Suyu-ti’nin “Tarih’ül Hulefa” s.173 / el-Suyuti’nin “Cami us-Sağir” c.2, s.66 / el-Kunduzi el-Hanefi’nin “Yenabi’ül Mevedde” s.185 / İs’af er-Rağıbin s.147)

(6) “Bilmediklerinizi Zikir Ehli’ne sorunuz” (Nahl Süresi 43.ayet – Enbiya Süresi 7.ayet)

Cabir el-Cufi dedi ki: “Bilmediklerinizi Zikir Ehli’ne sorunuz” ayeti indiğinde Hz. Ali şöyle buyurdu: Zikir Ehli biziz.

(Tefsir-i Tabari c.17, s.5 / Tefsir-i İbn-i Kesir c.2, s.571 / el-Haskani’nin ‘Şevahid’üt Tenzil’ c.1, s.436 / el-Kunduzi’nin ‘Yenabi’ul Mevedde’ s.119)

(7) Ben sizin aranızda iki değerli emanet bırakıyorum.Onlardan biri Allah’ın kitabıdır. O’nda hidayet ve nur vardır.o Halde Allah’ın kitabına sarılın ve onu sımsıkı tutun. Ve benim ehl-i Beyt’im. Ehl-i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım, Ehl-i beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım, Ehl-i beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım.

( Sahih-i Müslim, “Bab-u Fezail-i Ali. “ Bu hadisi İmam Ahmed, Tirmizi, İbn-i Asakir ve diğerleri de zikretmiştir.

———-

Yazar: MUHSİN KÜÇÜKER

Yorum Bırak

  1. zulfikar dedi ki:

    paylasim icin tessekurler. buyuk bir yardiminiz dokundu. basarilarin devamini dileriz.