
Casiye o kadar bıkmıştır ki hayattan. Yorulmuş, dayanacak gücü kalmamıştır artık. Çevresindeki yapmacık, iki yüzlü vb. insanlardan ve onların yapmacık hareketlerinden…
Bu zamana kadar hep yalnız olduğunu düşünüyordu. Çünkü çevresinde içinde kopan fırtınaları anlatıp da, biraz olsun yüreğini dindirebileceği kimse yoktu. Onu usanmadan samimi bir şekilde dinleyecek, onu anlamağa çalışacak ve olaylara bir de onun gözünden bakacak kimse bulamıyordu.
Bu durum onu çok üzüyordu ve gün geçtikçe daha da içine kapanık olmasına sebep oldu. Kendisini bu kocaman dünyada yapayalnız hissediyordu. “Çevremde bu kadar insan var ama ben yine yalnızım” diye düşünüyordu.
Konuşmak, anlatmak bu kadar zor mu diyordu. Ama asıl zor olanın konuşmak, anlatmak değil de onu dinleyecek birini bulmak olduğunun farkındaydı…
O kadar yorulmuştu ki omuzları bu yükü taşıyamaz hale gelmişti…
Artık mecbur kalmadıkça konuşmuyordu. Sürekli düşünüyordu, düşünüyordu ve düşünüyordu….
Özellikle de geceleri, başını yastığa koyduğu zaman saatlerce düşünürdü. Bir türlü uyuyamazdı. Düşünceler bir türlü uyumasına izin vermezdi.
Bir gece yine uyumak için yatağa girdi. Lambalar sönmüş herkes uykuya dalmıştı. Casiye yine düşüncelere dalmıştı. Ancak bu gece her zamankinden farklıydı. Anlayamadığı bir his vardı yüreğinde. Düşünceleri her zamankinden farklıydı. Bu dünyaya ait bir şeyler düşünmüyordu. Düşünceleri öteki dünyaya aitti. Kendisi de bu düşüncelere, bu duygulara anlam veremiyordu. Neden böyle şeyler düşünmekteydi? Ne olmuştu anlmıyordu. Ve saatler böyle geçti. Düşünceler gittikçe derinleşiyordu. Allah’ı düşünmeye başlamıştı. Evet Allah’ı düşünüyordu. Bu zamana kadar var olduğunu inkar etmediği ama hep varlığını unuttuğu Allah’ı. Sonunda yalnız olmadığının farkına vardı. Eğer Allah’ı unutmasaydı kendisine yalnız diyemezdi. Evet Yalnız değildi. Çünkü onu her an gözetleyen biri vardı. Her istediğinde ulaşabileceği, dertlerini anlatabileceği ve onu herkesten iyi tanıyan birisi… ALLAH
“Bu zamana kadar nasıl oldu da ben bunu farketmedim? Kendime yalnız demekle ne kadar da saçmalamışım. Meğer yalnızlık diye bir şey yokmuş, hiç varolmamıştı bu kelime.” Casiye’nin yüzünü bir mutluluk kapladı.
Kalbini saran huzur yüzüne yansıyordu. Bu zamana kadar nasıl bu kadar kör olabildiğini düşünerek kendisine kızıyordu.
Bu zamana kadar hep elhamdulillah müslümanım demişti.Her zaman zamanında olmasa ve arada aksatsa da namazını kılıyordu. Arada Kur’an da okuyordu. Ama ne için?
Hiç Allah’ı hissetmişti mi ibadet ederken? Hayır…
Allah tabiki var. Bunu inkar etmezdi. Fakat bu yüreğinden değilde dilinden çıkıyordu. Allah’ın varlığına gerçekten inanan bir insan nasıl yalnız olabilir ki?…
Kendisine bu kadar kızıp, hayıflanacağına Allah’a şükretmesi gerektiğini düşündü. “Ya bu gaflet içinde ölseydim. Allah’ım sana sonsuz şükürler olsun. Gerçekleri görmemi sağladın. Kör olan gözlerimi açtın” diyordu.
Bu zamana kadar susup içine attığı o kadar şey vardı ki . Anlatılacak o kadar şey vardı ki . İçinden geçiriyordu; Şuan Allah’ ın huzurundayım ve beni dinliyor. Allah’ım ne kadar da yücesin.
Gözlerinden yaşlar akmağa başladı. Allah onu dinliyordu. Bu zamana kadar içinde ne tuttuysa hepsini anlatmağa başladı. Hem ağlıyordu hem anlatıyordu. O kadar rahatlamıştı ki. Omuzlarındaki bütün yük alınıvermişti. Onu affetmesi için başladı Allah’ a yalvarmağa…
Bu zamana kadar Allah varken nasıl yalnızım dedi. Bu nasıl gaflettir Allah ‘ım affet beni diyerek hıçkıra hıçkıra ağlıyordu… Diyecek hiçbir şey kalmamıştı. Her şeyi anlatmıştı. Bütün dertlerini, içine attığı ne varsa hepsini… Artık tek yaptığı ağlamaktı…
Casiye kendisine şaşıyordu. Kalbinde ki gafletin yerini ilahi huzur almıştı. Kendisini ilk kez bu kadar rahat hissediyordu. Ona gerçekleri gösterdiği için Allah’a tekrar şükretmeğe başladı. Artık yalnız olmadığının farkındaydı. Bu huzur ve mutlu dolu duygularla başını yastığa koydu. Ve belki de yıllar sonra ilk kez rahat bir şekilde uyuyacaktı….
NE DERSİNİZ SİZCE BİZ YALNIZ MIYIZ ? ? ?
Ve sen yine denendiğinde. ve yine kalbin daraldığında. Ve yine bütün kapılar yüzüne kapandığında. Ve yine ne yapman gerektiğini bilemediğinde… Uzun uzun düşün ve hatırla yaratanını! Allah kuluna kâfi değil mi?
(Zümer/36)
RUKİYE BAT


