
Kitabın Adı: Kerbela Şehitlerinin Ardından
Yazarı:Allame Seyyid İbn-i Tavus
Çevirmen:Cafer Bayar
Sayfa:151
Yayınevi: Kevser
Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları
“Kerbela Şehitlerinin Ardından” kitabı Kerbela olayını özetleyen bir kitap. Hadislerle, rivayetlerle Kerbela olayını açıklayıcı bir kitaptır.Mutlaka okunması gereken bir kitap, okumayanlar özellikle Muharrem Ayında olduğumuz şu günlerde okusunlar Allah’ın izniyle…
Kitap hakkında bir fikriniz olsun diye kitaptan alıntı yaptığım bölümü paylaşayım:
” Müslim b. Akil’in Kıyamı
Müslim, Hani’nin öldürüldüğünü duyunca kendisine biat edenleri toplayıp İbn-i Ziyad’a karşı savaş hazırlıklarını tamamladı.Bu kıyamın haberini alan Übeydullah b. Ziyad valilik konağına sığındı ve kapılar da sıkıca kapatıldı.İbn-i Ziyad’ın askerleri ile Müslim’in dostları arasında savaşbaşladı.
İbn-i Ziyad’ın adamlarından bazıları konağın damına çıkarak Müslim’in dostlarını, Şam ordularının gelişiyle tehdit ediyorlardı. O gün böylece geçip akşam oldu ve karanlık çöktü. Müslim’in dostları birbirlerine, ”Fitne ateşini neden biz körükleyelim? İyisi mi evlerimize kapanalım; Müslim ve İbn-i Ziyad’ın işine karışmayalım, Allah onların arasını bulsun!” diyerek dağıldılar.
Şimdi artık on kişiden başka kimse kalmamıştı Müslim’in yanında. Müslim akşam namazını kılmak için mescide geldiğinde onlar da ayrılmış ve Müslim’i yalnız başına bırakmışlardı.Kimsesi ve sığınağı olmayan Müslim, mescitten ayrıldıktan sonra Kûfe sokaklarında öylesine yürümeye başladı. Tav’a diye bilinen bir kadının evinin önünden geçerken, susadığını bildirip biraz su diledi ve kadının getirdiği suyu içtikten sonra ona sığınmak istedi. Kadın Müslim’i kabul edip evine aldı. Olaydan haberdar olan Tav’a’nın oğlu durumu İbn-i Ziyad’a bildirdi.
Übeydullah b. Ziyad, Muhammed b. Eş’as’ı sesledi ve bir grup askerle gidip Müslim’i getirmesini emretti. Müslim’i yakalamakla görevli askerler, kadının evine çok yaklaşmışlardı ki Müslim atların nal sesini duyup hemen zırhını giydi, silahına davranıp atına bindi. Müslim ilk saldırıda onlardan birkaçını öldürdü.
Muhammed b. Eş’as: “Ey Müslim, sana eman veriyorum” diye bağırdı.
Müslim, “Hilekâr ve günahkâr insanların emanı eman olmaz” dedi ve savaşa devam etti. Hamran b. Malik-i Has’ami’nin şiirlerini okumaya başladı:
“ And içmişim, ölüm şerbetini olanca zorluk ve acılığıyla içsem dahi mertlikle öleceğim.
Bana hile yapılarak gururlandırılmak ve sonra da esir edilmekten hoşlanmam.
Serin ve tatlı suyu acı suya karıştırmayı sevmem.
(Yani, savaş meydanında yiğitlik ve cesaretten vazgeçip kendimi düşmanın eline teslim etmem)
Dünyada herkes bir gün zorluğa düşer, ancak ben kılıcımla size vuracak, hiçbir ziyan ve zarardan da korkmayacağım.”
İbn-i Ziyad’ın adamları, ”Ey Müslim, Muhammed b. Eş’as sana yalan söylemiyor ve seni aldatmıyor” diye bağırdılar. Müslim hiç itina etmedi bunlara, bir süre daha savaştıktan sonra aldığı kılıç ve mızrak yaraları sonucu bitkin düşünce düşmanın da saldırıları yoğunlaştı. Namerdin biri, arkadan saldırıp mızrağıyla Müslim’i yaraladı ve atından yere düşürdü.
Esir alıp İbn-i Ziyad’a götürüldü.Müslim ona selam etmedi. Nöbetçilerden biri:
- Emire selam et, dedi.
Müslim:
- Yazıklar olsun sana! O benim emirim değildir.
İbn-i Ziyad:
- Ziyanı yok, selam etsen de etmesen de öldürüleceksin.
Müslim:
- Beni öldürecek olman pek önemli değil. Çünkü senden daha alçak olanlar benden çok daha üstün olanları öldürmüşler. Ayrıca senin insanları kalleşçe öldürmen, feci bir şekilde işkence etmen ve galip gelince en kötü muamelede bulunman başkalarına bir şey bırakmıyor zaten. Hakikaten de bu habislikler için senden daha iyisi olamaz.
İbn-i Ziyad:
- Ey günahkâr, asi! Sen imamına başkaldırdın; Müslümanların topluluğunu dağıttın; fitne ve isyan çıkardın.
Müslim:
- Ey Ziyad’ın oğlu! Yalan söyledin. Müslümanların topluluğunu Muaviye ve oğlu Yezid dağıttı. Fitneyi de sen ve baban Ziyad İbn-i Übeyd ( Übeyd, Sakif kabilesinden olan Beni İlac’ın kölesiydi) çıkardınız. Allah’ın bana şehitlik nasip buyuracağını arzulamaktayım ve bunu da en habis birinin eliyle gerçekleştirecektir.
İbn-i Ziyad:
- Ey Müslim, bir makam elde etmek istedin ve bunun için de girişimde bulundun; ama Allah bunu istemedi ve o makamı ehline bıraktı.
Müslim:
- Ey Mercane’nin oğlu, o makama kim daha layıktır?
İbn-i Ziyad:
- Yezid b. Muaviye
Müslim:
- Allah’a hamdolsun! Biz, sizinle bizim aramızda Allah’ın hükmetmesine razıyız.
İbn-i Ziyad:
- Yoksa hilafette senin de payın olduğunu mu düşünüyorsun?
Müslim:
- Andolsun Allah’a, ben buna eminim.
İbn-i Ziyad:
- Söyle, neden buraya geldin? Neden bu şehrin düzenini bozup ihtilaf çıkardın?
Müslim:
- Ben isyan ve ihtilaf çıkarmak için bu şehre gelmedim. Bunu yapan sizler oldunuz; kötülüklerde bulundunuz, iyilikleri ortadan kaldırdınız, halkın rızasını almadan kendinizi onların emiri gösterdiniz, Allah’ın razı olmadığı işlere yönelttiniz insanları ve onların arasında İran ve Rum padişahları gibi davrandınız. İnsanları iyiliklere davet etmek ve kötülüklerden sakındırmak, insanları Kur’an’ın emirleri ve İslam Peygamberi’nin (saa) kanunlarına itaat ettirmek için buraya geldim; bu liyakat ve yeterliliğe sahibim.
İbn-i Ziyad birden Müslim, İmam Ali (as), Hasan (as) ve Hüseyin (as) hakkında kötü sözler sarf etmeye başladı.
Müslim:
- Ettiğin küfürlere hem sen, hem de baban daha layıktır. Ey Allah’ın düşmanı, istediğini yap! [Sayfa:38]“
Allah razi olsun bacim, güzel bir kitap ama almak nasip olmadi henüz. Insallah sirasi geldiginde okuyacam. Ben senin gibi hemen bitiremiyorum. Malum dersler ve kaynak kisitligi oluyor zaman zaman. Ama biz bu mektep için elimizden geleni de gelmiyeni de yapacagiz insallah.
Allah senden de razı olsun canım … İnşaallah almak nasip olur tez zamanda.
Evet bacım okul, dersler okumaya engel oluyor maalesef…
“Ama biz bu mektep için elimizden geleni de gelmiyeni de yapacagiz insallah.”