Kisâ Hadisi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 5 Şubat 2011 7.3K kez okundu Hadis 2 Yorum

Şeyh Abdullah Bahrani, kendi senediyle sahabenin büyüklerinden olan Cabir İbn-i Abdullah-i Ensarî’den şöyle rivayet etmiştir:

Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Resulullah’ın (s.a.a) kızı Fatıma’nın (selam’ullahi aleyha) şöyle buyurduğunu duydum:

<<< Bir gün babam Resulullah (salla’llâhu aleyhi -ve alihi- ve sellem) benim evime geldi ve: Selam olsun sana ey Fâtıma dedi. Ben: “Aleyke’s-selam” dedim. (Babam Resulullah): “Vücudumda bir bitkinlik hissediyorum” dedi. Ben: “Allah seni bitkinliğe karşı korusun” dedim. Sonra: “Kızım, Yemen malı olan abâyı getir ve benim üzerime ört” dedi. Ve ben o abâyı getirip üzerine çektim. Bu sırada onun yüzünün dolunay gibi parladığını gördüm.

Biraz geçmeden oğlum Hasan da geldi ve: “Selam olsun sana ey annem” dedi ve ben: “Aleyke-s selam ey benim gözümün nuru ve kalbimin meyvesi” dedim. O: “Anne! Ben burada bir güzel koku hissediyorum; bu koku ceddim Resulullah’ın (s.a.a) kokusuna benziyor” dedi. “Evet, ceddin kisânın (abânın) altındadır” dedim. Hasan abâya doğru giderek: “Es-selamu aleyke ya ceddah. Ya Resulallah, benim de abânın altına girip senin yanında bulunmama izin verir misin?” dedim. Peygamber (s.a.a): “Aleyke-s selam ey benim çocuğum ve (Kevser) havuzumun sahibi, evet izin veriyorum” dedi. Hasan da Peygamber (s.a.a) ile birlikte abânın altına girdi.

Az geçmeden oğlum Hüseyin içeri girdi ve: “Selam olsun sana ey anne” dedi. Ve ben: “Aleyke-s selam ey benim oğlum ve güzümün nuru ve gönlümün meyvesi” dedim. Hüseyin: “Anne, ben burada bir güzel koku hissediyorum; ceddim Resulullah’ın kokusuna benziyor” dedi.

“Evet, dedim, ceddin ve kardeşin abânın altında bulunuyorlar” dedim. Hüseyin abâya doğru yaklaşarak: “Selam olsun Sana ey büyük babam, sana selam olsun ey Allah’ın seçkin kıldığı kimse). Benim de sizinle beraber abânın altına girmeme izin verir misiniz?” dedi. Peygamber (s.a.a): “Aleyke’s-selam ey evladım, ümmetimin şefaatçisi, evet izin verdim. diyerek karşılık verdi.” Hüseyin de kisânın altına girdi.

Bu esnada Ebu-l Hasan Ali İbn-i Ebi Talib (a.s) geldi. Ve: “Selam olsun sana ey Resulullah’ın kızı.” Ben de: “Aleyke’s-selam ya Ebe-l Hasan ve ya Emir-el Mü’minin” diye cevap verdim. Sonra: “Ben burada güzel bir koku hissediyorum; bu koku amcam oğlu ve kardeşim Resulullah’ın kokusuna benziyor” dedi. “Evet” dedim. “Peygamber, çocuklarınla birlikte kisânın altındalar.” Ali de abâya doğru ilerleyip: “Es-selamu aleyke ya Resulullah. Benim de sizinle birlikte kisânın altına girmeme müsaade eder misiniz?” dedi. Resulullah (s.a.a): “Sana da selam olsun ey benim kardeşim ve ey benim vasim ve halifem ve bayraktarım; sana da izin verdim.” buyurdu.

Sonra ben abâya doğru geldim ve: “Selam olsun sana ey baba, ey Allah’ın Resulü, acaba benim de sizinle birlikte abânın altında olmama izin verir misiniz?” dedim. Resulullah (s.a.a): “Sana da selam olsun ey benim kızım ve ey benim vücudumun bir parçası, sana da izin verdim” diye cevap verdi.

Ben de abânın altına girdim. Hepimiz abânın altına toplandığımızda babam Resulullah (s.a.a) abânın iki yanından tutup sağ eliyle göğe taraf işaret ederek dedi ki:

Ey Allah’ım bunlar benim Ehlibeyt’im ve benim özel yakınlarımdır. Bunların eti benim etimdendir ve kanları benim kanımdandır; bunları inciten şey, beni de incitir ve bunları üzen beni de üzer. Ben bunlarla savaşanlarla savaşırım ve bunlarla sulh içinde olanlarla sulh içindeyim; bunların düşmanlarına düşmanım ve bunları sevenleri severim; bunlar hakikaten bendendirler ve ben de bunlardanım; Allah’ım, kendi rahmet ve bereketini, ihsan ve bağışını bana ve bunlara indir ve bunlardan her türlü kötülüğü-fenalığı uzaklaştır ve bunları tertemiz kıl.

Allah (azze ve celle) buyurdu ki: Ey benim meleklerim ve ey göklerde bulunanlar, bina edilmiş gökyüzünü ve döşenmiş yeryüzünü ve aydınlatan ay ve ışık saçan güneşi, dönen her gezegeni, akan denizi ve dolaşan gemiyi, sadece kisânın altında olan bu beş kişinin muhabbeti için yarattım.

Cebrail-i Emin: “Ya Rabbî, abânın altında bulunanlar kimlerdir?” diye sordu.

Allah (azze ve celle): “Onlar, Peygamber’in Ehlibeyt’i ve risaletin madenidirler; onlar, Fatıma ve babası ve kocası ve çocuklarıdır” buyurdu.

Cebrail: “Ya Rab, yere inip onların altıncısı olmama izin verir misin?” dedi

Allah (Teala): “Evet izin verdim” buyurdu.

O  vakit Cebrail-i Emin de yere indi ve:

“Selam olsun sana ey Allah’ın Resulü, yücelerin en yücesi olan Yüce Allah sana selam ediyor, güzel tebrik ve ikramını sana sunuyor ve buyuruyor ki:

“İzzet ve celalime and olsun, ben bina edilmiş gökyüzünü ve döşenmiş yeryüzünü ve aydınlatan ayı ve ışık saçan güneşi ve dönen her gezegeni ve akan her denizi ve dolaşan her gemiyi sadece sizin hatırınız, sizin muhabbetiniz için yarattım.”

Allah-u Teala benim de sizinle birlikte olmam için izin verdi.  Ya Resulullah, sen de izin veriyor musun?” dedi.

Resulullah şöyle buyurdu: “Sana da selam olsun ey Allah’ın vahyinin emini, evet sana izin verdim.”

Bunun üzerine Cebrail de bizimle birlikte abânın altına girdi ve babama dedi ki: Allah size şöyle vahyetmiştir:

“Gerçekten Allah istiyor ki, siz Ehlibeyt’ten her türlü kötülüğü-fenalığı uzaklaştırıp sizleri tertemiz kılsın.”

Bu sırada Ali: “Ya Resulallah, bizim bu abânın altında oturmamızın Allah indindeki fazileti nedir?” diye sordu.

Peygamber şöyle buyurdu: “Beni hak olarak peygamberlikle gönderen ve insanların kurtarıcısı olarak beni risaleti için seçen Allah’a and olsun ki, bizim bu haberimiz (böylece kisânın altında toplanmamızla ilgili olay), yeryüzünde içerisinde taraftarlarımız ve dostlarımızdan bir topluluğun bulunduğu herhangi bir toplantıda anlatılırsa, onlar dağılıncaya kadar mutlaka onlara rahmet iner ve melekler onların etrafını sarar ve onlara Allah’tan bağış dilerler.”

Ali: “O halde Allah’a and olsun ki, biz saadete kavuştuk ve Kâ’be’nin Rabbine and olsun ki, bizim taraftarlarımız de mutluluğa kavuştular.”

Tekrar Peygamber: “Ey Ali, beni hak üzere peygamber olarak gönderen ve insanların kurtarıcısı olarak risaleti için beni seçen Allah’a and olsun ki, bizim bu haberimiz bizim taraftarlarımızdan bir topluluğun bulunduğu herhangi bir mecliste anlatılırsa ve onların içerisinde müşkülü olan birisi olursa, onun müşkülünü Allah mutlaka giderir; onların içerisinde gamlı biri olursa, Allah onun gamını bertaraf eder ve onların içerisinde bir ihtiyacı olan olursa Allah onun ihtiyacını giderir” buyurdu.

Bunu duyunca, Ali şöyle dedi: “O zaman Allah’a and olsun ki, biz mutluluk ve saadete kavuştuk ve Kâ’be’nin Rabbine and osun ki bizim taraftarlarımız da dünya ve ahirette mutluluk ve saadete kavuştular.” >>>

Bu hadisi Allâme Turayhî, Müntehab-ül Kebir kitabında, Allâme Deylemî el-Gurer-ü ve-d Dürer’de, Şeyh Kenî “Nûr-ul Âfâk”da nakletmişlerdir. Daha fazla bilgi için “İhkâk-ul Hakk” kitabına müracaat edilsin.

Kaynak: Evâlim-ül Ulûm, c.11, s.635-642. Müntahab-ül Kebir. el-Gurer-ü ve-d Dürer. Nûr-ül Âfâk, s.4, Tahran baskısı. İhkâk-ul Hakk, c.2, s.557-558.

Yorum Bırak

  1. isa şabahat mehdevi dedi ki:

    Kisa Hadisi
    Ümmi selemden, böyle naklî olmuş
    Olup bitenler tarihte yazılmış

    Nebi geldi bir gün Kevser evine
    Şaddık ede Zehra, Hasan sevine

    Ne yazık kendinde bir elem gördü
    Getir kızım dedi, bana bir örtü

    Yemen örtüsünü çekti nebiye
    Kapattı kapıyı uyusun diye

    Çok geçmedi Hasan, girdi içeri
    Gördü uyumuş, âlemler ser veri
    Bekledi uykudan uyandı Nebi
    Bu arada birde Hüseyin geldi

    Verdiler selam birlikte Nebiye
    İzin aldılar girdiler örtüye

    Nübüvvet kokusun almıştı Ali
    Farkına varmıştı, o yüce Nebi

    Sesledi Aliyi, gel gir abaya
    Haber verdi oda, eşi Zehra’ya

    Toplandı o nurlar kısa altında
    Naklî olmuş makamı Hadis, Kuranda

    El açtı peygamber, gök âlemine
    Taharet istedi, Ehli-i Beytine

    İlahi yardım et yardım edene
    Düşman ol bunlara karşı gelene

    Hakkı sen bunlarla, batıldan ayır
    Şöhret ve şanların âleme duyur

    Dedi yüce Allah meleklerine
    Mikail, İsrafil, Cibril Emine

    Bu nurların hürmetine yarattım
    Kâinatı baştan, başa donattım

    Olmasaydı eğer bunlardan biri
    Yaratmazdım cennet ve zem hariri

    Olmazdı haber dünyadan, zeminden
    Güneşten, havadan, sudan, denizden

    Sordular tanıttı Rab bil âlemin
    İzin aldı geldi, Cibril’i Emin

    Buyurdu, Fatma’dır, babası eşi
    Birde Hasan, Hüseyin, arşın güneşi

    Canlar feda olsun bu varlıklara
    Ehli Beyte, bil has Fatma, Zehra’ya

    Peygamberin o mübarek zevcesi
    Kisada olmaya izin istedi

    Buyurdu mahsustur Ehli Beytime
    Masum insanlara Cibril Emine

    Anlatırsa her kim her yer zamanda
    Avrupa, Asıya, Çin’de, İran’da

    Bu olayı aynen olduğu gibi
    Necat verir Valla, bütün ümmeti

    Bereket, rahmet, gelir Allahtan
    Onlar ondan razı, oda onlardan

    Ali bunu duydu tekbir getirdi
    Şükürler Allah’ım, şükürler dedi

    Ne mutlu bizlere, bizden olana
    Doğruya inanıp, bakı kalana

    Yemin ola Valla, necat bulmuşuz
    Rabil âlemine, mihman olmuşuz

    Duyuldu bu haber, bütün ümmete
    Bakın insanlığa, olan rahmete

    Rahmet yağmurudur, Ehli Beyti bize
    Kalsın bu şiirim, hatıra size

    Okuyanda siz hadisi kisayı
    Rahmetle, gufranla anın İsa’yı

    isa şabahat mehdevi

  2. nusret polat dedi ki:

    başarılı bir site olmuş devamını diliyorum