Körleşen Kalbime Bir Işıktı Bu

Yazar: beytül ahzan Tarih: 5 Temmuz 2009 Genç Kalemler Yorum Yok




Geçen gün durakta durmuş minibüs bekliyordum. Beklerken çevreme de şöyle bir göz gezdiriyordum. O an gözüm küçük bir çocuğa takıldı. Sebze pazarının yanında yere dökülmüş çöpleri karıştırıyordu. Yete atılan bu çöpler; manavların tezgâhtaki sebze ve meyvelerin içinden kokuşmuş, küflenmiş olanları seçip attıkları çöplerdi.
Kokuşmuş portakal, marul ….

Gözümü alamamıştım o çocuktan. Üstünü başını inceledim. Başında eskimiş beresi, yırtık pantolonu, giyilmekten perişan olmuş kirli montu, ayağına büyük gelen ancak sürüyerek yürüyebildiği ayakkabıları… Ne kadar da perişan haldeydi. Kolunun altında bir boya kutusu ve bir teneke vardı. Yüzüne ve ellerine ayakkabı boyası bulaşmıştı.

Ben onu izlerken o benden habersiz yerdeki çöpleri karıştırmağa devam ediyordu. Baktı ki dişe değer bir şey yok ayakkabılarını sürüye sürüye yolda ilerlemeğe devam başladı.
O an içimde bir acı hissettim. Kalbimi sanki bir matkap gibi delen bir sızı… Aman ya Rabbim. Neydi bu böyle?? Tam bir insanlık ayıbı… Bizim ayıbımızdı bu Allah ‘ım.

Gidip çocuğu kolundan tutup, gözlerindeki pırıltıyı görmek istedim. Elinden tutup eve götürüp; güzel bir yemek yedirmek, üstüne başına doğru düzgün kıyafetler almak istedim. Belki içimdeki acıyı böyle dindirebilirdim.

Sonra kendimi düşündüm. Ne kadar naşükür olduğumu düşündüm. Bu düşünceler acıma acı kattı. Benim her akşam eve gidip sofradaki yemeği beğenmeyişim, az olanla yetinmeyişim ve görüp bu görüntü beni ziyadesiyle üzmüştü. Çocuk yolun sonunda  gözden kaybolmuştu. Ben ise arkasından bakakalmıştım.

Olduğum yerde diz çökmek istedim. ” Allah’ım özür dilerim” diye Rabbime yalvarmak istedim. “Bağışla  Allah’ım. Bu naşükürlüğümü cahilliğime ver” diye haykırmak istedim.
Bedenimin ruhuma dar gelmeğe başladığını hissediyordum. ” Ne yapabilirdim ” onu düşünüyordum. Yanımda para olsaydı gidip hepsini o çocuğun minik avuçlarına koyacaktım. Ama yoktu ki. Bir kaç saatlik açlığıma tahammül edememiş paramı harcamıştım. Ben bir kaç saatlik açlığıma sabredemezken kim bilir belki bu çocuk uzun zamandan beri yemek yemiyordu.

Ben çocukluğumu ayakkabı boyayarak, bir portakala muhtaç bir şekilde değil çeşitli şımarıklıklar yaparak geçirmiştim. Herkesin imreneceği bir çocukluk hayatım olmuştu. Ama bu çocuğu görünce ben kendi çocukluğumdan yaptığım mızmızlıklardan utandım.

Acaba bu çocuk annesine -tabi annesi varsa- mızmızlanmış mıydı? “Neden evde güzel yemek yok” diye  sofraya küsmüş müydü?
Bu görüntüyle karşılaştığım için hem mutlu oldum hem de üzüldüm. Mutlu oldum çünkü Allah beni bu yolsa ıslah etti. Her şeye şükretmesini öğrendim. Üzüldüm çünkü çok hata yapmıştım.

Allah’ım bize verdiğin her bir zerre içi sana binlerce, milyonlarca kez şükürler olsun.

KÜBRA AYDIN

Yorum Bırak