Kötürümken İyileşmek

Yazar: admin Tarih: 9 Ağustos 2012 Hikaye ve Kıssa Yorum Yok



Bir hac yolculuğunda büyük âlim Hacı Seyit Ferecullah Behbehanî’yle görüşme fırsatı buldum. Evindeki taziye meclisinde İmam Hüseyin (a.s) tarafından bir mucize gerçekleşmişti. Ben de ondan bu mucizeyi bana yazmasını rica ettim. Olayı kendi kalemiyle detaylı bir şekilde yazarak bana yolladı. Yazılı metni burada olduğu gibi naklediyorum:

<<<<<<<<<<<Ramhormoz’a bağlı Câbirnan doğumlu Behbehan sakini Abdullah, 28 Muharrem 1883 yılında ayağından müzmin bir hastalığa yakalandı. Koltuk değneğiyle güçlükle yürüyordu. Geçimi için hayırsever müminler ona yardımda bulunurlardı. Doktor Gulamî’ye müracaat ettiğinde pek de ümit verici bir haber almadı. Sonra yanıma gelerek Ahvaz’a gitmek için yardım istedi. Allah’a şükür, yolculuk için vesileler tedarik edildi. Ona bir mektup vererek Ayetullah Behbehanî’ye yolladım. O da Abdullah’a yardım konusunu kabul ederek onu Condi Şahpur hastanesi başhekimi Doktor Ferhat Tabipzade’nin yanına yolladı.

Doktor, ilk etapta ayaklarının filmini çekti. Diz kapaklarının altında kansere neden olan bir urun oluştuğunu belirterek, bu ayağın iyileşmesinin artık imkânsız olduğunu söyledi. Daha sonra tüm masraflarını kendisi karşılayarak onu Abadan Petrol Hastanesi’ne sevk etti. Orada da ayağından dört film çekildi. Ne var ki sonuç aynıydı. Bu cevabı da aldıktan sonra ümitsiz bir şekilde Behbehan’a geri döndü.

Abdullah şöyle anlatır:

Bu zaman zarfında gördüğüm bazı ümit verici rüyalar beni biraz da olsa rahatlatıyordu. Bir akşam rüyamda sizin evin bahçesine girdiğimi görmüştüm. Siz orada yoktunuz, ama dış bahçedeki elma ağacının altında iki nurlu seyit vardı. O sırada siz de selam vererek içeri girdiniz. Seyitler, sizi görünce kendilerini tanıttılar. Biri İmam Hüseyin (a.s) diğeri de oğlu Hz. Ali Ekber (a.s) idi. İmam Hüseyin (a.s) size iki elma verdi. “Biri senin, diğeri de oğlun içindir. Bu elmalar iki yıl sonra netice verecek!” dedi. Sonra da Hz. Mehdi’yle (a.f) birkaç kelime sohbet etti.

O sırada ben de size dönerek “İmam’dan bana şifa vermesini dileyin!” dedim. O iki büyük zattan biri şöyle buyurdu: 1384 yılında, Cemadiyüssani ayında, bir Pazartesi günü, falan şahsın (bana işaret ederek) evinde taziye meclisi olacak. Oraya git; inşallah ayakların iyileşecektir!”

Sevinçle uykudan uyandım. Bu ümitle vaat edilen günün gelip çatmasını bekliyordum.

Abdullah bu rüyayı bana da anlattı. O gün gelip çattığında Abdullah’ın koltuğunda iki sopayla içeri girerek minberin yanında bir yere oturduğunu gördüm.

Kendisi şöyle diyor: Mecliste oturalı bir saat olmuştu. Yavaş yavaş ayağımın eski hâline kavuştuğunu hissedebiliyordum. Sanki kan yeniden damarlarımda dolaşmaya başlamıştı. Ayağımı uzatıp tekrar topladım. Bunu yapabildiğimi görünce iyileştiğimi anladım. Henüz mersiye okuyan şahıs sözlerini tamamlamamıştı. Değnekler elimde olmadan ayağa kalkıp oturdum. Sevinçle olayı etrafımdakilere de anlattım.

Abdullah daha sonra yanıma gelerek benimle tokalaştı. Meclis bir anda salavât sesleriyle dolmuştu. Abdullah artık o müzmin hastalıktan tamamen kurtulmuştu.

Bunun üzerine şehirde kutlama merasimleri tertiplendi. İmam Hüseyin’in mucizesi münasebetiyle aynı yıl, mehir ayında, saat sekizden on bire kadar bizim evde de kutlama merasimleri düzenlendi. Eşine az rastlanır bir kutlama oldu ve fotoğraflar çekildi.>>>>>>>>>>>>

Vesselamu aleykum ve rahm. ve berekatuh

Seyit Ferecullah el- Musevî

******

Ayetullah Destgayb’ın “Gizemli Öyküler” kitabından alıntıdır.

Öykü:26  Sayfa:58

Yorum Bırak