Küçük Savaşçı / Davud Emiriyan

Yazar: beytül ahzan Tarih: 27 Nisan 2011 2.4K kez okundu Kitap Tanıtımı Yorum Yok

Kitabın Adı: Küçük Savaşçı

Yazar: Davud Emiriyan

Çevirmen: İsmail Bendiderya

Sayfa: 166

Yayınevi: Kevser

 

Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları

“Küçük Savaşçı” İran İslam İnkılabından sonra çıkan İran-Irak savaşında Hürremşehir’de savaşan Şehid Behnam Muhammedî Rad’ın hayatını anlatan dini bir romandır. Kitabın ismi Küçük Savaşçı çünkü Behnam 13 yaşında…

Evet 13 yaşında… Yaşı küçük ama yüreği, imanı, cesareti yaşından çok çok büyük bir şehidin hayat öyküsü…. İman dolu, aşk dolu satırlar arasında kaybolacaksınız… Kitabı bırakmak zorunda kaldığımda bile aklım kitaptaydı.. Keşke daha uzun olsaydı dedim hep…  Herkese tavsiye ederim bu kitabı. Elinizden bırakmak istemeyeceksiniz ve özellikle Behnam’ın cesaretine hayran kalacaksınız…

Kitabı okurken “Behruz” ismini gördüğümde hem şaşırdım hem heyecanlandım.  “Yoksa daha önce okuduğum “Bir Direnişten Öyküler” kitabındaki şehit Behruz mu bu” diyerek hemen o kitabı açtım. Çünkü o kitaptaki Behruz da Hürremşehir’de yaşıyordu ve orada şehit olmuştu.. Evet Behruz Muradi… O kitapta anlatılan şehit Behruz bu kitapta da geçiyor yer yer. Behnam bazen Behruz’un grubuna katılıyor….  Yani o kitapla bir nevi bağlantısı da var… O kitabı da çok beğenmiştim…

Neyse şimdi gelelim kitaptan alıntıladığım kısa bir bölüme:

“… Birkaç gece önce, ağabeyi Daryuş, geç vakitlerde üstü başı toz toprak içinde eve gelip de “Sınırda çatışma  çıktı! Iraklılar saldırdılar! Pasdar arkadaşlardan ikisi şehid düştü!” dediğinde bile, böyle bir savaş çıkabileceğini aklının ucundan geçirmemişti.

Ama savaş başlamıştı işte!

Eşitsiz, namert ve kalleşçe bir saldırıya maruz kalmışlardı…

Korkunç bir savaştı bu!

Küçücük Hürremşehir’e koca ordular ve yüzlerce tankla saldırmıştı Saddam!

Sırf şah rejimi devrilmiş ve İran’da bir İslam İnkılabı gerçekleşmiş olduğu için hem de!

Bütünün dünyanın gözleri önünde Saddam, İran’a saldırıyor ve kimseden ses çıkmıyordu…

İş başa düşmüştü.

Bu vatan Saddam’a bırakılamazdı.

İslam dini, Baas ordularına çiğnetilemezdi.

Şeref sahibi her Müslüman bilirdi bunu!

Doğup büyüdüğü toprakları düşmana bırakıp kaçmaktansa, yiğitçe çarpışıp ölmeyi yeğlerdi.

Güç ve kudret sahibi; Saddam değil, Yüce Allah’tı!

Nice az ordular, nice çok ordulara galip gelmemiş miydi?

Allah için vatanını ve dinini savunanla, Allah’a ve dinine isyan edip başkalarına saldıran, bir olur muydu hiç?

Zor, çok zor bir savaş olacaktı şüphesiz…

Korkaklar kaçacak, yiğitler direnecekti…

Ama sonunda zafer inananların ve “Hak”tan yana “Hakk”ın yanında olanlarındı…

Bundan zerrece kuşkusu yoktu Behnam’ın…” [Sayfa:36]

Arka kapaktaki tanıtım yazısı:

“Yaz mevsiminin başlarıydı. Hicri Şemsi takvimle 1361 Hordad’ının üçüncü günüydü.

Iraklılar, gruplar halinde teslim oluyor, İran kuvvetleri Hürremşehir’i düşman işgalinden kurtarıyordu artık.

Seyyid Salih, şehrin Merkez Camii’ne ulaşmıştı.

Caminin yaralı duvarıyla ahşap kapısını öpüp okşadı.

Gözyaşlarını tutamamıştı.

Şehid düşen arkadaşlarını hatırladı; Cihanara, Cemşid, Ahmet, Mecid ve Behnam Muhammedi geldi gözlerinin önüne…

Gayriihtiyarî, yere baktı.

Merkez Camii’nin önünden, Irak sınırına uzanan Şelemçe yolu boyunca her taraf silah ve miğfer doluydu.

Behnam’ın gördüğü rüya gerçekleşmişti…

Irak orduları, girdiklerine bin pişman oldukları şehri zillet içinde terk ediyor, silahlarını, miğferlerini, bütün ağırlıklarını atıp kaçıyorlardı Hürremşehir’den…”

Yorum Bırak