Kum Kıyısındaki Mollayım Bugün

Yazar: beytül ahzan Tarih: 4 Temmuz 2009 12.2K kez okundu Şiir 1 Yorum
Bu yazıyı değerlendirin

(1)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Elimden aldılar Şiraz’ımı ve

Alaca karanlıklar bağladılar garip yüreğime

Derken elinde asasıyla

Bir garip dede göründü gözlerime

Ben benden geçtim de gördüm onu öylesine

Kaç kere geçtin yardan sen

Kaç kere sessiz sözlerin aynasında buldu

Seni sevdiğin

Kaç kere İlahî nur indi yüreğine

Ve gözünde öylesine anlamlandı gerçekliğin

Bu vakit mütercimim derdine Yakup’un

Yusuf’un kuyudan gelen sesiyim ben

Kum’dan göçmüş bir deliyim

Ey Sevgili bak, gör aşkınla deliyim

Divaneyim…

(2)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Cem Keran’da bir sohbette buldum kendimi

Can evimden vurdular beni

Bekleyemedim anlattım kuyulara derdimi

Kaç kere sürçtü dilin tevhit ile küfür arasında

Kaç kere yordu rüyanı hayra üstatların

Ve kaç kere dayandın pervasızca

Yanarken kapın, ölmüşken evlatların

Kâbe duvarlarında kara bir örtüyüm asılı duran

Ali’nin doğumuna tanığım ben de bilesin

Söylesem de bu sırrı bilirim dilin yok ki

Açık eyliyesin

Ey Sevgili artık gör halimi

Gör de belki bir şefaatle gelesin…

(3)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Elimden alınmış İsfahan’ım

Ateşler altında medresem, çadırım ve otağım

Dönmüşken sırtlarını üstatlarım bana

Ben aşk deryasında yolumu aramaktayım

Kaç kere kılıç çekti sana en yakınların

Kaç kere söz verenlerin caydılar sözlerinden

Ve kaç kere dertlerin oldu derman sana

İnsanlar zevkle kopmuşken özlerinden

Bana bakma, Musa’nın ejderha olan asasıyım ben

Ali’nin derdine ortak kuyuyum bilesin

Ey sevgili bir baksan ellerine Abbas’ın

Dilerim Aşura’da dökülen sularda

Öylece beni göresin…

(4)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Çekilmiş tüm dostlar evlerine birer birer

İçimde yanan yangını bir bilseler

Elbet benimle bu yangına her an nöbet beklerdiler

Kaç kere içtin sevdiğinin elinden zehirli şerbet

Kaç kere ölümünle gömüldü insanlar yaslara

Ve kaç vakit merhem oldu gönüllere sözlerin

Gömülmüşken sana bakmanın sarhoşluğuna

Susma haykır karanlığını çehremin

Ben sabır ehliyim, alınmam sözlerinden

Sözlerin karşılığında göreceğin tebessümle

Sanırım ki sen incinesin

Ama Ey Sevgili, senin incinmenle

Cehennem dünyam olur bunu da belleyesin

(5)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Yerim yurdumu bıraktım ardım sıra

Derya üstünde martıların umarsız uçuşu var ya

İşte hayatım üstünde öylesi uçmakta

Zaman denilen angarya

Kaç kere kestiler sevdiğinin başını gözünün önünde

Kaç kere götürüldün zincirlerle bir köleymiş gibi

Ve kaç kere ezildin melunca sözlerin perdesinde

İçinde dönen pervane yalanmış gibi…

Dayansam da ağlarım hatırladıkça bu günleri

Ben sevda ehliyim incitmez beni musibetler

Belki bir gün gelirsin de Ey Sevgili

Gönlüm de anlar bahar varmış meğer…

(6)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Kapandı kapılar yüzüme umarsızca

Ve derken gönlüme atılan o kara düğüm

İncitir beni her vakit dünü anınca…

Kaç kere kestiler kollarını su kenarlarında

Kaç kere gömüldü İmam’ın hemen yanında

Ve kaç kere O’na baktığında

Fark ettin Yaradan’ın ateşini yanı başında

Benim cehennemim sarsa da beni hiç fark etmez

Senin rızan olduktan sonra cehennem bana felah

Zebaniler yoldaş olsalar, derim ki Ya Rab

Bir kere daha diyecek mi Salman Aliyyen Veliyyullah

Ve sen Ey Sevgili, artık hasreti bırak

Gel de gönlümü aşklara bula…

(7)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Kesik damarlarımdan kanlar akmakta

Şiraz’ımdan gelen haber, gönlümde düğün

Artık zaman bana doğru akmakta

Kaç kere dolandı lokmalar boğazında senin

Kaç kere Medine’nden Meşhed’e seni sürdüler

Ve kaç kumandan akın edip hiç durmadan

Seni alt etmek için güreştiler…

Ben keskin sözleri Ali’den öğrendim görüyorsun

Duramaz karşımda hiçbir Süfyanî

Ebulfazl’ın kolları gibi kesseler dilimi

Kesemezler Ali’den gelen bu tevhidi sesi

Ah bir de Sen canım Sevgili

Zuhur etsen de göstersen o eşsiz veçhini

(8 )

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Elimde son mektubu sevdiğimin

Çağırıyor, dön diyor sevgiyle

Artık gölgesi yok üstümde karanlık geçmişimin

Kaç kere gözledin yolları günler ve gecelerce

Kaç kere çekildi İmam’ın gaybetlere

Ve kaç gece akıttın gözlerinin nurunu defterlere

Sevdiğin söylediklerini bir gün okur diye

Bana söyleme, kaldırmaz yüreğim vuslat şiirlerini

Ben aşk eriyim beklemem ki kavuşmak gününü

Yârimi anmak için dilimdeki kör düğümü

Çözecektir Rabbim bildirerek bana yürek dilini

Sen Ey Sevgili, bir dinlesen bu şiirimi

Eminim görürdün sözlerdeki ilahi cevheri…

(9)

Kum kıyısındaki Molla’yım bugün

Gül kokusu yayılmış bugün zindanıma

Sevgilim uğramış bu otağa belli

Belli nazar eylemiş, bu zavallı aşığa

Kaç vakit beklemek gerekir bir bakış için

Kaç gece gözyaşı akıtmalı acının azabıyla

Söyle kaç vakit anlatmalı kuyulara derdini

Aşkın dile bahşettiği bu arapsaçıyla…

Beklemek dert değil, ben beklerim bir ömür

Serden geçmek benim mesleğimdir bilesin

O sur ki ölüleri diriltmek için üfrülür

Ben senin adınla dirilirim, sen de göreceksin

Sen Ey Sevgili, aşkıma bir inansan

Sensiz her yerin azap olduğunu hemen fark edeceksin

Bir gün gelip belki bana bakacak ve

Beni ziyaret edeceksin, Ey Sevgili

O gün senden dileğim, bu kimdir diye sorarlarsa

Kum kıyısında bir garip Molla

İmam-ı Zaman aşkına “kum” oldu diyesin…

Hüseyin Beheşti


Yorum Bırak

  1. ummuleimme dedi ki:

    selamun aleykum yazanın kalemine sağlık çok güzel bir şiirdi