
(1)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Elimden aldılar Şiraz’ımı ve
Alaca karanlıklar bağladılar garip yüreğime
Derken elinde asasıyla
Bir garip dede göründü gözlerime
Ben benden geçtim de gördüm onu öylesine
Kaç kere geçtin yardan sen
Kaç kere sessiz sözlerin aynasında buldu
Seni sevdiğin
Kaç kere İlahî nur indi yüreğine
Ve gözünde öylesine anlamlandı gerçekliğin
Bu vakit mütercimim derdine Yakup’un
Yusuf’un kuyudan gelen sesiyim ben
Kum’dan göçmüş bir deliyim
Ey Sevgili bak, gör aşkınla deliyim
Divaneyim…
(2)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Cem Keran’da bir sohbette buldum kendimi
Can evimden vurdular beni
Bekleyemedim anlattım kuyulara derdimi
Kaç kere sürçtü dilin tevhit ile küfür arasında
Kaç kere yordu rüyanı hayra üstatların
Ve kaç kere dayandın pervasızca
Yanarken kapın, ölmüşken evlatların
Kâbe duvarlarında kara bir örtüyüm asılı duran
Ali’nin doğumuna tanığım ben de bilesin
Söylesem de bu sırrı bilirim dilin yok ki
Açık eyliyesin
Ey Sevgili artık gör halimi
Gör de belki bir şefaatle gelesin…
(3)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Elimden alınmış İsfahan’ım
Ateşler altında medresem, çadırım ve otağım
Dönmüşken sırtlarını üstatlarım bana
Ben aşk deryasında yolumu aramaktayım
Kaç kere kılıç çekti sana en yakınların
Kaç kere söz verenlerin caydılar sözlerinden
Ve kaç kere dertlerin oldu derman sana
İnsanlar zevkle kopmuşken özlerinden
Bana bakma, Musa’nın ejderha olan asasıyım ben
Ali’nin derdine ortak kuyuyum bilesin
Ey sevgili bir baksan ellerine Abbas’ın
Dilerim Aşura’da dökülen sularda
Öylece beni göresin…
(4)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Çekilmiş tüm dostlar evlerine birer birer
İçimde yanan yangını bir bilseler
Elbet benimle bu yangına her an nöbet beklerdiler
Kaç kere içtin sevdiğinin elinden zehirli şerbet
Kaç kere ölümünle gömüldü insanlar yaslara
Ve kaç vakit merhem oldu gönüllere sözlerin
Gömülmüşken sana bakmanın sarhoşluğuna
Susma haykır karanlığını çehremin
Ben sabır ehliyim, alınmam sözlerinden
Sözlerin karşılığında göreceğin tebessümle
Sanırım ki sen incinesin
Ama Ey Sevgili, senin incinmenle
Cehennem dünyam olur bunu da belleyesin
(5)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Yerim yurdumu bıraktım ardım sıra
Derya üstünde martıların umarsız uçuşu var ya
İşte hayatım üstünde öylesi uçmakta
Zaman denilen angarya
Kaç kere kestiler sevdiğinin başını gözünün önünde
Kaç kere götürüldün zincirlerle bir köleymiş gibi
Ve kaç kere ezildin melunca sözlerin perdesinde
İçinde dönen pervane yalanmış gibi…
Dayansam da ağlarım hatırladıkça bu günleri
Ben sevda ehliyim incitmez beni musibetler
Belki bir gün gelirsin de Ey Sevgili
Gönlüm de anlar bahar varmış meğer…
(6)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Kapandı kapılar yüzüme umarsızca
Ve derken gönlüme atılan o kara düğüm
İncitir beni her vakit dünü anınca…
Kaç kere kestiler kollarını su kenarlarında
Kaç kere gömüldü İmam’ın hemen yanında
Ve kaç kere O’na baktığında
Fark ettin Yaradan’ın ateşini yanı başında
Benim cehennemim sarsa da beni hiç fark etmez
Senin rızan olduktan sonra cehennem bana felah
Zebaniler yoldaş olsalar, derim ki Ya Rab
Bir kere daha diyecek mi Salman Aliyyen Veliyyullah
Ve sen Ey Sevgili, artık hasreti bırak
Gel de gönlümü aşklara bula…
(7)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Kesik damarlarımdan kanlar akmakta
Şiraz’ımdan gelen haber, gönlümde düğün
Artık zaman bana doğru akmakta
Kaç kere dolandı lokmalar boğazında senin
Kaç kere Medine’nden Meşhed’e seni sürdüler
Ve kaç kumandan akın edip hiç durmadan
Seni alt etmek için güreştiler…
Ben keskin sözleri Ali’den öğrendim görüyorsun
Duramaz karşımda hiçbir Süfyanî
Ebulfazl’ın kolları gibi kesseler dilimi
Kesemezler Ali’den gelen bu tevhidi sesi
Ah bir de Sen canım Sevgili
Zuhur etsen de göstersen o eşsiz veçhini
(8 )
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Elimde son mektubu sevdiğimin
Çağırıyor, dön diyor sevgiyle
Artık gölgesi yok üstümde karanlık geçmişimin
Kaç kere gözledin yolları günler ve gecelerce
Kaç kere çekildi İmam’ın gaybetlere
Ve kaç gece akıttın gözlerinin nurunu defterlere
Sevdiğin söylediklerini bir gün okur diye
Bana söyleme, kaldırmaz yüreğim vuslat şiirlerini
Ben aşk eriyim beklemem ki kavuşmak gününü
Yârimi anmak için dilimdeki kör düğümü
Çözecektir Rabbim bildirerek bana yürek dilini
Sen Ey Sevgili, bir dinlesen bu şiirimi
Eminim görürdün sözlerdeki ilahi cevheri…
(9)
Kum kıyısındaki Molla’yım bugün
Gül kokusu yayılmış bugün zindanıma
Sevgilim uğramış bu otağa belli
Belli nazar eylemiş, bu zavallı aşığa
Kaç vakit beklemek gerekir bir bakış için
Kaç gece gözyaşı akıtmalı acının azabıyla
Söyle kaç vakit anlatmalı kuyulara derdini
Aşkın dile bahşettiği bu arapsaçıyla…
Beklemek dert değil, ben beklerim bir ömür
Serden geçmek benim mesleğimdir bilesin
O sur ki ölüleri diriltmek için üfrülür
Ben senin adınla dirilirim, sen de göreceksin
Sen Ey Sevgili, aşkıma bir inansan
Sensiz her yerin azap olduğunu hemen fark edeceksin
Bir gün gelip belki bana bakacak ve
Beni ziyaret edeceksin, Ey Sevgili
O gün senden dileğim, bu kimdir diye sorarlarsa
Kum kıyısında bir garip Molla
İmam-ı Zaman aşkına “kum” oldu diyesin…
Hüseyin Beheşti
selamun aleykum yazanın kalemine sağlık çok güzel bir şiirdi