Kur’an-ı Kerim’de Berzah

Yazar: beytül ahzan Tarih: 8 Temmuz 2009 8.432 kez okundu Usul-i Din 1 Yorum


İslam uleması, Kur’an-ı Kerim’in bazı ayetlerinin açıkça veya ima yoluyla berzah hayatına delalet ettiğini belirtmişlerdir. Şimdi bu ayetlerden bazılarına kısaca bir göz atalım.

1- Allah Teala şöyle buyuruyor: “Onlardan birine ölüm gelince: “Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim” der. Hayır; bu, onun söylediği bir sözdür. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir berzah (engel) vardır.“[1]

Her ne kadar, İslam müfessirleri içerisinde bu ayette geçen berzah kelimesini, sadece ölen insanın tekrar dünya hayatına dönmesine, ya da mahşer gününden önce kıyamet alemine intikal etmesine mani olan bir engel olarak tefsir edenler olmuşsa da, ancak İslam müfessirlerinin büyük bir çoğunluğu, bu ayetin ölümden sonra başlayıp mahşer gününe kadar devam edecek olan berzah hayatına delalet ettiğini savunmuşlardır.

Birinci grup müfessirlere; Zemahşeri’yi, Fahri Razi’yi ve Ebu-s Suud El- İmadi’yi örnek olarak zikredebiliriz.

Zemahşeri bu konuda şöyle yazıyor: “Bu ayette geçen berzah kelimesinden maksat, mahşer gününe kadar, insanın dünya hayatına geri dönmesine mani olan engeldir.“[2]

Ebu-s Suud ise şöyle diyor: “Berzah, kıyamet gününe kadar, ölen insanların geri dönmelerine mani olan engeldir. Bu, insanları tekrar dünya hayatına dönmekten büsbütün meyus kılmak demektir. Kıyamet günü ise, dönüş dünya hayatına değil, ahiret hayatına olacaktır.” [3]

İkinci gurup müfessirlere ise, Ehl-i Beyt mektebi müfessirlerinden Allame Seyit Muhammed Hüseyin Tabatabai’yi, (El-Mizan tefsirinde) Tabersi’yi, (Mecme-ül Beyan tefsirinde) Ali bin İbrahim El- Kummi’yi, (Tefsir-ül Kummi’de) El Huveyzi’yi, (Nur-üs Sakaleyn tefsirinde) Ehl-i Sünnet müfessirlerinden ise, İbn-i Kesir’i, (Tefsir-ül Kur’an-ül Azim’de) Şevkani’yi, (Feth-ül Kadir tefsirinde) İbn-ül Kayyim’i, (Er-Ruh adlı kitabında) Ebu Hayyan Endulusi’yi (Bahr-ül Muhit adlı tefsirinde) vs. örnek olarak zikredebiliriz.

Allame Muhammed Hüseyin Tabatabai bu konuda şunları yazıyor: “Berzahtan maksat, kabir alemidir. O, insanın öldükten sonra kıyamet gününe kadar yaşadığı Misal Alemi denilen alemdir. Ayetin söz akışından bu anlaşılır. Şia kanalıyla Hz. Resulullah ve Ehl-i Beyt İmamları’ndan nakledilen mütevatir niteliğindeki hadisler ile Ehl-i Sünnet kanalından gelen hadisler de buna delalet ediyor.“[4]

Ebu Hayyan Endulusi ise bu ayetin tefsiriyle ilgili olarak şunları yazıyor: “İnsanın ölümüyle kıyamet günü tekrar diriltilmesi arasında geçen sürece istiare olarak, berzah ismi verilmiştir.“[5]

İbn-ül Kayyim ise konu hakkında şöyle yazmıştır: “Kabir azabı ve mükafatı berzah azabı ve mükafatının ismidir. Bu ise dünya ile ahiret arasında olacaktır. Allah Teala “Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir (berzah) engel vardır” buyurmaktadır.“[6]

Ancak şunu belirtmeliyiz ki, her ne kadar Allame Tabatabai’nin belirttiği gibi, ayetin söz akışı berzah alemine delalet ettiğini açıkça ortaya koyuyorsa da, hatta biz birinci grup müfessirlerin görüşünü kabul edip ve ayette geçen berzah kelimesinin sadece engel manasını ifade ettiğini benimsesek bile, bu ayetin insan ruhunun ölümden sonra tekrar dünyaya dönmesine mani olan bir engel yüzünden dünyaya dönemediğine delalet etmesinden, insan ruhunun öldükten sonra yok olup gitmediği ve varlığını sürdürdüğü anlaşılmaktadır. Zaten berzah aleminden maksat bundan gayri bir şey değildir. O halde bu ayet, her iki taktirde de berzah aleminin varlığına delalet etmektedir.

2- Allah Teala şöyle buyuruyor: “Onlar: “Rabbimiz! Bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de suçlarımızı iti­raf ettik, buradan çıkmaya bir yol var mıdır?” derler.“[7]

İslam uleması, Allah Teala’nın kafirlerin kıyamet gününde söyleyeceklerini buyurduğu bu ayette geçen tabirin berzah hayatına işaret ettiğini belirtmişlerdir.

Zira bu ayette, iki defa öldürülme ve iki defa diriltilmeden bahsedilmektedir. O halde, birinci öldürülme ile birinci diriltilme dünya hayatındaki öldürülme ile berzah hayatındaki diriltilmeye ve ikinci öldürülme ve diriltilme ise berzah hayatındaki öldürülme ile kıyamet hayatındaki diriltilmeye işaret etmektedir.

3- Allah Teala Nuh peygamberin kavmi hakkında şöyle buyurmuştur: “İşte günahlarından dolayı suda boğuldular da, ateşe sokuldular ve Allah’a karşı kendilerine hiçbir yardımcı bulamadılar.“[8]

İslam uleması, bu ayetin berzah azabına delalet ettiğini belirtmişlerdir. Zira bu ayet, Nuh kavminin boğulmalarından hemen sonra ateşe sokulduklarını belirtmektedir. Bunu, ayette geçen boğulmayla ateşe sokulma arasında kullanılan “fe” harfinden ve ateşe sokulmanın muhakkak gerçekleştiğini gösteren geçmiş zaman kipinin kullanılmasından anlıyoruz.

Zira, boğulduktan hemen sonra ateşe sokulmasaydılar, ilk önce; “fe” harfi yerine sonra gerçekleşeceğini ifade eden “sümme” kelimesi kullanılırdı.

Saniyen; işin muhakkak olduğunu gösteren geçmiş zaman kipi yerine gelecekte gerçekleşeceğini belirten gelecek zaman kipi seçilirdi. O halde bu ayette geçen ateş kıyamet ateşi değildir. Kıyamet ateşinden önce olan ateş ise, berzah ateşinden başka bir ateş değildir.

4- Allah Teala Firavun kavmi hakkında şöyle buyuruyor: “Onlar, sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet gelip çattığı gün ise, “Firavun’un adam­larını azabın en ağırına sokun”denir.“[9]

Bu ayet, berzah aleminin varlığını gösteren ayetlerden bir diğeridir. Zira Allah Teala bu ayette Firavun kavminin sabah ve akşam ateşle cezalandırdıklarını kıyamet gününde ise, daha ağır bir azaba sokulacaklarını belirtmektedir.

O halde, onların sabah akşam cezalandırıldıkları ateş, kıyamet ateşinden önce olan bir ateş olup, kıyamet ateşi ve azabına oranla daha hafif olan bir azap ve ateş türüdür.

Sonra; bu ayette sabah ve akşamdan söz ediliyor. Oysa, kıyamet gününde bunların bir anlamı yoktur. Bu da, bu azabın kıyamet gününden önce olan bir azap olduğunu göstermektedir.

5- Yine Allah Teala, gönderilen ilahi elçileri yalanlayan kavmine karşı çıkarak: “Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun. Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar. Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O’na döneceksiniz. O’nu bırakıp da ilahlar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah, bana bir zarar vermek isterse, o ilahların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar. Doğrusu, o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum. Şüphesiz, ben Rabbinize inandım, beni dinleyin” diyerek, onları ikaz eden Al-i Yasin’in mü’min kişisinin kavmi tarafından şehid edildiğinde; Allah Teala’nın onu, “Cennete gir” diyerek mükafatlandırmasını ve onun ilahi nimetleri görünce: “Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!“[10]

diyerek, öldükten hemen sonra sevincini ortaya koyması, bu mükafatlandırmanın kıyamet mükafatından önce olduğunu ve bu ayette geçen cennetin kıyamet cennetinden önce olan berzah cenneti olduğunu göstermektedir. İşte bu ayet de, berzah hayatını ispatlayan ayetlerden bir diğeridir.

6- Allah Teala’nın, Allah yolunda cihad ederken şehid düşenler hakkında nazil etmiş olduğu ayetler, açıkça berzah hayatının olduğunu kanıtlamaktadır.

Allah Teala şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridir­ler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızklanırlar, arka­larından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendi­lerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.“[11]

Yine Allah Teala şehidler hakkında şöyle buyurmuştur: “Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz.“[12]

Bu ayetler, ölümden sonra başlayan berzah hayatını ve o hayatta mükafatların olabileceğini açıkça belgelemektedir. Zira bu ayetlerde, şehidlerin Allah Teala’nın katında ilahi nimetlerden yararlanmakta olduklarını ve henüz dünya hayatında olan mü’min kardeşlerine, kendileri için bir korku ve hüznün söz konusu olmayacağını müjdelediklerini, ancak henüz dünya hayatında olan bizlerin bu hayatı algılamak imkanına sahip olmadığımızı ortaya koymaktadır.

Berzah hayatını ispatlayan başka ayetler de vardır. Ancak biz bu kadarıyla yetinip, berzah hayatına değinen hadislere de kısaca bir göz atmak istiyoruz.

—————-

[1]- Mü’minun: 99, 100

[2]- Tefsir-ül Keşşaf c. 3 s. 203

[3]- Tefsir-i Ebu-s Suud c. 6 s. 150

[4]- El- Mizan c. 15 s. 72

[5]- El- Bahr-ül Muhit c. 7 s. 584

[6]- Er-Ruh s. 73

[7]- Mü’min: 11

[8]- Nuh: 25

[9]- Mü’min 46

[10]- Yasin: 20. ayetten 26. ayete kadar

[11]- Al-i İmran: 169, 170

[12]- Bakara: 154

Yorum Bırak

  1. veysel pekel dedi ki:

    üstad, yasin 51 ve 52’yi de yorumlarsanız, sanki savınızı ispat eder ayetleri almışsınız da, hiçbir şüpheye yer bırakmayan berzah diye bir alemin olamayacağını net ortaya koyanı geri bırakmışsınız gibi olmuş. Allah razı olsun.