Kur’an Okumak

Yazar: beytül ahzan Tarih: 28 Kasım 2010 4.4K kez okundu Genç Kalemler 7 Yorum


Evet Kur’an-ı  Kerim’i okumak. Allah’ın kelamını, Peygamber Efendimizin (saa) en büyük mücizesi olan Kur’an’ı okumak. Allah dostlarının okumaya doyamadığı o ilahi mesajı okumak! İnsanın tüm sıkıntısını, kederini gideren, ruhunu yücelten o yüce kitabı okumak…

Hiçbir kitap yoktur ki insan okuduktan sonra tekrar okumaya başlasın da sıkılmasın. En harika kitap bile ikinci veya üçüncü kez okunduğunda insanı sıkar. Ama Allah kelamı olan o kitap öyle muhteşem bir şeydir ki bin kere dahi okusan sıkılmazsın. Her başa dönüşünde sanki farklı bir kitaba başlamış gibi heyecanlanırsın. Çünkü her okuyuşunda farklı bir lezzet alırsın. Ayetleri okudukça bu ayeti daha önce nasıl fark etmedim dersin, sanki ilk defa okumuşçasına. Her okuyuşta farklı bir şey kazandırır insana. Okuma sayısı arttıkça tekrar okuma isteği de artan tek kitaptır Kur’an-ı Kerim.

O nur dolu [1], hidayet, rahmet [2] ve şifa [3] kaynağı, o en güzel öğüt [4] ve yol gösterici [5] olan Kur’an’ı eline aldın mı bırakmak istemezsin. Dünya yok olur gözünden, değerini yitirir, “hiç”leşiverir. “Acaba devamında Allah ne diyor” diye merakla, heyecanla, sevinç ve hüzünle, ümit ve korkuyla kendini kaptırırsın Kur’an’a…

İşte böylesine yüce bir kitabımız varken biz ne yapıyoruz? Elimiz telefon ve kumanda tuttuğu kadar Kur’an’ı da tutuyor mu? Klavyeye dokunduğumuz kadar Kur’an’a dokunuyor muyuz? İslam dışı o dizilerin gelecek bölümünü merak ettiğimiz kadar acaba “Rabbimiz bize ne diyor” diyerek Allah kelamını merak ediyor muyuz? Merak edip de dizileri beklediğimiz gibi heyecanla Kur’an’ın devamını okumak için can atıyor muyuz? Bir şey canımızı sıktığında veya bir şeye üzüldüğümüzde teselli için şarkıya koştuğumuz kadar Kur’an’a da koşuyor muyuz? (Allah korusun) Yoksa Allah kelamının telefon, televizyon, bilgisayar, şarkı kadar bile değeri yok mu bizim nazarımızda?!

Ne acı bir durum. Bu ne gaflet ya Rabb?! Tüm günümüzü dünya işine ayırıyoruz da senin kelamını okumaya, anlamaya zaman bulamıyoruz.

Kur’an’ı kutsallaştırıp duvarlara astık. Aman tozlanmasın, yıpranmasın; aman çocuk elini vurmasın diye sarıp sarmalayıp kaldırdık göz önünden. Oysa her zaman gözümüzün önünde olması gerekirken. Her zaman elimizin altında bulunması gerekirken…  Sahi, ilk  emrinin “OKU” olduğunu nasıl da unuttuk!!!

Eğer Kur’an’ı anlamak için okumuyorsak, Kur’an okumak için can atmıyorsak, hızlı hızlı biran önce bitirmek için okuyorsak, ayetler bedenimizi, yüreğimizi titretmiyorsa kendimizi sorgulayalım! Yüreğimize bir bakalım! Oraya Allah sevgisi yerine dünya sevgisini yerleştirmişiz demektir.!

Allah bize bir kalp verdi.[6] Bir gönüle de iki sevgi sığmaz!

Ey Rabbim! Gönlümüze dünya sevgisinin girmesine izin verme! Gönlümüzü senin sevginle, Kur’an nuruyla doldur! Kur’an’ı bizler için öğüt kıl! [7] Onu yüreğimizdeki hastalıklara şifa vesilesi eyle! [8] Kur’an’ı bir kenara bırakıp, onu terkedenlerden eyleme bizleri! [9]

Şimdi bu yazıyı okuyan siz değerli müslümanlara soruyorum: En son ne zaman okudunuz Kur’an’ı? En son ne zaman ayetler üzerinde tefekkür ettiniz? Yoksa Kur’an’ınız raflarda tozlanıyor mu? Raflarda tozlanan mushaflar ahirette şikayetçi olmayacak mı? “Bunlar beni okuyacaklarına, okuyup amel edeceklerine raflarda tozlandırdılar!” demeyecek mi? Yoksa rafta tozlanacak bir mealiniz bile yok mu? Neyi bekliyorsunuz? O zaman haydi Allah ile konuşmaya! Haydi tefekküre, haydi kurtuluşa…

—————–

1-Maide-15, Nisa-174

2-A’raf-52, Yunus-57, Casiye-20, Lokman-3

3-İsra-82

4-Nur-34, Müddessir-54, Yunus-57

5-Bakara-2

6-Ahzab-4

7-Hakka-48

8-Yunus-57

9-Furkan-30

——————–

RUKİYE BAT

{28.11.2010}


Yorum Bırak

  1. semanur dedi ki:

    bu okudugum en guzel hadisdir

  2. semanur dedi ki:

    cok ama cok guzel ben cok beyendim lutven daha cok yapin bu hadisten yani bana gore hadis

  3. semanur dedi ki:

    cok ama cok guzel

  4. aziz aras dedi ki:

    İmam Hüseyin’in (a.s) Kur’ân-ı Kerim’e Verdiği Önem

    Burhan Tefsirinde nakline göre “Abdurrahman Es-Selemi İmam Hüseyin’in bir oğluna Fatiha Sure’sini okumayı öğretti. İmam’ın oğlu bu sureyi babasının yanında okuyunca İmam o öğretmene bin dinar (bin adet sikkeli altın) ve bin kat kumaş verdi ayrıca öğretmenin ağzı dolusu ona inci verdi.”

    İşte Ehlibeyt İmamlarının (Allah’ın selamı onlara olsun) Kur’ân öğretilerini yaşatmak ve canlı tutmak için gösterdiği çabalar Kur’ân’ın öğreniminin yaygınlaşmasına ve insanların Kur’ân’ın gerçek önemine vakıf olmalarına sebep olmuştur. Evet İmam’ın bu bağış haberi Medine’de her yana yayıldı ve herkes bu konuyu konuşmaya başladılar ve bazıları da İmam’a bu ne büyük bir bağıştır? diye sordular. İmam (canımız ona feda olsun) onların cevabında bağışı kadar değerli bir cümle buyurarak şöyle dedi: “Benim verdiklerimin onun bağışı karşısında değeri nedir ki?!” Görüldüğü üzere İmam kendi verdiği ikramları bir bağış değil, o Kur’ân öğretmeninin eğitimini bağış olarak değerlendirmiş ve böylece Müslümanların Kur’ân’a nasıl bakmaları ve nasıl değer vermeleri gerektiği hususunda yeni bir ufuk açmıştır.

    İmam Hüseyin’in (Allah’ın selamı ona ve onunla birlikte Kerbela’da şehit düşen yaranına olsun ve sonsuz laneti onun katillerine olsun) Kur’ân’a olan aşk ve muhabbetini gösteren en güzel örneklerden biri de, Âşurâ gecesidir. Bu gecenin sabahı kendisinin ve yareninin Kerbela’da şehit edileceğini ve çocuklarının düşmanlar elinde esir düşeceğini kesin olarak bildiği halde, yine düşmandan Kur’ân okumak ve Allah Teala ile münacât etmek için bir gece mühlet istemiştir. Şöyle ki Düşman ordusu Aşura gecesi İmam’ın çadırlarına karşı saldırıya geçtiğinde İmam, kendi kardeşi Ebulfazl Abbas’a, onlardan bir gece fırsat istemesini emrederek, “Allah biliyor ki ben onun için namaz kılmayı Allah’ın Kitabı’nı (Kur’ân’ı) okumayı ve çok dua edip istiğfar etmeyi seviyorum” diye buyurmuştur…

    İmam Hüseyin bütün sevdikleri gözlerinin önünde birer birer doğranmasına, kundaktaki çocuğunun kollarında oklanmasına, eşinin, kız kardeşinin ve kızlarının bu çakallar sürüsüne esir düşmesine İslam ve Kur’ân’ın bekası için sabrediyor ve bunu bir vazifeden öte bir ilahi aşk ve muhabbetle yerine getiriyor ve şöyle diyordu:

    “Eğer Muhammed’in dini yalnız benim şehit olmamla ayakta kalacaksa, o zaman ey kılıçlar beni çevreleyin.”

    Evet İmam Hüseyin (Allah’ın selamı ona olsun) Kur’ân’ı korumak için kıyam ettiğini açıkça bildirmiştir. Kıyamının başlangıcında, Basra halkına hitaben şöyle yazıyordu:

    “Ben sizi Allah’ın kitabına ve Resulü’nün sünnetine çağırıyorum. Gerçekten sünnet öldürülmüş ve bidat diriltilmiştir.” (Tarih-i Taberi, c.7, s.240)

    Yine İmam Hüseyin (Allah’ın selamı ona olsun) şöyle buyuruyordu:

    “And olsun ki gerçek imam (önder) ancak Allah’ın kitabıyla amel eden, adalete sarılan, hakka boyun eğen ve kendisini sadece Allah’a adayan kimsedir.” (El-Kamil- İbn-i Esir, c.3, s.267)

    Bu dönemde Resulullah’ın (Allah’ın salat ve selamı ona ve Ehlibeytine olsun) halifesi, İslam dünyasının yöneticisi ve Kur’ân hükümlerinin uygulayıcısı olarak başta bulunan Yezit kendi kalbinde yaşattığı nifakı gizlemeye bile gerek duymayarak şöyle diyordu: “Allah’tan ne bir haber gelmiş, ne de bir vahiy… Haşimoğulları (Hz. Muhammed) siyasetle oynayıp iktidarı kapmak için uydurdular bunları!!”

    Evet Yezit, sarayda, herkesin huzurunda bunu söylemekten çekinmiyordu; hem de sarhoş bir halde!..

    Diğer Emevî halifeleri de bu yolu sürdürmüş ve açıkça Kur’ân’ı çiğnemekten çekinmemişlerdir. Hatta diğer Emevî halifesi olan Velid b. Abdulmelik b. Mervan Kur’ân’ı kapının önüne bırakarak onu oklarıyla hedef alarak “Ey Kur’ân, kıyamette şahit ol ki ben seni böyle oklarımla paramparça ettim” demiştir. Allah’ın ebedi laneti tüm Emevilere ve bilerek onların yolunu giden herkese olsun ve Allah’ın sonsuz selamı Kerbela’da mazlum olarak şehit düşen İmam Hüseyin ve yareninin üzerine olsun.

  5. aziz aras dedi ki:

    selamaleykum merabalar ehlibeyt dostları yazınızın sonunda çok güzel bir soru sordunuz rafta kuran tozlanıyormu evet bilipte kuranı okumuyosak ahirette elbette hesbı sorulacak bir insan bildiyi şeyden yarğılanır bilmediyi şeyden yarğılanmaz allah bizi doğru olan yoldan ayırmasın allaha inşallah cümle müslümanları ehlibeyt yolunda gitmeyi nasip eder inşallah:AMİN