Mahşerdeki Hesap …

Yazar: beytül ahzan Tarih: 5 Ağustos 2009 12.5K kez okundu Usul-i Din Yorum Yok


İnşaallah bu dersten itibaren birkaç ders “MEAD” yani insanın ölümden sonra başlayan hayat serüvenini, kabirde, berzah âleminde ve bilahare Mahşer gününde başına gelecekler hakkında ayet ve hadislerden istifade ederek izahatta bulunmaya çalışacağız.

Bu dersimizde mahşer gününde karşılaşılacak olan “HESAP” konusunu birkaç başlık altında ele almaya çalışacağız.

1- KIYAMET GÜNÜNDE BÜTÜN İNSANLARDAN HESAP SORULACAK.

Kûr’an-ı Kerim A’raf sûresinin 6. ayeti kerimesinde şöyle buyuruyor: “Biz kendilerine peygamber gönderilen kimseleri ve peygamberleri sorgulayacağız.”

2- KIYAMET GÜNÜNDE BÜTÜN AMELLERDEN HESAP SORULACAKTIR;

Yine şöyle buyurulmaktadır:”Yaptığınız amellerden mutlaka sorgulanacaksınız.” (Nahl: 93)

Bir başka ayette ise şöyle buyurulmaktadır: “Kim zerre kadar bir hayır işlerse onu görür ve kim zerre kadar şer ve kötülük işlerse o da onu görür.” (Zilzal:7-8 )

Evet bu ayetlerde açıklanan şey genel kaidedir. Ancak bazen yapılan bir amel o kadar değerli olur ki kötü amelleri bağışlatır ve yok eder. Bazı ameller de (Allah Korusun) o kadar kötü ve çirkef olur ki insanın yaptığı bir takım iyi amelleri bile yok eder.

3- BÜTÜN DURUMLARDAN HESAP SORULACAK:

Kûr’an-ı Kerim şöyle buyurmuştur: “İçinizde olanları açığa vursanız da, saklasanız da Allah onlardan ötürü sizden hesap soracaktır.” (Bakara: 284)

Evet Allah-u Teala hatta dış görünümü olmayan ve sadece insanın iç dünyası ve niyetiyle ilgili olan günahlardan dahi insana hesap soracaktır. Şirk, riyakarlık, hakkı gizlemek ve gibi.

4- HER YERDE YAPILAN AMELDEN HESAP SORULACAKTIR:

Kûr’an-ı Kerim Hz. Lokman’ın dilinden oğluna yaptığı vasiyetlerden birisini şöyle naklediyor:

“Ey oğlum (yaptığın iş) gerçekten bir hardal tanesi ağırlında olsa da (bu), ister bir kaya parçasının (arasında), veya göklerde veya yerde (nerede olursa) olsun Allah onu (kıyamet gününde) getirip (önüne hazır edecek ve karşılığını verecektir). Hiç şüphesiz Allah latif ve her şeyden haberdar olandır.”(Lokman: 16)

Evet amelin küçüğü, uzaklığı, gizliliği veya karanlıkta olması hiçbir zaman onu Allah’ın bilgisinden uzak tutmaz. O her şeyi, her şekliyle her zaman bilir.

Burada Kûr’an’da geçen ve zahirden hesap sorulmayacağı anlaşılan iki ayetin gerçek tefsirini verip geçelim.

Kasas sûresinin 78. ayetinde şöyle buyuruyor: “Günahkarlara yaptıkları günahlar sorulmaz.”

Bu ayet Karun’dan bahsederken, zamanın Karun’larına bir uyarı ve ikazdır. Ey Karunlar elinizde fırsat varken gafleti bırakın ve yanlış yoldan geri dönün; zira Allah’ın kahr-u gazabına müptela olduktan sonra artık ne bir mazeretiniz olup olmadığı sorulur, nede tevbeniz kabul edilir. Evet bu ayet ahiretle değil, dünya ile ilgili bir ayettir. Dönüş ve tevbe zamanı geçtikten sonra artık zalimlere bir şey sorulmadan helak edileceklerini açıklamaktadır. Ahiretteki hesapla ilgili değildir.

Rahman sûresinin 39. ayetinde ise şöyle buyurmaktadır: “O gün (kıyamet gününde) insan ve cinlere hesap sorulmaz.”

Bazı hadislerde bu hadis şöyle açıklanmıştır: kıyamet gününün değişik menzilleri vardır ki bunların bazısında yoktur. İşte bu ayet sorgulama olmayan menzillerle ilgilidir.

5- KİM HESAP ALACAK VE SORGULANACAK?:

Kıyamet gününde asıl hesap soracak ve sorgulayacak olan Allah-u Teala’dır. Enbiya sûresi 47. ayette şöyle buyuruyor: “Hesap görücüler olarak biz yeteriz.” Öyle bir sorgulayıcı ve hesap görücüdür ki, bir taraftan şefkatli diğer taraftan ise her şeyi en ince noktalarına kadar bilen ve bunu en süratli bir şekilde yapmaya muktedirdir. Evet şöyle buyuruyor bir başka ayetinde: “O hesap görücülerin en süratlisidir.” (Enam: 62)

Birisi Hz. Ali (a.s.)a:”Allah bunca insanın hesabını nasıl soracak?” diye sorunca, imam (a.s.) şöyle buyurdu: “Bütün insanları rızıklandırdığı gibi, onları hesaba da çekecektir.” (Nehc-ül Belağa)

Burada bir soruya cevap vermemiz gerekir; o da şudur: “Eğer Allah-u Teala süratle hesap görücüyse veya hadislerde geçtiği gibi bütün insanların hesabı Allah’a göre bir göz kapayıp açma kadar bile sürmez ise neden bazılarının hesabının uzun süreceğini de yine hadislerde okuyoruz? Cevabı şudur ki: hesabın uzaması hesap görücünün zaaf ve güçsüzlüğünden değil hesap verenin cevabının uzun sürmesinden kaynaklanacaktır. Yani uzun hesap vermenin kendiside bir nevi ceza mahiyeti taşımaktadır.

Bazı hadislerde ise Allah-u Teala’nın kendisine ait olan bu yetkiyi her ümmetin kendi ilahi rehberine bırakacağını beyan etmektedir. Nasıl ki bir fiili sebepler vasıtasıyla gerçekleştirmektedir. Mesela insanların canını almayı meleklere bıraktığı gibi. Mesela bir rivayette Allah-u Teala’nın peygamberlerden, peygamberler vasilerinden ve vasi ve imamların ise ümmetlerden hesap soracağı ve onları sorgulayacağı belirtilmektedir.

Bir diğer rivayette imam Sadık (a.s.)dan şöyle nakledilmiştir: “Kıyamet günü olduğunda Allah bizi şialarımızın hesabıyla görevlendirecektir.” (1)

İmam Musa Kazım (a.s.)dan nakledilen bir hadiste ise şöyle geçmektedir: “İnsanları sorgulama ve onların hesabını görme görevi biz (Ehl-i Beyt) imamlarının üzerinedir.” (2)

İmam Sadık (a.s.)dan bir diğer hadiste ise şöyle nakledilmiştir: “Her grubun hesabını görmek o grubun kendi zamanının imamına aittir.” (3)

VİCDAN MUHAKEMESİ

O gün insanı sorgulayacak bir diğer şey ise insanın kendi nefsi ve vicdanıdır. Kûr’an’da bu konuda şöyle buyurulmaktadır: “Bugün sana hesap görücü ve sorgulayıcı olarak kendi nefsin (vicdanın) yeter.” (4)

İmam Sadık (a.s.)dan şöyle rivayet edilmiştir: “İnsan yaptığı amelleri öylesine hatırlayacaktır ki sanki o anda onları yapmıştır. Bu yüzden hayret, şaşkınlık ve korku içerisinde şöyle derler; (5)

Evet biz ilahi mahkemeden önce kendi vicdan mahkememizde mahkum olacağız. Allah o hassas günde bize kendi adaletiyle değil, lütuf ve merhametiyle davransın. Amin.

6- NELERDEN SORULACAK?:

Daha önce her şeyden dolayı hesap vermemiz gerektiğini Kûr’an ayetine dayanarak (6) söylemiştik, ancak diğer ayet ve hadisleri incelediğimizde, bazı şeylerin sorgulanmasında daha bir titiz davranılacağı ve hesabının ağır olacağı özellikle vurgulandığı için onlardan bazılarını vermeye çalışacağız:

A-) Tekasür sûresinin 8. ayetinde şöyle buyurulmaktadır: “O (kıyamet) günü (size verilen) nimet hakkında sorgulanacaksınız.” Bu ayetin tefsirinde rivayet edilen hadislerde, bu ayette ki nimetten maksadın her zamanın hak imamının velayeti olduğu vurgulanmıştır.

Merhum Allame Tabatabai şunu ekliyor ve diyor ki: “Ekmekten ve sudan da sorulursa, bunun için sorulacak ki; Allah’ın verdiği bu nimetleri, gücü ve kuvveti neden Allah’ın rızasını kazanmak ve Allah’ın tayin ettiği ilahi önderlerin çizgisini takip etmek için kullanmadın? Yoksa bağımsız bir şekilde ekmekten, sudan ve ….. sorulmaz. Örneğin bir baba evladına “evladım ben senin ekmeğini verdim ve istediğin türlü türlü elbiseleri sana giydirdim ki ders okuyasın, adam olasın.” Fakat evlat, babasının sözünü dinlemez ve ders okumazsa, baba da dönüp “yediğin haram olsun” derse, bu onun ders okumamasının bir sonucudur, yemek yemesinin değil.

Evet maddi imkanları Allah’ın razı olduğu ve izin verdiği yerlerde kullanan kimse onlardan hesap vermeyecektir.

B-) Bir hadisi şerifte Allah Resulünden (s.a.a) şöyle nakledilmiştir: “Kıyamet günü, adım adımdan açtırmadan dört şey hakkında sorgulanacaktır; ömrünü ve gençliğini nasıl geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nerede harcadığından ve biz Ehl-i Beyt’in sevgi ve velayetinden.” (7)

C-) Kûr’an-ı Kerim’de, kulak, göz ve kalpten de hesap sorulacağı açıklanmıştır. Kulak duyduğundan, göz gördüğünden ve kalp düşünce ve inançlarından sorgulanacaktır. (8)

D-) Bazı hadislerde kıyamet gününde, insana ilk olarak namaz hakkında hesap sorulacaktır. Namaz kabul olursa, diğer amellerde kabul olur, namaz kabul olmazsa diğer amellerde kabul olmaz; reddedilir. (9)

E-) Kûr’an’da dine ve dini değerlere iftira ve ihanet eden kimselerden hesap sorulacağı özellikle vurgulanmıştır. (10)

F-) Bazı hadislerde insanın hatta hayvanlara ettiği zulüm ve haksızlığın hesabını vereceği vurgulanmaktadır. (11)

G-) Bir ayeti Kerimede (cahiliyet zamanında) günahsız yere diri diri öldürülen kızların hesabının sorulacağı üstelenmiştir. (12) Bugün kürtaj veya benzeri yollarla bebek aldıran veya düşürten kimseler de aynı sorumluluğu taşımaktadır.

HERKESE AYNI ŞEKİLDE Mİ HESAP SORULACAK

Hayır, herkesin hesabı aynı olmayacaktır; hesap açısından insanları birkaç kısma bölmek mümkündür:

I. Kolay hesap verecekler:

Allah-u Teala İnşikah sûresinin 8. ayetinde; (amel) kitabı sağ eline verilen kimselerin kolay hesap vereceklerini açıklamaktadır.

Allah Resulünden nakledilen bir hadiste şöyle buyurmaktadır: “Eğer, seni mahrum bırakan kimseye sen bağışta bulunursan, senin ilişkisini kesen kimseyle ilişki kurup (aranı düzeltirsen), sana haksızlık ve zulüm yapan kimseyi af edersen, bütün bunlardan dolayı Allah-u Teala senin hesabını kolaylaştırır.” (13)

İmam Sadık (a.s.)dan şöyle rivayet edilmiştir: “(Dünyada) sılay-ı rahimde bulunmak (akrabalarla ilişkide olup, onlarla teşriki mesai etmek), (ahirette) hesabı kolaylaştırır.” (14)

II. Çetin hesap verecekler:

Kûr’an-ı Kerim bir grup ilahi insanlardan bahsederken “Onlar kötü (çetin) hesaptan korkarlar.” (15) Bu kötü hesap (yani çetin, uzun ve dikkatlice hesap) Allah’ın acizliği veya ne uzu billah zor hesaplamasından değil; kulların kendi ameli ve mesuliyetlerinin ağırlığından kaynaklanmaktadır. Buna hadislerde şahittir. Mesela bir hadiste şöyle buyurulmaktadır: “Allah-u Teala dünyada kullara verdiği akıl miktarınca, onları hesaba tabi tutacaktır.” (16) Evet kimin aklı daha fazla ise hesabı da daha ağır ve çetin olacaktır.

İmam Cafer-i Sadık (a.s.), hatta borçludan borcunu alma konusunda kötü davranan birisine şöyle buyurdu: “Dünyada alışverişlerde, insanlara karşı kötü ve sıkıcı davranıp onları zor durumda bırakanlara Allah’da kıyamet günü çetin ve zor bir şekilde hesap soracaktır.”

Elbette, birçok hadis-i şerifte de açıklandığı üzere, kötü ve çetin hesaptan maksat, alınacak hesapta dikkatli ve titiz davranılması demektir; (haşa) zulüm ve haksızlık değildir. “Zira o kimseye zulmetmez.” (17)

III. Hesapsız cehenneme gidecekler:

Bunlar yüzlerce delil ve kanıtı görme ve duymalarına rağmen, Allah’a şirk koşup inatlarını sürdüren kimselerdir. Evet bu tür insanların durumu ortada olduğu için, sorgulanmaya gerek yoktur. Bu yüzden imam Zeyn-ül Abidin (a.s.) şöyle buyurmuştur:”Şirk ehli olan kimselere hesap terazisi kurulmaz.” (18)

Resulullah (s.a.a)den İmam Rıza (a.s.) şöyle bir hadis nakletmiştir: “Allah her şeyi hesap mizanın yanına getirip sorgulayacaktır; müşrikler hariç.” (19)

Bu gerçek Kûr’an-ı Kerimde vurgulanmıştır: “Biz onlara terazi dikmeyeceğiz.” (20) yani hesaba katılacak bir değerleri veya yaptıkları bir hayır söz konusu değil ki onlar için sorgulama yapalım. Onlar olumlu olan her şeyden yoksundurlar; onun için hesapsız, sorgusuz cehenneme atılacaklardır.

Bazı hadislerde zalim, facir ve yalancı önderler, zinakar ihtiyar, cimri zengin ve kıskanç âlim hesapsız cehenneme gidecek kimselerdendir.” (21)

IV. Hesapsız cennete gidecekler:

Uzun bir hadiste şu grupların hesapsız olarak cennete gidecekleri vurgulanmaktadır:

(a) –İlahi emirleri yerine getirme ve günahlardan kaçınmada istikamet ve sebat gösterenler.

(b) –Başkalarıyla olan ilişkilerde kendilerine yapılan haksızlık ve hakaretlere karşı afv edici ve göz yumucu davranıp kin ve intikam duygusu beslemeyen kimseler.

(c) –İlişkilerini, harcamalarını sadece ve sadece ilahi muhabbete dayandıran ve yaptığı her şeyde Allah (rızasından) başka bir şey gütmeyenler. (22)

Bu bölümün sonunda şunu da ekleyelim ki bir çok hadiste de belirtildiği üzere, ekmek için, evlenmek için, cihad için ve hacc için harcanan imkan ve paralardan Allah-u Teala hesap sormayacaktır.

HAKKUNNASIN (KUL HAKKININ) HESABI

Evet en zor verilecek hesap kul hakkının hesabıdır. Hz. Ali (a.s.) günahların kısımlarından bahsederken şöyle buyuruyor: “…. Bağışlanmayan günah ise kulların birbirlerine yaptığı zulüm ve haksızlıktır….” sonra imam şöyle devam ediyor: “Allah-u Teala kendi izzet ve celaline and içerek şöyle buyurmuştur: “İzzet ve Celalime and olsun ki hiçbir zalimin zulmü benden geçmez (onu affetmem) hatta az ve naçiz bile olsa…” (23)

Yine Hz. Emir-ül Mû’minin (a.s.)dan şöyle rivayet edilmiştir:”Allah-u Teala kıyamet gününde şöyle buyurur:(24)

Ehl-i Beyt imamlarından nakledilen bir diğer hadiste ise şöyle buyurmaktadır: “Kıyamet gününde (verebileceği halde borç sahibinin borcunu vermeyen) borçluyu (mahşere hesap için) getirirler ve onun iyi amellerini, borç sahibini razı etmek için ona verirler. Eğer iyi bir ameli yoksa, borç sahibinin günahlarından alıp borçlunun günahlarına eklerler. İşte böylece kısas yapar.” (25)

HESAP VE SORGULAMA SIRASINDAKİ KONUŞMALAR

“Allah içindir tamamlayıcı hüccet (delil)..” Ayetin tefsirinde imam Cafer-i Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü olduğunda günahkar kimseye şöyle hitap edilir: eğer “biliyordum” derse, o zaman neden amel etmedin? Diye sorulur. Eğer “bilmiyordum” derse, o zaman da neden öğrenmedin? Denilir kendisine. İşte budur Allah’ın (kimseye mazeret bırakmayan) tamamlayıcı hücceti.” (26)

bir başka hadiste ise şunları görüyoruz: “Allah-u Teala, bir mahalle veya bölgede yaşayan salih ve takvalı bir kişiyi o bölgede yaşayan diğer insanlara delil gösterip onları sorgular ve şöyle buyurur: “

Allah-u Teala’nın adalet mahkemesinde bazıları kendilerini kurtarmak için şöyle bir bahane getirip derler ki: “Ya Rabbi, bize mal veya güzellik veya sıkıntı verdin, bunlar ise bizim sapmamıza vesile oldu.” Bunun üzerine kendilerine servet ve güzellik verilen veya türlü sıkıntı ve zorluklara maruz kalan bazı kullarını onların önüne çıkartıp şöyle buyurur: “Sen Hz. Yusuf”tan ve Meryem’den daha mı güzeldin? Hz. Eyyub en çetin sıkıntılara ve hastalıklara müptela olmadı mı? (Neden onlar günahlara müptela olmadılar?) İşte böylece boş mazeretlerle kendini kurtarmaya çalışan insan, mahkum olup, bir şey söyleyemez.

Kûr’an-ı Kerim’e baktığımızda, Kûr’an’da imanlı bir insan örneği olarak Firavunun eşi Hz. Asiye gösterilmiştir. Bu yüce insan, Firavunun sarayında ve bir kraliçe hayatı yaşamasına rağmen, Hz. Musa’nın davetini duyar duymaz ona iman etti ve onca dünya imkanları, servet, makam ve refah onu aldatmayıp çelik iradesiyle bütün bu saiklere galip gelip, ardından da firavunun tehdit ve işkenceleri onu inanç ve imanından vaz geçiremedi ve yılmadan bu yolda ölümü bile seve seve kabullendi.

Öte yandan yine Kûr’an-ı Kerim’de kafir insan örneği olarak; Hz. Nuh ve Hz. Lut (a.s.)ın eşleri gösterilmiştir. Zira o yüce peygamberlerin bütün tebliğlerine rağmen ve yıllarca onlarla birlikte yaşamlarına rağmen; iman etmemiş, davalarında onlara köstek olmuş ve arkadan onları hançerlemişlerdi.

Bu yüzden görülüyor ki mal, servet, güzellik, sıkıntılar, kötü çevre bunların hiç biri insanın hayatında belirleyici değildir. Belirleyici olan insanın kendi irade ve seçme gücüdür. Bu yüzden bunların hiç birisi insan için mazeret sayılmaz.

HESAP ANININ MAHCUBİYETİ

Bir hadiste Ehl-i Beyt imamlarından birisi şöyle buyurmaktadır: “Eğer kıyamet günü ilahi mahkemede insanın düşeceği mahcubiyet ve baş aşağılık pozisyonundan başka bir ceza olmasaydı bile, bu insanın uykudan, yeme içmeden kesilip, rahat ve tembelliği (nefsani arzularını) bir tarafa bırakıp kendi halini düşünmesine yetmeliydi.” (27)

Evet bu dünyada hatta ana-babasının, eşi ve çocuklarının dahi bilmelerini istemediği günahlar (tevbe etmediği ve artık haddi aştığı takdirde) o gün bütün Allah dostlarının ve herkesin gözü önünde ortaya çıkacaktır. Nitekim bazıları, artık o anın mahcubiyet ve rezilliği o kadar kendilerine ağır gelecek ki, ya Rabbi diyecekler biz cehenneme gitmeye razıyız, ama bu mahcubiyet ve rezilliğe tahammülümüz kalmadı.

İşte bu yüzden muhtelif hadislerde ahiret hesabından önce insanın kendi hesabını görmesi ve günün bir miktarını kendisini sorgulamaya ayırıp, yaptığı iyi amellerden dolayı Allah’a şükretmesi ve kötülüklerinden dolayı tevbe edip Hakk Teala’dan özür dilemesi ve geçmişi bir türlü telafiye çalışması gerektiği vurgulanmıştır.

Bir hadiste şöyle buyuruyor: “Bir kimse (bu dünyada) kendi hesabını görürse, kıyamet gününde Allah yeniden ondan hesap sormaz…”

İmam Musa Kazım (a.s.)ın şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Kim her gün kendisini sorgulamaz ve hesabını görmezse, bizden değildir.” (28)

MUSA AYDIN

KAYNAKLAR:

1- Bihar-ül Envar,, C.7, S.264-74

2- Bihar-ül Envar,, C.7, S.274

3- El-mizan tefsiri, C.20, S.403

4- İsra sûresi:14

5- tefsir-i safi Kehf 49. Tefsiri

6- Nahl sûresi: 93

7- Bihar-ül Envar,, C.7, S.258

8- İsra sûresi: 36

9- Bihar-ül Envar,, C.7, S.267

10- Nahl:56 Ankebut: 13

11- Bihar-ül Envar,, C.7, S.276

12- Tekvir: 8

13-Mecm-ül Beyan,, C.10, S.471

14- Bihar-ül Envar,, C.7, S.273

15- Ra’d Sûresi: 21

16-Bihar-ül Envar,, C.7, S.266-67

17-Kehf sûresi: 49

18- Bihar-ül Envar,, C.7, S.259

19- Bihar-ül Envar,, C.7, S.260

20- Kehf sûresi: 49

21-Mizan-ül Hikme, hesap

22- Bihar-ül Envar,, C.7, S.171

23- Bihar-ül Envar,, C.7, S.265

24- Bihar-ül Envar,, C.7, S.268

25- Bihar-ül Envar,, C.7, S.274

26- Bihar-ül Envar,, C.7, S.285

27- Cami-üs seadat, C.3, S.92

28-Cami-üs seadat, C.3, S.92


Yorum Bırak