Menzilet Hadisi – 1

Yazar: beytül ahzan Tarih: 28 Eylül 2010 5.3K kez okundu Hadis Yorum Yok
Menzilet Hadisi – 1
Bu yazıyı değerlendirin

454Resulullah (s.a.a) [Ali’ye (a.s) hitaben]: Senin bana olan menziletin (konumun) Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

455-Sahih-i Müslim [Said b. Museyyib’den, o da Amir b. Sad b. Ebi Vakkas’tan, o da babasından]: Resulullah (s.a.a), Ali’ye (a.s) hitaben “Senin bana olan menziletin (konumun) Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir; ancak benden sonra peygamber yoktur!” dedi.
Said der ki: Ben bunu bizzat Sad’dan duymak istedim. Bu yüzden Sad’la görüştüm. Amir’in bana anlattıklarını söyledim. “Ben bunu duymuştum” deyince “Bizzat kendin mi bunları duydun?” diye sordum. Bunun üzerine: Evet, dedi. Eğer böyle değilse şu ikisi sağır olsun!

Kaynaklar:1-Sünen-i Tirmizî, c.5, s.641, h.3730, Cabir b. Abdullah’tan ve h.3731; Sünen-i İbn-i Mace, c.1, s.45, h.121; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.164, h.8571, ve s.165, h.8576, tamamı Sad b. Ebi Vakkas’tan; Tarih-i Bağdad, c.10, s.43, h.5170; Hasais-u Emirilmüminin, Nesaî, s.127, h.62-64; el-Musannef, İbn-i Ebi Şeybe, c.7, s.496, h.13, son üç rivayet Esma Bint-i Umeys’ten ve h.14, Zeyd b. Erkam’dan; es-Sünne, İbn-i Ebi Asım, s.595, h.1382, Ebu Said’den; Kenzu’l-Ummal, c.11, s.599, h.32881; Kifayetu’l-Eser, s.135, Sad b. Malik’ten; el-Cemel, s.76.

2-Sahih-i Müslim, c.4, s.1870, h.30; Fazailu’s-Sahabe, İbn-i Hanbel, c.2, s.633, h.1079; Hasais-u Emirilmüminin, Nesaî, s.111, h.50 ve s.114, h.51; Müsned-i Ebi Yâla, c.1, s.348, h.735 ve s.354, h.751; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.146-148; Usdu’l-Gabe, c.4, s.100, No: 3789; el-Menakıb, İbn-i Magazilî, s.28, h.40; s.29, h.42; s.33, h.50; el-Menakıb, Harezmî, s.133, h.148; el-Emali, Şeyh Tusî, s.227, h.399; el-Menakıb, Kufi, c.1, s.513, h.435.

456-Tarih-i Dımeşk [Amir b. Sad’dan]: Ben babamla birlikteydim. Peşimize bir kişi takıldı. İçinde Ali’ye karşı bazı kuşkular vardı.
Adam: Ey Ebu İshak, bu nasıl bir hadis ki halk onu Ali hakkında söyleyip duruyor, dedi.
Babam: Hangi hadis, diye sordu.
Adam: “Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir!” hadisi.
Babam: Evet, Resulullah’ın (s.a.a) Ali hakkında “Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir” dediğini bizzat kendim duydum. Onun Ali hakkında bunu, hatta bundan daha fazlasını söylemiş olması yadırganacak bir şey değildir!

457-Tarih-i Bağdad [Cabir’den]: Resulullah (s.a.a) Ali’ye (a.s) hitaben şöyle buyurdu: Konum olarak bana, Harun’un Musa’yla olan konumunda bulunmayı istemez misin? Sadece benden sonra peygamber yoktur; eğer olsaydı, şüphesiz sen olurdun!

458-Tarih-i Bağdad [Suveyd b. Gafle’den]: Ömer b. Hattab, bir kişinin Ali’ye küfrettiğini görünce şöyle dedi: Zannedersem sen münafıksın. Çünkü Resulullah’ın  (s.a.a) şöyle buyurduğunu duydum: Ali’nin bana olan konumu Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir; ancak benden sonra peygamber yoktur.

459-Tarih-i Bağdad [Mehdi el-Abbasî’den]: Süfyan es-Sevrî yanıma geldi. “Ali hakkında bildiğin en üstün fazileti bana söyle” dedim. Şöyle dedi: Seleme b. Kuheyl, Huceyye b. Adiy’den, o da Ali’den, Resulullah’ın şöyle buyurduğunu bana nakletti: Senin bana olan menziletin (konumun) Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

Kaynaklar: 1-Tarih-i Dımeşk, c.42, s.157, h.8559.
2-Tarih-i Bağdad, c.3, s.289, h.1376; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.176, h.8605; Ken-zu’l-Fevaid, c.2, s.181; el-Emalî, Şecerî, c.1, s.134; Mie Menkıbe, s.112, h.57; el-Emali, Şeyh Tusî, s.548, h.1168, Ebuzer vasıtası ile İmam Ali’den (a.s) o da Resulul-lah’tan (s.a.a).
3-Tarih-i Bağdad, c.7, s.453, h.4023; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.167, h.8580 ve s.166, h.8578-8579.
4-Tarih-i Bağdad, c.4, s.71, h.1691; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.167, h.8582.
.  الاحتجاج : ج1 ص297 ح52 ، المناقب للكوفي : ج1 ص224 ح142 كلاهما عن عبد الله بن الحسن عن أبيه عن الإمام عليّ(عليهما السلام) عن اُبيّ بن كعب ، اليقين : ص448 ح170 عن يحيى بن عبد الله بن الحسن عن جدّه عن الإمام عليّ (عليهما السلام) عن اُبيّ بن كعب وليس فيه «كطاعتي . . .» .

460-Resulullah (s.a.a): Ey Ali! Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Ben hayattayken nasıl bana itaat vacip ise, benden sonra da sana itaat vaciptir. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

461-Resulullah (s.a.a) [Ali’yi (a.s) işaret ederek]: Bu, benim Ehlibeyt’imin en üstünü, halkın bana en yakın olanıdır. Eti etimden, kanı kanımdan ve ruhu ruhumdandır. Hayatımda vezirim, vefatımdan sonra halifemdir. Nitekim Harun da Musa’ya aynı konumdaydı. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

462-Resulullah (s.a.a): Ey Ali! Senin bana olan konumun, Hibetullah’ın Âdem’e, Sam’ın Nuh’a, İshak’ın İbrahim’e, Harun’un Musa’ya ve Şemun’un İsa’ya olan konumu gibidir. Ancak benden sonra peygamber yoktur.

463-Resulullah (s.a.a) [Ali’ye (a.s) hitaben]: Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Harun sana güzel bir örnektir. Hani kavmi onu yalnız bırakmıştı ve nerdeyse onu öldürecekti. Öyleyse Kureyş’in zulmüne ve senin aleyhine birleşmelerine karşın sabırlı ol. Zira sen Harun’un konumundasın.

464-İmam Sadık (a.s): [Babalarından (a.s)]: Şüphesiz peygamber (s.a.a) on yerde Ali’ye (a.s) hitaben şöyle buyurmuştur: Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir.

Kaynaklar:1-et-Tevhid, s.311, h.2; Kısasu’l-Enbiya, s.284, h.348, her iki kaynak da Cafer el-Ezherî vasıtası ile İmam Sadık’tan (a.s), o da babalarından (s.a); el-Haraic ve’l-Ceraih, c.2, s.492, h.5. Ayrıca bkz: es-Sakıb fi’l-Menakıb, s.67, h.48.
2-el-Emali, Şeyh Saduk, s.100, h.77, Mukatil b. Süleyman vasıtası ile İmam Sadık’tan (a.s), o da babalarından (a.s); Ravzatu’l-Vaizin, s.115.
3-Kemalu’d-Din, s.264, h.10, Selman’dan; Kitab-u Suleym b. Kays, c.2, s.569, h.2, İmam Ali’den (a.s), o da Resulullah’tan (s.a.a).
4-Yenabiu’l-Mevedde, c.2, s.302, h.866.

PEYGAMBERİN MENZİLET HADİSİNE VURGU YAPTIĞI YERLER

İnzar (Uyarı) Günü

465-Kenzu’l-Fevaid [Ebu Rafi’den]: Peygamber (s.a.a) Abdülmüttalib oğullarını “Şib”de (Ebu Talib deresi) topladı… Sonra şöyle buyurdu: Allah (c.c) bana yakın akrabalarımı ve samimi dostlarımı inzar etmemi (uyarmamı) emretti. Yüce Allah, hiçbir peygamber göndermemiştir ki ehlibeyti arasından birini ona kardeş, varis, vezir, vasi ve halife kılmış olmasın. Şimdi içinizden hanginiz kardeşim, vezirim ve varisim olma karşılığında bana biat etmek ve benim için Harun’un Musa’ya olan konumunda bulunmak ister? Ancak benden sonra peygamber yoktur!
Herkes sustu. Peygamber (s.a.a) bu sözü onlara üç kez tekrarladıktan sonra yine şöyle buyurdu: Allah’a andolsun ki ya şimdi içinizden biri ayağa kalkacak ya da bu menzilet sizden başkasına ulaşacak ve kınanacaksınız! Bunun üzerine Ali (a.s) ayağa kalktı. Herkes ona bakıyordu. Derken Peygambere biat etti ve böylece onun çağrısına icabet etmiş oldu.

Kaynak:1-Kenzu’l-Fevaid, c.2, s.177; Mecmau’l-Beyan, c.7, s.323; Tefsir-i Fırat, s.303, h.408; Tevilu’l-Ayati’z-Zahire, c.1, s.393, h.19, “kınanacaksınız” ifadesi yerine “pişman olacaksınız” tabiri kullanılmıştır. Ayrıca bkz: el-Menakıb, İbn-i Şehraşub, c.3, s.251.

Kardeşlik Günü

466-Fazailu’s-Sahabe [Mahduc b. Zeyd’den]: Resulullah (s.a.a) Müslümanlar arasında kardeşlik oluşturdu. Sonra buyurdu ki: Ey Ali! Sen benim kardeşimsin ve senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir; sadece benden sonra peygamber yoktur.

Kaynak: -Fazailu’s-Sahabe, İbn-i Hanbel, c.2, s.663, h.1131; Tarih-i Dımeşk, c.62, s.53, h.8389; el-Menakıb, Harezmî, s.140, h.159; el-Menakıb, İbn-i Magazilî, s.42, h.65, Ebu Zeyd el-Bahilî’den; el-Emali, Şeyh Saduk, s.402, h.520; el-Menakıb, İbn-i Şehraşub, c.2, s.186.

Mescide Çıkan Kapıları Kapadığı Gün

468-Resulullah (s.a.a): Bazıları, neden Ali’ye mescitte mesken verdim diye içten içe rahatsız oldular. Allah’a andolsun ki ben onları (mescitten) çıkarmadım ve Ali’ye (mescidi) mesken vermedim. İzzet ve celal sahibi Allah, Musa ve kardeşine “Kavminize Mısır’da barınacak evler kurun, evlerinizi kıble yapın ve namaz kılın”!  diye vahiyde bulunmuş; ardından Musa’ya, mescidini kimsenin mesken edinmesine izin vermemesini, orada cima edilmemesini ve oraya sadece Harun ve evlatlarının girmelerine izin vermesini emretmişti.
Ali de bana Harun’un Musa’ya olduğu konumdadır. Ehlibeyt’im arasında sadece o benim kardeşimdir. Ali ve evlatları dışında hiç kimseye benim mescidimde kadınlarla cima etmesi caiz değildir. Kim bundan rahatsızsa [eliyle Şam’ı işaret ederek] işte oraya gitsin!

Kaynak: el-Menakıb, İbn-i Magazilî, s.255, h.303; İlelu’ş-Şerayi, s.202, h.3 (her iki rivayet de Huzeyfe b. Useyd el-Gaffarî’den nakledilmiştir) ve yine h.2; Tefsir-i Ayyaşî, c.2, s.127, h.39; el-Menakıb, İbn-i Şehraşub, c.2, s.194 (son üç kaynak Ebu Rafi’den rivayet etmiştir); el-İhticac, c.2, s.310, h.258 (Ebu Cafer Müminu’t-Tak’dan), son dört rivayette sözü edilen ayet yer almamıştır.

469-Tarih-i Dımeşk [Cabir b. Abdullah el-Ensarî’den]: Mescitte uyuduğumuz bir anda Resulullah (s.a.a) çıkageldi. Elindeki hurma dalıyla bizi dürterek “Mescitte mi uyuyorsunuz? Burada uyumak reva değildir!” dedi. Derhal kalkıp oradan uzaklaştık. Ali de kalkıp uzaklaştı.
Sonra Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: Ey Ali, sen gel! Mescitte benim için reva olan her şey senin için de revadır. Peygamberlik dışında bana Harun’un Musa’ya olan konumunda olmak istemez misin? Canımı elinde bulunduran Allah’a yemin olsun ki kıyamet günü, elinde bir sopayla havuzumun başında duracak, yabancı develeri suyun başından kovdukları gibi sen de bazılarını havuzumun etrafından öyle kovacaksın. Havuzumun yanı başındaki yerini şimdiden görür gibiyim.

Kaynak: Tarih-i Dımeşk, c.42, s.140, h.8525 ve s.139, h.8524; el-Menakıb, Harezmî, s.109, h.116.

Hayber’in Fethi

470-el-Menakıb, İbn-i Magazilî [Cabir b. Abdullah’tan]: Ali b. Ebu Talib (a.s) Hayber fethinden döndüğünde Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurdu: Ey Ali! Ümmetimden bir grubun senin hakkında Nasara’nın Meryem oğlu İsa hakkında söylediklerini söylemelerinden endişem olmasaydı, senin hakkında öyle bir söz söylerdim ki, Müslümanlar arasından hangi topluluğun yanına varsan ayaklarının altındaki toprağı ve abdest suyundan geri kalanını alır, onlarla şifa ararlardı. Ancak sana şu kadarı yeter ki senin konumun bana Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir; sadece benden sonra peygamber yoktur.

Kaynak : el-Menakıb, İbn-i Magazilî, s.237, h.285; el-Menakıb, Harezmî, s.158, h.188 ve s.129, h.143; Kifayetu’t-Talib, s.264, her ikisinde de Zeyd b. Ali, babaları aracılığı ile İmam Ali (a.s) ve Resulullah’tan (s.a.a); el-Emali, Şeyh Saduk, s.156, h.150; Kenzu’l-Fevaid, c.2, s.179; Beşaretu’l-Mustafa, s.155; Îlamu’l-Vera, c.1, s.366; Şerhu’l-Ahbar, c.2, s.381, h.740; Ravzatu’l-Vaizin, s.127; el-Musterşid, s.633, h.298; el-Menakıb, Kufi, c.1, s.249, h.167 ve s.459, h.360.

Hamza’nın Kızı İçin Mütevelli Belirlediğinde

471-Tarih-i Dımeşk [Abdullah b. Cafer’den]: Hamza’nın kızı Medine’ye vardığında Ali, Cafer ve Zeyd onun himayesini üslenmek konusunda ihtilafa düştüler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) “Delillerinizi söyleyin” dedi.
Zeyd: O benim kardeşimin kızıdır; dolayısıyla onun bende kalması daha revadır.
Ali (a.s): O, amcamın kızıdır ve onu (Mekke’den) ben getirdim.
Cafer: Amcamın kızıdır ve teyzesi benim yanımdadır.
Peygamber (s.a.a): Onu sen al ey Cafer! Sen ona (himaye konusunda) diğerlerinden daha şayansın.
Resulullah (s.a.a) daha sonra şöyle buyurdu: Sen ey Zeyd, benim azad ettiğim kişisin ve ben senin mevlanım. Ve sen ey Cafer; yapın ve ahlakın bana benzemektedir. Sana gelince ey Ali, sen benim için peygamberlik dışında Harun’un Musa’ya olduğu konumundasın.

Kaynak: Tarih-i Dımeşk, c.42, s.170, h.8589. Bkz: Hasais-u Emirilmüminin, Nesaî, s.139, h.71; Şerhu’l-Ahbar, c.3, s.202, h.1130.

Tebük Gazvesi

472-Sahih-i Buharî [Sad b. Ebu Vakkas’tan]: Resulullah (s.a.a) Tebük’e  doğru hareket etti ve Ali’yi kendi yerine bıraktı. Ali dedi ki: Acaba beni çocuklar ve kadınlarla mı bırakıyorsun?

Kaynak :Tebük: Medine’yi Dımeşk’e bağlayan yolun ortalarında bulunan bir bölgenin adıdır. Medine’nin kuzeybatısında ve Dımeşk’in güneyinde yer alır. Peygamber (s.a.a) hicretin dokuzuncu yılında kuzeydeki Arapları teslim almak için kalabalık bir orduyla buraya yönelmiş, ancak bir savaş olmamıştı.
Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: Senin bana olan konumunun Harun’un Musa’ya olan konumunda olmasını istemez misin, ancak benden sonra peygamber yoktur!

473-Tarih-i Dımeşk [Cabir’den]: Tebük Gazvesi’ne giderken Ali’yi (a.s) gördüm. Resulullah’ın (s.a.a) devesine tutunmuş, “Beni geride mi bırakıyorsun?” diyordu.
Resulullah (s.a.a) ona dedi ki: Sen, benim için Harun’un Musa’ya olan konumuna sahip olmak istemez misin, ancak benden sonra peygamber yoktur!

474-Müsned-i İbn-i Hanbel [İbn-i Abbas’tan]: Resulullah Tebük Gazvesi için halkla birlikte hareket ettiğinde Ali “Ben de seninle geleyim mi?” diye sordu. Allah Resulü (s.a.a) “Hayır” deyince Ali (a.s) ağladı. Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurdu: Acaba benim için Harun’un Musa’ya olan konumuna sahip olmak istemez misin, ancak sen peygamber değilsin! Ancak sen halifem olursan benim gitmem uygun olur.

Kaynak: (473)Tarih-i Dımeşk, c.42, s.177, h.8608; el-Emali, Şeyh Tusî, s.342, h.702, Ubeydullah b. Ali vasıtası ile İmam Rıza’dan (a.s), o da babalarından (a.s).
(474)Müsned-i İbni Hanbel, c.1, s.709, h.3062; el-Müstedrek ala’s-Sahiheyn, c.3, s.144, h.4652; Fazailu’s-Sahabe, İbn-i Hanbel, c.2, s.684, h.1168; el-Mucemu’l-Kebir, c.12, s.78, h.12593; Hasais-u Emirilmüminin, Nesaî, s.73, h.23; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.102, h.8454 ve s.98, h.8441, son kaynakta “Ancak sen halifem olursan…” cümlesi yerine “Her mümin üzerinde halifemsin” tabiri yer almıştır; el-Menakıb, Harezmî, s.126, h.140; el-Bidaye ve’n-Nihaye, c.7, s.339; Zahairu’l-Ukba, s.157; Tefsir-i Fırat, s.342, h.466 ve s.421, h.558; Şerhu’l-Ahbar, c.2, s.300, h.618.

475-et-Tabakatu’l-Kubra [Bera b. Azib ve Zeyd b. Erkam’dan]: Tebük Gazvesi için zorlu bir ordu hazırlanınca Resulullah (s.a.a) Ali b. Ebu Talib’e “Benim veya senin kalmandan başka çare yok!” dedi. Sonra da Ali’yi geride bıraktı. Savaş için (Medine’den) ayrıldığı sırada bazıları “Peygamber, Ali’den hoşlanmadığı bir şey gördüğü için onu geride bıraktı!” dediler.

Bu söz Ali’ye ulaşınca Resulullah’ın (s.a.a) ardından yola koyuldu. Nihayet yanına vardığında, Resulullah (s.a.a): Seni buraya getiren şey nedir ey Ali, diye sordu.
Ali (a.s): Bir şey yok, ey Allah’ın Resulü! Sadece işittim ki bazıları benden hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüzü sanıyor ve bunu geride kalmama gerekçe olarak gösteriyorlar, dedi.
Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) gülümseyerek: Ey Ali! Acaba bana olan konumunun Harun’un Musa’ya olduğu konumda olmasını istemez misin, sadece sen peygamber değilsin!” dedi.
Ali (a.s): Evet, tabii isterim ey Allah’ın Resulü, deyince Resulullah “İşte, senin konumun böyledir” dedi.

Kaynak: (475) et-Tabakatu’l-Kubra, c.3, s.23-24, Ebu Said’den; Tarih-i Dımeşk, c.42, s.186, h.8632; el-Mucemu’l-Kebir, c.5, s.203, h.5094; Ensabu’l-Eşraf, c.2, s.348-349.

476-Tarih-i Dımeşk [Ebu’l-Fil’den]: Resulullah (s.a.a) Tebük Gazvesi’ne çıktığında Ali b. Ebu Talib’i Medine’de kendi yerine bıraktı. Bunun üzerine münafıklar hem Medine’de, hem de Resulullah’ın (s.a.a) ordusu içinde dedikodu çıkararak “Yanında olmasını istemedi ve hakkında kötü düşündü” dediler.
Bu söz Ali’ye çok ağır geldi. “Ey Allah’ın Resulü, beni kadınlar ve çocuklarla geride mi bırakıyorsun; Allah ve Resulünün gazabından Allah’a sığınırım!” dedi.
Derken Resulullah (s.a.a) şöyle cevap verdi: Ey Ebu’l-Hasan! Ben senden razıyım, Allah da senden razı olsun. Şüphesiz ki Allah senden razıdır. Senin bana olan konumun Harun’un Musa’ya olan konumu gibidir. Sadece benden sonra peygamber yoktur.
Bunun üzerine Ali (a.s): Razı olduk, razı olduk, dedi.

Kaynak: (476)-Tarih-i Dımeşk, c.42, s.181, h.8618.


Yorum Bırak