Mirza Cevad Ağa Meliki (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 19 Şubat 2011 1.599 kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok

[Ö. H/1343, M/1922]

DOĞUM YERİ

On üçüncü asrın güneşi batmak üzereydi. Tebriz şehri ilahi bir lütuf ile sevince boğuldu. Hacı Mirza Şefi’nin evi dünyaya gelen bir çocuğun nuruyla aydınlandı. Çocuğun babası bu nimetin şükranı olarak ziyafet sofralar açtı ve şehir halkına ikramda bulundu.

Cevad çocukluğunu şefkatli anne ve baba kucağında geçiriyordu. Anne ve babasından aldığı edep ve ahlakıyla üstatlarının önünde diz çökerek sarf, nahiv, mantık, maani ve mukaddime derslerini Tebrizde başarıyla bitirdi. İçindeki hidayet ışığı onu mevlası Ali’nin (a.s) diyarı mukaddes Necef şehrine götürdü. Miskin, hakir ve samimi bir mürid gibi mevlası İmam Ali’nin (a.s) türbesine giderek mevlasından tahsil ve nefis tezkiyesi için yardım istedi.

Cevad’ın duası kabul olmuştu. İçindeki hidayet ışığı onu Muhakkik Mirza Hüseyin Nuri(r.a) , Ayetullah Aga Rıza Hemedani, Ahunt Molla Muhammed Kazım Horasani ve Ahunt Molla Hüseyin Kulu Hemedani (r.a) gibi dönemin büyük muhaddislerinin derslerine yönlendirdi. O büyük zatlardan istifadeler etti.

Mirza Cevad Meliki (r.a) uzun ve bereketli bir hicret ve ayrılıktan sonra hicri 1270 yılında doğum yeri olan Tebriz şehrine geri döndü.

Maneviyat ve cazibesiyle ilim âşıklarını etrafına toplayarak ilmiyle onları doyurmaya başladı. Halk güvenle etrafına toplanıyordu. Ne yazık ki bu huzur dolu samimi ortam fazla sürmedi. Bu yıllarda Ruslar Tebriz’i işgal ederek halkın hicret etmesine neden oldu. Bu büyük zatta çıkan bu kargaşalardan dolayı Tahran’a giderek ilk önce Hz. Abdülazim’i ziyaret etti ardından da mukaddes Kum kentin giderek orayı ikinci vatan edindi.[1]

KUM’DA TEDRİS VE NEFİS TEZKİYESİ

Mirza Cevad Meliki (r.a) hicri 1329 yılında mukaddes Kum şehrine gitti. O dönemlerde Kum kenti az nüfusuyla ülkenin en mahrum yerleşim yerlerinden biriydi. O sıralarda henüz Kum İlimler Havzası kurulmamıştı.

Bu büyük arifin oraya gelişiyle halkın da isteğiyle kısa bir zamanda ders toplantıları başlatıldı.

Özel ve umumi olarak fıkıh, ahlak ve irfan derslerini başlattı. Sahip olduğu ilmi derinliği ve ahlaki erdemleriyle kısa bir zamanda ilim âşıklarını bu şehre toplamayı başardı. Hz. Masume’nin (s.a) türbesinde cemaat namazı kıldırmaya başladı. Cemaat namazlarına İmam Humeyni ve Ayetullah Bahauddin (r.a) gibi şahsiyetlerde katılıyordu.

Mirza Cevad Meliki’nin irfanı ve maneviyat dolu evi mazlum ve musibet görmüş halkın şifa yurdu oldu. Ehlibeyt’in (a.s) matem ve doğum günleri münasebetiyle düzenlenen toplantılarda konuşmalarıyla yaralı yüreklere şifa dağıtıyordu.[2]

MİRZA CEVAD MELİKİ’İNİN (R.A) AHLAK ÖĞRENCİLERİ

Mirza Cevad Meliki’nin (r.a) dersleri insanların ruhunu dindiren, karanlıkları aydınlatan hidayet nuruydu. Ahlak dersleriyle çok sayıda değerli öğrenciler yetiştirdi. Her öğrencisi kendi döneminde topluma yönelik büyük ıslahatlar yapmıştır.

Mirza Cevad Meliki’nin öğrencilerinden bazıları:

1-İmam Humeyni (r.a)

2-Hüseyin Fatimi Kummi (r.a)

3-Ahunt Molla Ali Hemedani (r.a)

4-Şeyh Abbas Tahrani (r.a)

5-Seyyid Mahmud Müderrisi (r.a)

6-Seyyid Mahmud Yezdi (r.a)

7-Mahmud Müctehidi (r.a)

8-Şeyh İsmail b. Hüseyin (r.a)

9-Mirza Abdullah Şalci (r.a)

Büyük arif Mirza Cevad Meliki (r.a) çeşitli konularda değerli eserler kaleme alarak kendisinden sonraki nesillere yadigâr bıraktı.

Eserlerinden bazıları:

1-Esrau’s-Salât

2-el-Murakibat

3-Risale-i Likaullah

4-Gayetu’l Kasva eserine haşiyesi

5-Menasiku’l Hac

MİRZA CEVAD MELİKİ’NİN (R.A) POROGRAMLARI

Desturü’l Amel: Ahlak üstatlarının nefis tezkiyesi ve ahlaki sıfatlara bürünme konusunda öğrencilerine sunduğu programlara denir.

Merhum Mirza Cevad Meliki (r.a) kendisinden sonra insanı kemale ve büyük manevi değerlere erdirecek bir takım ahlaki direktifler programı bıraktı. Onlardan bazıları:

Nefsi Tanımak: İslah ve terbiye için güzel bir yoldur. Bu emir içinde akıl âlemine varmak gerekir. İnsan bu âleme ulaşmadan ve bu âlemden öteki âleme geçmeden nefsini tanıyamaz.

Bu marifete ulaşmak için merhum Molla Hüseyin Kulu Hemedani şöyle diyor: “İnsan yemek, içmek ve istirahatından biraz kısmalıdır. Hayvani duygularını azaltıp ruhani duygularını çoğaltmalıdır. Yemek yemenin ölçüsü hakkında da şöyle diyor: “Günde iki öğün yemeli, her öğünde de doyana kadar yememelidir. Fazla et yemekten kaçınmalı ve günlük uykusunu da altı saate indirmelidir. Diline sahib olmalı ve gaflet ehli olmaktan kaçınmalıdır.”

MİRZA CEVAD MELİKİ’NİN (R.A) VEFATI

Mirza Cevad Meliki Tebrizi’nin (r.a) maneviyat ve irfan dolu bir hayatı sonlarına yaklaşmıştı.

11 Zilhicce hicri 1343 yılında temiz ve pak ruhunu hakka teslim etti.

Bu büyük ahlak üstadın öğrencilerinden olan Ayetullah Hüseyin Fatimi şöyle naklediyor:

“Bir Kurban bayramı sabahı Cemkeran Mescidinden eve döndüm. Eve vardığımda üstadın beni aradığını söylediler. Üstadın hasta olduğunu bildiğim için vakit kaybetmeden hemen yanına gittim. Üstat birini bekler gibi güzel elbiselerini giymiş ve yatağına oturmuştu. Öğlen namazının vakti gelip çattı. Üstad yatağında ezan ve ikameyi okudu. Namaz tekbiri için ellerini kaldırdı. Elleri titremeye başladı. Allah’u Ekber tekbirini getirerek Allah’ın rahmetine kavuştu.”

Yakınları ve dostları temiz bedenini teşyi ederek Şeyhler mezarlığında toprağa verdiler.

———————-

[1]-Keyhan Gazetesi, sayı, 8, Ayetullah Hasanzade Amuli ile röportaj.

[2]-Ayine-i Danişveran, s.351, S. Ali Rıza Reyhan-i Yezdi.

———————-

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:

Yorum Bırak