Mirzai Şirazi (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Aralık 2010 1.696 kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok

[Ö. H/1312, M/1891]

DOĞUM YERİ

Mirzai Şirazi adıyla tanınan Seyyid Muhammed Hasan Hüseyin 15 Cemadiuevvel hicri 1230 yılında Şiraz şehrinde mümin, erdemli ve ilim ehli bir ailede dünyaya geldi.

Babası Mirza Mahmud, Şiraz’ın meşhur âlimlerindendi. Mirza Muhammed Hasan daha küçük yaşlarında babasını kaybetti. Eğitim ve terbiyesini dönemin meşhur âlimi olan dayısı Seyyid Hüseyin Musevi üstlendi.

Mirza Muhammed Hasan dört yaşında okuma-yazmayla tanıştı. Okuma ve yazma öğrendikten sonra altı yaşında havza derslerine başladı. İstidat, zekâ ve derslerindeki başarısıyla üstatlarının dikatini çekti. Daha sekiz yaşındayken Şiraz’daki Mescid-i Vekilde kürsü ve minberde halka nasihatler ve ahlak dersleri vermeye başladı. Genç bir talebeyken meşhur Şerhi Lüme kitabını tedris etmeye başladı.

Mirza Muhammed Hasan’ın bu başarı ve zekâsını fark eden Şiraz hâkimi ona hükümette büyük makamlar teklif etti. Diğer taraftan da üstadı Şeyh Muhammed Taki ilim tahsiline devam etmesi için onu teşvik ediyordu. Mirza Muhammed Hasan üstadının nasihatlerine kulak vererek ilim tahsilini dünya makamına tercih etti. İlim tahsili için hicri 1248 yılında İsfahan’a hicret etti.

İSFAHAN’A HİCRET

İsfahan İlimler Havzası o dönemlerde Şia’nın önemli ilim havzalarından biriydi. Mirzai Şirazi Sadr Medresesine yerleşerek büyük fakih Şeyh Muhammed Taki İsfahani’nın derslerine katıldı. Derslere bir müddet katıldıktan sonra dilediği gibi umumi derslerden istifade edemediğini anladı. Üstadının huzuruna çıkarak birkaç arkadaşıyla kendilerine özel ders vermesini talep etti. Üstadı, Mirzai Şirazi’nin istidat ve ilme olan alakasından dolayı olumlu cevap verdi. Ne yazık ki ilim aşığı Mirza üstadından fazla istifade edemeden onu kaybetti.

Mirai Şirazi üstadının vefatından sonra Seyyid Hasan Bidabadi’nin derslerine katılarak anılarla dolu güzel günler geçirdi. Mirzai Şirazi’nin derslerdeki başarısını gören üstadı ona daha 20 yaşına basmamıştı ki içtihat izni verdi.

VELAYET VE ŞEHADET DİYARINA GÖÇ

Mirza-i Şirazi (r.a) 29 yaşına kadar İsfahan’da kaldı. İlme olan aşkı onu başka üstatlar peşine düşmeye sürükleyerek ilk önce velayet şehri Necef ve ardından da şehitler diyarı Kerbela’ya sürükledi. Mirza-i Şirazi (r.a) bir müddet Kerbela’da ikamet ederek, Şeyh Hasan Kaşifu’l Gita, Şeyh Hasan Necefi, Seyyid İbrahim Kazvini ve Şeyh Meşkûr Hevla-i gibi dönemin tanınmış üstatlarının yanında ders okudu.

Mirza-i Şirazi (r.a) bir müddet sonra İsfahan’a dönmek istedi. Maneviyat ve ilmi derinliğini gören Şeyh Hasan Necefi Şiraz hâkimine Mirza-i Şirazi’yi övücü bir mektup yazarak, onu iyi karşılamalarını ve ilminden istifade etmelerini tavsiye etti. Mirzai Şirazi (r.a) İsfahan’a dönmeden önce Necef’e giderek o günün önemli derslerine katıldı. Acak bu derslerin kendisini doyurmadığını görünce İsfahan’a dönmeye karar verdi.

Şeyh Ensari’nin (r.a) öğrencilerinden Şeyh Ali Nehavendi Şeyh’e (r.a) şöyle dedi: “İsfahan’dan Mirza-i Şirazi adında erdemli ve âlim biri Necef’e gitmiş, ancak havzanın derslerini yetersiz görerek tekrar İsfahan’a dönmek istiyor.” Şeyh o gün Şeyh Ali Nehavendi’den öğle dersinden sonra Mirza-i Şirazi’yi yanına getirmesini istedi. Şeyh Ali Nehavendi ve Mirza-i Şirazi o gün öğleden sonra Şeyh Ensari’nin (r.a) huzuruna gittiler. Şeyh, Mirza-i Şirazi’ye ilmi bir mesele sordu. Mirza-i Şirazi soruyu cevapladı. Şeyh sağlam bir delil ile Mirza-i Şirazi’nin delilini çürüttü. Şeyh bir başka bir soru daha yöneltti. Mirza-i Şirazi Şeyh’in cevabını kabul etti ve kendi cevabının geçersiz olduğunu kabullendi. Şeyh, ispatladığı konuyu tekrar başka bir delil ile çürüttü. Ardından üçüncü bir delil getirerek ikinci delilini ispatladı. Bu soru cevap yedi kez tekrarlandı. Her bir delil ile bir başkasını iptal etti. Şeyh’in bu ilmi azametini ve derinliğini gören Mirza-i Şirazi şu şiiri okudu:

Yolculuğa bakan göz senin cemaline düştü.

Yolculuk azmini ikamete döndürdü.

Bu vesileyle Mirza-i Şirazi Şeyh’in dersine katılarak onun has ve muhlis talebelerinden oldu. Şeyh, Feraidu’l-Usul kitabını yazdıktan sonra tashih ve düzeltmeleri ona yaptırdı.

MİRZAİ ŞİRAZİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Mirza-i Şirazi (r.a) çok sayıda değerli öğrenciler yetiştirdi. Öğrencilerden her biri gittikleri yerde bir yıldız misali parlayarak ilahi dini savundular.

Öğrencilerden bazıları:

1-Mirza Muhammed Taki Şirazi (r.a)

2-Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a), Kum İlimler Havzasının kurucusu.

3- Mirza Hüseyin Naini (r.a)

4- Şehid Şeyh Fazlullah Nuri (r.a)

5-Seyyid Muhammed Kazım Yezdi (r.a)

MİRZAİ ŞİRAZİ (R.A) VE REHBERLİK SORUMLULUĞU

Tarih boyunca güç sahipleri dünyadan göçüp gitmeden önce dünyevi makamlarını genişletmek ve mallarına mal katmak için çırpınıp durmuşlardır. Ancak Şia âlimleri ve müçtehitleri bu tamahtan uzak durarak dünyadan ellerini çekmişlerdir.

Şia dünyası hicri 1281 yılında Şeyh Ensari’nin (r.a) vefatıyla boşalan taklit mercilik makamına liyakatli bir fakih arıyordu. Necef âlimleri Habibullah Reşti’nin (r.a) evinde toplanarak Mirza-i Şirazi’nin (r.a) bu makama layık olduğu konusunda ittifak ettiler. Birlikte Mirzai Şirazi’nin (r.a) evine giderek aldıkları kararı sundular. Mirzai Şirazi (r.a) onların bu tekliflerini ısrarla geri çevirerek; “Ben görüş ve fetvalarımla bu işe hazır değilim. Aranızda Aga Hasan Necm Abadi (r.a) gibi büyük bir şahsiyet var.” dedi. Şeyh Hasan Necmabadi itiraz ederek; “Allah’a andolsun ki bu makamı kabul etmek bana haramdır. Bu makamın senin gibi iyi bir siyasetçi ve fakihe ihtiyacı vardır. Fetva vermek sana yaraşır.” dedi.

Tüm bu konuşmalara rağmen Mirzai Şirazi bu kez de ısrarla reddetti. Yanındaki fakihlerden biri; “Aga Mirza Velayeti Fakih’i kabul ediyor musun? Diye sordu. Mirza-i Şirazi; evet, kabul ediyorum dedi. Fakih; “Huzurundaki zatların müçtehit olduklarını kabul ediyor musun? Mirza-i Şirazi; “Evet, ediyorum dedi. Fakih; “O zaman yanındaki bu müçtehitler bu makamı kabul etmen için hükmediyorlar.” dedi. Bunun üzerine Mirzai Şirazi ağlayarak şöyle dedi:

“Allah’a andolsun ki bu ağır sorumluluğu üstleneceğimi hiç düşünmüyordum.”

MİRZAİ ŞİRAZİ (R.A) SİYASET MEYDANINDA

Eksiksiz bir din olan İslam dini insanların dünya ve ahiret işlerini yakından ilgilendirdiği için toplumdan kopup, inzivaya çekilmeyi uygun görmemektedir. Bu nedenlede tarih boyunca İslam âlimleri toplumla iç içe olmuş ve onlarla bütünleşmişlerdir.

Özgürlük yanlısı bütün insanlar Mirza-i Şirazi’yi büyük bir kahraman olarak tanımaktadırlar.

Bu büyük zatın hayatını dikkatle incelediğimizde birçok başarıların altında onun imzasını görürüz. Burada Mirza-i Şirazi’nin siyasi faaliyetlerinden bazılarını nakletmeyi uygun görüyoruz:

1-İngiliz sömürüsü altında inleyen mazlum Afgan halkının katliamını engellemek için İngiliz hükümdarına telgraf çekerek bu duruma derhal son vermelerini istemesi.

2-Şia ve Sünni arasında birliği saklamak

a)-Necef İlimler Havzasını bir Sünni şehri olan Samerra’ya taşıması

b)-Şia ve Sünni talebelere eşit maaş verilmesi

c)-Şia ve Sünni halkına eşit şekilde yardım edilmesi

d)-Şia ve Sünni arasına ihtilaf sokanların karşısına geçmesi ve bu uğurda oğlunu şehit vermesi

3- Çeşitli bölgelere İslam tebliğcileri göndermek

4-Rusların mukaddes Meşhed Şehrinden arazi satınalmalarını engellemesi

5-Yahudilerin Hemadan halkına saldırılarının önüne geçmesi

6-İngilizlerin sömrüsünü engellemek için Ayetullah Seyyid Abdülhüseyin Lari’yi vekili olarak İran’a göndermesi

7-Meşhur tarihi nargile ve tütün yasağı fetvasını vermesi; İngilizlerin İran sömürüsünü engellemek için bu tarihi fetvayı vererek İngilizlerin maskesini düşürerek gerçek yüzünü gösterdi.

Tarihi fetva: ”Bu günden itibaren ne şekilde olursa olsun tütün ve nargile kulanmak İmam-ı Zaman’a (a.f) karşı çıkmak ve O’na savaş açmak hükmündedir.”

Bu fetvayı duyan mümin halk tütün ve nargile şişelerini kırdılar. Öyle ki Nasiruddin Şah, haremindeki hizmetçilerine nargilesini getirmelerini emrettiğinde hizmetçiler ona itaat etmeyerek nargile şişelerini kırdılar.

MİRAZA ŞİRAZİ’NİN (R.A) KERAMETLERİ

İslam dini, cahiliye alışkanlıklarını bir kenara koyarak yerine asil ve kalıcı ilahi değerleri getirmiştir. İslam’ın getirdiği en önemli değerlerin başında takva ve ilahi haramlardan kaçınmak gelir. Mirzai Şirazi (r.a) siyasi, içtimai ve sahip olduğu derin ilmi yönleriyle birlikte takva ve zahitlik meydanında övgüyle anılan bir şahsiyetti. Bazı büyüklerin tabiriyle; o, ahlak abidesiydi.

1-Umutsuz adam:

Mirzai Şirazi’nin (r.a) öğrencilerinden Ayetullah Seyyid İsmail Sadr (r.a) şöyle naklediyor: “Adamın biri Samerra’da yanıma gelerek İsfahan’dan geldiğini ve muhtaç olduğunu söyledi. Ona inanmam için İsfahan âlimlerinden getirdiği mektupları bana gösterdi. Benden Mirzai Şirazi’nin kendisine yardım etmesini istedi. Onun bu isteğini kabul ettim ve Mirzai Şirazi’nin (r.a) yanına gelerek durumu anlattım. Mirza-i Şirazi (r.a); “Evet, o mektupları gördüm ve inceledim. Bu sırada o adam yanımıza geldi. Ben; “Size bahsettiğim adam işte budur dedim.” Mirza-i Şirazi (r.a) dediklerime itina etmeden ona yardımda bulunmadı. Bu manzra karşısında kendi kendime; “Mirzai Şirazi niçin ona yardım etmedi.” Dedim. Daha sonra o adamın bir İngiliz casusu ve İngilizlerin kurduğu sapık Bahaiyye fırkasından olduğunu anladım.

2-Borç ödeme:

Şeyh Abdünnebi şöyle naklediyor: “Öğrencilik yıllarımda 120 tümen borcum vardı. Namazdan sonra İmam Zaman’a (a.f) tevessül ettim. Aynı gün rüyamda Resul-i Ekrem’i (s.a.a) gördüm; mübarek başında yeşil bir sarık ile oturmuştu. Yanına gittiğimde bana şöyle buyurdu: “Şeyh Abdünnebi, 120 tümen borcun bu kasanın içindedir, al borcunu ver.” Kapının çalınmasıyla uykudan uyandım. Adamın biri Mirzai Şirazi’nin beni çağırdığını söyledi. Mirzai Şirazi’nin evine gittim. Beni görünce: “Şeyh Abdünnebi, bu kasayı al; içinde 120 tümen var, borcunu öde dedi.” Ben şaşkınlık içinde gördüğüm uykumu ona anlatmak istedim. Bunun üzerine Mirzai Şirazi sanki rüyamdan haberdarmış gibi; “Anlatmana gerek yok.” dedi.

DOSTLARA VEDA

Mirzai Şirazi (r.a) iftihar dolu 82 yıl yaşam sürdü. Hicri 1321 yılında dostlarına veda ederek hakkın rahmetine kavuştu.

Ölümünün nedenini hastalık olarak zikretseler de bazı yazarlar onun İngiliz casusu bir doktor tafafından zehirlenerek şehit edildiğini yazmışlardır.

Mirzai Şirazi’nin (r.a) iftihar dolu yaşamı tarihte unutulmaz sayfalar açarak gelecek nesillere ibretli mesajlar verdi.

Mirzai Şirazi’nin temiz bedeni hayatı döneminde yaptırdığı medresede ceddi Hz. Ali’nin (a.s.) türbesine açılan kapıya doğru bir yere defnedildi.

———————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:

Yorum Bırak