Muhakkik-i Sani (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 6 Haziran 2010 1.342 kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok

[Ö. H/940, M/1519]

DOĞUM YERİ

Hicri 870, dokuzuncu asrın ortalarında Cebel-i Amul’un Kerek kasabasında sade ve mümin bir aile olan Şeyh İzzuddin Hüseyin’in (r.a) evi kutlu bir çocuğun dünyaya gelmesiyle aydınlandı. Babası ona Ali ismini koydu. Ali’nin, çocukluk çağlarını anne ve babasının gözetiminde İslami bir ortamda geçirmesi üzerinde büyük etkiler bırakmıştı. Artık öğrenim çağına yaklaşıyordu. Okuma-yazma öğrendikten sonra Kerek İlimler Havzasında İslami ilimler tahsiline başladı. İlim ve İslami maariflere duyduğu aşk onu nefis tezkiyesine yönlendirdi. Bu yolda gösterdiği büyük mücadelelerden sonra manevi makamlara ulaştı. İlim tahsili için Miys Havzasına gitti. Orada gösterdiği başarılardan sonra kısa zamanda havzanın üstatlarından oldu. Aynı havzada Şehid-i Sani huzurunda Şeraiu’l İslam ve Kavaid kitaplarinı okudu.[1] Orada elde ettiği tecrübe ve ilimlerden sonra, bir süre Cebel-i Amul İlimler Havzasında kaldı. Daha sonra, Dimeşk Havzasına, oradanda “Beytü’l Mukaddes” ve ardından da el-Halil’e geçerek araştırmalar yapmaya başladı. İstediklerini tahsil ettikten sonra, Mısır’a Ehlisünnet Havzasına gitti. Yapmış olduğu ilmi hicretler onu onuncu asrın büyük âlim ve muhaddislerinden yapmıştı. Daha sonraları Muhakkik-i Sani, Mevla-i Murevvic, Muhakkik Kereki ve Şeyhü’l Ala-i lakaplarını almıştı.

Muhakkik-i Sani (r.a), Mısır’da birçok büyük Sünni âlimden istifade ederek, onlardan içtihat izni aldı ve Cebel-i Amul’un büyük ve meşhur âlimlerinden biri oldu. Mısır’ı terk ederek velayet ve imamet şehri olan Necef İlimler Havzasına gitti.

MUHAKKİK-İ SANİ’NİN (R.A) ÜSTATLARI

Muhakkik-i Sani’nin Şia Üstatları:

1-Ali b. Hilal Cezairi (r.a)

2-Muhammed b. Davud b. Muezzin Cezyini (r.a)

3-Şemsuddin Muhammed b. Hatun Amuli (r.a)

4-Seyyid Haydar Amuli (r.a)

5-Ahmed b. Ali Amuli (r.a)

6-Zeynuddin Cafer b. Hassam Amuli (r.a)

Sünni Üstatlarından bazıları:

1-Ebu Yahya Zekeriya Ensari (ö. h.926)

2-Kemaluddin İbrahim b. Muhammed b. Ebu Şerif Kureyşi (ö. h.923)[2]

MUHAKKİK-İ SANİ’NİN (R.A) FAALİYETLERİ

Muhakkik (r.a), büyük bir üstat olarak Necef’te eğitim kürsüsüne oturmuştu. Şah İsmail Safevi’den davet mektubu aldı. Muhakkik (r.a) Şia ve mektebe hizmet için fırsatı değerlendirerek bu daveti kabul etti. Hicri 916 yılında 50 yaşlarında Herat savaşında Şah İsmail’e katıldı. Bu hassas durumda faaliyete başladı. Muhakkik’in bu hareketi Şah’ı etkiledi. Şah Tahmasp Muhakkik’e şöyle dedi: “Sen, hükümet ve memleket yönticiliğine benden daha layıksın; zira sen İmam Zaman’ın (a.f) vekilisin. Bundan böyle bende hâkiminiz olarak sizin emir ve sakındırmalarınız doğrultusunda hareket edeceğim.”[3]

Şeyh Lütfullah Missi, Şeyh Bahaî’nin kayın pederi Şeyh Ali Minşar, Şeyh Bahaî’nin babası Şeyh Abdüs-samet, Seyyid Macid Behrani, Şeyh Hürr-i Amuli ve Şeyh Bahaî gibi büyük âlimlerin varlığı Safevilerin hükümetleri döneminde Şia’nın tebliği ortamını kolaylaştırmış ve onların halk arasında saygı görmelerini sağlamıştır.

Muhakkik Sani’nin (r.a) hassas dönemlerinden biride; İran Safevi hükümetinde Şeyhülislamlık makamına getirilmesiydi. Bu zor ve ağır görev Şia âlimlerinin Safevi padişahları tarafından ne kadar büyük saygı görmelerinin göstergesiydi. Safevi padişahı Şah Tahmasp’ın Muhakkik-i Sani’ye mektubu:

“Peygamberin (s.a.a) şeriat bayrağını dalgalandırmayı büyük bir başarı olarak görüyorum. Peygamberler ve İmamların hedeflerini ve dinlerini ihya etmek, İmam Zaman’ın (a.f) zuhuruna zemin hazırlamaktır.

Şüphesiz ki o yüce hedeflerin gerçekleşmesi için âlimlere özellikle de son Peygamber (s.a.a) ve vasisi İmam Ali’ye (a.s), şeraitin gerçek savunucusu ve İmam-ı Zaman’ın (a.f) vekili olan büyük müçtehit Ali b. Abdülala’ya (Muhakkik-i Sani) İran’ın, büyükleri, bakanları ve hükümeti bütün işlerde itaat edeceklerdir. İstediğini azledecek ve istediğini iş başına getirecektir.

Şia’nın içinde bulunduğu o hassas dönemler şöyle nakledilmiştir: “O dönemlerde halk hak Caferi mezhebi hakkında hiçbir şey bilmiyordu. Kitap olarak İmamiye fıkhını insanlara anlatan yalnız Allame Hilli’nin “el-Kavaid” kitabı vardı. İnsanlar ihtiyaç duydukları konularda bir tek o kitaba müracaat ediyorlardı. Bu dönemde Muhakkik-i Sani (r.a) kalemine sarılarak Al-i Muhammed ilmini yazmaya başladı. İbadet, ahlak, iktisat ve fıkıh dalında birçok değerli eserler kaleme aldı. Selçuklu padişahı Tuğrul Bey zamanında hicri 450 yılından 906’ya kadar ezanda söylenmesi yasaklanan “Eşhedu enne Aliyyen veliyullah ve hayye ale hayril Amel” ibaresi Muhakkik’in çabalarıyla tekrar ezanlarda söylenmeye başlandı. Muhakkik-i Sani’nin (r.a) hizmetlerinden biride toplumu tehdit eden fesat ve fuhuş gibi haramların önüne geçmesiydi. Onun çabalarıyla ilahi kanun ve adalet topluma hâkim oldu. Safeviler dönemindeki başarılan işlerin hepsinin altında Muhakkik-i Sani’nin adı açık bir şekilde görülmektedir. Muhaddis-i Cezairi şöyle nakleder: “Muhakkik-i Sani’nin valilere ve yöneticilere yazdığı mektupların bazılarını gördüm. Hepsinde ilahi adaletten bahsediliyor, halka nasıl davranılacağı ve insanlardan alınan vergilerin miktarı yazılıydı. Onun çabalarıyla tüm köylere cemaat imamı gönderilerek halkın ahkâm ve dini sorumluluklarını öğrenmeleri sağlandı.”

Tarih kitaplarında şöyle nakledilir: “Nasiruddin Tusi’den sonra hiç kimse Muhakkik-i Sani gibi Ehlibeyt mektebini tebliğ etmemiş ve onun kadar zahmet çekmemiştir.”

Muhakkik-i Sani (r.a) her yıl Şah Tahmasp’dan aldığı 70 bin dinarı havzalarda öğrencilerin ihtiyaçları için harcıyordu.

Meydana gelen bir takım ihtilaflar yüzünden hicri 929’da üstlenmiş olduğu görevleri bıraktı ve Necef İlimler Havzasına geri döndü ve orada tahsil hayatına devam etti. Necef İlimler Havzasında 6 yıl öğrenci yetiştirdikten sonra hicri 935 yılında yeniden toplumsal faaliyetlerine geri döndü.

Muhakkik gelecek nesillere birçok değerli eser hediye bıraktı. Çeşitli konularda yaklaşık 71 kitap yazmıştır.[4] Geriye bıraktığı değerli eserlerinden bazıları:

1-Camiu’l Makasid

2-Risale-i Caferiyye

3-Risale-i Gaybet

4-Takiyye

5-Muhtasaru’n-Nafi

MUHAKİK-İ SANİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Muhakkik-i Sani (r.a) bütün uğraş, toplumsal sorumluluklarının yanı sıra İslam âlemine birçok değerli âlim ve fakih yetişirdi. Yetiştirdiği öğrencilerden her biri toplumda önemli mevkilerde sorumluluklar üstlendiler.

Öğrencilerinden birkaçı:

1-Şeyh Ali Minşar Amuli (r.a), Şeyh Bahaî’nin babası.

2-Şeyh Muhammed b. Hasan Amuli Netenzi (r.a)

3-Seyyid Muhammed b. Ebu Talib Esterabadi (r.a)

4-Ali b. Abdüssamed Amuli (r.a)

5-Mir Muizuddin İsfahani (r.a)

6-Ali b. Abdülala Amuli Missi (r.a)

7-Şeyh Abdülabbas b. Amaratu’l Cezairi (r.a)

8-İbrahim b. Ali Hansari (r.a)

9-Şehid-i Sani (r.a)

10-Şeyh Bahaî (r.a)

11-Seyfuddin İsa (r.a)

12-Hüseyin b. Muhammed Mekki (r.a)

13-Şeyh Ahmed b. Muhammed b. Hatun Amuli (r.a)

14-Seyyid Şerefuddin Semak Acemi (r.a)

15-Ahmed b. Ahmed b. Ebu Cami (r.a) [5]

MUHAKKİK-İ SANİ’NİN (R.A) ÇOCUKLARI

Muhakkık Sani’nin evliliğinden iki erkek çocuğu iki de kızı oldu. Büyük oğlu Abdülala döneminin meşhur âlimlerinden sayılıyordu. İkinci oğlu Şeyh Hasandı.

Kızlarından biri Cebel-i Amul’da evlendi. Bu evlilikten Mir Hüseyin Hüseyni dünyaya geldi. O, Erdebil şehrinde Şeyhülislamlık makamında bulunuyordu. İkinci kızı İran’da Mir Şemsuddin Muhammed Esterabadi ile evlendi. Onunda bu evliliğinden büyük üstat Seyyid Muhammed Bakır dünyaya geldi.[6]

MUHAKKİK-İ SANİ’NİN (R.A) ŞEHADETİ

Hicri 940 yılında Muhakkik tekrar Necef’e dönmüştü. Necef’e döndüğünde ömrünün üzerinden yaklaşık 75 yıl geçmekteydi. Muhakkik’in faaliyet ve çalışmaları birçok İslam düşmanın kin ve nefretine neden olmuştu. Bu kin ve nefretler gün geçtikçe büyüyor ve Muhakkik’i tehdit ediyordu. Sonunda hicri 940 yılı 18 Zilhicce yani Gadir-i Hum bayramı günü Necef bir haberle çalkalandı. Muhakkik-i Sani bağnaz ve muhalif bir grup tarafından zehirlenerek şehit edildi. Evet, Muhakkik’in ismi de şehitler listesine yazıldı. Temiz bedeni Hz. Ali’nin (a.s) mukaddes türbesine defnedildi.

—————————-

[1]-el-Tenbihatu’l İllize, s.28.

[2]-Fevaidu’r-Razaviye, s.341, “Şeyh Abbas Kummi.”

[3]-Mefahir’u İslam, c.4, s.440 , “Ali Devani.”

[4]-ez-Zeria, “Aga Buzurg-i Tahrani.”

[5]-Mefahir’u İslam, c.4, s.434, “Ali Devani.”

[6]-Fevaidu’r Razeviyye, s.133, “Şeyh Abbas Kummi.”

——————-

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:

Yorum Bırak