Muhammed Taki Meclisî (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 28 Temmuz 2010 2.2K kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok
Muhammed Taki Meclisî (ra)
Bu yazıyı değerlendirin

[Ö. H/1070, M/1649]

DOĞUM YERİ

Muhammed Taki Meclisi (r.a) hicri 1003’de Safe-vilerin başkenti İsfahan’da dünyaya geldi. Ezan ve ikamet kulağını çınlatan ilk cümleler oldu. Bu cümlelerle birlikte tevhit ve risalet yaşamı başladı.

Muhammed Taki Allah ve Ehlibeyt (a.s) aşkıyla dolu bir yerde büyüyordu. Babası Molla Ali Meclisi âlim ve o dönemin meşhur muhaddislerindendi.[1]

MUHAMMED TAKİ’NİN (R.A) ÇOCUKLUĞU

Molla Ali Meclisi (r.a) küçük yaşlarında oğlu Muhammed Taki’ye itikadi ve dini inançları öğretmeye başladı. Kendisiyle birlikte dini toplantılara ve cemaat namazlarına götürüyordu. Muhammed Taki (r.a) ise o temiz kalbiyle dini bilgileri büyük bir merak ve dikkatle öğreniyordu. Hatta mahalle çocuklarını iyiliğe davet edip, kötülükten sakındırdığında Kuran ayetlerinden yararlanıyordu. Muhammed’in içindeki ilim aşkını tetiklemekte dedesi Derviş Muhammed Amuli ve akrabalarından Ebu Naimi İsfahani’nin büyük bir rolü oldu. Muhammed, ilk eğitiminin yeri kendi ailesi ve ev ortamında aldı.

MUHAMMED TAKİ’NİN (R.A) EĞİTİMİ

Muhammed (r.a) baba gözetiminde ilim tahsiline başladı. İsfahan İlimler Havzasının büyük fakih üstatlarıyla tanıştı. Babasının tavsiyeleriyle Allame Mevla Abdullah Şuşteri’nin (r.a) derslerine katıldı. Bu büyük fakih Necef’in önde gelen âlimlerindendi. İsfahan’a hicret ederek orada ikamet etti.

Muhammed Taki (r.a) uzun yıllar Allame’nin yanında kaldı. Fıkıh, hadis, usul-u fıkh, kelam ve tefsir ilimlerini onun yanında öğrendi. Muhammed Taki (r.a) onun hakkında şöyle der : “O, bizim ve kendi asrında Şia mektebinin en büyük üstadıydı. Allame, muhakkik, zahit ve abit biriydi. Ravzatu’l Muttakin kitabının konularının büyük çoğunluğu onun ifadeleridir.”

Üstadının vefatından sonra (h.1021) üstadının oğlu Mevla Hasan Ali Şuşteri’nin (r.a) yanında tahsiline devam etti. Muhammed Taki (r.a) bu derslerin haricinde başka Şeyh Bahaî gibi üstatlarla da tanıştı. Muhammed daha tahsilinin ilk başlarında irfana büyük bir alaka duyuyordu. Usul, fıkıh ve diğer derslerin kendisini tatmin etmeyeceğini hissediyordu. Ayrıca da ergenlik çağlarının verdiği bir histi. Ancak nereden başlayacağını ve nasıl elde edeceğini bilmiyordu. Şeyh Bahaî’nin (r.a) derslerine başladıktan sonra aradığını bulmuştu.

Şeyh Bahaî (r.a) o dönemde İsfahan İlimler Havzasının tanınmış üstatlarından biriydi.[2] Her ilim dalında kitap yazmış ve söz sahibiydi. Muhammed Taki Meclisi (r.a) üstadı hakkında şöyle der: “O, yüce bir makama ve güçlü bir hafızaya sahipti. Onun gibi ilimlere vakıf birini görmedim.

Şeyh Bahaî’nin (r.a) alçakgönüllü ve güzel ahlaklı olması öğrencileri cezp ediyordu. Şeyh Bahaî’nin nezdinde Muhammed’in özel bir yeri vardı. Ondaki zekâyı, güzel ahlakı ve irfana olan merakı gören Şeyhi Bahaî ömrünün sonlarına kadar ona özen ve ilgiyle ders verdi.

Muhammed Taki Meclisi bu özel üstadın dışında başka üstatlardan da ilmi istifadeler etti.

MUHAMMED TAKİ MECLİSİ’NİN (R.A) ÜSTATLARI

1-Molla Ali Meclisi (r.a), babası.

2-Derviş Muhammed Amuli (r.a), anne tarafından dedesi.

3-Ebu Naim İsfahani (r.a), akrabalarından.

4-Allame Mevla Abdullah Şuşteri (r.a)

5-Mevla Hasan Ali Şuşteri (r.a)

6-Şeyh Bahaî (r.a)

7-Mir Findereski (r.a)

8-Gazi Ebu’l Surur (r.a)

9-Emir İshak Esterabadi (r.a)

10-Şeyh Abdullah b. Cabir Amuli (r.a), Halasının oğlu.

11-Molla Muhammed Kasım Amuli (r.a), dayısı.

MUHAMMED TAKİ MECLİSİ’NİN (R.A) NECEF’E HİCRETİ

Muhammed Taki Meclisi (r.a) 31 yaşında ilim ve irfan diyarı Necef’e hicret etti. Necef, Ali’nin (a.s) şehri, ilim ve irfan merkeziydi. Şia’nın en önemli ve meşhur ilim merkezi olarak tanınıyordu.

Muhammed Taki Meclisi (r.a) İmam Ali’nin (a.s) maneviyat dolu şehrinde çok sayıda eserleri kaleme alarak telif etti. Otuz üç yaşlarında dönemin büyük, fakihi ve muhaddis olan Seyyid Şerafuddin Ali Şulistani’den içtihat izni alma şerefine ulaştı.[3]

Necef’te ikamet ettiği sıralarda bir rüya görür. Rüyasında İmam Ali’nin (a.s) kendisine şöyle buyurur; “İsafhan’a dön!” Ancak o ısrarla Necef’te kalmak için izin almaya çalışır. İmam Ali (a.s); “Senin varlığın orada daha faydalıdır.” diye buyurdu. Muhammed Taki Meclisi (r.a) gördüğü bu rüyadan sonra İsfahan’a geri döner ve İsafahan’da İslam ve Ehlibeyt (a.s) mektebini tebliğ etmeye başlar.

Muhammed Taki Meclisi (r.a) İsfahan’a döndükten sonra birkaç kez Necef’te gördüğü rüyalar gibi sadık rüyalar gördü. Gördüğü her rüya yoluna ışık tuttu ve kılavuz oldu. Rüyalarının birinde Peygamber (s.a.a) kendisine yemek ve meyve gönderdiğini görür. Muhammed Taki Meclis gördüğü bu rüyayı şöyle yorumluyor: “Rüyadan uyandıktan sonra bunu ilme yordum. Sanki gördüğüm bu rüyada kelam ve hadis şerhi yazmam bana ilham olmuştu.

Bu doğru rüyadan sonra Molla Muhammed Taki Meclisi’nin (r.a) hayatında yeni bir sayfa açıldı ve ömrünü kitap telifi ve hadis ilmiyle geçirdi.[4]

MUHAMMED TAKİ MECLISİ’NİN (R.A) TELİFLERİ

1-Erbain (r.a), Masumlardan kırk hadis.

2-Şerh’u Ziyareti Camia (r.a)

3-Şerh’u Hadis’i Hamam (r.a), Tehzibu’l Ahkâm kitabına yazdığı şerhtir.

4-el-İhyau’l Ahadis (r.a), Men la Yehzaruhu’l Fakih kitabına yazdığı şerhtir.

5-Levamiu’s-Sahibkera (r.a), Men la Yehzaruhu’l Fakih’e yazdığı şerhtir.

6-Ravzatu’l-Muttakin (r.a), Men la Yehzaruhu’l Fakih’e yazdığı şerhtir.

Men la Yehzaruhu’l Fakih Şeyh Saduk’un kaleme aldığı ve Şia’nın hadis dalında dört ana kaynak kitaplarından fıkıh hadislerini içeren kitaptır. Merhum Muhammed Taki Meclisi (r.a) Şia ulemasının en çok ihtiyaç duyduğu 18 ana temel kaynak kitabına şerh yazmıştır.

Önemli şerhlerden biri Ravzatu’l Muttaki’dir. Bu 14 ciltlik kitap merhumun kendi tabiriyle 50 yıllık araştırma ve zahmetinin meyvesidir.

MUHAMMED TAKİ MECLİSİ (R.A) EĞİTİM KÜRSÜSÜNDE

İsfahan İlimler Havzası hicri 1040’dan itibaren yeni nesil öğrencilerle tanıştı. Şeyh Bahaî ve Mir Damad gibi büyük arif ve fakihler ebedi yurtlarına göçmüşlerdi. Döneminde İsfahan İlimler Havzasının en meşhur üstatlarından olan Muhammed Taki Meclisi (r.a) Mescid-i Camii’de usul, fıkıh, tefsir, kelam ve rical ilimler derslerini tedris ediyordu. Gün geçtikçe derslerine katılımcıların sayısında gözle görülür artış oluyordu. Bu büyük arif, fakih ve muhaddisin huzurundan istifade eden öğrencilerden bazıları:

1-Allame Muhammed Bakir Meclisi (r.a), küçük oğlu.

2-Seyyid Abdülhüseyin Hatun Abadi (r.a)

3-Muhakkik-i Hansari (r.a)

4-Seyyid Nimetullah Cezairi (r.a)

5-Molla Mirza Şirvani (r.a)

6-Molla Muhammed Salih Mazenderani (r.a), damadı.

7-Molla Muhammed Sadık Kerbasi (r.a)

8-Molla Azizullah Meclisi (r.a), oğlu.

9-Molla Abdullah Meclisi (r.a), oğlu.

10-Mirza İbrahim Erdekani (r.a)[5]

Muhammed Taki Meclisi (r.a) onca uğraş ve meşguliyet arasında toplumdan uzak kalmadı. Halkın irşat ve hidayeti için Emri bil maruf ve Nahy-i anil münkere (iyiliğe emretmek ve kötülükten sakındırmak) büyük önem veriyordu. Evi Mescid-i Camii’nin yanı başında bir yerdeydi. Kapıları sonuna kadar halkın yüzüne açıktı. İnsanlar rahat bir şekilde sorunlarını ona açabiliyordu. İnsanlara hizmet için birkaç eserini Farsça yazdı.

Muhammed Taki Meclisi bereketli bir ömürden sonra ebedi yurduna göçmeye hazırlanıyordu.

MUHAMMED TAKİ MECLİSİ’NİN (R.A) VASİYETİ

Muhammed Taki Meclisi (r.a) ömrünün sonlarına doğru oğlu Muhammed Bakır Meclisi’ye vasiyetinde şöyle hitap eder: “Seni ve o hatalı nefsini ilahi takvaya davet ediyorum. Kuşkusuz ki takva Allah’ın insanlara ilk ve son tavsiyesidir. Nefsine hâkim ol! İlim ve amelde ihlâsı gözet! Sonuçta âlimlerin dışında bütün insanlar helak olacaktır. Âlimlerden ise yalnız ilimlerine amel edenler kalacaktır. İlmine amel eden âlimlerden de muhlisler güvende kalacaktır. Ancak muhlislerde büyük tehlikelerle karşı karşıyadırlar. Her gün Kuran’dan bir cüz anlayarak ve düşünerek oku. Her gün İmam Ali’nin (a.s) cennet gençlerinin efendisi olan İmam Hasan’a (a.s) ve diğer masumların vasiyetlerini oku ve onlara amel et! Nefsinle mücadele ve cihadı terk etme. Zira yüce Allah ayetinde şöyle buyuruyor: “Ama bizim uğrumuzda cihad edenleri elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz. Hiç şüphe yok ki Allah iyi davrananlarla beraberdir.”[6]

Ahlaklı ol! Kötü ahlaktan kaçın! Devamlı Allah’a dua et ki seni kendi dostlarından kılsın. Onlar (evliyalar) için ne hüzün ne de korku vardır. Bunlar merhum Muhammed Taki Meclisi’nin oğluna vasiyetnamesinden ketsilerdir.

Muhammed Taki Meclisi (r.a) 11 Şaban hicri 1070 yılında İsafahan şehrinde ruhunu Allah’a teslim ederek ebedi yurduna göç etti. Temiz bedeni İsfahan’da toprağa verildi.[7]

—————————————

[1]-Biharu’l Envar, c.102, s.105.

[2]-Biharu’L Envar, c.102, s.111.

[3]-Biharu’l Envar, c.107, s.32-37.

[4]-Ravzatu’l Muttakin, c.14, s.434-435.

[5]-Allame Meclisi’nin Hayatı, c.2, s.388, “Seyyid Musli-huddin Mehdevi.”

[6]-Ankebut, ayet, 69.

[7]-Camiu’r-Ruvat, c.2, s.82.

—————————————

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar


Yorum Bırak