Mustalakoğulları (Mustalikoğulları) Gazvesi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 20 Haziran 2010 2.438 kez okundu İslam Tarihi Yorum Yok

Mustalakoğulları, Huzza kabilesinin bir koludur ve Kureyşliler ile de komşuydular. Kabile reisi Haris b. Abu Dırar’ın Medine’yi kuşatmak niyetiyle silah ve asker topladığı haberi Medine’ye ulaşınca, Resulullah, diğer zamanlarda olduğu gibi, fitneyi oluşmadan yok etme kararı aldı. Bu amaçla, yaranlarından Bureyde adında bir kişiyi durumu araştırmak üzere adı zikredilen  kabileye gönderdi. O, kendini tanıtmaksızın kabile reisiyle görüştü ve olaydan haberdar olunca hemen Medine’ye döndü ve duyulanları doğruladı.

Bu durumda Hz. Peygamber (saa), yaranlarıyla birlikte Mustalakoğulları kabilesine doğru hareket etti ve Mureysi kuyularının yanında onlarla karşılaştı.

İki taraf arasında savaş başladı.Müslümanların sergilediği kahramanlıklar Araplar arasında müslümanların iman gücüyle ilgili anlatılanların verdiği korku nedeniyle oldukça kısa bir çatışmadan sonra Müslümanlardan bir kişi ve düşman tarafından on kişi öldürülmüştü ki, düşma ordusu dağılıp kaçışmaya başladı.

Sonuçta, İslam ordusuna büyük oranda mal ve ganimet yetişti ve onların kadınları da esir alındı. [1]

Bu savaşın birtakım ibretli ve eğitici nükteleri, Hz. Peygamber’in (saa) bundan sonraki dönemlerde uyguladığı birtakım siyasetlerde kendini göstermektedir.

Bu topraklarda muhacir ve ensar arasında ilk kez ihtilaf ateşi yükselmişti. Eğer Hz. Peygamber’in (saa) tedbiri olmasaydı, onların bütün bu birlik ve beraberlikleri, birkaç dar görüşlü kişinin heva ve hevesine kurban gidecekti.

Olayın aslı, savaştan sonra –muhacirlerden Cehcah Mes’ud ve ensardan Sinan Cühenî- iki Müslüman su üzerinde ihtilaf ettiler. Her biri kendi taifesini yardıma çağırdı.

Bu davetin sonucunda, az kalsın merkezden uzakta bulunan Müslümanlar arasında çatışma olacaktı.

Bu da onların sonu demekti. Hz. Peygamber (saa), olaydan haberdar olunca şöyle buyurdu:

“O iki kişiyi kendi hallerine bırakın, bu tür yardım istemek oldukça nefret verici ve kötü kokuludur; ayrıca cahiliye adetlerindendir ve cahiliyet dönemine ait çirkin adetler henüz bunların kalplerinden kazınmamıştır. Bu iki kişinin İslam’dan haberi yoktur; zira İslam, bütün Müslümanları kardeş ilan etmiştir ve ihtilafı körüklüyecek her türlü çağrı, tevhid dini açısından bir değer ifade etmez.[2]

——————-

1-Taberî Tarihi, 2/260

2-Sire-i İbn Hişam’a ta’lika, Süheyli’den naklen.

——————–

“Hz. Muhammed’in (saa) Hayatı” kitabından alıntıdır.

Yazar: Allame Cafer Süphani

Sayfa:329

Yorum Bırak