Nasıl Bir Eş İstersiniz?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 1 Eylül 2010 6.3K kez okundu Evlilik ve Aile 1 Yorum

İnsanoğlu, hayatı boyunca çeşitli seçimlerde bulunur. Bazı seçimler, gerçekten çok önemlidir. Bir insan için hayatının en önemli seçimi, Hak Din olan İslam’ı seçebilmesidir. Din seçiminden sonra, en önemli seçimlerden birisi de eş seçimi sayılabilir. Çünkü gerek dinin hayata tatbik edilmesinde gerekse mutlu bir hayat kurmada, en önemli etkenlerden birisidir eş seçimi…

 

 

Mesela, bir araba alırsınız beğenmezsiniz, elden çıkarıp satabilirsiniz. Ama eş öyle değildir. Hele hele çocuklar varsa ayrılmak, boşanmak kolay kolay düşünülemez.

Eş seçimi, üzerinde titizlikle durulması gereken çok ciddi bir iştir. Peki, günümüzün gençleri özellikle nasıl bir eş istiyorlar?

Şöyle bir piyasaya çıkıp erkekler üzerinde; “Nasıl bir eş istiyorsunuz?” diye bir anket yapılsa erkeklerin belki çoğu muhtemelen, “Uzun boylu, sarı saçlı, mavi gözlü, manken tipli bir kız” diyeceklerdir.

Kızlarımızda da durum farklı değildir. Onlara da “Nasıl bir eşle evlenmek istersiniz?” diye soru sorulsa ekseri çoğunluğu da aynı türden muhtemel cevaplar verecekler, “Boylu poslu, siyah saçlı, yakışıklı, pazıları kuvvetli, altında lüks arabası olan bir erkek” diyeceklerdir.

Peki, bu tercihler mutlu bir evlilik için yeterli midir? Elbette hayır…

“Parayla saadet olmaz” sözünde söylendiği gibi dünyalık değerler, aile mutluluğunu tek başına karşılayamıyor. Evlilik kalıp işi değil, kalp işidir, sorumluluk işidir.

Günümüzde gençliğin en büyük sorunu, insanları tanıma konusunda cahilce davranmaları hususudur. Gençlerimiz evliliğe akıl ve mantık gözüyle değil, duygularının gözüyle bakmaktadır.

Kimin iyi, kimin kötü olduğunu bile ayırt etmekte zorlanan kimi gençlerimiz, evlilik hayatlarının ilerleyen safhalarında, tecrübesizliklerin faturasını ağır bir şekilde ödemektedirler.

Bunun için atalarımız; “Kızını kendi haline bırakıverirsen ya davulcuya varır, ya zurnacıya” sözünü teşbih yaparak, bir hakikate vurgu yapmışlardır. Tabi ki bu sözü herkes için genelleştirmek yanlıştır.

Ama ne yazık ki magazin programlarında şarkıcı ve popçu erkeklerin, her gün yeni bir kızla gece hayatında boy göstermelerini ya da ‘sanatçı’ diye bilinen kimi aktör ya da erkeklere iç geçiren, üzerine saldıran konserci kızları görünce, nispeten ataların sözüne hak vermemek elde değil.

Ne yazık ki evlenecek erkeklerimiz ve kızlarımız veya bu gençlerimizin ebeveynleri, evlilik hususunda İslam’ın tavsiye ettiği kriterlere önem vermiyorlar.

Kızına dünürcü gelen anne ve babaların, damat adayı hakkında ilk sordukları sorular; “İşi, arabası, evi var mı? Maaşı ne kadar?” şeklindeki sorular. Ama hiç kimse damat adayında; “Allah korkusu var mı? İmanı nasıldır, ibadetlerini yerine getiriyor mu? Haram ve helallerle arası nasıldır?” diye sormuyor…

Maddî kriterler ve beklentiler göz önüne alınarak kurulan evlilikler, bunların bittiği devrede, bitme noktasına geliyor. Hatta ayrılıkların çoğu, bunların bitmesiyle gerçekleşiyor. Sonrasında da hayıflanmalar, şikâyetler, kadere sitemler duyulmaya başlıyor. Peki, hata nerde?

Hata yine kendimizde! “Akılsız başın cezasını ayaklar çeker” atasözünde belirtildiği gibi evlilikte yanlış eş seçiminin faturasını, yanlış tercih yapanlar çekiyor. Peki, ne yapacağız?

Yanlış ve pişmanlıkla dolu bir evlilik yapmamak için Allah’a ve Resulü’ne kulak vereceğiz. Huzur ve saadetin temeli ancak bundadır.

‘Dindar olanı tercih edin!’

Kur’an; insanlara takva olanın tercih edilmesini tavsiye ediyor ve bu özelliğe çok önem veriyor.

Kâinatın en akıllısı olan Hz. Resulullah Efendimize sordular: “Ey Allah’ın Resûlü! Kızlarımız kölelerimizle evlenebilecekler midir?”

Bunun üzerine şu ayeti kerime nazil oldu: “Ey insanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında en değerli olanınız, O’ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir ve her şeyden haberdardır.” (Hucûrat, 13)

Ayeti kerimede belirtildiği gibi evlenilecek kimsede aranacak en önemli özelliğin renk, kavim kabile olmadığı, bu konuda bilhassa takva ve imanın tercih edilmesi gerektiği, işaret edilmiştir.

Peygamberimiz bu konuda bir uyarıda bulunuyor ve eşlerde tercih edilmesinde yarar olan özelliğe şu hadisiyle dikkatimizi çekiyor; “Kadın genelde dört özelliği için nikâh edilir: ‘Malı için, soyu için, güzelliği için ve dini için. Sen dindar olanı seç ki hayır bulasın.” (Buhârî, Nikâh, 15; Müslim, Rida’, 1)

Hadisi şerifte Efendimiz, açıkça Müslümanlara, eş seçiminde “dindar olanı” tercih etmeleri tavsiyesinde bulunmuşlardır.

Hz. Peygamberin şu ikazı, pek mühim bir ikazdır:

“Kim bir kadınla sadece soyu-sopu, şerefi, itibarı için evlenirse Allah, o kimseyi zelil eder. Kim bir kadınla sadece malından dolayı evlenirse Allah onu fakir kılar.Kim de gözünü haramdan korumak, ırz ve namusunu muhafaza etmek, akrabası ile ilişkilerini devam ettirmek için evlenirse Allah bu evliliği iki taraf için de hayırlı ve uğurlu kılar.” (Heysemi, Mecmeu’z-Zevaid, lV, 254)

İslam açısından insan, sahip olduğu maddi değerlerle değil, haiz olduğu manevi değerlerle kıymetlenir. Sahip olduğu manevi erdemlere göre kıymet kazanır.

Sehl ’in şu rivayeti bu açıdan oldukça ilginçtir. Asrı Saadette, Hz. Peygamberin yanından zengin birisi geçti. Ve Peygamber aleyhisselam:

— Bu adam hakkında ne dersiniz (nasıl görürsünüz)? Diye sordu. Orada bulunanlar:

— Bu adam bir kadınla evlenmek isteğinde bulunsa evlenmeğe; birisi için şefaat etse şefaati kabul edilmeğe; ileriye bir fikir atsa dinlenmeye layık bir kimsedir, dediler.

Sonra Hz. Peygamber sustu. Bunun ardından, Müslümanların fakirlerinden biri geçince, Resulullah sallallahu aleyhi vesellem yine:

— Bu adam hakkında ne düşünürsünüz? Diye sordu. Bu defa mecliste hazır bulunanlar:

— Bu adam bir kadınla evlenmek isterse pek kız verilmeyen; birine şefaat etmek istese şefaati kabul edilmeyen; bir şey söylese sözlerine itibar edilmeyen birisidir, dediler. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve alihi vesellem:

— Hani şu gördüğünüz fakir var ya, öteki zengin gibi dünya dolusu insandan daha hayırlıdır, diye buyurdular.

‘Kızını Allahtan korkana ver!’

Bir hadisi şerifte Efendimiz şöyle buyurur:

— Dinini ve huyunu beğendiğiniz birisi size kız istemek üzere gelirse hemen evlendiriniz. Eğer böyle yapmazsanız yeryüzünde yaygın bir fitne ve fesat çıkar.

Orada bulunanların:

— Ey Allah’ın Resulü! Eğer o adamda fakirlik, soyca asaletsizlik varsa? Diye sormaları üzerine, Peygamberimiz şöyle buyurdu:

— Size dindarlığını ve ahlakını beğendiğiniz bir adam, kız istemeğe gelince onu evlendiriniz, buyurdu ve bu sözü üç defa tekrar etti…

“Dindar olan” sözünden; Allah’tan korkan, O’nun bütün emir ve yasaklarına titizlikle uymaya ve özellikle İslam’ın istediği güzel ahlaka sahip olmaya, bütün gücüyle gayret eden kişiyi anlıyoruz.

Bir adam Hasan Basri’ye;

— Kızımı çok kişi istiyor, kime vereyim? Diye sorduğunda O:

— Allah’tan korkana ver. Severse ne ala, sevmezse Allah’tan korktuğu için kızına zulmetmez, demiştir.

Demek ki erkek için söz konusu olan araştırmada, öncelikle aranılacak vasıf, din ve ahlakının güzel olmasıdır. Şayet taliplilerden dini yaşayışı sağlam ve eşit olanlar arasında tercih söz konusu olacak olursa o zaman zenginlik ve yakışıklılık gibi başka özellikler de düşünülmelidir.

Elbette Allah katında üstün bir değeri olan kimse, diğerlerine tercih edilir ve edilmelidir. Böyle davranan kimse pişman olmaz. Dindar olan kadın, kocasının malını korur, israftan sakınır.

Çocuklarının terbiyeleri ile ilgilenir, onları da dinlerine bağlı olarak yetiştirir. Bu ise aileye huzur getirir.

Bunun içindir ki Peygamberimiz: “Dünya bir meta’dır (geçimliktir), en hayırlı meta’ ise saliha (iyi) bir kadındır.” (Müslim, Rida’, 17) buyurmuştur.

Bir başka hadisi şerif ise mealen şöyledir: “İnanmış bir kişi Allahu Teâlâ’nın emirlerine sarılıp yasaklarından kaçındıktan sonra, saliha bir kadından daha hayırlı hiçbir şey elde etmiş olamaz. (Çünkü iyi bir kadın) Eşinin söylediğini tutar, yüzüne bakarsa gönlü açılır, karısı(nın bir şeyi yapması veya yapmaması) üzerine yemin ederse yeminini yerine getirir. Eşinin bulunmadığı zaman da ona ve malına hıyanet etmez.”

Gerçek Müslüman genç, nasıl çöplükte yetişen çiçekten (kötü çevreden gelen güzel kızdan) sakınırsa şuurlu Müslüman genç kız da yakışıklı ve fiziki durumu güzel olsa da eğlenceye düşkün, ahmak ve ahlakı düşük, ibadetlerden uzak ve haramlar içinde yüzen bir erkekle evlenmekten kaçınmalıdır.

Kur’an ve Sünnet, bize vurguyla, “Takva ölçüsüne” işaret ediyor. Belki evleneceğimiz kişi fakir olabilir, belki çok güzel olmayabilir, belki boyu kısa olabilir, vs. ama bunların önemi yoktur. Atalarımızın dediği gibi “Huyu güzelden usanılmaz, yüzü güzelden usanılır.”

Çok güzel ya da yakışıklı olmasına rağmen, eşiyle anlaşamayıp düşman haline gelen insanların sayısı hiç de az değildir. Cenab-ı Hak gençlerimize hayırlı ve takva sahibi eşler nasip eylesin. (Âmin)

HASAN ÇALIŞKAN

Yorum Bırak

  1. sena & yüsra dedi ki:

    sa.önecilikle ağzınıza sağlık çok ve gnçlerimizin uymak zorunda olduğu bişey.gzl ahlak olmasa evlilikte yürümez.ALLAH SİZDEN RAZİ OLSUN allaha emanet olun ve selam