Nasiruddin Tusi (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 14 Mayıs 2010 2.9K kez okundu Yakın Tarih 2 Yorum

[Ö. H/673, M/1252]

DOĞUM YERİ

Tus, büyük Horasan’ın bir bölgesidir. Tarihte birçok olaylara şahit olmuştur. Tus, çok eskilerde Nukan, Taberan ve Erdakan gibi eyaletlerden teşkil olmaktaydı. Ayrıca o zamanlarda İmam Rıza’nın (a.s) mübarek mezarı Nukan’ın Senabad köyündeydi. Zamanla şehrin büyümesiyle o bölgenin tamamı günümüzde Meşhed şehrinin birer mahallesi haline geldi.

Şöyle nakledilir: “Vaktiyle Şeyh Vecihuddin Muhammed b. Hasan Kum şehrinin büyük âlim ve fakihlerindendi. Kum’un etraf köylerinden Cahrud’ta ikamet etmekteydi.[1] Ailesi ile birlikte İmam Rıza’nın (a.s) ziyareti için Meşhed’e gider. Ziyaret dönüşü Tus mahallelerinin birinde hanımı hastalığa yakalanır. Bu yüzden orada ikamet etmek zorunda kalır. Mahalle ahalisinin isteği üzerine, mahalle mescidine imamlık görevine başlar. Orada medrese kurarak talebe yetiştirmeye başlar. 11 Camadiuevvel hicri 597’de seher vakti Şeyh’in üçüncü çocuğu dünyaya geldi. Babası ona Muhammed ismini verdi. Daha sonralar ona Ebu Cafer, Nasiruddin Tusi, Muhakkik Tusi ve Üstadu’l Beşer lakapları verildi.”

NASİRUDDİN TUSİ’NİN (R.A) EĞİTİMİ

Muhammed çocukluk dönemini Tus’ta geçirdi. Okuma ve yazmayı öğrendikten sonra, Arap ve Fars edebiyatı, Maani-Beyan ve hadis ilimlerini babasının yanında öğrendi.

Babasının tavsiyesi üzerine matematik, hikmet ve mantık ilimlerinde meşhur olan dayısı Nureddin Ali b. Muhammed’in yanında eğitime başladı.

Muhammed’in ilme olan alaka ve merakı onu o dönemin en meşhur matematik üstadı ve âlimi olarak tanınan Kemaleddin Muhammed Hasib’in derslerine yönlendirdi. Bir müddet sonra üstadı bu diyardan hicret etmek zorunda kaldı. Üstadı Muhammed’in babasının yanına gelerek şöyle dedi: “Bildiğim her şeyi ona öğrettim. Bazen öyle sorular soruyordu ki cevap vermekte güçlük çekiyordum.” Muhammed, daha sonraları anne tarafından dedesi olan Nasiruddin Abdullah b. Hamza’nın huzurunda Rical, Diraye ve Hadis ilimlerini tahsil etmeye başladı. Tus’da üstadı Nasiruddin Abdullah b. Hamza’nın eliyle âlimlik elbisesi giyerek Nasiruddin lakabını aldı.

Muhammed (r.a), üstadının tavsiyesiyle Nişabur’-daki Siraciyye Medresesine gitti. Bir yıl boyunca Sirac Laledi Kameri’nin usul ve fıkıh derslerinden yararlandı.

Daha sonra Nişabur’da birçok büyük üstadın dersinden yararlandı. Muhammed İbni Sina’nın Kanun kitabını Kutbuddin Mısr-i Şafii’nin huzurunda okudu. Ardından da meşhur arif Attar-i Nişaburi’nin öğrencisi oldu.

Nasiruddin Tusi (r.a) son derece ilim tahsiline düşkündü. Bu yolda daha da ilerlemek için Nişabur’-dan Rey şehrine hicret etti. Orada büyük muhaddis Burhaneddin Muhammed b. Muhammed b. Ali el-Hamdani Kazvin ile tanıştı.

Oradan da Esed b. Abdülkadir b. Esed-i İsfahani’-den istifade etmek için, mukaddes Kum şehrine hicret etti. Kum şehrinden de Irak’a gitti.

Hicri 619’da üstadından hadis nakletme izni aldı. Uzun bir müddet Allame Hilli’den fıkıh dersi aldı. Allame Hilli’de (r.a) ondan hikmet dersleri aldı.

Nasriddin Tusi (r.a), astronomi ilmini Irak’ta büyük astrolog olarak tanınan Kemaleddin Musuli’den öğrendikten sonra eğitim dönemini başarıyla bitirdi ve vatanı olan Horasan’a geri döndü.[2]

KARGAŞALI DÖNEMLER

Nasiruddin Tusi (r.a) Irak’ta dersle meşguldü. Etraf Moğolların İran’a saldırı haberleriyle çalkalanıyordu. Moğollar göçebe hayatı süren azgın bir topluluktu. Cengiz Han, babası Timuçin’den sonra hâkimiyeti ele alarak büyük bir orduyla hicri 616’da İran’a saldırdı. İran’ın güneyine kadar birçok şehri yağmalayarak, büyük katliamlar yaptı. Özellikle Nişa-bur’da yaptığı soykırımda yaklaşık 2 milyon yaşlı, hasta, kadın ve çocuk öldürdüğü nakledilmiştir. Bununla da yetinmeyerek şehri yedi gün sular altına terk ederek evcil hayvanları bile acımadan hunharca katletti. Bu acı olaylar tüm Müslümanların kalbini parçalıyordu. Nasiruddin Tusi (r.a) ailesine ve vatandaşlarına yardım etmek için İran’a hareket etti. Tus şehri de tıpkı Nişabur gibi bir harabeye dönmüştü.

Nasiruddin Tusi (r.a) doğduğu eve gittiğinde, orada ailesinden kimseyi bulamadı. Annesinin ve kız kardeşinin Kâin şehre göç ettiklerini öğrenince zaman kaybetmeden oraya gitti. Annesini ve kız kardeşini bulduktan sonra, bölge halkının isteği üzerine oradaki camii imamlığı görevini üstlendi. 30 yaşlarında orada evlendi.

İsmaililer, hicri 483’de Hasan Sabah’ın önderliğinde yavaş yavaş güç kazanmaya başladı. Fazla bir zaman geçmeden güçlü ve büyük siyasi bir grup olarak İran’ın birkaç bölgesinde faaliyete başladılar. Nasiruddin Tusi’nin (r.a) evliliğinin üzerinden birkaç ay geçmişti. İsmaililerin Kahistan kalesi sultanlarından Nasiruddin Abdurrahman b. Ebu Mensur onu Kahistan’a davet etti. Bu davet üzerine Kahistan kalesine gitti. Nasiruddin Tusi (r.a) orada ilmi ve kültürel faaliyetlere başladı. Sultan’ın isteğiyle “Taharetu’l Irak” kitabını Farsçaya çevirdi. Bu durum fazla sürmedi; Nasiruddin Tusi (r.a) İsmaililerle olan inanç farklılığını ve halka edilen zulümleri göz ardı edemiyordu. Bu yüzden Bağdat’taki Abbasi halifesine bir mektup yazdı. Mektubu ele geçiren padişah, Nasiruddin Tusi’yi (r.a) kaleye hapsederek gözaltına aldı. Tam 26 yıl kale zindanında tutuklu kaldı. Bu zaman zarfında birçok kitaplar telif etti.[3]

Teliflerinden bazıları:

1- Şerh’u İrşad ibni Sina

2-Tahrir’u İkludis

3-Tevella ve Teberra

4-Ahlaki Nasiri

Nasiruddin Tusi (r.a) İrşad kitabının sonunda şöyle diyor: “Kitabın bazı konularını o kadar zor koşullarda yazdım ki, o zorluklardan daha zor bir durum tasavvur edemiyorum. Çoğunluğunu karanlık zindan köşelerinde kırık bir kalp, hüzünler ve büyük çileler içinde yazdım. Gözyaşı akıtmadığım günüm olmadı.”

İsmaililerin varlığı Moğollar için tehlike sayılıyordu. Bu yüzden hicri 651’de Moğollar büyük bir orduyla Kahistan kalesini fethettiler. Kale komutanı, Nasiruddin Tusi’nin önerileriyle kan dökülmeden kaleyi teslim etti. Böylece hicri 656’da İsmaililer İran’dan temizlendi. Nasiruddin Tusi (r.a) Moğollardan büyük bir saygı ve ilgi gördü. Onun tavsiyeleri üzerine son Abbasi halifesi de öldürüldü.[4]

Nasiruddin Tusi (r.a), sahip olduğu ilim ve düşüncesi sayesinde Moğollar nezdinde büyük bir âlim olarak tanındı. Hükümetteki bu mevkiinden istifade ederek İslam âlemine büyük hizmetler verdi;

a)-İlmi ve kültürel faaliyetleri serbest edildi.

b)-Kütüphanelerin yakılması önledi.

c)-İslam âlimlerinin öldürülmesini engelledi.

d)-İslamiyet’in tebliği ve Moğolların İslam kültürüyle tanışmalarına ve hicri 694’de İran’ın resmi dininin İslam dini olarak ilan edilmesini sağladı.

e)-Moğolların diğer İslam ülkelerine saldırılarını engelledi.

f)-Hicri 656’da Merage Rasathanesini kurdu.

g)-Merage’de büyük bir kütüphane tesis etti.

NASİRUDDİN TUSİ’NİN (R.A) AHLAKI

Nasiruddin Tusi (r.a), sadece araştırmacı ve telif âlimi değildi. Aksine takvalı, zahit ve arif bir fakihti. Aynı zamanda mütevazı, tedbirli ve büyük bir siyasi düşünürdü. Moğolları hidayet ederek, cinayetlerinin önüne geçmesi bunun açık bir kanıtıdır. O, Şia ve Sünni âlimleri ve muhaddislerinin övgülerine mazhar olmuştur;

1-Nasiruddin Tusi’nin (r.a) meşhur öğrencilerinden olan Allame Hilli (r.a) onu şu cümlelerle övmüştür: “Nasiruddin Tusi, Şia inancı hakkında akli ve nakli delillere dayalı birçok kitap yazmıştır. Onun gibi izzetli ve şerefli bir âlim görmedim.”

2-Nasriddin Tusi’nin (r.a) Hanbelî mezhebine mensup öğrencisi İbni Fevati şöyle der: “Nasiruddin Tusi erdem ve güzel ahlaka sahip biriydi. Kendine uzatılan ellerden rahatsız olmuyordu; ihtiyaç sahiplerinin ihtiyacını gideriyor ve herkese güzel davranıyordu.”[5]

3-Ehlisünnet âlimlerinden İbni Şakir Nasiruddin Tusi’nin güzel ahlakını şöyle dile getiriyor: “Nasiruddin Tusi nur yüzlü, güzel ahlaklı, cömert, akıllı, takvalı, halkla iyi geçinen ve döneminin feraset sahibi büyük siyasetçilerinden olan bir âlim ve muhaddisti.”

NASİRUDDİN TUSİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Nasiruddin Tusi (r.a) birçok şehre yolculuk etmiştir. Her gittiği yerde ilmiyle etrafına bir güneş misali ışık saçıyordu.

İslam âlemine sayısız hizmetler sundu. Bu hizmetlerden en önemlisi yetiştirmiş olduğu öğrencilerdir.

Öğrencilerinden birkaçı:

1-Cemaleddin Hasan b. Yusuf Mutahhar-i Hilli (r.a), (ö.h.726)

2-Kemaleddin Meysem b. Ali Meysem Behrani (r.a)

3-Mahmud b. Mesud b. Muslih Şirazi (r.a), (ö.h.710)

4-Kemaleddin Abdürrezzak Şeybani Bağdadi (r.a), (ö.h.723)

5-Seyyid Rukniddin Esterabadi (r.a), (ö.h.715)

6-İbrahim Hemui Cuyini (r.a)

7-Esiruddin Umani (r.a)

8-Meciyuddin Tusi (r.a)

9-Meciyuddin Meragi (r.a)

NASİRUDDİN TUSİ’NİN (R.A) İLMİ

Nasiruddin Tusi (r.a) tüm uğraş ve meşakkatlere rağmen günümüzde de ilmi konularda istifade edilen birçok değerli eserler telif etti. Kaleme aldığı bazı kitaplar:

1-Matematik: Batılı bilginler, onu yazmış olduğu matematik kitabıyla tanımaktadırlar.

2-Felsefe

3-Kelam

4-Ahlak

5-Edebiyat

6-Tecridu’l Akaid

7-Şerh’u İrşad

8-Evsafu’l Eşraf

9-Esasu’l İktibas

10-Şerh’u Usul-i Kâfi

12-İsbatu’l Cevahir

13-Kavaidu’l Akaid

14-Külliyatı Tıb

NASİRUDDİN TUSİ’NİN (R.A) ÖLÜMÜ

17 Zilkade hicri 673’de Bağdat seması büyük bir matem havasına bürünmüştü. Bir ömür ilahi emirler ve sakındırmalar ile yaşamış, takva örneği Nasriddin Tusi (r.a) ölüm yatağına düşmüştü. Dostları ve yakınları etrafına toplanmıştı. Bu sırada onlardan biri yaklaşarak şöyle dedi: “Vasiyet edin de, sizi İmam Ali’nin (a.s) türbesinde bir yere defnetsinler. “Nasiruddin Tusi (r.a), güzel ahlakıyla şöyle cevap verdi: “İmam Kazım’ın (a.s) yanında ölüp, başka bir yere götürülmekten hayâ ederim.”

Bu konuşmalardan sonra Nasiruddin Tusi’nin (r.a) yüce ruhu hakkın rahmetine kavuştu. Cenaze merasimi büyük bir kalabalık eşliğinde İmam Kazım’ın (a.s) mukaddes türbesine götürüldü. O mukaddes yerde ona bir mezar kazmak istediler. Ancak görülen manzara herkesi şaşırtmıştı. Orada daha önceden kazılarak hazırlanmış bir mezar gördüler. İlginçtir ki mezarın hazırlandığı tarihle Nasiruddin Tusi’nin doğum tarih aynıydı. Sonra o büyük İslam âlimini hazır mezara defnettiler.

NASİRUDDİN TUSİ’NİN (R.A) ÇOCUKLARI

Nasiruddin Tusi’nin üç çocuğu oldu;

1-Büyük oğlu Sadruddin Ali: O, sürekli babasının yanındaydı. Ondan hiç ayrılmazdı. Felsefe, astroloji ve matematik ilimlerinde âlimdi.

2-İkinci oğlu Asiluddin Hasan: O, âlim olmasına rağmen ömrünün çoğunluğunu siyasetle uğraşarak geçirdi.

3-Küçük oğlu Fahruddin Muhammed: İslam ülkelerinin hac organize sorumluluğunu üstlenmişti.

————————

[1]-Fevaidu’r-Razeviye, s.603.

[2]-Ravzatu’l Cennat, c.6, s.582.

[3]-Şerh’u İrşad, c.2, s.146, “Nasiruddin Tusi.”

[4]-Cevamiu’t-Tevarih, c.2, s.695.

[5]-Fevatu’l Ayan, c.2, s.149.

———————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.
Hazırlayan: Kerim Uçar

Yorum Bırak

  1. kemal dedi ki:

    nasuriddin tusinin hayatını eklediğiniz içib allah razı olsın

  2. cemall dedi ki:

    Nasiruddin Tusi, matematik alanında yaptığı çlışmalarla çok biliniyor gerçekten, ismini matematik dersine duymuştum