Necasetler (Pislikler) ve Hükümleri

Yazar: beytül ahzan Tarih: 14 Haziran 2010 4.641 kez okundu Ahkam Yorum Yok


NECASETLER (PİSLİKLER)

83- Necasetler (=pislikler) on bir tanedir:

1) İdrar

2) Dışkı

3) Meni

4) Lâşe

5) Kan

6) Köpek

7) Domuz

8 ) Kâfir

9) Şarap

10) Bira

11) Pislik yiyen devenin teri.

1-2- İdrar ve Dışkı

84- İnsanla eti yenmeyen ve damarı kesildiğinde kanı akan (=sıçrayan) her hayvanın sidiği ve tersi necistir. Ama sivrisinek ve sinek gibi eti olmayan küçük hayvanların pislikleri paktır.

85- Yenmesi haram olan kuşların pislikleri necistir.

86- Pislik yiyen hayvanların sidikleri ve tersleri necis-tir. Yine insanın cinsel temasta bulunduğu hayvanın ve domuz sütü içerek gelişip büyüyen koyunun sidiği ve tersi necistir.

3- Meni

87- Akıcı (=sıçrayan) kanı olan hayvanların menisi necistir.

4- Lâşe

88- İster kendisi ölmüş olsun, ister şer’î usûllere göre kesilmemiş olsun, akıcı kanı olan hayvanın ölüsü necistir. Balık akıcı kanı olmadığından dolayı su içinde ölse bile paktır.

89- Köpek gibi necis hayvanlar dışındaki ölü hayvanların yün, kıl, kürk, kemik ve diş gibi ruhu olmayan kısımları paktır.

90- İnsan ve akıcı kanı olan hayvandan diri iken et veya ruhu olan bölümleri koparılırsa necistir.

91- Kendiliğinden düşecek duruma gelen dudak ve vücudun diğer yerlerine ait deri parçaları, koparılsa bile paktır. Ancak düşme zamanı gelmeden koparılan derilerden farz ihtiyat gereği kaçınılmalıdır.

92- Ölen tavuğun karnından çıkan yumurta, kabuğu sertleşmişse paktır; ama dışının yıkanması gerekir.

93- Ot yemeye başlamadan önce ölen kuzu ve oğlağın karnından çıkan peynir mayası temizdir; ama onun dış kısmının yıkanması gerekir.

94- İnsanın yabancı ülkelerden getirilen sıvı ilaç, esans, yağ, ayakkabı boyası ve sabunun necis olduğuna dair kesin bilgisi olmazsa, paktır.

95- Müslüman pazarlarında satılan et, içyağı ve hayvan derisi paktır. Bunlardan birisi Müslümanın elinde olursa, yine paktır; ancak Müslümanın kâfirden aldığı ve hayvanın şer’î usûllere göre kesilip kesilmediği hususunda araştırma yapmadığı bilinirse necistir.

5- Kan

96- İnsanın ve akıcı kanı olan yani damarı kesildiğinde kanı sıçrayan her hayvanın kanı necistir. Öyleyse balık ve sivri sinek gibi akıcı kan taşımayan hayvanların kanı paktır.

97- Şer’î usûllere göre kesilen eti yenen hayvandan normal miktarda kan aktıktan sonra, damarlarda ve ette kalan kan paktır. Ama nefes alma veya başı yukarıda olduğundan hayvanın bedenine geri dönen kan necistir.

98- Tavuk yumurtasında bulunan kan, necis değildir; ama farz ihtiyat gereği yenilmemelidir. Eğer yumurtanın sarısıyla karıştırılır ve böylece kan kaybolursa, sarısını da yemenin sakıncası yoktur.

99- Süt sağılırken bazen görülen kan necistir ve sütü de necis eder.

100- Dişlerin arasından çıkan kan [necistir ve yutmak da haramdır; ama kan] ağzın suyuyla karışma sonucu kaybolursa paktır ve tükürüğü yutmanın sakıncası da yoktur.

101- Ezilmeden dolayı tırnak veya deri altında toplanan kan, kan denmeyecek bir duruma gelirse paktır. Kan denebilecek durumda ise, tırnak veya deri delindiği takdirde meşakkati olmazsa, abdest ve gusül için kan dışarı çıkarılmalıdır; eğer meşakkati olursa, çevresi necaset fazlalaştırılmayacak biçimde yıkanmalıdır. Abdest ve gusül alırken bez veya benzeri bir şeyle üzerini örtüp, ıslak elle bez üzerine mesh edilmelidir.

102- Deri altında toplananın, ölü kan veya etin ezilme sonucu o hâle gelmiş olduğu bilinmezse paktır.

103- Yemek kaynarken içine bir zerre kadar kan düşerse, bütün yemek ve onun kabı necis olur, kaynama, sıcaklık ve ateş paklayıcı değildir.

104- Yara iyileşirken, etrafında meydana gelen irinin kanla karıştığı bilinmezse paktır.

6-7- Köpek ve Domuz

105- Karada yaşayan köpek ve domuz, onların kılı, ke-miği, pençesi, tırnağı ve rutubetleri necistir; ama deniz domuzu ve köpeği paktır.

8- Kâfir

106- Kâfir yani Allah’ı inkar eden veya Allah’a ortak koşan ya da peygamberlerin sonuncusu olan Hz. Muhammed b. Abdullah’ın (Allah’ın salât-u selâmı üzerine olsun) peygamberliğini kabul etmeyen kimse, necistir. Bunların birinde şüphesi olan kimse de aynıdır. Yine zarurî yani namaz ve oruç gibi Müslümanların dinin bir parçası olarak kabul ettiği apaçık hükümleri inkar eden kimse, inkar ettiği konunun dinin zarurî [tartışma götürmez apaçık] hükümlerinden olduğunu bilir ve onu inkar etmesi, Allah’ın varlığını, birliğini veya nübüvveti inkar etmeye yol açarsa, necistir. İnkar ettiği şeyin, dinin tartışma götürmez apaçık hükümlerinden olduğunu bilmezse, böyle birisinden kaçınmak gerekli olmasa da, müstehap ihtiyattır.

107- Kâfirin bütün bedeni hatta tırnağı, kılı ve bütün rutubeti necistir.

108- Babası, anası ve dedesi kâfir olan, bulûğ çağına ermemiş çocuk da necistir. Eğer bunlardan biri Müslüman ise çocuk paktır.

109- Müslüman olup olmadığı bilinmeyen bir kimse pak sayılır; ama Müslümanların diğer hükümlerine haiz değildir. Meselâ, Müslüman bir hanım alamaz ve Müslüman mezarlığına gömülmemelidir.

110- On iki Ehlibeyt İmamlarından birine küfreden veya onlara düşmanlık besleyen bir Müslüman necistir.

9- Şarap

111- Şarap ve insanı sarhoş eden her şey, kendiliğinden sıvı olursa necistir. Afyon ve esrar gibi kendiliğinden sıvı olmayan sarhoş edici şeyler, içine bir şey katılıp sıvı hâle getirilse bile paktır.

112- Kapı, masa, sandalye ve benzeri şeylerin boyanması işinde kullanılan ispirtonun sıvı olan sarhoş edici şeyden yapıldığı bilinmezse paktır.

113- Üzüm ve üzüm suyu kendiliğinden kaynarsa, içilmesi haramdır; ama necis değildir; sarhoş edici olduğu anlaşılırsa necistir. Eğer pişirmek suretiyle de kaynarsa, içilmesi haramdır; ama necis değildir.

114- Hurma, çekirdekli ve çekirdeksiz kuru üzüm ve onların suyu kaynarsa paktır ve içilmesi de helâldir.

10- Bira

115- Arpadan çıkarılan ve arpasuyu denilen bira necistir. Ama doktor denetiminde arpadan çıkarılan ve mâü’ş-şair denilen su paktır.

10-Haram Yolla Cünüp Olan Kimseden Çıkan Ter

116- Haram yolla cünüp olan kimseden çıkan ter, necis değildir; ama farz ihtiyat gereği tere bulaşmış beden veya elbise ile namaz kılınmamalıdır.

117- İnsan, Ramazan ayında oruçlu olma durumu gibi cinsel ilişkide bulunmanın haram olduğu zamanlarda kendi eşiyle cinsel ilişkide bulunursa, farz ihtiyat gereği cünüp hâlinde çıkan teriyle namaz kılmaktan kaçınmalıdır.

118- Haramdan cünüp olan kimse, vaktin darlığından dolayı gusül yerine teyemmüm eder ve teyemmümden sonra terlerse, farz ihtiyat gereği namazda kendi terinden kaçınmalıdır. Ama başka bir özürden dolayı teyemmüm ederse kaçınması gerekmez [ve öylece namaz kılabilir].

119- Bir kimse, haramdan cünüp olur, daha sonra kendi eşiyle cinsel ilişkide bulunursa, farz ihtiyat gereği namazda kendi terinden kaçınmalıdır. Ama ilk önce kendi eşiyle cinsel ilişkide bulunur ve sonra da haramdan cünüp olursa, cünüp hâlinde çıkan terinden kaçınması gerekmez.

12- Pislik Yiyen Devenin Teri

120- Necaset yiyen deveden çıkan ter necistir. Ama diğer hayvanlar necaset yiyici olurlarsa, çıkan terlerinden kaçınmak gerekmez.

NECASETİ TESPİT ETME YOLU

121- Bir şeyin necis olduğu üç yolla anlaşılır:

1) İnsanın kendisinin yâkin etmesiyle. Eğer bir şeyin necis olduğuna dair zannı olursa (=büyük ihtimal verirse) kaçınması gerekmez. Buna göre lâubâli, necislik ve temizliği gözetmeyen insanların yemek yediği kahvehane ve lokantalarda verilen yemeğin necis olduğuna dair kesin bilgi olmazsa, orada yemek yemenin sakıncası yoktur.

2) Bir kimsenin elinde bulunan şeyin necis olduğunu söylemesiyle. Meselâ, insanın hanımı ya da hizmetçisinin, elinde bulunan kap veya başka bir şeyin necis olduğunu söylemesi gibi.

3) İki âdil erkeğin bildirmesiyle. Bir âdil kişi bile bir şeyin necis olduğunu söylerse, farz ihtiyat gereği ondan kaçınılmalıdır.

122- Bilgisizliği yüzünden bir şeyin meselâ, haramdan cünüp olan kimseden çıkan terin pak veya necis olduğunu bilmezse, konunun hükmünü sorup öğrenmesi gerekir. Ama hükmü bildiği hâlde bir şeyin pak veya necis olduğunda şüpheye düşerse, meselâ kanın necis olduğunu bilir de bir şeyin kan olup olmadığında ya da insan kanı veya sivri sinek kanı olduğundan şüpheye düşerse, o şey paktır.

123- Önceden necis olan bir şeyin sonradan temizlenip temizlenmediğinden şüpheye düşülürse, necis olduğuna hükmedilir ve önceden pak olan bir şeyin sonradan necis olup olmadığından şüpheye düşülürse pak olduğuna hükmedilir. Hatta necis veya pak olduğunu araştırıp öğrenme imkanı olsa bile, araştırması gerekmez.

124- Kullandığı iki kaptan veya giydiği iki elbiseden birinin necis olduğunu bilir, ancak hangisi olduğunu bilmezse, her ikisinden de sakınması gerekir. Hatta eğer meselâ, iki elbiseden birinin necis olduğunu bilir, ancak bunun kendi elbisesi mi, yoksa başkasının malı olup hiç kullanmayacağı elbise mi olduğunu bilmezse, yine gerekli olmasa da, ihtiyat gereği kendi elbisesinden kaçınmalıdır.

PAK ŞEYLER NASIL NECİS OLUR?

125- Pak şey necis bir şeye değer ve onlardan biri veya her ikisi rutubeti birbirine geçecek şekilde ıslak olursa, pak olan şey necis olur. Ama rutubetleri birbirine geçmeyecek kadar az olursa, pak olan şey necis olmaz.

126- Pak olan şey necis bir şeye değer ve insan her ikisinin veya birisinin ıslak olup olmadığından şüphe ederse, pak olan şey necis olmaz.

127- Hangisinin necis, hangisinin pak olduğu bilinmeyen iki şeyden birine yaş bir şey değerse, necis olmaz. Ama birisi önceden necis olur ve sonradan temizlenip temizlenmediği hakkında herhangi bir bilgi olmazsa, pak şey ona değdiği takdirde necis olur.

128- Yer, kumaş ve benzeri şeyler ıslak olduğunda, sadece necasetin değdiği alan necis olur; diğer tarafları necis olmaz. Salatalık, kavun ve benzeri şeyler de böyledir.

129- Şıra ve yağ, sıvı ve akıcı hâlde iken, herhangi bir noktasına necaset isabet ederse, hepsi necis olur; ama akıcı değil de katı olursa hepsi necis olmaz.

130- Sinek veya benzeri bir hayvan, ıslak olan necis bir şeyin üzerine konduktan sonra, ıslak olan pak bir şeyin üzerine konar ve insan, hayvanın necaseti kendisiyle birlikte taşıdığını bilirse, pak şey necis olur; eğer bilmezse paktır.

131- Bedenin terleyen kısmı necis olur ve ter de oradan başka yerlere akarsa, terin ulaştığı her yer necis olur. Ter, olduğu yerden başka bir yere akmazsa, bedenin diğer kısımları paktır.

132- İçinde kan olan balgam ve sümüğün sadece kan olan kısımları necis, diğer kısımları paktır. Öyleyse balgam ve sümük ağız ve burnun dış kısmına değerse, sadece balgam ve sümüğün necis kısmının değdiği kesin olarak bilinen yerler necis olur ve şüphe edilen yerler ise paktır.

133- Altı delik olan bir ibrik, necis bir zemin üzerine konulur ve altında ibrikteki suyla bir sayılabilecek şekilde su birikirse, ibriğin suyu necis olur. Ama eğer ibrikten akan suyu yer içine çeker veya ibrikten boşalan su, içindeki suyla bir sayılmayacak şekilde akar ve altında birikmezse, ibriğin suyu necis olmaz.

134- Bedene batıp necasete ulaşan bir şey, dışarı çıkarıldığında necasete bulaşık değilse paktır. Buna göre, büyük abdest mahalline sokulan tenkıye aleti ve suyu veya bedene batan iğne, bıçak ve benzeri şeyler dışarı çıkarıldığında necaset bulaşmış olmazsa necis değildir. Aynı şekilde tükürük ve sümük de içeride kana değer ve dışarı çıkarıldığında kanlı olmazsa, necis değildir.

NECASETLE İLGİLİ HÜKÜMLER

135- Kur’ân’ın yazı ve sayfasını necis etmek haramdır. Necis olduğunda, hemen yıkanması gerekir.

136- Kur’ân’ın cildi necis olduğunda, Kur’ân’a saygısızlık sayıldığı takdirde yıkanması gerekir.

137- Kur’ân’ı, ölü hayvan ve kan gibi necasetlerin üzerine koymak, necaset kuru bile olsa haramdır ve Kur’ân’ın onun üzerinden kaldırılması farzdır.

138- Kur’ân’ın bir harfini bile necis mürekkeple yazmak haramdır. Yazıldığı takdirde yıkanmalı veya yontma ve benzeri bir yolla silinmelidir.

139- Farz ihtiyat gereği kâfire Kur’ân vermekten sakınılmalıdır. Kâfirin elinde Kur’ân görüldüğünde imkan dahilinde alınmalıdır.

140- Kur’ân sayfası veya üzerinde Allah’ın, Resulullah’ın (s.a.a) veya Ehlibeyt İmamlarının (a.s) adı yazılı bir kağıt gibi, saygı gösterilmesi gereken bir şey, tuvalete düşerse, onu dışarı çıkarıp yıkamak, masrafı bile gerektirse, farzdır. Eğer çıkarmak mümkün olmazsa, o sayfanın çürüdüğüne yâkin edilene dek o tuvalet kullanılmamalıdır. Yine Türbet (Hz. Hüseyin’in -a.s- türbesine ait toprak) tuvalete düşer ve onu çıkarmak mümkün olmazsa, dağılıp tamamen yok olmasından emin olana dek o tuvalet kullanılmamalıdır.

141- Necis olan şeyi yeyip içmek haramdır. Yine zararı olduğu takdirde necasetin kendisini çocuklara yedirmek haramdır; hatta farz ihtiyat gereği zararlı olmasa bile necaseti çocuklara yedirmekten sakınılmalıdır. Ama necis olmuş yemekleri çocuğa yedirmek haram değildir.

142- Yıkanıp temizlenmesi mümkün olan necis bir şeyi satarken veya âriyet (=ödünç) verirken, necis olduğunu söylememenin sakıncası yoktur. Ama eğer, satın veya âriyet alan kimsenin bunu yeme ve içmede kullanacağı bilinirse, necis olduğunun söylenmesi gerekir.

143- Eğer bir kimse, birinin necis olan bir şeyi yediğini veya necis elbiseyle namaz kıldığını görürse, ona söylemesi gerekmez.

144- Evinin veya yaygısının bir yeri necis olan kimse, o eve giren kimselerin beden veya elbise veya başka bir şeylerinin rutubetli olarak necis yere değdiğini görürse, onlara söylemesi gerekmez.

145- Ev sahibi, yemek yerken yemeğin necis olduğunu anlarsa, misafirlere söylemesi gerekir. Misafirlerden biri anlarsa, diğerlerine söylemesi gerekmez; ama birbirleriyle olan ilişkilerinin çok sıkı olduğundan söylemediği takdirde kendisinin de necis olacağını biliyorsa, yemekten sonra onlara söylemesi gerekir.

146- Ariyet alınan şey necis olur ve sahibinin onu yeyip içmede kullanacağı bilinirse, ona söylenilmesi farzdır.

147- İyiyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilen bir çocuk, bulûğ çağı yakın olsa bile necis bir şeyi yıkadığını söylerse onu yeniden yıkamak gerekir; ama elinde bulunan bir şeyin necis olduğunu söylerse, farz ihtiyat gereği o şeyden kaçınmak gerekir. Ancak bulûğ çağı yaklaşmış olan bir çocuğun sözlerinin geçerli ve muteber oluşu, uzak bir görüş değildir.

TEMİZLEYİCİ ÇEŞİTLERİ

148- On şey necaseti temizler ve onlara mutahhirat (=temizleyiciler) denir:

1) Su.

2) Yer.

3) Güneş.

4) Hâl değişme (=istihâle).

5) İntikâl.

6) İslâm.

7) Tabeiyet.

8 ) Necasetin giderilmesi.

9) Necaset yiyen hayvanı temizleme usûlü (=istibrası).

10) Müslümanın [bir süre] görünmemesi.

Bunlarla ilgili hükümler ayrıntılarıyla ilerideki konularda açıklanacaktır.

1- Su

149- Su, dört şartla necis bir şeyi temizler:

1) Mutlak olmalı. O hâlde gülsuyu ve salkım söğütten çıkarılan esans gibi muzaf su, necis bir şeyi paklamaz.

2) Pak olmalı.

3) Necis bir şeyi yıkarken mevcut su, muzaf suya dönüşmemeli ve onun renk, tat ve kokusundan biri, necaset vasıtasıyla değişmemeli.

4) Necis bir şeyi yıkadıktan sonra, onda necasetin kendisi kalmamalı.

Necis olan bir şeyin az su ile yani çok su miktarından az suyla paklanmasının diğer bir takım şartları da vardır ki bunlara sonraki konularda değinilecektir.

150- Necis bir kabın az su ile üç defa yıkanması gerekir. Hatta çok su ve akarsuda gerçi bir defa yıkamanın yeterli olacağı görüşünün, bize göre daha tercih edilir bir görüş olmasına rağmen üç defa yıkamak, ihtiyata uygundur. Ancak bir kabı köpek yalamışsa ya da o kaptan su veya başka bir sıvı şey içmişse, önce temiz toprakla ovmalı ve ardından farz ihtiyat gereği iki defa çok su, akarsu veya az su ile yıkanmalıdır. Aynı şekilde köpeğin salyasının aktığı kabı da farz ihtiyat gereği yıkamadan önce toprakla ovmak gerekir.

151- Köpeğin ağzını sürdüğü kabın giriş kısmının dar olması nedeniyle toprakla ovulamazsa, mümkün olduğu takdirde bir tahta parçasının ucuna bez bağlayıp o şekilde kabı toprakla ovmak gerekir. Aksi takdirde kabın paklanmış olması kesinlik kazanamaz [ve böylece o kabın kullanılması da sakıncalı olur].

152- Domuzun, içinde sıvı bir şey içtiği kap, az su ile yedi kez yıkanmalıdır. Farz ihtiyat gereği çok su ve akarsuda da yedi kez yıkanmalıdır. Kabın toprakla ovulması gerekmez, ancak toprakla ovmak müstehap ihtiyata uygundur. Domuzun bir şeyi yalaması da farz ihtiyat gereği su içmesi hükmünü taşır.

153- Şarap vasıtasıyla necis olan bir kap, az su ile yıkanacaksa üç defa yıkanmalıdır, daha iyisi yedi defa yıkanmasıdır.

154- Necis çamurdan yapılmış veya içine necis su işlemiş olan bir testi, akarsu veya çok su içine bırakılırsa, suyun ulaştığı her yer temizlenir. Eğer onun içyüzünün de temiz olması istenirse çok su veya akarsuda, su her tarafına işleyinceye kadar bırakılmalıdır; yalnızca ıslatılması ve rutubetli olması yeterli olmaz.

155- Necis bir kabın az suyla paklanması iki şekilde olur:

1) Üç defa doldurulup boşaltılır.

2) Üç defa içerisine bir miktar su dökülür ve her defasında necis yerlerine ulaşacak şekilde su çalkalanır ve boşaltılır.

156- Kazan ve küp gibi büyük kaplar necis olduğunda, üç kez suyla doldurulup boşaltılırsa pak olur. Yine her tarafını kapsayacak şekilde yukarıdan üzerine su dökülür ve her defasında dibinde toplanan su dışarı boşaltılırsa pak olur. Ancak farz ihtiyat gereği her defasında suları dışarı çıkarmak için kullanılan kap yıkanmalıdır.

157- Eğer necis olan bakır ve benzeri şeyler eritilir ve yıkanırsa, dış kısmı pak olur.

158- İdrar vasıtasıyla necis olan bir tandırın üzerine, her tarafını kapsayacak şekilde iki kez yukarıdan su dökülürse temizlenir. İdrar dışında başka bir şeyle necis olduğunda, necaset giderildikten sonra, üzerine söylendiği şekilde bir kez su dökülürse yeterli olur. Tandırın içine bir çukur kazarak, suların orada toplanmasını sağlamak ve suyu boşaltmak ve daha sonra çukuru temiz toprakla doldurmak daha iyidir.

159- Necis bir şeyin necaseti giderildikten sonra, necis olan kısımların tamamına su ulaşacak şekilde bir kez, çok su veya akarsuya sokulursa pak olur. Farz ihtiyata göre yaygı, elbise ve benzeri şeylerin içindeki su dışarı çıkacak şekilde sıkılmaları veya hareket ettirilmeleri gerekir.

160- İdrar vasıtasıyla necis olmuş bir şey az su ile yıkanmak istenirse, bir defa üzerine su dökülüp su ondan ayrıldıktan sonra, artık o şeyde idrar kalmazsa, ikinci defa üzerine su döküldüğünde pak olur. Ancak, elbise, yaygı ve benzeri şeylerde, her defa su döküldükten sonra sıkılarak “güsale” dışarı çıkarılmalıdır. (Güsale, genelde yıkama anında ve yıkadıktan sonra yıkanan şeyden kendiliğinden veya sıkmak suretiyle akan sudur.)

161- Yemek yemeye başlamış ve domuz sütü içmemiş süt emen çocuğun idrarı vasıtasıyla necislenmiş bir şeyin üzerine bütün necis yerlere ulaşacak şekilde bir kez su dökülürse temizlenir; ama bir kez daha su dökülmesi müstehap ihtiyata uygundur. Elbise, yaygı ve benzeri şeyleri de sıkmak gerekmez.

162- İdrar dışında başka bir şey vasıtasıyla necis olan bir şeyin necaseti giderildikten sonra üzerine bir kez su dökülür ve su süzülürse temizlenir. Yine üzerine birinci kez su dökülürken necaseti giderilir ve daha sonra ikinci kez onun üzerinden su geçerse pak olur. Ancak her hâlükârda elbise ve benzeri şeylerin güsalesi dışarı çıkarılması amacıyla sıkılmaları gerekir.

163- İple örülmüş necis hasır, çok su veya akarsuya sokulursa, necaset kaybolduktan sonra pak olur.

164- Dışı necis olan buğday, pirinç, sabun ve benzeri şeyler çok su veya akarsuya sokulmakla temizlenirler. Ancak içleri necis olursa pak olmazlar.

165- İnsan necis suyun sabunun içine geçip geçmediği hakkında şüphe ederse, içinin pak olduğuna hükmedilir.

166- Pirinç, et ve benzeri şeylerin dış kısımları necis olduğunda onları bir kaba koyup üç kez üzerinden su döküp boşaltmakla pak olur ve içine konulan kap da pak olur. Ancak sıkılması gereken elbise veya başka bir şey bir kaba konulup yıkamak istenilirse, üzerine su döküldüğü her defa sıkılmalı ve kabı eğerek içinde toplanan su dökülmelidir.

167- Çivit ve benzeri bir renkle boyanmış necis bir elbise çok su veya akarsuya sokulur ve su elbisenin rengiyle muzaf suya dönüşmeden önce her tarafını kapsarsa, sıkıldığında renkli veya muzaf su süzülse bile, elbise pak olur.

168- Çok su veya akarsuda yıkandıktan sonra elbise üzerinde örneğin suyun balçığı görülürse, ancak bunun, suyun geçmesine engel olduğu ihtimali verilmezse elbise paktır.

169- Suda yıkandıktan sonra elbise ve benzeri şey üzerinde çamur veya çöğen otu parçaları görülürse, çamur ve çöğen otunun suda yıkandığı bilindiği takdirde paktır; ama necis su, çamurun veya çöğen otunun içine işlemiş olursa, çamur veya çöğen otunun dışı pak, içi necistir.

170- Necis bir şeyden necasetin kendisi giderilmedikçe pak olmaz; ama necasetin kokusu veya renginin kalmasının sakıncası yoktur. Öyleyse elbisede bulunan kan giderildikten sonra yıkanır, ancak kanın rengi kaybolmazsa paktır. Ama koku veya renk dolayısıyla necaset zerrelerinin kaldığı bilinir veya ihtimal verilirse necistir.

171- Vücutta bulunan necaset çok su veya akarsuda giderilirse, beden pak olur ve dışarı çıkıp tekrar suya girmek gerekmez.

172- Dişlerin arasına giren necis yemek, ağza necis yemeğin her tarafına ulaşacak şekilde su alıp çalkalamakla temiz olur.

173- [Necis olan] saç ve sakal fazla ise, az suyla yıkandığında güsalenin süzülmesi için sıkılmalıdır.

174- Elbise veya bedenin herhangi bir yeri az su ile yıkanırsa, yıkanan yerin bitişik çevresi (ki necis yeri yıkarken genellikle orası da necis olur); necis mahallini temizlemek amacıyla dökülen suyun bitişik çevresine akması ve necis yerin temizlenmesiyle temiz olur. Yine necis bir şeyin yanına konulan temiz bir şey de her ikisinin üzerine su dökülmesiyle temiz olur. Öyleyse necis bir parmağı yıkamak için bütün parmakların üzerine su dökülür ve necis su da hepsine değerse, necis parmağın temizlenmesiyle bütün parmaklar da temizlenir.

175- Necis olan et ve kuyruk da diğer şeyler gibi suda yıkanır [ve suyla temizlenir]. Beden veya elbise biraz yağlı olur da suyun geçmesine engel olmazsa, yine aynıdır.

176- Kap veya beden, necis olduktan sonra suyun bunlara ulaşmasını engelleyecek ölçüde yağlı olursa, yıkanıldığında ilk önce suyun bunlara ulaşmasını sağlamak amacıyla yağları giderilmelidir.

177- Necasetin kendisini bulundurmayan necis bir şey, çok suya bağlı bir musluk altında bir defa yıkanırsa pak olur. Necaseti kendisinde bulundurursa, ancak necaset musluk altında olma veya başka bir şey vasıtasıyla giderilir ve süzülen su necasetin rengini veya tadını ya da kokusunu almazsa, musluk suyuyla pak olur. Ama ondan süzülen su, necasetin tat, renk ve kokusundan birini alırsa, süzülen suda necasetin izi yani koku, renk ve tadı kalmayıncaya kadar musluk altında tutulmalıdır.

178- Bir şeyi yıkadıktan ve temizlendiğine dair kesin bilgi edindikten sonra, yıkamadan önce necaseti giderip gidermediğine dair şüpheye düşerse, yıkarken necaseti gidermeğe dikkat ve ilgi göstermişse, paktır. Ancak yıkarken, necaseti gidermek ilgi alanında değilmiş ise müstehap ihtiyat gereği, ikinci kez yıkamalıdır.

179- Üzerinden su akıtılamayan yer (toprak) necis olursa, az suyla temizlenmez. Ama ince veya iri kumla kaplı olan bir yer, üzerine su döküldüğünde, su ince ve iri kumdan ayrılıp alta geçtiğinden, az suyla temizlenir, ancak kumların altı necis kalır.

180- Taş ve tuğla döşeli yer ve suyu içine emmeyen sert yer necis olduğunda, az su ile temizlenir; ancak su akıncaya kadar dökülmelidir. Dökülen su bir delikten dışarı akarsa bütün yer temizlenir; dışarı akmazsa, suyun toplandığı yer necis olarak kalır. Böyle olmaması için suyun toplanabileceği bir çukur kazılmalı, sonra su dışarı alınmalı ve çukur da pak toprakla doldurulmalıdır.

181- Tuz taşı ve benzeri şeylerin dış kısmı necis olursa, çok sudan az miktardaki bir suyla da temizlenir.

182- Eğer erimiş necis bir şekerden kesme şeker yapılıp çok su veya akarsuya daldırılırsa temizlenmez.

2- Yer

183- Yer, ayağın ve necis ayakkabının altını üç şartla temizler:

1) Yer temiz olmalı.

2) Kuru olmalı.

3) Ayağın veya ayakkabının altında kan ve idrar gibi necaset veya örneğin çamur gibi necislenmiş bir şey olursa, yol yürümek veya ayağı yere sürtmekle giderilmelidir. Yine yer; toprak, taş, tuğla ve benzeri şeyle döşeli olmalıdır. Halı, hasır ve çimen üzerinde yürümekle necis ayak veya ayakkabının altı temizlenmez. Yol yürüme dışında başka bir şey vasıtasıyla necis olan ayak ve ayakkabı altının, yol yürümekle temizlenmesi şüphelidir [kesin değildir].

184- Necis olan ayak ve ayakkabı altının ağaçla döşenmiş bir yer veya asfalt üzerinde yol yürümekle temizlenmesi şüphelidir. Hatta temizlenmemesi, daha güçlü görüştür.

185- Ayak ve ayakkabı altının temizlenmesi için her ne kadar on beş adımdan yürümekle az veya yere sürtmekle necaset giderilirse de on beş adım veya daha fazla yürümek daha iyidir.

186- Necis olan ayak ve ayakkabı altının ıslak olması gerekmez, kuru olsa da yol yürümekle temizlenir.

187- Yol yürümekle temiz olan necis ayak veya ayakkabı altının, normalde çamura bulaşan diğer kısımları da yer veya toprağın onlara değmesiyle temizlenir.

188- Elleri ve dizleri üzerinde yol yürüyen birisinin el ve dizleri necis olursa, el ve dizlerinin yol gitmekle temizlenmesi şüphelidir. Yine bastonun alt kısmı, yapma ayakların alt kısmı, hayvanların nalı, otomobil ve fayton tekerleği ve benzerinin de yol gitmekle temizlenmesi şüphelidir.

189- Yol gittikten sonra ayağın altında veya ayakkabının altında [normalde] görünmeyen küçük necaset zerreleri kalırsa, o zerrelerin de giderilmesi gerekir; ama necasetin koku ve renginin kalmasının sakıncası yoktur.

190- Ayakkabının içi ve ayakaltının yere değmeyen kısmı, yol gitmekle temizlenmez. Çorap altının da yol gitmekle temizlenmesi şüphelidir. Ama çorabın alt kısmı deriden yapılmış olursa yol gitmekle temizlenir.

3- Güneş

191- Güneş, yeri, binayı, kapı ve pencere gibi binalarda kullanılan şeyleri ve ayrıca binanın bir parçası sayılan duvara çakılı çiviyi altı şartla temizler:

1) Necis olan şey, öylesine ıslak olmalıdır ki, başka bir şey ona değecek olursa, ıslaklığı ona geçmeli ve onu ıslatmalıdır. Eğer kuru olursa, güneş ışığıyla kuruması için ilk önce herhangi bir şeyle ıslatılması gerekir.

2) O şeyde necaset olursa, güneş ışığının ulaşmasından önce giderilmelidir.

3) Güneş ışıklarının [direkt olarak] ulaşmasını engelleyecek bir şey olmamalı. Eğer güneş ışığı perde, bulut veya benzeri bir şeyin arkasından vurarak necis olan şeyi kurutursa, o şey temizlenmez. Ama bulut, güneş ışığının ulaşmasına engel olmayacak kadar ince olursa sakıncası yoktur.

4) Necis şeyi, yalnızca güneş ışığının kurutması gerekir. Buna göre, necis olan şey, rüzgâr ve güneş ışığının etkisiyle kurursa temizlenmez. Ancak rüzgâr, “necis olan şeyin kurumasına yardım etti” denmeyecek kadar hafif olursa sakıncası yoktur.

5) Güneş ışığı, necaseti içine emmiş olan yapının iç ve dış kısmını bir defada kurutmalıdır. Öyleyse güneş ışığı necis yer ve binanın ilk seferinde dış kısmını ve ikinci defasında da iç kısmını kurutursa, yalnızca onun dış ve görünen kısmı temizlenmiş olur ve iç kısmı necis kalır.

6) Güneş ışığının ulaştığı yer veya binanın dışı ile içi arasında hava veya başka temiz bir cisim bulunmamalı.

192- Güneş ışığı, necis hasırı temizler; yine ağaç ve bitki de güneş ışığıyla temizlenir.

193- Güneş ışığı, necis yere ulaştıktan sonra, güneş ışığının ulaştığı anda yerin ıslak olup olmadığı veya yerin sadece güneş ışığı vasıtasıyla kuruyup kurumadığı hususunda şüpheye düşülürse, o yer necistir. Yine güneş ışığının ulaşmasından önce necasetin giderilip giderilmediği veya güneş ışığının ulaşmasına engel olan bir şeyin olup olmadığı konusunda şüphe edilirse necistir.

194- Güneş ışığı, necis duvara sadece bir taraftan ulaşırsa, duvarın güneş görmeyen kısmı temizlenmez. Ama duvar, güneş ışığı bir taraftan ulaşınca öbür tarafı da kuruyacak şekilde ince olursa temizlenir.

4- İstihale (Başkalaşım)

195- Necis olan bir şeyin cinsi, temiz bir şey sayılacak şekilde değişirse temiz olur ve buna “istihale=başkalaşım” denir. Örneğin necis bir ağacın yanıp kül olması veya köpeğin tuzlaya gömülüp tuza dönüşmesi gibi. Ama necis buğdayın öğütülüp un yapılması veya ekmek pişirilmesi örneklerinde olduğu gibi necis şeyin cinsi değişmezse temizlenmez.

196- Necis topraktan yapılmış olan saksı ve benzeri şeyler necistir. Necis odundan elde edilen kömürden de sakınmak gerekir.

197- Başkalaşıma uğrayıp uğramadığı belli olmayan necis bir şey necistir.

198- Şarap, kendi kendine veya içine sirke ve tuz katmak suretiyle sirkeye dönüşürse temizlenmiş olur.

199- Necis üzümden yapılan şarap, sirkeye dönüşmekle temizlenmez. Hatta şaraba bir necaset isabet ederse, sirkeye dönüştükten sonra da farz ihtiyat gereği ondan sakınılmalıdır.

200- Necis olan üzüm, kuru üzüm ve hurmadan yapılan sirke necistir.

201- Üzüm veya hurmayı küçük kırıntı ve çerçöpüyle birlikte sirke yaparlarsa zararı yoktur. Yine hurma, kuru üzüm ve üzüm sirke olmadan önce salatalık, patlıcan ve benzeri şeyleri de içine katarlarsa sakıncası yoktur.

5- Üzüm Suyunun Üçte-İki Azalması

202- Kaynar hâle gelen üzüm suyu, üçte ikisi azalıp üçte biri kalmadan önce necis değildir; ama içilmesi haramdır. Ancak sarhoşluk verici olduğu kesinleşirse haram ve necistir ve yalnızca sirke olmasıyla temiz ve helâl olur.

203- İçinde bir veya iki tane üzüm bulunan koruk salkımından elde edilen suya “koruk suyu” denir ve onda tatlılıktan bir eser bulunmazsa, kaynatıldığında temizdir ve içilmesi de helâldir.

204- Koruk veya üzüm olduğu belli olmayan bir şey kaynatılırsa, haram [necis] olmaz.

6- İntikal

205- İnsan kanı veya akıcı kana sahip olan (=kesildi-ğinde kanı sıçrayarak çıkan) hayvanın kanı, akıcı kanı olmayan bir hayvanın vücuduna nakledilir ve artık o hayvanın kanı sayılırsa temiz olur. Bu işlemin adına “İntikal” denir. Buna göre sülüğün insandan emdiği kana “sülüğün kanıdır” denmeyip “insanın kanıdır” dendiğinden necistir.

206- Bedenine konan sivrisineği öldüren bir kimse, ondan çıkan kanın bunun bedeninden mi emdiğini yoksa sineğin kendisine ait mi olduğunu bilmezse temizdir. Yine bedeninden emdiğini bildiği hâlde artık sineğin vücudunun bir parçası sayılırsa temizdir. Ama kanın emilmesiyle sineğin öldürülmesi arasındaki sürenin çok kısa olduğundan bu “insan kanıdır” denilirse ya da sineğin mi insanın mı kanıdır denildiği belli olmazsa necistir.

7- İslâm

207- Eğer kâfir, şahadeteyni getirir yani: “Eşhedu enla ilâhe illellah ve eşhedu enne Muhammeden resulullah” derse Müslüman olur. Müslüman olduktan sonra bedeni, tükürüğü, salyası ve teri temizdir. Ama Müslüman olduğunda, bedeninde necaset bulunursa giderilmesi ve yerinin yıkanması gerekir. Ancak Müslüman olmadan önce necaset giderilmiş olursa, Müslüman olduktan sonra o yeri yıkaması gerekmez.

208- Kâfir olduğu dönemde ıslak olarak bedenine değen elbisesi, Müslüman olduğu zaman üzerinde değilse necistir. Hatta bedeninde olsa bile farz ihtiyat gereği ondan sakınmalıdır.

209- İnsan, şahadeteyni getiren bir kâfirin, kalben Müslüman olup olmadığını bilmezse temizdir. Ama, kalben Müslüman olmadığını bilirse, farz ihtiyat gereği ondan sakınmalıdır.

8- Tabeiyet

210- Tabeiyet; necis olan başka bir şeyin temizlenmesi vasıtasıyla temiz olan bir necis şeyin durumuna denir.

211- Eğer şarap sirkeye dönüşürse, onu içeren kabın da şarabın kaynarken ulaştığı yere kadar olan bölümü temiz olur. Normalde üzerine konulan bez parçası veya başka şey de onun rutubetiyle necis olmuşsa, temiz olur. Hatta kaynarken taşıp kabın dış yüzeyine bulaşmışsa, sirke olduktan sonra, kabın dış kısmı da temizlenmiş olur.

212- Üzerinde ölü yıkanan tahta veya taş, ölünün avret mahalline örtülen bez, onu yıkayanın eli, yıkamada kullanılan kese ve sabun, guslün tamamlanmasından sonra temiz olur.

213- Bir şeyi yıkayan kimse, o şeyi ve elini birlikte yıkarsa, o şeyin temizlenmesinden sonra eli de temiz olur.

214- Elbise ve benzeri şeyler az su ile yıkandıklarında, üzerine dökülen suyun giderilmesi amacıyla normal şekilde sıkıldıktan sonra, geride kalan ıslaklıkları temizdir.

215- Az su ile yıkanan necis kabın üzerine dökülen suyun süzülmesinden sonra, kabın üzerinde kalan su damlacıkları temizdir.

9- Necasetin Giderilmesi

216- Bir hayvanın bedeni, kan gibi necaset veya necis su gibi necasetlenmiş bir şeye bulaşırsa, onlar giderildikten sonra hayvanın bedeni temiz olur. Yine insan bedeninin iç kısımları (meselâ, ağız ve burnun içi) böyledir. Örneğin; eğer dişlerin arasından bir kan gelir ve ağzın suyunda kaybolursa, artık ağzı su ile yıkamak gerekmez. Ancak takma dişler ağızda necis olursa, farz ihtiyat gereği onları su ile yıkamak gerekir.

217- Dişlerin arasında yemek artığı kalır ve ağız da kanarsa, eğer insan, kanın yemeğe değdiğini bilmezse, yemek temizdir. Ama kan yemeğe değerse, farz ihtiyat gereği necis olarak kabullenip ondan kaçınmalıdır.

218- İnsanın, bedenin içi mi, yoksa dışı mı olduğunu bilmediği bir yer necis olursa yıkamak gerekmez; ama yıkamak ihtiyata daha uygundur [Müstehap ihtiyata uygun olan, yıkanmasıdır].

219- Elbise, halı ve benzeri şeylere necis toz konduğunda, her ikisi de kuruysa necis olmaz; ancak toz veya elbise ve benzeri şeyler ıslaksa, tozun konduğu yerin yıkanması gerekir.

10- Necaset Yiyen Hayvanı Temizleme Usûlü

220- İnsan pisliği yemeyi alışkanlık edinmiş bir hayvanın idrarı ve dışkısı necistir. Temiz olması için istibra [=özel temizleme usûlü] uygulanmalıdır. Yani “pislik yiyendir” denilmemesi için gerekli süre içinde pislik yemesi önlenmeli ve ona temiz yiyecekler verilmelidir. Farz ihtiyat gereği pislik yiyen deve kırk gün, sığır yirmi gün, koyun on gün, ördek beş gün, tavuk üç gün pislik yemekten alıkonulmalı ve onlara temiz yiyecekler yedirilmelidir.

11- Müslümanın (Bir Süre) Görünmemesi

221- Müslümanın bedeni, elbisesi ya da ihtiyarında olan kap, halı ve benzeri şeyler necis olduğunda o Müslüman (bir süre) görünmezse, insan onu yıkadığına veya akarsuya düşmesi sonucu o şeyin temizlendiğine ihtimal verirse, ondan sakınması gerekmez.

222- Necis olan bir şeyin temizlendiği kesin olarak bilinir veya iki adil kimse temizlendiğini söylerse, o şey temizdir. Birisi, kendi ihtiyarında olan necis bir şeyin temizlendiğini söyler veya Müslüman, necis şeyi yıkarsa, onu kurallarına uygun olarak temizleyip temizlemediği belli olmasa bile yine temizdir.

223- İnsanın elbisesini yıkamak için vekil olan ve elbise de elinde bulunan kimse, elbiseyi yıkadığını söylerse, elbise temizdir.

224- Necis olan bir şeyi yıkadığında, temizlendiğine dair yakîn edinemeyen bir ruh hâline sahip olan insan, zanla yetinebilir.

İMAM HUMEYNİ

Yorum Bırak