On Binlerin İhaneti / Mehmet Yavuz Arıtürk

Yazar: beytül ahzan Tarih: 13 Ekim 2009 3.932 kez okundu Kitap Tanıtımı 2 Yorum


Kitabın Adı:On Binlerin İhaneti

Yazar: Mehmet Yavuz Arıtürk

Sayfa:199

Yayınevi: İlke


Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları

Bugün size Kerbela ile ilgili bir romanı tanıtacağım; “On Binlerin İhaneti”. Bu romanın ismini bir forumda görmüştüm.Mutlaka okuyun diye tavsiye ediyorlardı. Bende ilk bulduğum fırsatta aldım ve okudum.Gerçekten muhteşem bir kitap. Mutlaka okuyun inşaallah.  Fazla ayrıntılarına girilmese de Kerbela olayı hakkında güzel bilgiler var. Yazarın dili de çok güzel. Hiç sıkılmadan okunacak bir kitap.Kerbela olayını fazla duygusallığa girmeden anlatmış yazar.Bunu da söyleyeyim; bazı bilgiler benim inancıma göre yanlış verilmiş. Bir örnek söyleyeyim durum anlaşılsın: Benim inancıma göre Hz. Ebulfazl Abbas Kerbela günü Fırat’a su getirmeye gittiği zaman çocuklar orada susuzken ben nasıl su içerim diyerek  su içmemiştir. Ama kitapta  Hz. Ebulfazl Abbas su içiyor ve sonra pişman oluyor diye geçiyor. Ama böyle birkaç küçük farklılıklardan dolayı kitabı okumamazlık etmeyin çünkü kitaptan çok kazancınızın olacağına eminim.

Lafı uzatmadan arka kapaktaki tanıtım yazısına geçeyim:

“Çöl her zaman aynı çöl değil, hemen her gün değişir” diye devam etti sözlerine. “Tıpkı insan gibi, yepyeni bir çehreyle çıkar yolcunun karşısına. Dün bıraktığın gibi bulamazsın onu. O ise; pek az insanı bir gün önce taşıdığı gibi taşır. Hem değişir, hem değiştirir.Hele çölü ilk tanıyanlar, onu ilk kez geçenler; daha yolu yarılamamışken bir çok düşüncelerini değiştirirler. Bambaşka biri olur çıkar çölden. Ya ğişer, olgunlaşırlar ya da çöl gibi kaypaklaşır, oradan oraya savrulur, her rüzgara sinelerini açarlar.Çöl son dersini verir doğanın, ya dibine vurur adamı, ya doruklara kondurur!”

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    Selamun Aleykum
    M. Yavuz kardeşim hassasiyetiniz beni çok sevindirdi.Ama ben kitabın hatalı yerlerini yeniden yazacak kadar bilgili biri değilim.Yukarıda belirttiğim ve birkaç tane daha farklılık gözüme çarpmıştı.Ama kitabı okuyalı bir yıl olduğu için tam aklımda değil.
    Daha önce İran’dan eleştiri geldi diyorsunuz. Eleştiriler hangi yöndeydi. ?
    Üçüncü baskıdan önce kitabın düzeltilmesini çok isterim gerçekten.
    Ben de tarihçi değilim ve bu konuda asla yanlış bir bilgilendirmeye sebep olmak istemem.
    Bu konuda değerli alimlerimizden yardım almanızı öneririm…
    Üstte iletişim yazan yerden benimle iletişime geçebilirsiniz.

  2. Sevgili kardeşim beytül ahzan.

    Bir arkadaşımın haber vermesi üzerine yorumunuzu okudum.

    Kardeşim, ben bu romanı yazdıktan sonra, daha yazıcı çıktısı elimdeyken başta hem hemşerim, hem de tarihçi İhsan Süreyya Sırma hoca dahil, birçok tarihçiye gönderdim.

    Ben tarihçi değilim, yapacağım yanlış çok ağır olabilir, çünkü sözkonusu roman İmam Hüseyn’i ve onun pak ehlini anlatıyor, lütfen okuyup yanlışım varsa düzeltin dedim.

    Hiç kimse ilgilenme zahmetinde bulunmadı.

    Yayınevinin ısrarı üzerine baskıya vermek zorunda kaldım.

    İki yıl sonra İran’dan bir eleştri geldi. Ama o zaman ben özgür değildim ve yanlışımı düzeltme olanağım yoktu. Derken kitap ikinci baskısını aynı eleştriye rağmen yaptı.

    Şimdi…

    Sizden ricam, kitap üçüncü baskıya girmeden sözkonusu bölümü doğru bildiğiniz şekilde yazıp bana iletmeniz olacak. Çünkü bu kitap çok özel bir grubu anlatıyor. Ben onların karşısına hatalı bir kitapla çıkmak istemem.
    Son olarak sayın editörden ricam…. Bu yorumumu değerli kardeşime ulaştırın ve benimle ilişkiye girmesini sağlayın.
    Saygı ve sevgiyle.
    M. Yavuz