Önemli Biri!

Yazar: beytül ahzan Tarih: 9 Ağustos 2011 3.425 kez okundu Hikaye ve Kıssa 1 Yorum

Herkes gitmiş, sadece Ahmed Bezentî kalmıştı. Böylesine bir yerde sona kalmak büyük bir saadet gibiydi. İmam Rıza’nın (a.s) sesi ne kadar da insanın içini okşuyordu:

-Ahmed Bezentî!.. Sen kal!

Evet, Ahmed sona kalmıştı. Gecenin ilerleyen saatlerinde İmam’ın evinde oturmuş, üstelik bir başına İmam’a ilmî sorular soruyor, tane tane cevaplar alıyor ve bunu kayda geçiyordu.
Bir süre sonra Ahmed durdu. Kendi kendine “Artık sıkılmıştır” diye düşündü. Öyle ya, zaten gün boyu İmam’a soru sormuşlardı ve O da yılmadan cevap veriyordu. Gece olmasına rağmen bir de oturmuş, kendi de ona sorular soruyordu. “Vakit geç oldu, artık gitmeliyim, zaman soru sorma zamanı değil” diye düşündü yine. Yerinden kalktı ve İmam’a dönerek:

-Müsaadenizle efendim, artık geç oldu, dedi.

İmam Rıza (a.s) her zamanki gibi şefkatle karşısına geçip gülümsedi. Bir şey söylemedi, sadece gülümsedi. Ahmed ise karşısında adeta nurdan bir dağ görüyor gibiydi. Hayranlıkla efendisini seyrederken ansızın o gönül okşayan sesini işitti:

-Yanımızda kalmayı mı istersin, gitmeyi mi?

 Ne söyleyeceğini şaşırmıştı. “Kalmak mı?” diye irkildi. “İmam Rıza gibi bir şahsiyetin evinde, bir gece ona misafir olmak!.. Allah’ım, ne büyük fazilet!” diye düşündü. Sonra utandı. Kalmak istiyordu, ama bir türlü söyleyemiyordu. İçinden “Kalırsam ne güzel olur! Bir gece İmam’ın evinde kalmak, benim için bir ömre bedeldir. Ama bunu nasıl söylerim? En iyisi kendisine bırakayım. Böylesi daha iyi!” diye geçirdi.
İmam Rıza (a.s) ise hâlâ ona bakıyordu. Ahmed, biraz da sıkılarak cevap verdi:

-Efendimiz, siz neyi uygun görürseniz o olsun. Eğer kalın derseniz kalırım, gidin derseniz de giderim.
İmam, hiç zaman kaybetmeden cevap verdi:

-Kalırsan daha iyi olur. Geceyi burada geçir.

Ahmed sevinmişti. İçindeki mutluluk gözlerinden okunuyordu. İmam, yatağını hazırlayıp ona gösterdi:

-Bu da senin yatağın!

Sonra kapıya doğru ilerledi. Ahmed, İmam’ı seyrederken yine düşünceye daldı. Kendi kendine hayaller kurmaya başlamıştı:

-Ne kadar da önemli biri olmuşsun Ahmed! Sence bundan sonra arkadaşların sana ne diyecekler?.. Sahi… Şimdiye kadar böyle bir saadet kime kısmet olmuş ki? Demek ki hepsinden öndeyim ve iyi bir makam elde etmişim, diye düşündü.

İmam ona “Allah’a ısmarladık” demişti ama o hâlâ kendi kendine konuşuyordu. Kapı tekrar açılınca bir anda İmam’ın gölgesini yanında buldu. Mum ışığının loş atmosferi altında kurduğu hayallerden sıyrılıp şaşkın bakışlarla İmam’a odaklandı. İmam yavaşça yanına eğilip elini eline aldı ve samimiyetle, hafifçe sıktı. Ahmed, bu sevginin verdiği duyguyla gözyaşlarına hâkim olamadı.
İmam, Ahmed’in gözyaşları arasında konuşmaya başladı:

-Ey Ahmed, bir gün Emirülmüminin Ali (a.s), samimi dostlarından biri olan Sasaa b. Savhan’ın ziyaretine gitmişti. Kalkma vakti geldiğinde ona dedi ki: Ey Sasaa! Sakın seni ziyaret ettiğim için başkalarına karşı gururlanmayasın ve seninle görüştüm diye kendini onlardan üstün görmeyesin! Yalnız Allah’tan kork ve yalnız ondan çekin. Sadece Allah rızası için alçakgönüllü ol ki o da seni yüceltsin!

Ahmed şaşakalmıştı. İmam son kez elini sıkıp yanından ayrıldı. Onun ardından Ahmed de yerinden doğrulup gözünü aya ve yıldızlara dikti. O, efendisinin kendisine ne demek istediğini gayet iyi anlamıştı. Hâlâ ona hayrandı. Aya baktığında yine onun yüzünü görüyordu sanki. Sahi, dedi; benim İmam’ım ne kadar da aya benziyor!..

Yorum Bırak

  1. esma dedi ki:

    HİKAYELER COK GUZEL VE ETKİLİYİECİ