Onların Bayramı Böyleydi Ya Sizinki Nasıl?

Yazar: beytül ahzan Tarih: 10 Ocak 2010 1.9K kez okundu Yazı ve Makale 2 Yorum

Medine’de bir ev.Vefasızlar arasında en vefalı,insanlar arasında en sadakatli kimselerin yaşadığı bir ev.Küçük ama büyük insanların yaşadığı bir ev.Babaları vefa ve şefkatte,anneleri ise sabır ve sadakatte insanlar arasında eşi benzeri bulunmayan birisi.Birde ay parçası sayılacak kadar masum ve sevecen iki çocuk.Aylardan rahmet,günlerden ise arefe.Yarın bayram.

Medine sokaklarında bayram telaşı,büyüklerin alışveriş içerisinde bulunduğu,küçüklerin ise pazarlarda sevinç naraları atarak oynadıkları bir şehir.
Ve günlerden arefe,evin babası vaktinin çoğunu fedek hurmalıklarında  kuyu kazarak geçiriyor, annesi ise ev işlerini yapmaktan beli bükülmüş,su taşımaktan omuzlarına su kırbasının izi çıkmış durumda.Çocuklar ise Medine sokaklarından akranlarının sevincine ortak oluyorlar.

Vakit öğleden sonra,iki çocuk biraz sevinçli birazda buruk şekilde terk ediyorlar Medine sokaklarını.Gün batmadan evlerinin yolunu tutuyorlar.Çok geçmeden küçük ve sade evlerine varıyorlar.Anne,kapıyı açarak tebessümle karşılamakta çocuklarını.Yorgunluğunu bir nebze de olsa çocuklarına bakarak geçirmekte.

Çocuklar merak içinde anneleri ile bir daha  göz göze gelmeyi umut ediyorlar.Oysa anne ev işleri ile meşgul.Vakit geçmeden,çocuklardan küçük olanı soruyor;Anne,yarın bayram,herkes yeni elbiseler içerisinde Medine sokaklarında geziniyor.Herkes elbiselerini arkadaşlarına gösteriyor.”Bakın bunu babam aldı,bakın bunu annem aldı bana” diyorlar.Anne,bizim elbiselerimiz nerede?

Anne,bu soru karşısından biraz muzdarip aynı zamanda temkinli.Çocuklarının üzüntülerini anlamışçasına yanına varıp o iki ay parçası çocuğu kucağına alıyor.
“sizin elbiseleriniz terzide, merak etmeyin akşam siz uyurken terzi getirecek.sabah kalktığınızda yeni elbiselerinizi giyinip sizde arkadaşlarınızla bayramlaşmaya gideceksiniz.diyerek avutmaya çalışmakta.

Vakit akşam.Baba geliyor huzur bulduğu ve her gece pirlerin uğradığı kendi evine.O da günün yorgunluğunu iki çocuğunu kucağına alarak unutmaya çalışmakta.Merhamet ve şefkatle okşarken çocuklarının başını,günlerinin nasıl geçtiğini soruyor.

Çocuklar,annelerine söylediklerinin aynısını babalarına söylemekteler.yarın bayram,herkes yeni elbiseler içerisinde Medine sokaklarında geziniyor.Herkes elbiselerini arkadaşlarına gösteriyor.”Bakın bunu babam aldı,bakın bunu annem aldı bana” diyorlar.Baba,bizim elbiselerimiz nerede?

Baba,ile anne göz göze geliyorlar.Ve anne bir kez daha müdahele ediyor,”sizin elbiseleriniz terzide, merak etmeyin akşam siz uyurken terzi getirecek.

Bir umutla akşam yemeğine oturuyorlar çocuklar.Kişi başı bir parça ekmek ve biraz tuzla arefeyi geçiriyorlar.Az sonra dede geliyor bu mutluluk yuvasına,çocuklar son bir kez de dedelerine soruyor elbiselerini.Dedeleri de olumlu cevap vererek,umutlanmalarına neden oluyor.

Vakit ilerlemekte.Çocuklar,büyük bir umut ve sevinç ile yataklarına giriyorlar.Yarının hayalini kurarak ve elbiselerinin renklerini merak ederek.

Vakit gece yarısı,anne,ibadetle meşgul.namaz sonrası kafasını meşgul eden ise,çocuklarının soruları.Onları avutmak için elbiselerinin terzide olduğunu söylemiş ancak onlara elbise alacak para ve dikecek kumaş bile yoktu.

Az sonra uyanıyor çocuklardan birisi,soruyor anneye,”Anne,elbiselerimiz geldi mi?

Anne,”gelmedi daha ama sabaha kadar hazır olacağını” söyledi.

Ve sabah,yani bayram,kalkıyorlar büyük sevinç ve umut ile yataklarından.Gözleri onlara büyük haberi verecek annelerini arıyor.Ancak,annelerini evde bulamıyorlar.evden dışarı çıktıklarında,kapı önünde annelerini görüyorlar.

Tekrar soruyorlar,“Anne elbiselerimiz terziden geldi mi?”
Anne,o iki çocuğu ellerinden tutarak evin içerisine götürmeye çalışıyor ve “sabredin birazdan terzi getirecek” diyor.Ancak,çocuklar dışarıdaki mutluluk gösteriminden kendilerini alamıyorlar.

Günlerden bayram,Medine sokakları bayram kuşatması altında,büyükler bayramlaşmadayken çocuklar yeni elbiseleri ile ellerindeki şekerleri paylaşıyorlar.

Huzur evinin iki incisi,kapı önünde annelerine,”Bak anne,o elbiseyi ona babası almış,bak şunu da annesi almış,ne kadar güzel değil mi anne?acaba bizimkilerde bu kadar güzel mi?

Annenin gözünden yaşlar akmakta ve bunları o iki çocuğundan gizlemekte.Anne ve çocuklarının bayram alanına kendilerini kaptırdıkları sırada,kapı önünde fazla uzun boylu olmayan,güneş altından kalmaktan yüzü esmerleşen bir genç beliriyor.Selam vererek ellerinde geniş bohçaya sarılmış bir paketi anneye uzatarak,bunlar sizin hazır olması için terziye verdiğiniz kumaşlar.onları en güzel şekilde hazırladık.

ve az sonra o gençte bayram alanına karışmakta.Çocuklar sevinç ile paketi açarken,yeni elbiselerinin heyecanı ile sevinirken, anne ise yaşadıkları karşısında hayretini ve gözyaşlarını saklayamıyor.

Çocuklar annelerinin ağladıklarını göremeyecek kadar heyecanlı.Anne ve iki çocuğu eve girip yeni elbiselerini giyinip kuşandığında,bayram için dedelerinin de geldiğini fark ediyorlar.

çocuklar,”dedeciğim elbiselerimiz gecikmeseydi biz seni ziyarete gelecektik” diyorlar.
dede ise tebessüm ile o iki inciyi kollarına alıp koklayıp öpüyor.

Medine’de bir ev.Vefasızlar arasında en vefalı,insanlar arasında en sadakatli kimselerin yaşadığı bir ev.Küçük ama büyük insanların yaşadığı bir ev.Babaları Allah’ın velisi Ali(a.s) anneleri Allah’ın Kevseri,o iki inci tanesi Hasan ve Huseyin (a.s) ve Resulullah (s.a.a) dedeleri.

az sonra Resulullah Hz.Fatıma’ya soruyor,Kızım, bu elbiseleri kimin getirdiğini biliyor musun?
Fatıma (a.s) ashaptan bir genç diye cevap veriyor.
Resullulah (s.a.a)”vallahi o Allah’ın meleği Cebrail(a.s) idi.

Ve Resulullah(s.a.a)Hasan ve Huseyin (a.s)ı kucağına alarak,onları öpüp şöyle diyordu.Ne mutlu size,şüphesiz Allah da Resul’ü de ve tüm melekleri de sizi seviyor.

Allah ol dedi her şey hazır oldu
İnsanların hayal bile edemeyeceği malzemeler bulundu
İstedi ki,üzülmesin nur incisi Hasan ve Huseyn
Büyük bir sevinçle,tüm melekler bu işi yapmaya koyuldu.

Fatih KAHRAMANİ


Yorum Bırak

  1. merziyye dedi ki:

    zaten mübareklere yaraşır bir hareket

  2. Fatıma Zehra dedi ki:

    BİSMİLLAH…

    HAKİKATEN HAYRANLIKLA OKUDUM

    VE KENDİMDEN UTANDIM 🙁