Rabbani Öğütler / Musa Aydın

Yazar: beytül ahzan Tarih: 30 Mayıs 2010 3.5K kez okundu Kitap Tanıtımı 20 Yorum

Kitabın Adı: Rabbani Öğütler

Hazırlayan: Musa Aydın

Sayfa:88

Yayınevi: Tuba


Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları

Musa Aydın hocamızın derlediği bu kitap 3 bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Allah’ın Hz. Peygamber’e (saa) öğütlerini, ikinci bölüm Hz. Peygamber’in (saa) Hz. Ali’ye (as) öğütlerini, üçüncü bölüm ise Hz. Ali’nin (as) Kumeyl’e öğütlerini içeriyor. Üçüncü bölümün başında Kumeyl’in (ra) hayatından kısaca bahsediliyor…

Çok güzel bir kitap. Okumanızı tavsiye ederim.

Allah’ın Peygamber’imize (saa) öğütlerini içeren bölümden 17. öğüdü yazayım:

“Ya Muhammed, benim (rızam) yolunda birbirlerini sevenler, benim yolumda birbirine acıyıp şefkat gösterenler, benim yolumda dostça birbirleriyle ilişki kuranlar ve bana güvenip tevekkül edenler benim muhabbetimi hak etmişlerdir. Muhabbetimin ise bir alamet ve nişanesi yoktur. Onlar için alametlerden birini kaldırdığımda diğer birini bırakırım. Onlar mahlûkata benim onlara baktığım gözle bakar, hacetlerini halka sunmazlar (ihtiyaçlarının giderilmesini ancak Allah’tan siler, O’na yalvarırlar). Karınları helal mal yediklerinden hafiftir; dünyadaki nimet ve saadetleri ise benim zikrim, sevgim ve onlardan razı oluşumdur.” [Sayfa:16]

Yorum Bırak

  1. beytül ahzan dedi ki:

    106- “Ya Ali, İslam dini çıplak bir insana benzer. Onun libası haya, süsü vefa, yiğitliği salih amel ve direği günahtan kaçınmaktır. Her şeyin temeli vardır. İslam’ın temeli de biz Ehl-i Beyt’i sevmektir.” [Sayfa:57]

  2. beytül ahzan dedi ki:

    105- “Ya Ali, mü’min hastanın sızlayışı tesbih (subhanellah), feryadı tehlil (lailaheillallah), yatakta yatması ibadet, bir yandan bir yana dönmesi, Allah yolunda cihat sayılır. Şifa bulursa, halk içerisinde artık günahsız bir şekilde yürür (hastalıktan sonra hiçbir günahı kalmaz).”

  3. beytül ahzan dedi ki:

    103- “Ya Ali, kıyamet gününde geçmiş ve gelecek insanların tümü, keşke bize dünyada karnımızı doyuracak günlük yemekten başka bir şey verilmeseydi diye arzu ederler.”

  4. beytül ahzan dedi ki:

    102- “Ya Ali, eğer dünyanın Allah indinde bir sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı, allah ondan kafire, bir yudum su bile içirmezdi.”

  5. beytül ahzan dedi ki:

    101- “Ya Ali, Allah-u Teala dünyaya şöyle vahyetti: “Bana hizmet edene hizmet et ve sana hizmet edeni yor; zorluk ve zahmete düşür.

  6. beytül ahzan dedi ki:

    99- “Ya Ali, dünya müminin hapisi ve kafirinse cennetidir.”

  7. beytül ahzan dedi ki:

    98- “Ya Ali, birisi öldüğünde halk: “Geriye ne bırakmıştır? melekler ise: “(ahiret için) ne göndermiştir?” diye sorarlar.”

  8. beytül ahzan dedi ki:

    97- “Ya Ali, sefihlerle münakaşa etmek veya alimlerle tartışmak yahut halkı kendisine çekmek amacıyla ilim öğrenen kimse, cehennem ehlidir.”

  9. beytül ahzan dedi ki:

    83- “Ya Ali, üç şey imanın hakikatinden kaynaklanır: Zor durumlarda infakta bulunmak, kendinin aleyhine de olsa halka karşı insaflı davranmak, öğrenmek isteyen kimseye ilim öğretmek.”
    [Sayfa:52]

  10. beytül ahzan dedi ki:

    84- “Ya Ali, üç şey mümini dünyada sevindirir: Mümin kardeşleri ziyaret etmek, oruç tutana iftar yemeği vermek, gecenin son saatlerinde ibadetle meşgul olmak.”
    [Sayfa:52]

  11. beytül ahzan dedi ki:

    85- “Ya Ali, üç hasletten sakındırıyorum seni: Hased, ihtiras ve kibir.”
    [Sayfa:52]

  12. beytül ahzan dedi ki:

    93- “Ya Ali, imanın en sağlam kulpu, Allah için sevmek ve allah için buğzetmektir.”
    [Sayfa:54]

  13. beytül ahzan dedi ki:

    30- “Ya Ahmed, zahitlerin yüzü gündüzleri oruç tutmaktan ve geceleri (ibadetle geçirme) yorgunluğundan sararır, dilleri ise Allah’ın zikrinden başka bir şeye açılmaz. Sürekli heva ve heveslerine karşı çıkmaları sinelerinde yeralan gönüllerini ezik duruma getirir. Çok sustuklarından kendi nefislerini zayıflatırlar ve Allah’ın itaati yolunda durmadan çaba gösterirler. Bunları yapmalarına sebep ise cehennem ateşinin korkusu veya cennetin iştiyakı değildr; onlar göklerin ve yerin melekûtuna baktıklarında ancak Allah-u Teâlâ’nın ibadet ehli olduğunu bilirler (diye ibadete kapanırlar.); sanki melekûtun üzerinde olanı görüyorlar!” [Sayfa:22]

  14. beytül ahzan dedi ki:

    14-“Ya Muhammed, kim benim hadlerimden birini tatil ederse, bana düşmanlık yapmış ve böylece bana karşı çıkmaya kalkışmıştır.” [Sayfa:15]

  15. beytül ahzan dedi ki:

    25-“Ya Ahmed, elbisenin yumuşağını, yemeğin lezzetlisini ve yatağın yumuşak olanını kendine süs edinme (bunlardan fazla yararlanma). Zira nefs her şerrin barınağı ve her kötülüğe arkadaştır; sen onu Allah’ın itaatine o ise seni Allah’ın masiyetine sevk eder. Sana Allah’a itaat etmede muhalefet, Allah’ın hoşlanmadığını yapmada ise itaat eder. Doyduğunda azar; acıktığında şikayetçi olur. Fakirleştiğinde gazaplanır, zenginleştiğinde kibirlenir. Büyüdüğünde (beni) unutur, (belalardan) güvencede olduğunda da gaflete dalır. O (nefs) şeytanın dostudur. Nefs, çok yiyen ve üzerine yük bırakıldığında uçamayan deve kuşuna ve rengi güzel fakat tadı acı olan defne (veya zakkum) ağacına benzer.”[Sayfa:18]

  16. beytül ahzan dedi ki:

    Selamun Aleykum

    “Rabbani Öğütler” kitabından alıntı yaptığım bir konunun linki:

    http://www.ehli-beyt.org/ehlibeyt/dunya-ehli-ve-ahiret-ehli.html

  17. beytül ahzan dedi ki:

    12- “Ya Muhammed, istediğin kadar yaşa; bilahere öleceksin. İstediğin kimseyi sev; ancak (şunu bil ki) muhakkak ondan ayrılacaksın. Ve istediğin işi yap; ancak (bil ki) ona göre karşılık alacaksın. Bil ki mü’minin şerefi, geceleri (namaz ve ibadete) durmasında, izzeti ise halka muhtaç olmamaya çalışmasındadır.” [Sayfa:14]

  18. beytül ahzan dedi ki:

    13- “Ya Muhammed, daima güzel huylu ol. Zira kötü huy, dünya ve ahiret hayrını yok eder.” [Sayfa:15]

  19. beytül ahzan dedi ki:

    20- “Ya Ahmed, kulun hangi vakitte bana yakınlaştığını biliyor musun?”
    Resulullah(saa) “Hayır ya Rabbi” deyince Allah-u Teâlâ şöyle buyurdu:

    “Aç olduğunda veya secdeye kapandığında.”[Sayfa:17]

  20. beytül ahzan dedi ki:

    2- “Ya Muhammed, velilerimden (dostlarımdan) birini küçümseyip hakir düşüren kimse, hakikatte bana karşı savaşa kalkışmıştır; ben evliyamın yardımına koşmadan her husustan daha süratliyim. Mü’min kularımdan bazısını ancak zenginlik ıslah eder; (bunun için de hiç esirgemeden ona ihsanda bulunurum. Çünkü) onun durumunu değiştirip de fakirliğe sürüklersem helak olur. Ve bazılarını ise fakirlikten başka bir şey ıslah etmez; bu halinden çıkarıp da zengin edersem helak olur. Kullarımı bana yakınlaştıran şeyler içerisinde farizalar kadar bana daha sevimli olan bir şey yoktur; bana (farizaların dışında) nafilelerle de yaklaşılır; nafilelerle kulum bana o derece yaklaşır ki ben onu severim. Onu sevdikten sonra da artık onun işiten kulağı, gören gözü, konuşan dili ve tutan eli olurum. Beni çağırdığında icabet eder, benden bir istekte bulunduğunda bağışta bulunurum.” [Sayfa:10]