Sahib’uz-Zaman Camii İmamı Cafer Yücel’in Aşura Günü Yaptığı Konuşma (2009)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Aralık 2009 1.480 kez okundu Genel


Bismillahirrahmanirrahim

Resulullah vefatından önce şöyle buyurdu:”Ölümüm yakındır, yakında vefat edeceğim ebedi mülk-u mekânıma koşacağım. Ama bu ahiret yolculuğuma çıkmadan önce Rabbimin kesin bir emrini vasiyetim olarak sizlere iletmek istiyorum.

“İn huve illa vehyun yuha”.  23 yıl zahmet çekmiş, İşkenceler görmüştür, onca insanı rabbin yoluna davet etmiştir. Ümmeti başıboş sahipsiz bırakıp gidecek miydi? Bir çobanın sürüsüne yapmayacağını o ümmetine yapacak mıydı acaba? Hayır, asla böyle olmayacaktı. Sıradan bir çoban bile bunu sürüsüne yapmayacağına göre, yüce Resul da bunu ümmetine yapmayacaktı. Ümmetini sahipsiz ve başıboş bırakmayacaktı. O yüce Resul Hz. Hatice’den kalan serveti din yolunda harcadı, canını ve her şeyini İslam’ın İlerlemesi ve tüm dünyaya yayılması için adamıştı. Temkinli olmalıydı. O yüce insan, ümmeti kendisi kadar düşünen ve onlara kıyamete kadar ışık tutacak, hidayet meşalesi olacak birilerine emanet etmeliydi. Yoksa bütün zahmetleri boşa gitmiş olacaktı.

Acaba o birileri kimdi?

(Doğrudur Allah Resul’ü o günkü Müslümanlara hitaben buyurdu, ama biz  biliyoruz ki Resulullah’ın peygamberlerin sonuncusu olması itibariyle hitabı, bütün zamanlar, asırlar, insanlar ve topluluklar içindir.) 0 yüce Resul şöyle buyurdu:”Ben sizin aranızdan göçüp gideceğim, ama size iki çok önemli ve değerli emanet bırakıyorum. Bu iki emanetim asla birbirlerinden ayrılmazlar. (Siz de onları birbirlerinden ayırmayın.)

Eğer siz bu iki emanetime sahip çıkarsanız, himayeniz altına alırsanız, onları korursanız, bu iki emanetim de sizi korur. Asla sapkınlığa düşmezsiniz, doğru yolu size gösterir, yolunuza ışık tutar, hidayet meşaleniz olurlar, hak ve doğru yoldan hiçbir zaman şaşmazsınız, sapmazsınız. Bu iki emanetimden birisi Kuran’dır, diğeriyse itretim, Ehl-i Beyt’imdir.”

Değerli müminler; bu gün, bu soğukta karda kışta burada toplanmamızın nedeni peygamberimizin bize emanet bıraktığı Ehl-i Beyt’ine ve Ehl-i Beyt’inden olan şehitlerin efendisi, cennet gençlerinin efendisi, Resulullah’ın bedeninin parçası, Hz. Ali ve Hz. Zehra’nın oğulları Hz. İmam Hüseyin’dir. Bu gün bizi burada bir araya getiren onun şahadetidir.

Değerli Müslüman kardeşlerim ve Ehl-i Beyt dostları! İslam dünyası karanlık ve sisli bir dönem geçiriyordu, o dönemde yok edilme tehlikesiyle karşı karşıya gelmişti. Çünkü Peygamberin kürsüsü, hilafet makamı. Ümeyye’nin ve Ebu Süfyan’ın çocuklarının eline düşmüştü. Ebü Süfyan’ın oğlu Muaviye dine sayısızca bi’datlar yerleştirmişti. Cuma günü yerine Çarşamba günü, sarhoş ve sızmış bir halde Cuma namazını kıldırması bunlardan sadece biriydi.O Peygamberin minber ve kürsüsünden her namazdan sonra peygamberin emaneti ve Ehl-i Beyt’inden olan Hz. Hüseyin’in babası Hz. Ali’ye küfürler ve lanetler okudu ve okutturdu.Bu bidatin, “Sünnet-i Hasane”ymiş gibi temelini attı, yaklaşık yüz yıl Müslümanların camisinde Hz .İmam Ali’ye lanet okundu.Kendisinden sonra hilafet makamını oğlu Yezit’e devredecekti.Yezit ise ayakta – olduğu zamanın çoğunu sarhoşluk, ayyaşlık ,köpek   maymunlarla oynayarak geçirirdi. Uzun lafın kısası Müslümanların halifesi, lideri işte bu Yezit olacaktı, İslam dünyasını o yönetecekti.

İmam Hüseyin bir şeyler yapmalıydı. Çünkü dedesi Resulullah’ ın getirdiği din olan İslam yok oluyordu. İşte bu karanlık ve sisli dönemde, İmam Hüseyin insanlık tarihinin en büyük kıyamını başlattı. Ümeyye oğullan taralından kurutulmaya, yok edilmeğe yüz tutmuş gencecik İslam fidanını kendi canını, canlarının canını, başını, çocuklarını hatta altı aylık yavrusunu kurban vererek kanlarıyla suladılar, ona yeniden hayat verdiler, canlandırdılar.

Eğer İmam Hüseyin kıyam etmeseydi İslam adında bir din kalmayacaktı. İslam tarihin mezarlığına gömülecekti ve belki de şu an bizler bir Yahudi bir Hıristiyan bir dinsiz olacaktık. İşte bu yüzden İslam dünyasının, dünya Müslümanlarının (ki sayıları bir buçuk milyarı bulmuştur] İmam Hüseyin’e kan can ve evlat borcu vardır. Çünkü İmam Hüseyin kendi ve çocuklarının kanını, Müslümanların dinini kurtarmak için verdi, candan geçti, baştan geçti ,evladından geçti, yeter ki din kurtulsun dedi, “Eğer ceddimin dini benim şahadetimle ayakta kalacaksa ey kılıçlar doğrayın beni” dedi.
Değerli emanetçiler (Resulullah’ın bu emaneti Hüseyin’e sahip çıkanlar)! Bu Hüseyin kimdir?Bir buçuk milyar Müslüman’ın peygamberinin torunu ve onun bize emanet ettiği Ehl-i Beyt’inden biridir o.Bütün Müslümanlar (sadece şialar değil) bu emanete yani Hüseyin’e sahip çıkmalıdır.Hem Hüseyin’e kan,can ve evlat borcu vardır Müslümanların.

Burada bazı Müslümanlara biraz sitem edeceğim, neden (Şia’nın dışında) Resulullah’ın bizlere emanet ettiği Ehl-i Beyt’i ve Ehli Beyt’inden olan, Resulullah’ın bu gülünden, bedeninin parçasından (birkaç hadis dışında) bahsedilmiyor? Neden Hz. Hüseyin ve Hz. Hasan peygamberin omzundan aşağı indirilmiyor? Bu Hüseyin hiç büyümedi mi, Dedesinin hadislerini duymadı mı? İlim şehrinin kapısı, babası Hz. Ali’nin yanında büyümedi mi, savaşlara katılmadı mı, on yılı Hz. Hasan’la geçmedi mi, annesi Fatime-tu Zehra’dan hiçbir şey öğrenmedi mi, Medine’den Mekke’ye Mekke’den Kerbela’ya giderken hiç hutbe okumadı mı,dedesi Resulullah’dan hiç hadisler nakletmedi mi?

Bir de İmam Hüseyin’i, çocuklarını ve yetmiş iki vefalı yarenini vahşice, hunharca katledenlere “Hazret” .diyenler var.Nedir bunun anlamı? Varsa bir açıklaması söylesinler. Allah aşkına altı aylık yavruya bile su vermediler. Zaten susuzluktan ölecekti, ama bununla yetinmediler,vahşice üç uçlu, hem de zehirli okla babasının kucağındayken o küçücük boğazına nişan aldılar.Ok İki kulak arasını adeta yırttı kopardı. Tabir şöyledir: “Hermele’nin oku, Hüseynin en küçük erinin boğazını ZİBH etti” yani kesti kopardı. Babasının elleri kollan göğsü kanlar içinde kaldı. Elini boğazının altına tuttu, avucu yavrusunun kanıyla doldu, sonra o kanı gökyüzüne serperek şöyle dedi: “Rabbim, bu küçük kurbanı kabul eyle” Bu Kerbela’da yaşanan vahşetin milyonda biri bile değildir.

Değerli müminler ve Müslüman kardeşlerim! Soruyorum neden bu vahşete ruhsat verenlere, bu katliamı yaptıranlara HZ Makamı yakıştırılıyor ve onlara saygı duyuluyor?

Hz.Muaviye, Ali radiyallah’a lanet okuttuğun için, Sarhoş ve sızmış bir şekilde Cuma namazını Cuma günü yerine Çarşamba günü kıldırdığın İçin, Katlettiğin Müslümanlar için ve koyduğun nice bidatlar için sana teşekkür ediyoruz. Eline koluna, diline sağlık. Ona “hazret” demenin bundan başka bir açıklaması varmıdır? Ashabtan biriyse Ebu Cehil de Ebu Lehep de ashaptandır çünkü onlar da peygamberi gördüler. O zaman onlara da “hazret” diyelim?)

Hz.Yezit, insanlık tarihinde bir eşi ve benzeri daha bulunmayan bir cinayet İşlediğin için, hunharca, vahşice bir katliam gerçekleştirdiğin için, peygamberimizin emaneti olan Hüseyin’i, çocuklarını ve yarenini katlettiğin için sana minnettarız, eline sağlık, bundan dolayı seni saygıyla (hazret demekle) anıyoruz.

Acaba hazreti onlara yakıştırmanın bundan başka bir açıklaması olabilir mi?

Bir de Muharrem ayının 10. gününde tarihin en büyük olayı Kerbela’da yaşanmıştır. ResuluIlah’ın sahip çıkılması gereken emaneti. hidayet meşalesi, Ehl-i Beyt’ten biri olan Hz.İmam Hüseyin, çocukları ve ashabının din uğruna canlarını feda ettikleri gün yani Aşura günü hiçte olduğu gibi anlatılmamaktadır. İşte efendim neymiş, Aşura günü Hz. İbrahim ateşten kurtulmuş ya da Hz.Yunus balığın karnından çıkmış, yada Hz. İsa çarmıhtan kurtulup göklere çıkmış vs. vs.
Yüce peygamberimizin emanetlerine, Ehl-i Beyt’ine, Hüseyin’ine sahip çıkan değerli emanetçi kardeşlerim! Bu insafsızlık değil mi? ..Vicdansızlık değil mi? Asıl Hüseyni kıyam kalmış bir kenarda, ondan söz bile edilmiyor, siz nelerden bahsediyorsunuz?! Sizce bu, Hüseyni kıyam ve kutsal amacına gölge düşürmek değil mi? Neden Aşura’nın “aşure tatlısı” yendiği gün değil de hangi gün olduğu ve o günde yaşananlar anlatılmıyor? Neden Hüseyni kıyamın İslam dünyasına,dünya Müslümanlarına verdiği mesajlar duyurulmuyor? Medine’den Mekke’ye Mekke’den Kerbela’ya kadar her bir adımda insanlık dersi var. Aşura’nın her dakikasında, Kerbela’nın her karışında, insanlar ve Müslümanlar için dersler var. Şahadetinden sonrada mazlumsun sen ey Huseyn!

imam Hüseyin Kerbeladan bütün asırlaraffedakarlık) din uğruna gerekirse canını ver malını ver gerekirse çocuğunu ver sevdiklerini ver mesajını vermiştir.

İmam Hüseyin diyor ki; “kıyamımın sebeplerinden biri iyiliklere emretmek kötülüklerden sakındırmaktır.Görmüyor musunuz hakka uyulmuyor, batıla karşı çıkılmıyor. Ben kanımın akıtılması pahasına emr-i bil maruh nahy-i anil münker yapmağa kararlıyım.” İmam Hüseynin bu sözü bize ders değil mi?

Kerbela’da vefanın en büyük örneği İmam Hüseynin kardeşi Hz.Ebulfazl değil mi? O Fırat nehrine vardığında suyu içmedi geri döktü. “Mevlam Hüseyin ve çocukları susuzken ben bu sudan içemem” dedi ve susuz bir şekilde su tulumunu doldurup çadırlarda ki susuzlara ulaştırmak için geri dönmedi mi? Kollarını, gözünü başını bu yolda vermedi mi? Bu Bizler için vefa dersi değil mi?
İmam Hüseyin’in Kerbela’dan dünya Müslümanlarına bir başka mesajı şöyledir: “Misli la yübayiu misleh ” İmam Hüseyin; “Ben Yezid’e biat etmem” demiyor şöyle buyuruyor: “Benim gibi biri, Yezit gibi birine biat etmez.” Yani, tarih boyunca hakla batıl arasında savaş olmuştur ve bu böyle devam edecektir. Benim çizgimde olanlar hiçbir zaman Yezit’in çizgisinde olanlara biat etmeyecek , boyun eğmeyecektir.

İmam Hüseyin’in Kerbela’da şehit düştüğü “Katligâh” dediğimiz yerden düşman askerlerine en son dediği cümle şuydu: “Çadırlara saldırmayın, o kadınlar, çocuklar benim namusumdur. Namusuma saygısızlık etmeyin.Eğer dininiz yoksa, hür insanlar olun.”  Namusumuzu korumamız ve bu konuda çok hassas olmamız yönünde bize mesaj değil mi?
İmam Hüseyin Aşura günü savaşın ortasında öğlen namazını hem de cemaatle kılıyor. Bir grup imamın önünde etten duvar örüyor, kalkan oluşturuyor, diğer grup ise İmama bağlanarak namaz kılıyor. Namazlarını bitiren grup diğerleriyle yer değiştîriyorlar.Bu esnada bir kaçı şehit düşüyor.İmam Hüseyin bize, bir şey anlatmağa çalışıyor, diyor ki ; “ben bu namaz için kıyam ettim , kıyamımın amaçlarından biri namazı ihya etmektir.”

Şimdiye kadar bazı aksaklıklar ve düzensizlikler nedeniyle Aşura merasiminden sonra camilere koşup  Mevlamız İmam Hüseyin gibi namazımızı cemaatle kılamadık, ama umuyoruz ki bunun için bir tertip komitesi oluşur, bir düzenleme getirilir, önümüzdeki Aşuralarda merasim, cemaat namazlarına yetişecek şekilde programlanır.

İmam Hüseynin dünya Müslümanlarına, hatta tüm insanlığa bir mesajı da şudur:”HEYHAT MİNNEZ ZİLLEH” (Zillet bizden uzaktır) .Kerbela’da İmam Hüseyin’in bedeni oklarla, kılıçlarla, mızraklarla, taşlarla ve atların ayaklarının altında ezilerek paramparça oldu , ama İzzet ve onuruna leke sürdürmedi, zalimlere boyun eğmedi, “zalime boyun eğmek bizden uzaktı” dedi.Eğer dünya Müslümanları özelliklede Müslüman Arap ülkeleri imam Hüseyin’in Kerbela’sından gelen bu mesaja kulak assaydılar, şimdi Filistin’de durum böyle mi olurdu? Yuh olsun Arap Birliği’nize, Yuh olsun İslam Konferansı Örgütü’nüze , Gazze’de cereyan eden katliam karşısında takındığınız tavırlarınızdan dolayı   yuh olsun size! Eğer Resul’ün bu emanetine sahip çıksaydınız, onun HEYHAT MİNİM EZZİLLEH mesajına kulak assaydınız, zalimlere boyun eğmeseydiniz, kendi rahatlığınız ve çıkarlarınız için kanserli ur Siyonist İsrail’le anlaşma yapmasaydınız, bu gün Gazze’de bu katliamlar yaşanmazdı.

Allah’ın selamı, rahmeti ve mağfireti üzerinize olsun, birlik ve beraberlik içerisinde olun. (Salavat ela Muhammed ve âl-i Muhammed)

Cafer Yücel [07/01/2009]

Yorum Bırak