Sana Dair

Yazar: beytül ahzan Tarih: 24 Temmuz 2010 2.073 kez okundu Yazı ve Makale 1 Yorum

BİSMİTEALA

SELAM OLSUN ALLAH’IN HABİBİNE VE TEMİZ PAK KILDIĞI EHL-İ BEYT’E

Sana dair kelamların eksikliğini doldurmak adına söze başlayan kalemin kırıklığının anlatılmaz feryat-u figanlarından feragat ederek, ya Mevla seni gözleyenlerin yollarını sulamak adına düşen gözyaşlarımıza adını sürerek ve bir ömrü senin bir nazarına değebilmek için bekleyerek…Bismillahil hüda…

Bezm-i elest de ahd verdik bir katre sima-i mehtabın namına, bela…

Dört yol ağzı zulme çıkan yollar ey…
Ve yalınayak ve ham çarık kanamaya hazır gözyaşları nezaretinde dergahında aman dileyen feryatların sahibiyiz, el aman…
Sen ki sahibuzzaman.

Sehm saplandığından beri Ali Asğarın boğazına, dünya boğazına kadar zulüm.bir ah arşı titreten, ah.. Bu kaçıncı ah ki vaveylasız kalmış semaya yolladığımız ince bir titreyiş kuşluk vakti dünyada…

Gelişin…
Bir gün geleceksin…
Ha bir gün evvel…
Ha bir gün dün…
Bastırmalı sadist sevinç çığlıklarını Zeynebi feryadın,ey…
Düşmez mi uhdemize na-mahrem ellerin değmediği Rukayye suretinde lu’lu ve mercan hazinenden fey. “Hani babam nerde” derken titremişti ya arş-ı mecid. Ya Sen dersek. Ya Sen ey mevlamız nerdesin ey…

Amansız bir iç çekiş bastırıyorken güne sensiz elveda diyen güneşin kıvılcımlarını, yine sensiz bir günün bitişi dünya siluetinde. Halbuki sürünerek de olsa sana kavuşmayı dilemişti yamalı elbiseler içinde Kays. Nasıl da olsa geldim diyebilmek adına nasılsızız. Ya sahib-el asr, sahipsiziz ve kimsesiz…

Ey levh-i mahfuz gözlü Mevla…

Hala, kalbi kırık Kerbela toprağına düşmez mi göz pınarlarından bir damla. Bir damla ki ederine henüz icat edilmeyen bir okyanus. Gelişin bir parça da olsa can,umut ve zulmün tükenişi.

Gelsen ya bir kaylule vaktindeyken zulüm…
Bir dün gibiydi gidişin…
Bir bugün gibi buyurmaz mısın silinmeye kastedilmişken Fatımatuzzehra’nın güllerinden yansıyan ilahi tecelli…

Gel de, Hüseynin (a.s) ruz-i Kerbela’da mübarek bedenine değen mızrakların akıttığı kanın toprağa düştüğünde çıkardığı sesi dinlesin kulağına zulüm pamuğu tıkayanlar, hala elleri kanlı.

Anlatılmaya yüzü yok bi-zeban dertlerimiz,dizinin dibinde anlatmayı diledik başımız eğik.
Yüzümüzden okusan kalb-i mecruhluğumuzu ve bir tebessüm kondursan sinelerimize. Bir bilsen ne kadarda üftadeyiz seyreylemeye kirpiklerinden sızan merhamet dalgalarını. Asitane-i aliyendeyiz bir mızrak boyu.İlla Sen, yıldızların ötesinden sukut suretinde derman olursun derdimize, bilirsin aşüfte halimiz…

Bir me’va seni bildik ey Mevlamız…

Adalet tahtının tacına açılan kapıların şehrahı’sın Sen..Çünkü Sen “kun-tu kenz” sırrından geleceksin avuçlarımızdan dilediğimiz duaları aminlemeye. Echel-i cühela yönetirlerken yeğin yöntemlerle oturuş kalkışlarımızı, biz Sende dirilmek adına intizarındayız…

Bu yalnızlığın gözleri medhuş…

Ne olur gel, biçareyiz…

(İZZETTİN KIZILBULUT 13 05 2010)

Yorum Bırak

  1. ESAT KIRTAY dedi ki:

    VE GÖĞSÜMÜ YARARCASINA ZORLAYAN CESARET