Sefine, Hitte ve Yıldız Hadisleri

Yazar: beytül ahzan Tarih: 3 Nisan 2010 2.4K kez okundu Hadis Yorum Yok

Hz. Resulullah’ın, hem Ehl-i Beyt hem de Ehl-i Sünnet kaynaklarında mütevatir olarak nakledilen: “Benim Ehl-i Beyt’imin aranızdaki misali, Nuh’un gemisi gibidir, ona binen kurtuldu, binmeyen ise boğulup gitti”[1].

“Ehl-i Beyt’imin aranızdaki misali, İsrailoğulları’nın Hitte kapısı gibidir. O kapıdan geçen affedilir.” [2]

Ve: “Yıldızlar yeryüzündeki insanların gark olmaması için bir güvencedir. Benim Ehl-i Beyt’im de ümmetimin ihtilafa düşmemesinin güvencesidir. Herhangi bir Arap kabilesi onlara muhalefet ederse, İblis’in hizbinden olur” [3] mealindeki hadisleri, başta Hz. Ali (a.s) olmak üzere, Ehl-i Beyt’in İslam ümmetinin her hususta önder ve mercileri olduğunu en güzel ve açık şekilde ortaya koyup, bizlerin Ehl-i Beyt’in imametine dair inancımızı doğrulamaktadır.

Nasıl ki, Nuh’un kavminden birinin, o Hazret’in gemisinden ayrılarak başka sığınaklara gitmesi, onu helak olmaktan kurtarmadıysa, bu ümmet de Ehl-i Beyt gemisinden ayrıldığı sürece, kurtuluşa eremez ve helak olmaktan başka bir akıbeti bekleyemez.

Nasıl ki, İsrailoğulları, Allah Teala’nın tevazu alameti olarak tayin buyurduğu Hitte kapısından gayrı kapılara gittiklerinde, Allah’tan mağfiret bekleyemezlerse, bu ümmet de Ehl-i Beyt’ten koptuğu sürece, ilahi mağfiret ve affı bekleyemez.

Nasıl ki, denizde yolculuk yapan insanlar, gökteki yıldızların sayesinde doğru yollarını buluyorlarsa, bu ümmet de ancak Ehl-i Beyt’in önderliğini kabul ettiği taktirde, doğru yolu bulabilir.

Zaten bizler, başta Hz. İmam Ali olmak üzere Ehl-i Beyt İmamları’nın önderliği ve imametinden, bundan başka bir şeyi kastetmiyoruz.

Hz. Ali (a.s) ve on bir evladının imametini doğrudan ve dolaylı olarak ispatlayan ayet ve hadislerin tamamını teker-teker ele almamız ciltleri içeren kitaplar yazılmasını gerektirir. Bizim burada onların tamamını teker-teker ele almamız olanaksızdır. Hakikat arayanlar için bu kadarı da kifayet eder.

———————

[1]- Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 151, Nezm-i Dürer-üs Simteyn Zendi’nin s. 235, Yenabi-ül Meveddet s. 27, 208, Sevaik-ül Muhrika s. 184, 234, Tarih-ül Hülefa Suyuti’nin, İs’af-ür Rağibin Sabban Şafii’nin s. 109, Feraid-üs Simteyn c. 2 s. 146, 519, Mecme-üz Zevaid Haysemi Şafii’nin c. 9 s. 168, Mucem-üs Sağir Teberani’nin c. 2 s. 22, Zehair-ül Ukba Taberi Şafii’nin s. 20, Hilyet-ül Evliya c. 4 s. 306, Cami-üs Sağir Suyuti’nin c. 2 s. 132, Müstedrek-üs Sahiheyn c. 2 s. 343, Nur-ül Ebsar Şeblenci’nin s. 104 vs.

[2]- Teberani bu hadisi El-Avset adlı kitabında nakletmiştir. Yine Nebhani’nin Erbain adlı kitabı s. 216

[3]- Müstedrek-üs Sahiheyn c. 3 s. 149, Sevaik-ül Muhrika s. 91, 140, Yenabi-ül Meveddet s. 298, Feth-ül Kebir Nebhani’nin c. 3 s. 267, Müstedrek-üs Sahiheyn c. 2 s. 448, Mecme-üz Zevaid c. 9 s. 174 vs.

Etiketler:,

Yorum Bırak