Şehid-i Evvel (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 21 Mayıs 2010 1.596 kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok

[Ö. H/786, M/1365]

DOĞUM YERİ

Tarihler hicri 734′ü gösteriyordu. Lübnan’ın Cebel-i Amul bölgesi kalpleri Şii ve Ehlibeyt (a.s) sevgisiyle çarpan âşıkların yeriydi. Bu bölge ahalisinin kalbine velayet ve Ehlibeyt (a.s) sevgisinin tohumları Peygamberin (s.a.a) ve İmam Ali’nin sadık ve vefalı dostu Ebuzer el-Gifari (r.a) tarafından serpilmişti. Bu mukaddes yer büyük bir olaya şahit oldu. Güneş Cezyin kasabası üzerinden doğarak her tarafı aydınlattı. Geleceğin umudu ve fakihi gözlerini burada dünyaya açtı.[1]

Adı: Muhammed

Lakabı: Şehid-i Evvel

Babası: Ebu Muhammed Mekki

Annesi: Irak Alevilerinden Al-i Müeyye hanedanına mensup iffetli bir hanım

Dedesi: Şemsuddin olarak tanınan Şeyh Muhammed

Doğum Tarihi: hicri 734

Doğum Yeri: Cezyin Kasabası (Cebel-i Amul)

Cebel-i Amul geçmiş zamanlarda olduğu gibi günümüzde de büyük âlim ve muhaddislerin yetiştiği bir bölgedir.

Cebel-i Amul âlimlerinden bazıları:

1-Muhakkik-i Sani

2-Şeyh Lütfullah Meysi (r.a)

3-Şeyh Bahaî (r.a)

4-Şehid-i Evvel (r.a)

5-Şehid-i Sani (r.a)

6-Allame Seyyid Muhsin Emin (r.a)

6-Seyyid Abdülhüseyin Şerefuddin Amuli (r.a)

Şehid-i Evvel ve babaları Şia’nın meşhur fakihlerindendi. O, çocukluk dönemini Cezyin kasabasında geçirdi. Eğitimini ve terbiyesini âlim ve erdemli bir hanedanda aldı. Şehid-i Evvel (r.a) ilk temel eğitimini 16 yaşına kadar büyük muhakkik ve muhaddis olan babasından aldı. Ayrıca bu zaman zarfında babasının amcası Şeyh Eseduddin Saigi Cezyini’nin yanında matematik ilimlerini de öğrendi. Allame Seyyid Muhsin Emin şöyle nakleder: “Şeyh Eseduddin Saigi Cezyini döneminin büyük âlimlerinden ve matematik ilminin 13 dalında uzman bir şahsiyetti.”[2]

EVLİLİK VE ÇOCUKLARI

Muhammed b. Mekki Amuli üstadı ve babasının amcası Şeyh Eseduddin Saigi Cezyini’nin kızıyla evlendi. Şehid-i Evvel’in (r.a) hanımı Şeyh Eseduddin Saigi Cezyini’nin kızı olması hasebiyle büyük bir âlime ve fakiheydi. Şehid-i Evvel (r.a) onu övgüyle anar ve hanımların fıkhı meselelerinde ona müracaat etmelerini söylerdi. Bu mübarek evliliğin meyvesi üç erkek ve bir de kız çocuğu oldu. Çocukların her biri Şia’nın tanınmış simalarından oldular.

Şehid-i Evvel’in Çocukları:

1-Raziyuddin Ebu Talib Muhammed: Şehid Evvel’in büyük oğludur. O, âlim ve fazıl biriydi. Babası ve İbni Mueyye’den hadis naklediyordu.

2-Ziyauddin Ebu’l Kasım Ali: Şehid Evvel’in ikinci oğludur. O, güvenilir, erdem sahibi ve takvalı bir âlimdi. Babası ve diğer âlimlerden hadis naklediyordu.

3-Cemaleddin Ebu Mensur Hasan: Şehid Evvel’in küçük oğludur. Büyük muhakkik ve fakihlerdendi. Babası tarafından hadis nakletme izni almıştı.

4-Ümmü’l Hasan Fatıma: Şehid-i Evvel’in tek kızıdır. O, iffetli, mümine, âlime ve muhaddise bir hanımdı. İslam âlimleri onu saygıyla anmışlardır. Babası onunla iftihar ederek diğer hanımlara örnek olarak tanıtır ve karşılaştıkları şer’i konularda ona müracaat etmelerini söylerdi.

Şehid-i Sani şöyle naklediyor: “Üstat Seyyid Tacuddin İbni Mueyye’nin üstadımız Şehid-i Evvel, iki oğlu Muhammed, Ali ve kız kardeşleri Ümmü’l Hasan Fatıma’ya hadis rivayet etme izni verdiği kâğıdı gördüm.”

ŞEHİD-İ EVVEL’İN (R.A) HİCRETİ

Sekizinci asır Hille Havzasının en canlı dönemleriydi. Şia’nın büyük âlim ve fakihleri orada ikamet etmekteydi. İlim âşıkları her yerden oraya akın ediyordu. Özellikle Allame Hilli’nin derslerinin özel bir yeri vardı. Şehid-i Evvel (r.a) ilmini kâmilleştirmek için hicri 750′de 16 yaşlarında Şia’ların yoğun olduğu ve fakahet diyarı Hille’ye hicret etti. Cebel-i Amul’den Irak’a ilim tahsili için giden ilk âlim Şehid-i Evvel’in olduğu nakledilmiştir.[3]

Şehid-i Evvel (r.a) beş yıl Hille’de ikamet etti. Bu beş yıl içerisinde büyük fakih ve âlimlerden istifade etti.

Şehid-i Evvel’in (r.a) Hille’deki Üstatları:

1-Allame Hilli (r.a)

2-Seyyid Fahhar Musevi (r.a)

3-Seyyid Amiduddin Hüseyni (r.a)

4-Seyyid Ziyauddin Hüseyni (r.a)

5-Tacuddin İbni Mueyye-i Hasan-i (r.a)

6-Necmuddin Cafer b. Nema (r.a)

Şehid-i Evvel’in (r.a) zekâsı ve istidadı hicri 751 yılında 17 yaşlarında Allame Hilli’den içtihat ve hadis nakli iznini almasını sağladı. Şehid-i Evvel (r.a) hicri 756 yıllarında Tacuddin İbni Mueyye-i Hasan-i ve Allame Hilli’den ikinci ve üçüncü hadis nakletme izni aldı.

Şehid-i Evvel (r.a) Hille’de ikamet ederken Necef, Kerbela ve Irak’ın diğer şehirlerine giderek oradaki büyük âlim ve muhaddislerden yararlanıyordu.

VATANA DÖNÜŞ

Şehid-i Evvel (r.a) ilim ve amel silahıyla kuşandıktan sonra 755 hicride vatanı Cezyin’e geri döndü. Çünkü Şehid’in kendisi büyük bir muhakkik ve muhaddisti.

Şehid’in ilk faaliyeti Cezyin’de havza kurarak İslam ve Ehlibeyt (a.s) mektebini yayacak tebligatçılar yetiştirmeye başladı. Şehid Evvel’in (r.a) yetiştirdiği bazı tanınmış öğrenciler:

1-Raziyuddin Ebu Talib Muhammed (r.a), Şehid’in oğlu.

2-Ziyauddin Ebu’l Kasım Ali (r.a), Seyyid’in oğlu.

3-Cemaleddin Ebu Mensur Hasan (r.a), Şehid’in Oğlu.

4-Ümmü’l Hasan Fatıma (r.a), Şehid’in kızı.

5-Ümmü Ali (r.a), Şehid’in hanımı.

6-Şerefuddin Miktad b. Abdullah (r.a)

7-Seyyid Bedruddin Hasan b. Eyyüb (r.a)

8-Şemsuddin Muhammed b. Abdülala Kerek-i Amuli (r.a)

9-Zeynuddin Ebu’l Hasan Ali b. Hasan (r.a)

10-Şemsuddin Muhammed b. Necd (r.a)

Şehid-i Evvel (r.a) İslam âlimlerini ziyaret etmek ve onların tecrübelerinden istifade etmek için Dimeşk, Mısır, Filistin, Mekke ve Medine’ye yolculuk etti. 768 hicri 768′de Dimeşk’te büyük Şia filozofu Kutbuddin Razi’yi ziyaret ederek onu ilim birikiminden de istifade ederek rivayet etme izni aldı.

Şehid-i Evvel (r.a) Ehlisünnet âlimleriyle sürekli irtibat halindeydi. Onların fıkhını iyi bildiği için Sünniler dini ve mezhebi meselelerinde Şehid’ten fetva alıyorlardı.

KALICI MİRASLAR

Şehid-i Evvel (r.a) kısa ve bereketli ömrüyle fıkıh, usul, kelam, hadis, edebiyat ve şiir gibi çeşitli konularda sonraki nesillere yaklaşık 30 eser bıraktı. Şehid, kaleme aldığı her konuyu başarıyla bitiriyordu. Özellikle fıkıh alanında büyük bir ün ve istidada sahipti. Şia fıkhı denildiğinde ilk akla isim Şehid Evvel’dir. Çünkü Şia fıkhını büyük bir ustalık ve güçlü kalemiyle yazdı. Şehid-i Evvel’in en meşhur eseri “el-Lümetu’t-Dimeşkiyye” adlı fıkıh kitabıdır. Bu değerli eser tüm fıkhı konuları içeren çok geniş bir kitaptır. Kitaba birçok şerhler yazılmıştır. Ancak yazılan şerhlerin arasında en önemlisi Şehid-i Sani’nin (r.a) şerhler yazdığı “er-Ravzatu’l Behiyye’dir.” Bu iki değerli kitap asırlardır tüm Şia havzalarında ana ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Şehid-i Evvel’in (r.a) İslam âlemine bıraktığı paha biçilmez değerli eserlerden bazıları:

1-el-Makalatu’l Teklifiyye

2-el-Akide

3-el-Beyan

4-Elfiyye

5-Mecmuatü’l İcazat

6-Mecmuatü’l Şehid (30 cilt)

7-el-Bakiyatu’s-Salihat

8-Ahkâmu’l Emvat

9-Mesail-u İbni Mekki

10-el-Durusu’l Şer’iyye fi Fıkhi’l İmamiye

ŞEHİD-İ EVVEL’İN (R.A) ŞAHSİYETİ

Şehid-i Evvel (r.a) fiziki olarak zayıf ve küçük boyluydu. Ancak onun fethedilmesi güç bir kale gibiydi. O gece ibadet, gündüzleri de cihat edenlerdendi. Allah’a olan inancı tüm zorlukların ve sorunların üstesinden gelmesini sağlıyordu. Şehid-i Evvel’den (r.a) şöyle nakledilir:

“Ehlisünnet ile olan irtibatımdan dolayı tüm toplantılarıma Sünniler de katılıyordu. “el-Lümetü’t-Dimeşkiyye” kitabını yazmaya başladığımda Ehlisünnet’in bağnazlarından biri görür diye endişeleniyordum. Ancak Allah’ın yardımıyla kitap bitene kadar onlardan biriyle karşılaşmadım.” O, zor şartlar altında takiyye ile Şia fıkhını yazmaya başladı. Allah’a ve kendine olan özgüveniyle yedi günde hiçbir muhalifin haberi olmadan kitabı yazmayı başardı.

Şehid-i Evvel’in (r.a) üstadı Allame Hilli hakkında şöyle diyor: “Öğrencim Muhammed b. Mekki’nin benden istifade etmesinden ziyade ben ondan yararlandım.” Şehid-i Evvel Allame Hilli’den sonra zamanının en büyük fakihi konumundaydı. Tüm âlimler ve fakihler onun büyüklüğünü ve ilmi üstatlığını kabullenmişlerdir. Fıkıhta tıpkı Şeyh Saduk gibi Ehlibeyt hadis nakletme uzmanıydı. Usul ve akaitte Şeyh Müfid ve Seyyid Murtaza gibiydi. Münazara ve ilmi tartışmalarda ise adeta bir Şeyh Tusi’ydi.

Şehid-i Evvel uzun bir müddet Dimeşk’te ikamet etti. Orada birçok telif ve değerli eserlerini yazdı. Şehid’in taklit mercii olması, ilmi ve fazileti tüm İslam topraklarında duyulmuştu. Uzak yakın tüm Şiiler Şehid’le irtibat halindeydiler.

İlk dönemlerde İslam ülkelerinin siyasi durumu iyi değildi. Her an kargaşa ve bidatler baş gösterebilirdi. Fakat Şehid-i Evvel’in (r.a) varlığı ve toplumdaki yeri olası tehlikeleri önlüyordu. Muhammed Yalusi İslam topraklarında fitne ve bidat bayrağı açtı. Büyülü ve ustaca konuşmalarıyla bir takım saf insanları kandırarak etrafına toplamayı başardı. Peygamberlik iddiasında bulunarak yeni bir mezhep kurdu. Şehid, dindeki bu bidatin önüne geçerek bu sapık şahıs hakkında ölüm fetvası verdi.

Bu bidat ve fitnenin insanları daha fazla zehirlememesi için Dimeşk hükümetinden Muhammed Yalusi ve etrafındakileri yok etmesini talep etti. Şehid’in bu talebi üzerine Cebel-i Amul’de Muhammed Yalusi ve adamları askerler tarafından öldürdüler.

ŞEHİD (R.A) DİMEŞK ZİNDANINDA

Şehid’in evi yakından uzaktan gelen ilmi âşıklarıyla dolup taşıyordu. Kelebekler gibi o hidayet ışığının etrafında dönüp duruyorlardı. Ancak bu durum fazla sürmedi. Hicri 784′de Dimeşk hükümetinin kontrolü Çerakişe padişahlarından Berkuk’un eline geçti. Devir değişmişti. O takva ve ahlak abidesi zindana hapsedilmişti. Şehid bir yıl cehalet ve taassup bulutları arkasında kaldı. Zindana hapsedilmesinin hiçbir nedeni yoktu. Suçsuz yere ömrünün bir kısmını karanlık zindan köşelerinde geçirdi. Muhammed Yalus’un taraftarları ve bazı satılmış, Allah korkusu olmayan âlimler imza toplayarak Şehid’in dinden çıkarak mürtet olduğunu ilan ettiler. Satılmış âlimler topladıkları imzaları Dimeşk kadısına verdiler. Şehid-i Evvel (r.a) kendini savunmak için zindan köşelerinden padişaha şöyle bir şiir yazdı:

Andolsun ki hiçbir cinayet işlemedim.

Hiçbir cinayet ve günah işlemeyen niçin özür dilesin!

Yalancılar ve düşmanların sözlerine inanmayın.

Allah şahidimdir ki ben bu iftiralardan uzağım.

Benim samimi akidem; Peygamber ve onun sahabelerini sevenleri sevmektir.

Usul, fıkıh, usul-u din, Kuran ve hadis beni tanıyor.

Şehid, yazdığı bu şiirle özgürlüğünü talep ettiyse de isteği kabul edilmedi. Artık mahkeme kurulmuş, padişah ve Dimeşk kadısı da mahkeme salonuna gelmişlerdi. Duruşmada Şehid’in savunması geri çevrildi. Çünkü hüküm önceden hazırlanmıştı. Kadı: “Ben onun katlini vacip biliyorum” diyerek önceden alınan sinsi kararı açıkladı.[4]

ŞEHİD-İ EVVEL’İN (R.A) ŞEHADETİ

Şehid’in yargılanmasından sonra mahkemenin aldığı ölüm kararı Şia’nın büyük fakihi hakkında icra edildi.

Hicri 786, Perşembe 9 Cemadilevvel’de Şehid 52 yaşındayken asılarak öldürüldü.

Ümeyye Oğulları tarih boyunca saltanatlarının merkezi Şam’daki Dimeşk kalesinde, risalet ve nübüvvet ailesine büyük acılar yaşatmıştır.

Tarihte boyunca Şam, İslam dinini savunan Şia âlimlerinin şehadet yeri olmuştur. Hicri 744 yılında Şia’nın büyük âlimlerinden Şeyh Hasan Hemedani Dimeşki Şekak’in (r.a) Şam Pazarında kafası kesildi. Ali b. Fazl Halebî’nin şehadetinden sonra temiz cesedi yakıldı. Tek suçu Şia olmaktı. Hicri 776 yılında şehit edildi. Peygamber ve hanedanına saygısı olmayan bir şehir Ehlibeyt (a.s) savunucusu âlimlere işte böyle davranır.

Muaviye ve Yezit taraftarlarının başkenti olan Şam bir türlü Şia âlimlerinin varlığını kabullenemiyordu. Şehid-i Evvel’in (r.a) âlim kıyfafetlerini çıkartıp yerine şehadet elbisesi giydirdiler. O, alçak ve bedbaht biri tarafından şehit edildi. Şehit edildikten sonra temiz bedeni darağacına asılarak taşlandı ve daha sonra da yakıldı.

Onun mezarından ve bedeninden eser kalmasa da yapmış olduğu hizmet ve ilim âşıklarına bıraktığı eserlerle Şialar ve dostlarının kalbinde yaşamaktadır. Aradan uzun yıllar geçse de ismi ders kürsüleri, mescit minberleri ve medreselerde yaşamaktadır.

Selam olsun ona; mazlum yaşadı ve mazlum şehit oldu.

Selam olsun o parlak güneşe ki kanıyla İslam’ın fidanlarını yeşertti.

Selam olsun Şehid Evvel’e; şehadetiyle fıkıh ve ilme hayat verdi.

Selam olsun doğduğu ve Allah’ın katında diriltileceği güne!

———————-

[1]-Heyaru’l İmam eş-Şehidu’l Evvel, s.9-27, “Muhammed Rıza Şemsuddin.”

[2]-Ayanu’ş-Şia, c.3, s.281.

[3]-Heyaru’l İmam eş-Şehidu’l Evvel, s.57, “Muhammed Rıza Şemsuddin.”

[4]-Şehidani Rah-i Fazilet, s.139.

———————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.
Hazırlayan: Kerim Uçar

Yorum Bırak