Selam Sana Ey Putkıran

Yazar: beytül ahzan Tarih: 20 Haziran 2010 1.8K kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok


Bismillah…

Sen asırlar öncesinden gelen sabah yeliydin… Tatlı bir meltem gibi yalınayaklıları okşayan sen, bir kasırga gibi küfrü ve zulmü alt üst ediyordun… Muhammed’in rahmetini, Ali’nin yiğitliğini, Huseyn’in dirilten direnişini getirmiştin…

“Her müslüman bir kova su dökse, İsrail’i sel götürür” diye haykırıyor, ümmeti bu “kanser tümörü”ne karşı uyarıyordun… Müslümanların uyuşturulmuş bilincini açmak için o yaşlı bedenin, ama dipdiri ruhunla olağanüstü bir gayret gösteriyordun… İbrahimî baltanla yere devirdiğin o putlara meftun olanlarsa, önce şaşkın, sonrasında ise büyük bir kızgınlıkla debeleniyor, histerik çığlıklarla oraya buraya saldırıyorlardı… Sen, asla eğilip bükülmeyen bir duruş, akılları hayrete salan bir metanet ve herkesi hayran eden bir kararlılıkla, o putkıran baltanı sallamaya devam ediyordun…

Herkes şaşkındı… Nemrudî bir güce sahip Büyük Şeytan’a karşı durulabilir miydi? Onun himayesinde semiren, salyalarını onun gölgesinde mazlumlara akıtan kudurmuş canilere yan gözle bile bakılabilir miydi? 6 günde koskoca Arap ordularını yok eden cürmü küçük, heyulası büyük o lanetli zihniyetin devamı Siyonistlere kafa tutulabilir miydi? Bir buçuk milyarlık dev kitlenin bütün ruhunu korku sarmıştı… Bölük pörçük olmuş halde, her biri şeytanın bir koluyla tutsak alınmış, başı önde, bitkin ve yenik yaşayıp gidiyordu…

İşte böyle bir zamanda, Muhammedi duruşu yeniden tanıttın ümmete… Yalınayaklılarla yeni destanlara yazmaya koyuldun… Ümmetin ruhunda gizli o muazzam enerjiyi, o yenilmez ruhu yeniden dirilttin… “Heyhat minnezzille” feryadı yeniden daha gür bir seda ile salındı semalara… İzzetin adı oldun, bitkin gönüllerin enerjisi, yenik ruhların dirilişiydi imametin… Kur’an’ın hayat veren nefesini yeniden solumaya başladı kitleler, Muhammedi olmanın farkına vardılar yeniden… İşgal edilmiş zihinlerin özgürlüğü idi feryadın, ruhlarımıza sinen zillet tozlarını o şefkatli ellerinle özenle temizledin…

Bütün dünyanın birleşerek, silbaştan yeniden kurduğun gencecik bir oluşuma bütün gücüyle yüklendiğinde, ümmete şehadetin tadını anlattın, gücünü gösterdin… Özgürlüğün kan vererek, can vererek dahi sahip olunması gereken ilahi bir lütuf olduğunu öğrettin… Ve kızıla boyanmış bedenlerle, “Ahzab”ı yerle bir ettin…

Ve senin, o zor zamanlarda, o dayanılması güç şartlarda, inanılması muhal duruşunla gösterdiğin hedefler, artık birer birer fethediliyor… “Doğu’ya da, batıya da hayır, sadece İslam” diyordun… Doğu, çoktan tarihin çöplüğüne devrildi, batı ise eriyen buz parçası gibi sırasını bekliyor… O “kanser tümörü” diye vasıflandırdığın Siyonizm ise artık can çekişiyor… Senin evlatların, o şişirilmiş, büyütülmüş, “yenilmez” diye tanıtılmış Siyonist orduya öyle bir şamar çekti, öyle bir darbe indirdi ki, bütün yaldızları döküldü, bütün tılsımı kayboldu… O “yenilmez” cani, şimdi şamar oğlanına dönmüş durumda… Artık cinayetlerle de kimseyi korkutamıyor… Şehadetin, özgürlüğün ve direnişin tadına varanlar onu denize gömdüler… İsrail’in zevali çoktan başladı…

Özgürlük dininin müminleri, artık daha gür bir sesle yükseltiyorlar seslerini, zaferin ışıltısını daha net görüyorlar… Bir buçuk milyarlık dev artık uyanıyor, yerinden doğruluyor, uyuşmuş bedenine şehadetleri ile kan pompalayan yiğitleriyle destanlar yazıyor…

Ey Putkıran… Sen bizim özgürlük meşalemizsin, sen izzetli duruşumuzsun, sen lillah kıyamı yeniden öğretensin, sen Putkıran İbrahim’in, Firavunu alaşağı eden Musa’nın, Ruhları dirilten İsa’nın, rahmetin ta kendisi Muhammed’in, küfrün belini kıran Ali’nin, izzetin ve direnişin destanını yazan Huseyn’in varisisin… Sen, o beklenenin, o müminlerin izzeti, küfrün zilleti olan, adalet imamı Sahibzaman’ın habercisi ve naibisin…

Sen imamımızsın…

Ey İmam, Ey Humeyni, ey Putkıran…

Sana binlerce selam…

MUHSİN KÜÇÜKER

Yorum Bırak