Şeyh Abdulkerim Hairi (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 9 Mart 2011 2.006 kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok

[Ö. H1355, M1934]

DOĞUM YERİ

Hicri 1267 yılında Yezd’in Mehrcurd köyünde mümin ve mütedeyyin bir ailede dünyaya geldi. Babası Muhammed Cafer ona Abdülkerim ismini verdi.[1]

Abdülkerim (r.a) çocukluğunu şefkatli anne ve babasının yanında geçiriyordu. Büyümüş ve artık okul çağına gelmişti. O dönemlerde köyde mektep ve medrese olmadığı için çocuklar baba mesleği olan çiftçilikle uğraşıyordu. Allah, Abdülkerim’e lütufta bulundu. Şans yüzüne gülmüş, okuma ve yazma imkânı doğmuştu.

Bir gün akrabalarından olan Şeyh Muhammed Cafer Merhrcud onlara geldi. Abdülkerim’deki istidat ve okuma merakını görünce babasından izin alıp Erda-kan’a götürerek medreseye yerleştirdi.[2]

Abdülkerim bu yabancı şehirde geceleri Muhammed Cafer’in evinde gündüzleri de medresede kalarak uzun bir zaman tahsil etti. Gün geçtikçe derse ve Kuran’a olan alaka ve aşkı çoğalıyordu. Babasının vefatından sonra Yezd İlimler Havzasına gitti.

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ (R.A) YEZD İLİMLER HAVZASINDA

Yezd İlimler Havzası o dönemlerde ilim merkezlerinden biriydi. Beş büyük medresesiyle yakından ve uzaktan gelen ilim âşıklarını bünyesinde barındırıyordu. Necef İlimler Havzasının büyük üstadı Şeyh Murtaza Ensari’nin (r.a) yetiştirdiği üstatlar çeşitli konularda dersler veriyorlardı.

Abdülkerim (r.a), meşhur Muhammed Taki Han Medresesine giderek büyük bir heyecan ve merakla büyük üstatların derslerine katıldı.[3]

Abdülkerim (r.a), 18 yaşlarındaydı. Ziyaret aşkı onu annesiyle birlikte Necef, Kerbela, Kazmeyin ve Samerra gibi mukaddes şehirlere sürükledi.

Abdülkerim (r.a), Kerbela İlimler Havzasına giderek Ayetullah Fazil Erdekani’nin (r.a) derslerine katıldı. Birkaç yıl sonra üstandının da tavsiyesi üzerine Samerra İlimler Havzasına giderek Mirza Buzurgi Şirazinin derslerine katıldı.

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ (R.A) SAMERRA HAVZASINDA

O dönemlerde Samerra İlemler Havzasının sorumlusu büyük taklit mercii Mirzai Şirazi’ydi. Ayetullah Fazili Erdekani’ye (r.a) olan alaka ve saygısından dolayı Fazili Erdekani’nin Abdülkerim’e verdiği mektubu okuduktan sonra Abdülkerim’i evine götürdü. Onunla yakından ilgilendi. Bu genç ve dinamik talebe 12 yıl Samerra’da ikamet ederek içtihat makamına ulaştı. İlim ve tahsil yolunda yılmak bilmeyen Abdülkerim o yıl içinde Ayetullah Muhammed Taki Şirazi, Ayetullah Şeyh Fazlullah Nuri, Seyyid Muhammed Fişareki gibi büyük fakihlerin huzurundan istifade etti.

Ayetullah Mirza Şirazi’nin vefatından sonra Necef’e gitti. Fakat Kerbela İlimler Havzasının kendisine daha fazla ihtiyaç duyduğunu anlayınca Kerbela İlimler Havzasına gitti.

Kerbela İlimler Havzası eski günlerdeki ilim âşıklarının dolup taştığı ve derslerde talebe seslerinin yükseldiği havayı kaybetmişti. Bu durumu gören Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) unutulmaya yüz tutmuş ve odalarına tozlar çökmüş havzayı eski günlerine kavuşturmak için kolları sıvadı. Allah’ın lütfu ve inayetiyle kısa bir zamanda havza eski günlerine dönerek ilim âşıklarıyla dolup taştı. Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) hicri 1332 yılında İngilizlerin Irak’ı işgalinde fitne ateşlerinin Kerbela’ya sıçraması ve Erak İlimler Havzasının da onu davet etmesi üzerine İran’a giderek Erak İlimler Havzasına yerleşti.[4]

Ayetullah Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) Erak İlimler Havzasında sekiz yıl öğrenci yetiştirdi ve mercilik sorumluluğunu üstlendi.

KUM İLİMLER HAVZASININ KURULMASI

Kum şehri eskilerden beri Şia’nın ilim şehri olma unvanını taşımaktadır. Bu mukaddes şehir ismini Resul-i Ekrem’den (s.a.a) almıştır.

İsa b. Abdullah Aşeri İmam İmam Sadık’ın (a.s) şöyle buyurduğunu naklediyor Babam babasından, O’da dedesinden şöyle naklediyor; Resul-i Ekrem (s.a.a) buyurdu; Miraca giderken Cebrail beni sağ omzuna almıştı. Yeryüzünde safrandan kırmızı miskten daha hoş kokulu bir tepe gördüm. Orada başında büyük şapka olan yaşlı birinin oturduğunu fark ettim.

Cebrail’e; Safrandan kırmızı, miskten daha hoş kokulu bu tepe neresidir Diye sordum.

Cebrail; Orası senin ve halifen Ali’nin Şiilerinin şehridir. dedi.

Orada oturan yaşlı adam kimdir diye sordum.

Cebrail; O İblistir. dedi.

İblis Şiilerimizden ne istiyor diye sordum.

Cebrail; O, Şiileri Ali’nin velayet ve dostluğundan alıkoyup, günaha ve isyana sürüklemek istiyor. dedi.

Cebrail’e; Onun yanına gidelim dedim. Hızlı bir şekilde yanına gittik. İblise; Gum ya Melun yani kalk Ey Melun Şiilerimizin düşmanlarının mallarına, evlatlarına ve hanımlarına musallat ol! Benim ve Ali’nin (a.s) Şiilerinin malına, evladına ve hanımlarına musallat olma hakkına sahip değilsin. Onları kandıramazsın. Dedim.[5]

Bu mukaddes şehir tarih boyunca Şia’nın merkezi olmuştur. İmam Musa Kazım’ın (a.s) kızı Hz. Masume’nin (s.a) de oraya gelmesiyle manevi bir havaya büründü. Mukaddes Kum kenti tarihin çeşitli dönemlerde ilim merkezi oluştur. Fakat iyi bir geçmişe sahip olmasına rağmen altıncı asırdan Safevi saltanatı dönemlerine kadar canlılığını ve merkeziyetini yitirmiş, medrese ve kütüphaneleri tozlara bürünmüştü.

On birinci asırda Molla Sadra, Feyyaz-i Lahici, Feyz-i Kaşani ve Muhaddisi Kummi gibi büyük şahsiyetler ders kürsüleri kurarak az da olsa canlılık kazandırmışlardı.[6] Fakat onlardan sonra bir süre unutularak terk edildi. Kum İlimler Havzasının bu acı durumu Şeyh Abdülkerim Hairi dömemine kadar devam etti. Ayetullah Hairi hicri 1332 yılında İmam Rıza’nın (a.s) ziyaretinden dönerken Kum şehrine geldi. Birkaç gece orada kalarak Feyziyye Daru’ş-Şifa Medresesinin durumunu ve hatta medrese odalarının bazı tüccarlar tarafından depo olarak kullanıldığını gördü. Bu durum onu çok etkilemiş ve üzmüştü. Ayetullah Hairi Kum halkının daveti üzerine 1300 hicri şemsi yılında büyük oğlu Şeyh Murtaza ile birlikte Kum şehrine geldi.

Kum İlimler Havzasının kurulması Necef İlimler Havzasından asırlar önce bildirilmişti. İmam Sadık (a.s.) ikinci asırda yaranlarına Kum İlimler Havzası hakkında şöyle buyurmuştur Müminlerin Kûfe’yi boşaltıp Kum denilen bir şehire yerleşmeleri yakındır. Kum pek yakında ilim ve fazilet şehri olacaktır.[7]

Şeyh Abdülkerim Hairi’nin (r.a) çabaları ve halkın ağzında dolaşan Masum İmamların (a.s) Kum hakkındaki bu müjdeli hadisleri Kum İlimler Havzanın kurulmasına neden oldu.

Ayetullah Hairi (r.a) h.ş 1301 yılının başlarında iki ay mukaddes Kum şehrinde kalarak Ayetullah Payin şehri’nin evinde dönemin büyük fakihleri Ayetullah Bafiki, Ayetullah Kebir ve Ayetullah Feyz gibi Kum ve Tahranın ileri gelen âlim ve tüccarlarıyla toplantılar yaptı. Toplantının son kararı oy birliğiyle Ayetullah Hairi’ye bırakıldı. Ayetullah Hairi böyle hassas ve ağır sorumluluk karşısında şöyle dedi Erak İlimler Havzasını ve öğrencilerini buraya getirmenin maslahat olup olmadığı hususunda istihare etmeliyim.

Ayetullah Hairi (r.a) ertesi gün sabah namazını Hz. Masume’nin (s.a) türbesinde kılarak dua ve münacat etti. Kuran’ı Kerim’e başvurarak geleceği ve kaderi Allah’ın iradesine teslim etti. Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) Kuran’ı Kerim ile istihare etmiyordu. Bunun nedenini ise şöyle açıklıyordu; Gökyüzünde ve yeryüzünde ne varsa Allah’ı tespih ediyor ayetine benzer bazı ayetleri kesin ve dakik bilemiyorum. Ancak Kum’da ikamet etmek ve havza kurmak için Kuran’a sarılmaktan başka bir çaresi yoktu. Yaptığı istiharede Yusuf suresinin 93. ayetiyle karşılaşıyor; Şu gömleğimi alın da götürün, babamın gözlerine sürün, iyileşir, görmeye başlar. Bütün ailenizle gelin buraya.

Ayetullah Abdülkerim Hairi (r.a) bu istihareden sonra Erak’taki tüm öğrencileri Kum şehrine davet etti.[8]

Ayetullah Hairi’nin Kum şehrine yerleşmesiyle Kum İlimler Havzasının temeli atıldı. Attığı bereketli adımlarla kısa bir zamanda Kum İlimler Havzası Şia’nın İslami İlimler Merkezi oldu.

Günümüzde de o canlılığını koruyarak Avrupa, Asya, Amerika gibi dünyanın 80 ülkesinden ilim âşıkları oraya hicret ederek Al-i Muhammed’in ilim ve ahlakını öğrenmektedirler. Kum İlimler Havzası akait, tefsir, mantık, iktisat, kelam, usul, irfan, fıkıh, tarih gibi çeşitli konularda dünyanın dört bir yanından gelen öğrencilere hizmet vermektedir.

Ayetullah Hairi’nin (r.a) bereketli adımlarıyla Kum İlimler Havzasına bağlı Feyziyye, Daru’ş-Şifa, Hüccetiye, Müminiye, Han, gibi eski medreseleri ihya etti. Bu büyük âlimin sayesinde günümüzde mukaddes Kum Şehri yaklaşık 70 büyük medreseye sahiptir.[9]

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ’NİN (R.A) ESERLERİ

Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) onca uğraş ve meşguliyetin yanı sıra önemli eserler kaleme alarak gelecek nesillere hediye etti.

Eserlerinden bazıları:

1-Kitabu’s-Salât

2-Kitabu’d-Düreru’l Usul

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) bereketli yaşamı boyunca birçok öğrenci terbiye ederek İslam toplumuna kazandırdı. Özellikle zeki ve istidatlı öğrencileri himayesine alarak onlarla yakından ilgileniyordu.

Yetiştirdiği başarılı öğrencilerinden bazıları:

1-Ayetullah Uzma İmam Humeyni (r.a)

2-Ayetullah Uzma Muhammed Rıza Gulpaygani (r.a)

3- Ayetullah Uzma Muhammed Ali Eraki (r.a)

4- Ayetullah Uzma Şehabuddin Maraşi Necefi (r.a)[10]

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ (R.A) HALKIN HİZMETİNDE

Ayetullah Şeyh Abdülkerim Hairi (r.a) üstlenmiş olduğu ağır sorumluklar arasında toplumun sosyal ve siyasi sorunlarıyla ilgilenmekten de geri kalmadı.

Mazlumlara, kimsesizlere, ezilmişlere ve fakir halka hizmet etmeyi kendine ilke edinmiş ve bunu en önemli vazifesi olarak görüyordu.

Hicri şemsi 1313 yılında Kum’da yaşanan sel felaketinde etraf şehirlere haber salarak selzedelere yardım topladı. Evlerini selde kaybedenlere ev yaptırıp teslim etti. Şehre toplumun asıl ihtiyacı olan bir hastane yaptırdı. En önemli faaliyetlerinden biri de şehrin güzelliğini bozan ve şehir ortasında bulunan mezarlığı şehrin dışına intikal ettirmesiydi.

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ’NİN (R.A) ÖZELLİKLERİ

Gösterişsiz ve sade bir hayatı vardı. Talebe olduğu dönemiyle büyük bir taklit mercii olduğu dönemi arasında bir fark yoktu. Ömrünün sonuna kadar sade ve gösterişten uzak bir hayat seçti. Her haliyle daima Allah’a şükür eder, elindekiyle yetinir ve sahip olduğu az şeyleri Allah yolunda infak ederdi.

Bir gün adamın biri Ayetullah Hairi’nin oğluna değerli ve pahalı bir cübbe hediye etti. Bu hediyeden haberdar olan Ayetullah Hairi oğlunu çağırarak Ey oğlum bu cübbe sana fazladır. diyerek pahalı cübbeyi üç tane sıradan cübbeyle değiştirdi. Birini oğluna diğer iki tanesini de talebelere verdi.

Öğrencisi İmam Humeyni üstadının sade yaşantısı hakkında şöyle diyor; Şeyh Abdülkerim Hairi dünyadan göçtüğü gece evinde çouklarının akşam yemeği yoktu. 1340 yılından 1355 yılına kadar Şia âleminin tek taklit merciiydi. Bu büyük makama sahip olmasına rağmen nasıl sade ve gösterişsiz bir yaşam sürdüğünü yakından gördük. Hizmetçileriyle aynı sofrada yerde otururdu.[11]

Ayetullah Hairi’nin ahlakı özellilkelinden biri de halkla iyi geçinmesi, güler yüzlü ve az konuşmasıydı. Devamlı medreseleri gezerek öğrencilerin maddi-manevi sorunlarını öğrenir ve ihtiyaçlarını giderirdi. Medresenin etrafındaki dükkânları gezerek öğrencilerin borçlarını ödüyordu.

ŞEYH ABDÜLKERİM HAİRİ’NİN (R.A) VEFATI

Ayetullah Şeyh Abdulkerim Hairi (r.a) bir ömür faaliyet ve hizmetten sonra 73 yaşında 17 Zilkaade hicri 1355 yılında hakkın rahmetine kavuştu. Temiz bedeni Mukaddes Kum şehrinde Hz. Masume’nin (s.a) türbesine defnedildi.

——————

[1]-Mecelle-i Havza sayı.12.

[2]-Yaddaşthay-i Merhum Şeyh Murtaza Hairi, Büyük oğlu.

[3]-Tarihi Yezd, s.428, Abdülhüseyin Ayeti.

[4]-Faslname-i Yâd sayı. 17.

[5]-İlelu’ş-Şerayi, c.2, s.821 Bab. 373 h.1.

[6]-Aşinaiy-i Ba Havzai Kum, c.1, s.291, Seyyid Hüccet Ebtehi.

[7]-Gencine-i Danişmendan, c.1, s.32.

[8]-Gencine-i Danişmendan, c.1, s.287.

[9]-Aşinaiy-i ba Havza-i Kum, s.128.

[10]-Gencine-i Danişmendan, c.1, s.29, Bu kitapta 81 öğrencisinin ismi zikredilmiştir.

[11]-Kırk Hadis, s.98, İmam Humeyni.

——————–

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:,

Yorum Bırak