Şeyh Bahaî (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 5 Temmuz 2010 4.8K kez okundu Yakın Tarih 1 Yorum


[Ö. H/1030, M/1609]

ŞEYH BAHAÎ HANEDANI

Şeyh Bahaî’nin (r.a) babası İzzeddin Hüseyin b. Abdüssamed b. Muhammed b. Ali b. Hüseyin (918–984 hicri) onuncu asrın büyük fakihlerindendi. O, fıkıh, usul, hadis, rical, hikmet, kelam, matematik, tefsir, şiir, tarih, edebiyat ilimlerinde dönemin meşhur üstatlarındandı. Aynı zamanda Şehid Sani’nin (r.a) meşhur öğrencilerinden olan Şeyh Bahaî (r.a) üstadıyla çeşitli yolculuklara çıkmıştır. Üstadının şehadetinden sonra İran’ın İsfahan şehrine gelerek İslami ilimlerle meşgul oldu. Safevi şahlarından Şah Tahmasp’ın önerisiyle Kazvine giderek Şeyhü’l İslamlık makamını üstlendi. Herat ve Meşhed’te yıllarca İslam ve Şialığı tebliğ etti. Şeyh ömrünün sonlarını da Bahreyn’de İslam’ı yaymakla geçirdi.

Şeyh Bahaî’nin (r.a) dedesi Şeyh Abdüssamed’de (r.a) onuncu asrın önde gelen âlimlerinden ve Şehid Sani’nin (r.a) üstatlarındandı.[1]

Şeyh Bahaî’nin (r.a) nesebi Hz. Ali’nin (a.s) değerli ashabı Harisi Hamdani’ye dayanır. Harisi Hamdani Sıffın ve Cemel savaşlarına katılan ve son nefesine kadar mücadele eden değerli bir ashaptı.

DOĞUM YERİ

Şeyh Bahaî (r.a) 17 Zilhicce hicri 953’de de Lübnan’ın Balebek şehrinde dünyaya geldi. Babası ona Muhammed adını koydu. Muhammed okuma yazma, Kuran, ahkâm ve dini bilgileri vatanında anne ve babasının yanında öğrendi.

ŞEYH BAHAÎ’NİN (R.A) ÜSTATLARI

Şeyh Bahaî (r.a) mantık, felsefe, matematik, tıp ve astroloji gibi ilimleri çeşitli üstatların yanında okudu. Huzurlarından yararlandığı üstatlarından bazıları:

1-İzzeddin (r.a), babası.

2-Molla Abdullah b. Şehabuddin Muderris-i Yezdi (r.a)

3-Molla Ali Mazehheb (r.a)

4-Mevlana Efdal Gazi (r.a)

5-Hakimuddin (r.a)

6-Muhammed Bakır Yezdi (r.a)

7-Ahmed Kecai (r.a) [2]

ŞEYH BAHAÎ’NİN (R.A) ÖĞRENCİLERİ

Şeyh Bahaî (r.a) yıllarca eğitimle meşgul oldu. Bu yıllar içerisinde meşhur ve büyük fakihler yetiştirdi.

1-Molla Sadra-i Şirazi (r.a)

2-Molla Muhsin Feyz-i Kaşani (r.a)

3-Feyyaz Lahici (r.a)

4-Seyyid Macid Behrani (r.a)

5-Fazil Cevad Bağdadi (r.a)

6-Molla Halil Gazi Kazvini (r.a)

7-Şeyh Muhammed b. Ali Amuli (r.a)

8-Muhakkik-i Sebzivari (r.a)

9-Muhammed Salih b. Ahmed Mazenderani (r.a)

10-Muhammed Taki Meclisi (r.a)

DEĞERLİ FIRSATLAR

Şia âlimleri tarih boyunca zalim padişahların baskılarına ve eziyetlerine maruz kalmışlardır. Bazen İslam’ı tebliğ için maslahat gereği onlarla anlaşmaya oturuyorlardı. Âlimlerin padişahlardan hiçbir beklentileri ve çıkarları yoktu. İslam ve mektebin çıkarlarından başka düşünceleri yoktu.

Şeyh Bahaî’de o fedakâr âlimlerden biriydi. Safevi saltanatından nefret etmesine rağmen İslam ve mektebin çıkarı için Şeyhülislamlık makamını üstlenmeyi kabul etti.

Şeyh şiirlerinin birisinde şöyle buyurmuştur:

Ey oğlum ekmek ve helva nedir bilir misin?

Padişahlarla dostluk ve yakınlıktır

Aklı baştan, huzuru kalpten alır

Kaç kaçabildiğince padişahlardan

Bu ekmek ve helvadan ağzın tatlanmadı

Yazık oldu ey maneviyat yolcusu;

Bu kadar padişahlara ihtiram ve yakınlık senin afetin oldu.

Safevi padişahları Şialığı kendilerine resmi mezhep olarak ilan ettiler. Fakihler bu altın değerindeki değerli fırsatlardan istifade etmek için padişahların yanında yer alarak onların eliyle İslam ve mektebe hizmet ettiler. Fakihler bu fırsatları iyi değerlendirerek camiler, medreseler, kervansaraylar, ziyaret yerleri, medreseler, Aşura merasimi ve toplumsal faaliyetler için uygun yerler hazırlayarak büyük hizmetler sundular. Safevi saltanatı Şia fakihlerinin sığınağı olmuştu. Bu büyük zatların tek hedefi Ehlibeyt (a.s) ilimlerini ve Şia mektebini yaymaktı. Bu konuyla ilgili İmam Humeyni (r.a) şöyle diyor: “Bazı âlimler halkın hükümdarlara karşı olduklarını bildikleri halde fedakârlık göstererek görünüşte onların hizmetinde oldular. Ancak İslam ve mektebi yaymak için onları bir araç olarak kullandılar. Bunlar asla satılmış âlimler değildi. Bazı yazarlar bu konuda yanılgıya düşmektedirler. Çünkü o âlimlerin dini ve siyasi hedefleri vardı. Allame Meclisi, Muhakkik-i Sani ve Şeyh Bahaî gibi büyük âlimlerin hükümdarlarla irtibat ve işbirliği içinde olduğunu gören bazı yazarlar bunlar makam elde etmek için satılmış âlimlerdir dediler. Ancak bunlar nefislerini alt eden, İslam’ı ve mektebi yaymaya çalışan fedakâr mücahitlerdi.”

Şeyh Bahaî, Safevi hükümetinde görev almasına rağmen çok sade ve gösterişsiz bir şekilde yaşadı. Evi fakirler ve öksüzlerin sığınağıydı. O, hükümdar-ları hidayet etmek istiyordu. Nitekim bu hedefinde kısmen de olsa başarılı oldu.

ŞEYH BAHAÎ’NİN (R.A) SEFERLERİ

Şeyh Bahaî (r.a) bir müddet Şeyhülislamlık yaptıktan sonra bu görevi bırakarak ilmi ve araştırma seferlerine başladı. Ömrünün 30 yılını yolculuklarda geçirmiş, çeşitli şehirler ve ülkeleri gezmişti. Medrese hücrelerine kapanıp Şiilerin önderliğini bırakarak İslam ve mektebi yaymak için yolculuğun tüm meşakkatlerine göğüs gerdi. Diyar diyar gezerek hak mezhep olan Şialığı tebliğ etti.

Seferlerinin ilkine Balebek’ten İsfahan’a giderek başladı. Bilgisini geliştirmek için orayı kendine mesken edindi.

Irak ve Hicaz’ın yanı sıra diğer mukaddes şehirlere seyahat etti. Mekke ve Medine’ye müşerref oldu. Mısır’a gitti ve Keşkül adlı eserini bu yolculukta yazdı. Mısır’dan döndükten sonra Roma, Şam, Beytü’l Mukaddes ve ardında da Halep’e gitti.

Ömrünün sonlarına doğru İsfahan’a gelerek orada Şeyhülislamlık makamını üstlendi.

ŞEYH BAHAÎ’NİN (R.A) ESERLERİ

Şeyh Bahaî (r.a), uzun ve yorucu seferlerden ve İmam Ali’nin (a.s) türbesinin ve İsfahan Camiinin inşası gibi uzun çalışmalar gerektiren işlerine rağmen telif ve tasnif işlerinden de geri kalmadı. Farsça ve Arapça olmak üzere çeşitli dallarda doksana yakın eser kaleme aldı.[3]

Şeyh’in eserlerinden bazıları:

1-Miftahu’l-Felah fil Ameli’l-Yevm’i vel-Leyl

2-el-Urvetu’l-Vuska (Fatiha süresinin tefsiri)

3-Kırk hadis Şerhi (Uzmanlara göre, kendi dalinda yazılmış en değerli eserdir.)

4-Maşriku’ş-Şemseyn (Ahkâm ayetlerinin tefsirini içermektedir.)

5-Hadaiku’l-Mukarrabin (Sahife-i Seccadiye’nin tefsiri)

6-Cami’u Abbasi (Ahkâm )

7-el-İsna Aşeriyyatu’l-Hams (Ahkâm)

8-el-Fevaidu’s-Samediyye (Kardeşi Samed için yazdığı Nahiv ki-tabı)

9-Bahru’l-Hisab (Matematik konulu geniş bir kitaptır.)

10-Hulasatu’l-Hisab

11-Keşkül

12-Farsça ve Arapça şiir Divanı

13-Cebr ve Mukabil

14-Falname

ŞEYH BAHAÎ’NİN (R.A) VEFATI

Aslına bakılırsa, manevi makama sahip insanlar dünyadan göçtüklerinde ölmezler. Aksine, sonsuza dek insanların gönüllerinde yaşarlar. Onların İslam âlemine kazandırdıkları şeyler sadece hayatta oldukları zaman dilimiyle sınırlandırılamaz. Geriye bıraktıkları eserler ve yetiştirdikleri öğrencilerle insanlara sayısız hizmetler vermişlerdir.

İşte, bu insanlardan biri olan Şeyh Bahaî’de yılmadan yaptığı faaliyetler ve yetiştirdiği öğrenciler ile insanların gönlünde yaşamaktadır.

Şöyle nakledilir: “Bir gün Şeyh Bahaî (r.a) öğrencileriyle birlikte mezarlığa ziyarete gitti. Baba Rükniddin’in mezarına Fatiha okurken yürekleri yakan hüzünlü bir ses duydu. Şeyh öğrencilerine; “Sizlerde bu sesi işittiniz mi? Ne dediğini anladınız mı? diye sordu. Öğrenciler; “Hayır, biz bir ses işitmedik dediler.”

Bu olaydan sonra Şeyh’in ruh hali tamamen değişti. Devamlı dua ve gözyaşı döküyordu. Aslına bakılırsa o hiçbir zaman dua ve ibadetten geri kalmadı. Bir zaman sonra öğrencileri Şeyh’e; “Mezara gittiğimiz o gün ne işittiniz diye sordular.”

Şeyh: “O ses bana ölüme hazırlanmamı söyledi.”

Bu olay üzerinden 6 ay geçti. Şeyh 12 Şevval hicri 1030’da hakkın nidasına lebbeyk diyerek ebedi yurduna göçtü.

Temiz bedeni İsfahan’dan Meşhed’e intikal edilerek İmam Rıza’nın (a.s) türbesinin kenarında toprağa verildi.[4]Güzide öğrencilerinden olan Allame Meclisi cenazesine namaz kıldı. Cenaze merasimine yaklaşık elli bin kişi gibi kalabalık bir halk katıldı ve gözyaşları arasında defnedildi.

————————

[1]-Reyhanetu’l Edeb, c.4, s.126-129.

[2]-Fevaidu’r Razaviye, s.249.

[3]-Ayanu’ş-Şia, c.9, s.244-245.

[4]-el-Künyetu vel Elkab, c.2, s.101, Şeyh Abbas Kummi.

——————-

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar


Yorum Bırak

  1. sad dedi ki:

    safeviler özü ele şia alimi olublar.şah sefiyyedin erdebili(r.a.) özü alim olub.devlet de onun adınadır.veli şah ismail hatayi de şiaların mürşidi olub yani alimlerin alimi.evet sonrakı devirde safeviler şahları alim olmuyublar.bu da sizin safevileri yalnış tanıtmanıza sebeb deyildir.