Seyyid Cemaleddin Esedabadi (ra)

Yazar: beytül ahzan Tarih: 5 Ocak 2011 2.4K kez okundu Yakın Tarih Yorum Yok

[Ö. H/1314, M/1893]

DOĞUMU VE HEMADAN

Hemedan’ın Esedabad mahallesinde İmam Hüseyin (a.s) soyundan olan temiz bir aile yaşıyordu. Seyyid Safter bunların içerisinde sevilen ve sayılan bir âlimdi.

O, İmam Seccad’ın (a.s) torunlarındandı. Bu ilim ehli hanedan yaşadıkları bölgelerde kadılık yapmaktaydılar.

Bu hanedan halk arasında oldukça sevilen ve sayılan bir hanedandı.

Seyyid Cemaleddin Esedabadi (r.a) hicri 1254 yılının mübarek Şaban ayında temiz ve maneviyat dolu bir evde dünyaya geldi.

SEYYİD’İN (R.A) EĞİTİM

Seyyid beş yaşında anne ve babasından Kuran okumayı öğrendi. Çocukluğunun dönemlerinde Arap edebiyatı ve başlangıç ilimlerini başarıyla bitirdi.

O dönemde kabileler arasındaki etnik çatışmalar ve ihtilaflar yüzünden hicri 1264 yılında babasıyla birlikte Kazvin şehrine hicret etti. Seyyid’in Kazvin’e gelir gelmez büyük bir ciddiyetle ders ve ilim tahsiline başladı. Kısa bir zamanda Arap edebiyatı, mantık, fıkıh, usul vb. ilim dallarında görüş sahibi bir düşünür oldu. Seyyid sahip olduğu üstün zekâsıyla okuduğu dersleri tedris ediyordu.[1]

SEYYİD’İN (R.A) TAHRAN’A HİCRETİ

Seyyid (r.a) hicri 1266 yılında babasıyla Tahran’a hicret etti. O dönemlerde Tahran’ın idaresi Emir Kebir’in yönetimindeydi. Yılmak bilmeyen Seyyid biraz dinlendikten sonra kendine iyi bir üstat aramaya başladı.

Dönemin meşhur fakihi Seyyid Muhammed Sadık Tabatabai Hemedani’yi bularak, derslerine katıldı. Kısa bir zamanda derslerindeki başarısından dolayı üstadının dikkatini üzerine topladı. Üstat, Seyyid’-deki erdem ve kemalını görünce Seyyid’e kendi elleriyle cübbe giydirdi.[2] Seyyid kısa bir zamanda Tahran’nın tanınmış âlimlerinden oldu.

SEYYİD’İN (R.A) NECEF’E HİCRET

Seyyid Safter Tahran’da ikameti boyunca aziz evladının zekâsını, ahlaki erdemini, ruhundaki inceliği ve büyük fakihlerle olan ilmi bahislerini görmüştü. Bu nedenle oğlunu kendi üstadı olan Şeyh Murtaza Ensari’nin (r.a) ilim sofrasından yararlanması için ilim merkezine götürdü.

Seyyid (r.a) hicri 1266 yılında babasıyla birlikte Necef”e hicret etti. Orada dört yıl büyük fakih ve taklit mercii Şeyh Murtaza Ensari’nin yanında tefsir, hadis, fıkıh, mantık, usul, kelam, matematik, tıp, heyet ve astroloji ilimlerini öğrenerek içtihat derecesine ulaştı ve üstadı Şeyh Murtaza Ensari’den içtihat izni aldı. Seyyid’in bu ilmi başarısı ve ilmi derinliği Necef, Kerbela, Samerra gibi ilim merkezlerinde dillerede dolaşıyordu. Bazı hasetçilerin hasedinden dolayı Seyyid, üstadı Şeyh Ensari’nin emriyle hicri 1270 yılında Hindistan’ın Bambei şehrine gitti.

SEYYİD (R.A) HİNDİSTAN VE AFGANİSTAN’DA

O, 16 yaşında güvenilir ve emin bir âlimle deniz yoluyla Buşehir üzerinden Bambei şehrine gitti. Bambei, tursitk ve ticari bir sahil şehri olduğu ve ilmi bir havaya sahip olmadığı için Seyyid bir müddet sonra Hindistan’ın merkez ve ilmi şehrilerinden olan Kelket’e gitti. İki yıl bu şehirde ikamet ederek birçok büyük âlim ve muhadisle tanıştı. Hindistan halkının yaşam tarzı onların İngiliz sömürüsünde olduklarının göstergesiydi. İngiliz hükümeti Hindistan’ın bir eyaleti kadar olmamasına ve nüfusu Hindistan nüfusuna kıyasla yok denecek kadar az olmasına rağmen sinsi planlarıyla bu ülkeyi sömürerek tüm zengin kaynaklarını yağmalamayı başarmıştı.

Seyyid, ilk siyasi çalışmalarını Hindistan’da başlattı. Gece gündüz demeden ve bitmek tükenmek bilmeyen bir enerjiyle çalışarak düşman gücünü araştırıp, Müslümanların zaaf noktalarını buldu. Bu dönemlerde Afganistan İran topraklarından yeni ayrılmış ve bağımsız bir hükümet olmayı hedefliyordu. Seyyid, Afganistan’a giderek halkı İngilizlerin kirli siyasi oyun ve hilelerine karşı uyardı.

Seyyid, hicri 1273 yılında hac farizasını yapmak amacıyla Hindistan’dan ayrıldı. Hicri 1275 yılının sonlarına doğru Mekke’den Medine’ye ardından sırasıyla Ürdün, Dimeşk, Hamas, Halep, Musul, Bağdat, Necef ve doğum yeri Hemedan’a giderek Müslümanların genel durumlarının yakından inceledi. Tahran’daki siyasi durumların kritik olması nedeniyle doğum yerini terk ederek Horasan üzerinden Herat ve Kabul’a gitti.

Seyyid Afganistan’da beş-altı yıl ikamet etti. Orada ikametinde boş durmadı. Toplumsal alanlarda çeşitli faaliyetler yaptı.

Afgan siyaset adamlarını ve ülke yöneticilerini İngilizlerin perde arkasındaki kirli siyasi planlarından haberdar etti.

SEYYİD’İN (R.A) AFGANİSTAN’DAKİ FAALİYETLERİ

1-Kitap telifi ve basımı: (Tetimmetu’l Beyan fi Tarihi’l Afgan)

2-Şemsu’n-Nehar adlı gazeteyi çıkarması

3-Hükümette bakanlık kurması

4- Gönüllü halk ordusu kurmak

5-Hastane, Postane, Kervansaray vs. yaptırmak

Seyyid Afganistan’da başlattığı büyük kültürel çalışmalarla düşmanın hilelerini etkisiz kılmıştı. Seyyid Hindistan’a giderek halka konuşmalar yapmış ve onları İngiliz ve diğer istismar güçlerin tehlikesinden haberdar etti.

Bu durum fazla sürmedi. İngiliz hükümeti Seyyid’-in bu çalışmalarına seyirci kalmayarak Hindistan’dan ihraç ettirdi.

SEYYİD (R.A) MISIR’DA

Seyyid (r.a) hicri 1285 yılında Mısır’a gitti. Oradaki meşhur el-Ezher üniversitesine giderek tedrise başladı. Seyyid güzel ahlak ve ilmiyle etrafına yüzlerce öğrenci topladı. Seyyid’in oradaki ikameti 40 gün devam etti. Mısır hükümeti Seyyid’in ihracına karar verdi. Seyyid, oradan İstanbul’a gitti. Seyyid’in Türkiye’ye gelişinden haberdar olan Osmanlı padişahı önemli âlimlerinden Ali Paşa ve Fuad Paşa’yı onu karşılamaya gönderdi. Çeşitli bahaneler ileri sürülerek Seyyid İstandul’dan da çıkarılarak Mısır’a geri gönderildi. Seyyid Mısır’da Riyaz Paşayla görüşerek orada ikamet etti. Bu fırsatı iyi değerlendirerek evinde dersler vererek etrafına yüzlerce öğrenci topladı. Seyyid Mısır’da ikamet ettiği birkaç yıl içinde büyük faaliyetlerde bulundu. Gazetelere verdiği makalelerle bir yandan dâhili sömügeciler, diğer taraftan da İngiliz gibi dış sömürgecilerle mücadele ediyordu. Seyyid 17 Ramazan hicri 1296 yılında bir kez daha Mısır’dan ihraç edilerek İran’a gönderildi. Seyyid’in Mısır’daki malvarlığı olan kütüphanesi ve evine İngiliz Maliye Bakanlığı tarafından el konuldu.

Seyyid öğrencisi Ebu Turab Arif Efendi ile deniz yoluyla Cidde ve Mekke’ye giderek önemli siyasi ve ilmi şahsiyetlerle görüştü. Daha sonra tekrar Hindistan’a giderek mücadelesine devam etti. Seyyid bu defasında sömürgeci İngiletere, batı ve İngiliz taraftarı Seyyid Ahmed Han olmak üzere iki grupla karşı karşıyaydı. Seyyid, Hindistan’ın Haydarabad şehrine sürülerek evine hapsedildi. Bu sürgün döneminde kalemine sarılarak kitap yazmaya başladı. Seyyid, Haydarabad’ta gizlice “Urve” adlı bir grup kurarak Muhammed İkbal, Şevket Ali ve Muhammed Ali Cenah gibi önemli ve cesur insanlar eğitti. Fakat Seyyid bu faaliyetleri yüzünden tekrar Hindistan’dan ihraç edildi.[3]

AVRUPA’NIN KALBİNDE MÜCADELE

Seyyid Cemaleddin Esedabadi (r.a) hicri 1300 yılında Hindistan’dan ihraç edildikten sonra ilk yolculuğunu Londra’ya yaptı. Orada ikameti boyunca ilmi ve kültürel çalışmalarla meşgul oldu. Bir müddet sonra Londra’yı terk ederek Paris’e yerleşti. Artık o meşhur ve güçlü bir düşünürdü. Batılılar onu ilmi ve toplumu cehaletten aydınlığa çıkarmak için verdiği mücadelelerle aydın bir reformcu olarak tanıyorlardı.[4]

Seyyid’in Avrupa’nın kalbindeki önemli faaliyetlerini şöyle sıralayabiliriz:

1-Urvetu’l Vuska dergisini hazırlayarak İslam düşmanlarının gerçek yüzlerini ortaya çıkaran bir reformcu oldu.

2-Ernest Runan gibi meşhur Fransız ve İngiliz bilim adamlarıyla görüşerek İslami konularda münazaralar gerçekleştirmesi

VATANA DÖNÜŞ

Seyyid Cemaleddin Esedabadi (r.a) Paris ikametinden bir müddet sonra hilafet merkezi kurmak amacıyla Paris’ten Katif’e hareket etti. Ancak İran Şahı Nasiruddin Şah’ın daveti ve ısrarı üzerine hicri 1304 yılında Katif’ten Tahran’a gitti. Ama bu davet ve ısrarlar fazla sürmedi. Şah’ın etrafındaki satılmış din adamları ve vatan düşmanları onun tekrar İran’dan ihraç edilmesine neden oldular. Aynı yıl içinde hicri 1304 yılında Rusya’ya gitti. Rusya’da iki yıl ikametinde Rusya’nın İngilizlere olan düşmanlığından istifade ederek Rusya basını aracılığıyla İngiliz aleyhine propogandalar başlattı. Seyyid’in bu başarısını gören Rus hükümeti ondan Rusya’daki Müslümanların Şey-hülislamlığını üstlenmesini istedi. Seyyid onların isteklerini geri çevirerek şöyle verdi: “Ben tüm dünya Müslümanlarının savunucusuyum.” Nasiruddin Şah Avrupa şenliklerine katılmak için Rusya’ya, oradan da Paris’e giderken gittiği her yerde Seyyid’in faaliyetleri ve hizmetleriyle karşılaştı. Bu durumu gören Şah Münih’te Seyyid ile görüşerek özür diledi. Seyyid’e yeniden Tahran’a dönmesi için rica ve istirhamda bulundu. Seyyid, vatan ve milletin çıkarını düşünerek onun bu isteğini kabul ederek hicri 1307 yılında Tahran’a geri göndü. Ancak İngilizlerin hile ve oyunlarıyla altı ay sonra hicri 1308 yılında tekrar Tahran’dan ihraç edildi.

SEYYİD CEMALEDDİN ESEDABADİ’NİN (R.A) ESERLERİ

Seyyid (r.a) 10 yaşından itibaren yolculuklara çıktı. Siyasi ve kültürel alanlarda önemli mücadeleler verdi. Tüm bu uğraşlarına rağmen fırsat buldukça kalemine sarıldı ve birçok kitaplar yazdı.

Seyyid’in (r.a) eserlerini iki başlıkta toplayabiliriz:

a)Değişik konulardaki telifleri

1-Tetimmetu’l Beyan fi Tarih’i Afgan

2-el-Kaza vel Kader

3-İslam ve İlim

4-el-Va’detu’l İslamiye

b)Konuşmalar, mülakatlar, makaleler, mektuplar vs.

ESEDABAD GÜNEŞİN’İN BATIŞI

Seyyid Cemaleddin Esedabadi (r.a) Tahran’dan ihraç edildikten sonra Basra’ya gitti. Basra’da bir müddet ikamet ettikten sonra Londra’ya gitti. Londra’da İngiliz sömürgecileri ve batılı zihniyetler aleyhine makaleler ve mektuplar yazarak, İslam âlimlerini, kabile reisleri ve bilginleri istimarcıların gerçek yüzlerini ortaya çıkardı. Bu faaliyet ve tebliğatları çıkarlarına bir tehlike olarak gören İngiliz hükümeti Seyyid’in faaliyetlerine büyük kısıtlamalar getirdi.

Bu sıralarda Osmalı padişahı Abdülhamid, Seyyid’e bir mektup yazarak İstanbul’a davet etti. Seyyid, yıllardır gerçekleştirmek istediği İslami birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla hicri 1310 yılında İstanbul’a gitti.

Seyyid İstanbul’da İslami Birlik Cephesini kurarak Müslümanların kaybettiği izzetlerini tekrar geri kazandırdı. Seyyid bu hedefini gerçekleştirmek için yaklaşık dört yıl zahmet çekti. İslam âlimlerine mektuplar yazıp onların görüşlerini aldıktan sonra bu teşkilatı kurdu. Seyyid’in bu faaliyetlerini gören Sultan Abdülhamid vesveselere kapılıp makam ve saltanatının tehlikede olduğunu düşünerek hicri 1314 yılında Seyyid’i zehirleyerek şehit etti.

Seyyid’in temiz bedeni İstanbul’da Şeyhler mezarlığında defnedildi.

———————–

[1]-Esnad ve Medariki Seyyid Cemaleddin Esedabadi.

[2]-Şerhi Hal ve Asari Seyyid Cemaleddin Esedabadi, s.29-30.

[3]-Nakşi Seyyid Cemaleddin der Biydariy-i Meşrik, s.61.

[4]-Nakişi Seyyid Cemaleddin der Biydariy-i Meşrik s.22.

———————-

“Şia Alimleri Biyografisi” kitabından alıntıdır.

Hazırlayan: Kerim Uçar

Etiketler:

Yorum Bırak