Sınır Bekçileri

Yazar: beytül ahzan Tarih: 26 Temmuz 2011 Yazı ve Makale Yorum Yok



Bismillahirrahmanirrahim

İnsanlığın birçok sistem ve yöntemle farkında olmaksızın koyun sürüsü gibi istenilen yöne doğru harekete geçirildiği yada ilerlemesinin durdurulduğu bir çağda yaşıyoruz…

Hiç aramızda ‘Şu kitabı okumanı tavsiye ederim. Çok güzel bir kitap, bestseller’e girmiş veya yazarı nobel ödülü almış.’ Diye tavsiyede bulunulmayan birisi var mıdır acaba? Kurtlar Vadisi gibi ortalığın kan gölüne dönüştüğü bir filme bakarken bile;  bir bakarsınız ki Polat Alemdar elindeki kitabıyla poz verir kameralara. Aslında bu kitap reklamları bile bir nevi kurşundur ama neremize isabet eder, okuma kültürü olmayan bir milletin okuma kültürü olanlarına ne kadar kan kaybettirir Allah bilir!

Bugünlerde dini zaafları olan insanların bu zaaflarıyla uyutulduğu bir aydınlanma tufanını yaşıyoruz. Bu tufanda ilerlerken Elif Şafak çıkar ‘Aşk’ adlı romanıyla karşımıza yada ‘Aşkın Gözyaşları’ isimli yine Mevlanayla Şemsin hikayesini konu edinen bir başka kitap daha. Aslında bu tip kitapların sayısı çoktur; ama üstlendikleri misyon ortaktır. Dini bilgileri okuyucuya bilgi, hedef babında bir ilerleme katetmeksizin masal dünyasına sürükleyecek ve bir süre pembe bulutlar arasında gezinmelerini sağlayacak tarzda işlemek ve okucuya iletmek vazifesini üstlenmişlerdir adeta.  Olayın ilgi çekici yanı şudur ki; bu tarza liderlik eder konumda olan AŞK isimli romanın sahibi Elif Şafak’ın Brüksel merkezli Avrupa Kültür Vakfı’nın düzenlediği kampanya için Türkiye’den Kültür Büyükelçisi seçilmesidir. Bu vakfın Akdeniz Kültürü Ödülü verdiği diğer bir şahıs ise; “Hiçbiryer’e Dönüş” romanıyla Oya Baydar olmuştur. Oya Baydar’ın romanı, yıllarca ülkesinden uzakta siyasal sığınmacı olarak yaşamak zorunda kalmış bir kadının, sosyalist blok çökmeden önceki duyguları, umutları, aşkları, yaşamı ve yıllar sonra Türkiye’ye dönüşte yaşadığı yabancılaşma, yadırgama, özlem, hüzün ve tek çözüm olarak gördüğü kaçış içeriklidir. Böyle bir romana Avrupalıların ödül vermesi tuhafıma gitmiyor da; Elif Şafak gibi AŞK romanıyla ortalığı kasıp kavurmuş, islami bir yanı olan birisine ödül vermeleri sizce de tuhaf değil mi?

Rasthaberden Yumuşak Savaş başlıklı yazılarıyla tanıdığım Hasan Abbasi’den bahsederlerken; 1000i aşkın Hollywood filmini seyretmiş, onları analiz edip içlerindeki mesajları irdeleyen birisidir diye övmüşlerdi kendisini. Hasan Abbasi konuşmasına AVATAR’la başladığında ise; her tarafımızı kuşatan tehlikenin büyüklüğü hayret verici boyutlardaydı benim için.

AVATAR’ı, çizgi film seyredecek yaşta küçük çocuğu olanlar mutlaka tanıyorlardır. Ben de oğlum sayesinde tanımış, seyredebileceği güvenilir çizgi filmler listesine almıştım onu. Benim için tıpkı hz Mehdi’yi anlatan, çocuğuma onun vasıtasıyla Mehdeviyet inancını işleyebileceğim  güzel bir çizgi filmdi ama bu çizgi film aracılığıyla çocuğumun gönlünde İmamı Zaman yerine Avatar sevgisinin yerleşebileceği, Avatar’ın aslında Mehdeviyet inancı karşısında bir misyon üstlendiği, ona rakip olarak sunulabileceğini hiç düşünmemiştim bile. Abbasi’nin öngörüsü her taraftan çeşitli komplolarla kuşatıldığımız yumuşak bir savaşın içerisinde olduğumuz, Hollywood filmlerinin bile buna hizmet eden bir alt yapı içerisinde olduğu,insanları inançsızlığa doğru sürüklediği yada islami değerler karşısında rakip olacak öğelere hizmet ettiği şeklindeydi.

İmam Seccad as.’ın Sahifei Seccadiyede ‘Sınır Bekçileri’ adlı bir duası vardır. Benim gibi cahiller idrak etmekte güçlük çekseler bile;  Abbasi gibilerin misyonu büyüktür. Onlar kendisinin tasvir ettiği kanla, canla mücadenin verildiği soğuk savaşlardan bile daha tehlikeli olan yumuşak savaşların sınır bekçileridir ve İslam Cumhuriyetinde nükleer alandaki gelişmelerden öte, böyle sahalarda dahi muhafaza edecek bekçilerin bulunması oldukça sevindiricidir.

Temennim; Abbasinin görsel medyada üstlendiği vazifeyi yazılı basındada üstlenecek erlerin yetişmesidir. Her ne kadar okuma kültürü gelişmemiş bir toplum olsak da; okuma alışkanlığı olan gençlerimize bu alanda yön verecek, onları söz konusu tehlikelerden muhafaza edip klavuzluk edecek rehberlere ihtiyacımız vardır. Zaferde ancak kendi silahlarımızın kendimize doğrultulduğu zeminler yerine, düşmanlarımızın silahlarını yine kendilerine doğru çevirmemize yardım edebilecek sınır bekçileriyle elde edilecektir. Rabbul Alemin her daim onları aziz kılsın ve her türlü beladan muhafaza buyursun…

Canan Türkyılmaz

Yorum Bırak