Söyleşi

Yazar: beytül ahzan Tarih: 25 Mart 2010 2.884 kez okundu Evlilik ve Aile Yorum Yok

Aşağıdaki yazı,  yeni evlenmiş bir çiftin arasında geçen  bir söyleşiyi konu edinmektedir. Zevkle okuyacağınızı umuyoruz. İşte Hz. Ali’yi (a.s) örnek almaya çalışan Ali beyle, Hz. Fâtıma’yı  (s.a) kendisine örnek edinmeye çalışan Fatıma  hanımın, müşterek hayatlarının ilk saatlerinde gerçekleştirdikleri söyleşi:

Ali: Fatıma hanım, müsaadenizle size bazı hususları hatırlatmak istiyorum; inşaallah faydalı olur.

Fatıma: Buyurun.

Ali: Her şeyden önce bir ayetle başlamak istiyorum sözlerime. Kur’an-ı Kerim’in bir ayet-i kerimesinde şöyle buyurmaktadır Rabbimiz: “Erkekler kadınların üzerinde, sorumlu yöneticilerdir. Bu da Allah’ın onların bazısını (yani erkekleri) bazısına (yani kadınlara) üstün kıldığı içindir…” (Nisa, 34)

Fatıma: Yani siz bu âyetle erkeklerin kadınlardan her yönden üstün olduğunu mu ispatlamaya çalışıyorsunuz?

Ali: Öyle değil mi?

Fatıma: Hayır ben buna katılmıyorum. Benim bildiğim ve öğrendiğim kadarıyla bundan maksat şudur (Rabbim herkesten daha iyi bilir): Kadınlarda duygusallık yönünün güçlü, erkeklerde ise zayıf olması, artı erkeklerde tedbir yönünün güçlü olması nedeniyle müşterek hayatta tedbir ve yönetim yetkisi erkeklere verilmiştir. Yoksa her yönden bir erkeğin kadına üstünlüğü demek değildir. Yani anlayacağın erkeklerin sorumluluğu daha fazladır. Ama manevî yönden kadın ve erkeğin birbirine hiçbir üstünlüğü ve ayrıcalığı yoktur. Hangisinin takvası ve salih amelleri daha fazla olursa, o daha üstündür.
Madem sen bana âyet okudun, müsadenle bir âyet de ben okuyayım sana. Tahrim suresinin 11. âyetinde
buyuruyor ki:

“Allah iman edenlere Firavun’un karısı örnek olarak verdi. Hani demişti ki; “Rabbim, bana kendi katında, cennette bir ev yap, beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar ve beni o zalimler topluluğundan da kurtar.”

Ali: Bu ayetle ne demek istiyorsun sen?

Fatıma: Şunu demek istiyorum; Allah-u Teala bu ayette, mu’mine bir hanım olan Hz. Asiye’yi kadın erkek bütün mu’minlere örnek olarak göstermektedir; ya!

Ali: Peki şu  hadis-i şerife ne diyeceksin bakalım?! Allah Resulü (s.a.a) buyuruyor ki: “Kadının boynunda en büyük hak sahibi olan kocasıdır; erkeğin boynunda en büyük hak sahibi olan da annesidir.” (Kenz-ül Ummâl, Hadis: 44771)

Fatıma: Sen annelerin de bir kadın olduğunu unuttun galiba! Müsaade et buna bir hadis de ben ekleyeyim:
“Adamın birisi Resulullah Efendimize gelerek: “Ya Resulallah kime iyilik edeyim? diye sorunca Allah Resulü “Annene” buyurdu. Adam tekrar sordu: “Sonra kime?” Allah’ın Resulü (s.a.a) yine “Annene” cevabını verdi. Üçüncü kere sordu; Allah Resulü yine “Annene” buyurdu. Dördüncü kere sorunca bu sefer “Babana” diye cevap verdi Resul-i Kibriya Efendimiz (s.a.a).
(El-Kâfi  C.2, S.159)

Yine “Cennet annelerin ayaklarının altındadır” hadisini de mutlaka biliyorsundur!

Ali: Efendimiz’in şu hadisi de kulağına küpe olsun Fatıma hanım!
“Yazıklar olsun o kadın’a ki kocasını öfkelendirsin ve ne mutlu o kadına ki kocası ondan razı olsun.”
(Bihâr-ül Envâr, C. 103, S.246)

Buna ne diyeceksin Fatıma hanım?!

Fatıma: Ne diyebilirim ki, Efendimizin buyruğudur ve emri başımızın üstüne! Ancak senin de şu hadisi bilmeni isterim Ali bey:

Şöyle buyurmuştur Allah’ın Habibi (s.a.a.):
“Sizin en iyiniz hanımına karşı en iyi olanınızdır. Hanımlarına karşı en iyi olanınız da benim.”
(El-Vâfi, C.3, S.117)

Yine şöyle buyurmuştur. İmanı en kâmil olan mu’min, ahlakı en güzel olan ve ailesine en yumuşak davranandır; sizin en iyiniz hanımlarına karşı en iyi olanlarınızdır.” (Bihâr-ül Envâr, C.100, S. 224)

Yine buyurmuştur: “Mu’min bir kimse Allah’a karşı olan takvadan sonra , sâliha bir eşten daha hayırlı bir şey elde edemez.” (Kenz-ül Ummâl, Hadis: 44410)

Yine buyurmuştur: “Saliha bir eş, erkeğin saadetindendir.” (El-Kâfi, C.5, S.327)
Devam edeyim mi Ali bey?!

Ali: Dur sıra bende! Şu hadislere dikkatini çekerim Fatıma hanım; sonra bilmiyordum deme!
Buyuruyor ki Efendimiz (s.a.a): “Lanetlidir, lanetlidir o kadın ki kocasına eziyet edip üzsün; saadetlidir, saadetlidir o kadın ki kocasına saygılı olup ona eziyet etmesin ve bütün durumlarda ona itaat etsin.”
(Bihâr-ül Envâr, C.103, S.253)

Yine buyuruyor ki (s.a.a): “Eğer bir kimsenin bir hanımı olur da, o hanım kendisine eziyet ederse, Allah onun namazını ve hiçbir iyi amelini kabul etmez; ona yardım edip onu kendinden razı kılıncaya kadar; bütün ömrünü oruç ve gecelerini ibadetle geçirse ve mallarını Allah yolunda infak etse dahi ve böyle bir kadın ateşe ilk giren(lerden) olur.” (Vesail, C.14, S.116)

Fatıma: Evet amenna, ama hadisin devamını da okusana!

Ali: Devamı da mı var?! Nereden biliyorsun?

Fatıma: Evet; bunları sadece siz mi biliyorsunuz sandın? Hamd olsun Allah’a artık mu’mine kadınlar da her gün geçtikçe daha bir bilinçlenmeğe ve Allah’ın dinini en güzel şekilde öğrenmeğe gayret gösteriyorlar!

Ali: Allah bilginizi artırsın.

Fatıma: Amin! Cümlemizin.

Ali: Peki nedir hadisin devamı?

Fatıma: Devamı şöyledir: “Erkek de hanımına eziyet ve zulüm ederse, onun için de aynı vebal ve azap söz konusudur…” (Vesâil,  C.14, S.116)

Ali: Şu hadise karşılık verebilecek misin acaba, onu merak ediyorum? Şöyle buyuruyor: “(Alemde) en kötü şey, kötü kadındır.” (Müstedrek-ül Vesâil, C.2, S.533)

Fatıma: Dinle o zaman: “Saliha bir kadın, bin tane salih olmayan erkekten daha hayırlı ve üstündür” buyurmaktadır Efendimiz (s.a.a). (Vesâil,  C.14, S.123)

Bu meyan da az önce verdiğim ayeti de unutmamışsındır herhalde.

Ali: Subhanellah! Neyse burayı geçelim!

Fatıma: Geç bakalım!

Ali: Yeri gelmişken bilmiyorsan eğer, şu hadisi de bilmeni isterim doğrusu.

Fatıma: Tabi ki, niye olmasın! Vazifelerimizi ne kadar iyi öğrenirsek, Allah’ın izniyle o kadar daha iyi onları yerine getirmeğe gayret gösteririz. Seni dinliyorum.

Ali: Evet şöyle okudum bir hadis-i şerifte “Bir kimsenin bir hanımı olur da onunla anlaşmaz, Allah’ın verdiği rızka kani olmaz ve kocasına zorluk çıkararak onu güç yetiremediği bir şeye mecbur ederse, Allah o kadının, kendisini cehennem azabından koruyacağı hiçbir iyi amelini kabul etmez ve bu huyuna devam ettiği müddetçe Allah ona gazap eder.” (Vesâil, C.14, S.116)

Fatıma: Evet güzel bir hadistir; İnşaallah Rabb’im beni ve bütün sâliha kadınları ona amel etmeğe muvaffak kılar. Ancak sana da bazı hadisleri hatırlatmada yarar görüyorum Ali bey.
Şöyle buyuruyor Allah’ın Resulü (s.a.a): “Kadınlara ancak değerli kimse saygı gösterir ve onları ancak âdi kimseler aşağılar.”
(Nehc-ül Fesâha, S.318, Hadis: 1520)

Yine buyurmuştur: “En iyi erkeklerinizden olanlar, takvalı, (içi ve dışı) temiz, eli açık, hain gözlere sahip olmayan, anne babasına iyilik eden ve ailesini başkalarının umuduna bırakmayan kimselerdir. En kötü erkeklerinizden olanlar ise yalancı, cimri, küfürbaz, (kazandığını) yalnız başına yiyen, misafiri reddeden, eşini ve hizmetçisini döven, ailesini başkalarının umuduna bırakan ve anne babasına haksızlık edenlerdir.” (Vesâil, C.14, S.18)

Bir hadisi de ekleyip sözü tekrar sana bırakacağım buyuruyor ki: “Herhangi bir erkek hanımına (haksız yere) bir tokat atarsa, Allah azap meleği olan Mâlik’e cehennemde ona yetmiş tokat atmasını emreder…” (Tabi ki bunların hepsi tevbe etmeyip de helâllik almayan kimseler içindir.) (Müstedrek-ül Vesâil, C.2, S.55)

Ali: Peki Fatıma hanım, sen bir kocanın eşinin üzerinde olan haklarını biliyor musun?

Fatıma: Anlatırsan sevinirim.

Ali: Benim başım gözüm üstüne; yeter ki sen böyle şeyleri anlatmayı benden iste! Bak Efendimiz (s.a.a.) bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Erkeğin, hanımının üzerindeki hakkı, ışığı yakması (eskiden bunun külfetli bir iş olduğu malumdur), yemek yapması, eşi eve geldiğinde kapı ağzında onu karşılayıp ona “Hoş geldin” demesi, abdest aldığında ona kap ve kurulayıcı mendil-havlu takdim etmesi ve mazereti olmadan onun isteğini reddetmemesi.” (Mekârim-ül Ahlâk,  S.246)

Bir diğer hadiste şöyle buyuruyor Allah’ın Resulü (s.a.a): “..Sizin hanımlarınızın üzerinde bir takım haklarınız vardır, onların da sizin üzerinizde. Sizin bazı haklarınız “Yabancı kimselerle gayri meşru ilişkilerde bulunmamaları, iyi şeylerde size itaatsizlik etmemeleridir. Bunlara dikkat ettiklerinde güzel bir şekilde onların rızkını ve giyeceklerini temin etmeniz gerekir. Ayrıca onları dövmeyin de.” (Bihâr-ül Envâr, C.100, S.245)

İşte bunlar söz konusu haklardan bazı önemli olanları.

Fatıma: Allah razı olsun. Fakat bir hatırlatma olarak sizin de şu hadisi şerifleri dikkate almanızı isterim.
Şöyle buyuruyor: “Kadının kocasının üzerinde ki hakkı, onun karnını doyurması, onu giyindirmesi ve ona surat asmamasıdır.”
(Bihâar-ül Envâr, C.103, S.254)

Diğer bir hadiste, kadının kocasının boynundaki hakkı sorulduğunda şöyle buyurmuştur: “Karnını doyurması, onu giyindirmesi (yani ihtiyaçlarını gidermesi) ve bir hata yaptığında onu affetmesidir.” (El-kâfi, C.5, S.510)

Bir diğer hadiste ise bir erkeğin evinde ve ailesine karşı sahip olması gereken hasletler şöyle sıralanmıştır; “Güzel bir davranış, ölçülü bir şekilde onlara karşı geçim imkanlarını sağlaması ve onları manevi tehlikelerden koruyacak bir hamiyet.” (Tuhef-ul Ukul, S.322)

Hz. Ali’den (a.s) de şöyle nakledilmiştir: “Kadınlara karşı her halükarda müdara edin, onlarla güzel bir şekilde konuşun ki onlar da davranışlarını size karşı güzelleştirsinler.” (Bihar-ul Envar, C.100, S.223)

Bir hadiste de şöyle buyurmaktadır: “Kim kendi ailesine iyi davranır, onlara iyilikte bulunursa, Allah ömrünü uzatır.” (El-Hisal,  S.88)

Ali: Peki Fatıma hanım sen şu hadisleri duydun mu hiç?
“Bir kadın yedi gün kocasına (Allah rızası için) hizmet ederse, Allah onun yüzüne cehennemin yedi kapısını kapatır ve cennetin sekiz kapısını açar ki hangisinden isterse içeriye girsin.”
(Vesail,  C.14, S.123)

“Bir kadın kocasına bir içim su verirse, onun için gündüzleri oruç ve geceleri ibadetle geçen bir yılın ibadetinden daha hayırlı olur. Ayrıca verdiği her suyun karşılığında Allah onun için cennette bir şehir kurar ve altmış hatasını bağışlar.” (Vesail, C.14, S.123)

Hz. Ali (a.s) de şöyle buyurmaktadır: “Kadının cihadı, eşine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmesidir.” (Bihâr-ül Envâr, C.100, S.252)

Ümm-ü Seleme annemiz (r.a) de Resulullah’a (s.a.a) kadınların eşlerine ettikleri hizmete karşılık alacakları fazilet ve sevabı sorunca, şöyle buyurdular: “Bir kadın, eşinin evinde sırf ıslah niyetiyle bir şeyi  bir yerden bir yere kaldırıp koyarsa, Allah ona (rahmet gözüyle) bakar ve Allah (rahmet gözüyle) baktığı kimseyi azap etmez.” (Bihâr-ül Envâr, C.103, S.251)

Evet Fatıma hanım, artık ona göre!

Fatıma: Ne güzel! Yeter ki Rabb’im bu mükafatlara bizi layık kılsın. Ben de seni mutlu etmek için şu hadisleri takdim etmek istiyorum huzur-u âlinize Ali bey!

Şöyle buyuruyor Efendimiz (s.a.a.): “Ancak sıddık veya şehid yada Allah’ın kendisi için dünya ve âhiret hayrını dilediği erkek ailesine hizmet eder.” (Bihâr-ül Envâr, C.14, S.123)

Yine şöyle buyurmuştur: “Hiç şüphesiz bir erkek hanımının ağzına verdiği bir lokmadan ötürü (dahi) mükafatlandırılır.” (El-Meheccet-ül Beyzâ, C.3, S.70)

Bir başka hadiste: “Erkek eşine verdiği bir içim suya karşılık (dahi) mükafatlandırılır” buyuruyor. (Kenz-ül Ummâl,  Hadis: 44435)

Ve bilahâre şöyle buyurmaktadır: “Aileye hizmet etmek kebire (büyük) günahların keffareti sayılır ve Allah’ın gazabını söndürür.” (Câmi-ül Ahbâr, S.276)

Ali: Şunu da biliyor musun ki? “Ailesinin geçimini (helâlden) sağlamak için çalışan, zahmet çeken kimse Allah yolunda cihad eden gibidir” buyrulmaktadır hadiste. (Vesâil, C.12, S.43)

Fatıma: Evet çok şükür biliyorum ve şunu da biliyorum ki Allah Resulü (s.a.a.) Ümm-ü Seleme anamıza buyurmuştur ki, “Bir kadın hamile kalıp (bunun zorluklarına sabrettiğinde) canıyla, malıyla Allah yolunda cihad eden kimsenin sevabına hak kazanır; doğum yaptığında ise ona şöyle denilir: “Günahların bağışlandı, artık amellerine yeniden başla”. Çocuğuna süt vermeğe başladığında, her defa verdiği süt için İsmail oğullarından bir köle azat etmenin sevabını kazanır.” (Bihâr-ül Envâr,  C.103, S.251)

Zaten yukarıda senin verdiğin bir hadiste bunu ifade ediyordu: “Kadının cihadı, eşine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getirmesidir.”

Ali: Neyse söz uzadı! Son bir şeyi de hatırlatıp bitirmek istiyorum sözümü; fakat buna bir karşılık verebileceğini sanmıyorum Fatıma hanım!

Fatıma: Buyur, söyle bakalım; göreceğiz!

Ali: Yine Efendimiz’in güzel bir-iki sözüdür bunlar; şöyle buyuruyor: “Kim hanımının kötü ahlakına sabrederse ve bunu sırf Allah rızası için yaparsa, Allah ona sabrettiği her gece ve gündüze karşılık Hz. Eyyub’a (sabrına karşılık) verdiği sevabı verir. O kötü huylu kadına da her gece ve gündüze karşılık kumların sayısı kadar vizr-u vebal yazılır.” (Sevâb-ul A’mâl, S.339)

Yine şöyle buyuruyor: “Kim kötü ahlaklı hanımının huyuna sabrederse ve bunu ilahi mükâfat niyetiyle yaparsa, Allah ona şükredenlerin sevabını verir.” (Kısâr-ül Cümel, C.1, S.289)

Hadi bakalım, buna karşılık söyleyecek bir sözün var mı?!

Fatıma: Yoksa olmadığını mı zannediyorsun?! Bu din adalet dinidir Elhamdülillah. Hiçbir kimsenin hakkını zayi etmez. Evvela az önce söylemiş olduğun hadisten dolayı Allah’a sığınırım. Rabb’im bana ve bütün mû’mine hanımlara, öyle durumlara düşmemek ve o korkunç veballeri hak etmemek için yardımcı olsun. Eşlerine karşı vazifelerini en güzel şekilde yerine getiren ve İslamî ahlâkı bütün boyutlarıyla kendine prensip edinen saadetli kadınlardan eylesin. Karşılık dediğin şeye gelince madem istedin, o halde dinle, bak ne buyuruyor Efendimiz (s.a.a.):

“Kim kocasının kötü ahlakına sabrederse, Allah ona Hz. Âsiye bint-i Müzâhim’in sevabını verecektir (Firavun’un kötü ahlakına sabrettiği için).” (Bihâr-ül Envâr,  C.103, S.247)

Evet bu da senin son cevabın. İnşaallah Allah ne seni öyle bir sabra mecbur eder, ne de beni böyle bir sabra. Rabb’im sonumuzu hayırlı kılsın.

Ali: Amin!

Yorum Bırak