Tayyü’l-Arz Nasip Olursa

Yazar: beytül ahzan Tarih: 24 Ocak 2011 2.6K kez okundu Hikaye ve Kıssa Yorum Yok

Muhterem muhakkiklerden Mirza Mahmud Müçtehit Şirazî, ömrünün çoğunu tezkiye ve nefsanî isteklerle mücadeleyle geçiren merhum Hacı Seyit Muhammed Ali Reştî’den şöyle nakleder:

<<<<<<<< Necef’te, Hacı Kıvam Medresesi’nde ilim tahsil etmekle meşgul olduğum dönemlerde talebeler arasında bir söylenti vardı. Bab-ı Tûsî tarafında bulunan ve geçimini yamacılıkla sağlayan yaşlı bir adamın “Tayyü’l-Arz” makamına sahip olduğu ve her Cuma akşamı namazını İmam Hüseyin’in (as) türbesinde kıldığı söyleniyordu. Halbuki Necef ile Kerbela arası üç fersahtı[1] ve yaya olarak yapılan yolculuk iki gün sürüyordu.

Nihayet bu kounyu  araştırmaya karar verdim ve doğruluğundan emin olmak istedim. Bu amaçla iyilik ehli yamacıyla arkadaş oldum. Dostluğumuz pekiştikten sonra kounyu güvendiğim ilmî mübaheselerde bulunduğum talebelerden birine açtım. Ondan bugün Kerbela’ya gitmesini ve Cuma akşamı türbede bulunarak yamacı dostumun orada olup olmadığını öğrenmesini istedim. Onu gönderdikten sonra Perşembe günü akşamüzeri yamacı dostumun yanına giderek üzüntümü dile getirdim. Bana: “Niçin üzgünsün?” diye sordu. “Arkadaşıma söylemem gereken önemli bir konu var ama Kerbela’ya gittiği için ona ulaşamıyorum” dedim. “Konuyu bana söyle; Allah kadirdir; belki arkadaşına haber ulaşır” dedi. Yazdığım mektubu ona verdim. Mektubu alarak Selam Vadisi’ne doğru hareket etti. Bir daha da onu göremedim.

Arkadaşım cumartesi günü Necef’e dönmüştü. Yanıma gelerekyamacıyla yolladığım mektubu bana verdi. “Cuma akşamı yamacı arkadaşın türbeye gelerek bu mektubu bana verdi” dedi.

Olayı böyle görünce yamacının “Tayyu’l-Arz” makamına sahip olduğunu anladım. Onunla görüşmek ve bu makama nasıl sahip olunabileceğine dair bilgi almak istedim. Bu amaçla onu evime davet ettim. Hava sıcak olduğu için damın üzerine çıktık. İmam Ali’nin (as) mukaddes kubbesi tam karşımızdaydı.  Sade bir akşam yemeğinden sonra ona; “Ben sizin Tayyu’l-Arz” makamına sahip olduğunuza eminim. Hatta o mektubu bundan emin olmak için size vermiştim. Şimdi ise bu makama nasıl erişebileceğime dair bana yol göstermenizi rica  ediyorum” dedim.

Yamacı, sırrının ortaya çıktığını görünce bir anda feryat etti ve adeta kurumuş bir dal gibi yere düştü. Bu durumdan çok korktum ve öldüğünü sandım. Kendine geldikten sonra eliyle İmam Ali’nin (as) kubbesine işaret ederek bana: “Ey Seyit, ne varsa hepsi onun elindedir. Dilediğin her şeyi ondan iste!” swsi ve yanımdan ayrıldı. Artık yamacı adamı Necef’te gören olmadı. Ne kadar araştırdıysam da bir görene rastlamadım. >>>>>>>>

Bu kıssayı birkaç büyük alimin merhum Seyit Reştî’nin dilinden naklettiğini duydum.

Değerli okuyucu! Sakın bu öykü sizi şaşırtmasın ve inanması da güç gelmesin! Zira masum Ehlibeyt İmamları’nın (as), takipçilerinden birine bu makamı vermesi büyük bir iş değildir. Bu konuya benzer olaylar rivayet kitaplarında kayıtlıdır.

Biharu’l-Envar’ın 11. Cildinde, İmam Musa b. Cafer’in (as) halleri hakkında şöyle yazılıdır:

<<<< İbrahim Cemmal Kufî, Harun Reşit’in baş veziri ve halis Şiilerden biri olan Ali b. Yaktin’e oldukça darılmıştı. Ali b. Yaktin, Medine’de İmam Musa b. Cafer’in (as) huzuruna vardığında İmam ona itina etmeyip şöyle buyurdu: “İbrahim senden razı olnadıkça  ben de senden razı olmam!” Ali b. Yaktin: “İbrahim Kûfe’de ama ben Medine’deyim” diye cevap verdi. Bunun üzerine İmam (as) bir anda onu Medine’den Kûfe’ye, İbrahim’in kapısına yolladı. O da İbrahim’i dışarı çağırdı. Ali b. Yaktin’i şaşkın bir halde gördü. Ali, olayı İbrahim’e anlatarak razısını aldı. Yüzünü yere koyarak ayağını üzerine koyması için İbrahim’e yalvardı. “Ayağını yüzüme koy ki İmam benden hoşnut olsun!” dedi. O sorada Ali, Medine’ye döndü ve İmam da ondan razı oldu. >>>>

Yine İmam Muhammed Taki’nin (as) Şam’da bulunan Ra’sul Hüseyin Mescidi’nin hizmetçisini bir gecede Şam’dan Kûfe, Medine ve Mescidu’l-Haram’a, oradan da tekrar bulunduğu yere geri gönderdiği rivayet edilmiştir.

Bu ve benzeri kıssaları bu kitaba sığdırmak mümkün olmaz. Zira elinizdeki kitapta sadece güvenilir kişiler veya kaynaklarda görülen-duyulan olaylar nakledilmektedir. Kitaplarda kaydedilen tüm kıssalar dikkate alınmamıştır. Ama bazen bir konuyu teyit etmek amacıyla bunlardan istifade edilmiştir.

—————

1-Bir fersah, 5685 metredir.

—————-

Ayetullah Destgayb’ın “Gizemli Öyküler” kitabından alıntıdır.

Öykü:5  Sayfa:24

Yorum Bırak