Kitabın Adı: Tüm Boyutlarıyla Namazın Adabı

Yazar: Ebulfazl Kocadağ

Sayfa:95


Selamun Aleykum Ehlibeyt Dostları

“Tüm Boyutlarıyla Namazın Adabı” Caferi fıkhına göre hazırlanmış namaz kitabıdır. İlk bölümünde; namazla ilgili ayetler, rivayetler, namaz zikirleri (anlamlarıyla beraber), namazın nasıl kılındığı (resim yardımıyla anlatım), bazı namazların nasıl kılındığı (Cuma namazı, yolcu namazı gibi) geçiyor. İkinci bölümde ise namazın batıni yönü, adabı genişçe ele alınmıştır… Arka kapakta tanıtım yazısı olmadığı için kitabı hazırlayanın “Takdim” yazısını ekleyeyim:


“ Takdim

“Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarattım.” [1]

“Oysa onlar, doğruya yönelerek, dini yalnız Allah’a has kılarak O’na kulluk etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardı. Dosdoğru olan din de budur.” [2]

İbadet, yaratılış felsefesini en iyi açıklayan nedendir. İnsan yaratanına ibadet etsin diye yaratılmıştır. Hz. Adem’den (as)  son peygamber Hz. Muhammed’e (saa) kadar bütün ilahi elçiler insanları yaratana ibadet etmeye davet etmişlerdir. Her dinde mutlaka birçok ibadet şekli talim edilmiştir. Aslında ibadet insanın fıtratında var olan bir hakikattir. Her insanın ruhunda kemale karşı istek, arzu ve tazim duygusu vardır. Bu yüzden Allah’ın kemal ve azametini bilen, öğrenen bütün insanlar fıtratlarının bu isteğini, Allah’ın karşısında eğilerek, onu tazim ederek ve değişik ibadetlerde ona ve kemaline olan aşklarını ilan ederek, onun kemal ve azametinin sayesi altına girmeye çalışmışlardır.

Gerçekte insan Allah’ın celal ve cemalinin tecellisidir. İnsan Allah’ın yarattığı varlıklar içinde en değerli ve şereflisidir. Bu şerafet ve fazilet onun yaratılışından kaynaklanan bir şeydir. İnsan Allah’tandır ve ona geri dönecektir. Allah’tan gelen ve onun celal ve cemalini temsil eden bu kerametli varlık, Allah’a dönüş halindedir. Yani bu dünyaya gelişiyle hicaplar altında kalan kemallerine yeniden ulaşmak ve Allah’ın Esmaü’l Hüsna’sının tecellisi olma yolunda bir seyir ve hareket içindedir; mutlak kemal olan yaratana doğru bir seyir ve yolculuk. Bu seyirde Hak Taala’ya ne kadar çok yaklaşırsa, o derecede yüce Allah’ın kemalinin tecellisi olacaktır ve bu yakınlığı sağlamanın tek yolu ibadettir. İbadet, bu çokluk ve kesret aleminden vahdete doğru yapılan bir seyirdir, kemale doğru yapılan bir seyir.

İbadet, Allah’a yakınlaşma vesilesidir. Kimin ibadeti daha güzel ve layık olursa Allah’a o kadar fazla yaklaşır ve Allah’a en yakın olan, Allah’ın halifesi ve Esmaü’l Hüsna’sının tecellisi olma unvanını hak eder. Birçok ibadet vardır, ama namaz bütün ibadetlerin baş tacıdır; bunun nedeni namazın diğer ibadetlerin tümünü ihtiva etmesindedir. Namaz müminin miracıdır. Yani namaz mümini kemale götüren en güzel vesiledir. Bu yüzdendir ki rivayetlerde: “Kimin namazı kabul olursa diğer bütün ibadetleri kabul olur ve kimin namazı reddedilirse tüm ibadetleri ret olunur.” diye buyrulmuştur.

Namazın bu hassas rolüne teveccüh edildiğinde onu öğrenmenin, onu en güzel bir şekilde eda etmenin ehemmiyeti daha iyi anlaşılır. Yüce Allah müminlerden namazı hakkıyla, yani yüce Allah’a layık olan şekliyle yerine getirmelerini istiyor, bunun için namazı tüm boyutlarıyla öğrenmenin gerekliliği kendini daha çok hissettiriyor.

Namazın iki boyutu vardır; zahiri boyutu ve Batıni boyutu. Zahiri boyutunda fıkhi hükümler yer alır ve fıkhi olarak doğru olarak doğru bir namazın nasıl kılınması gerektiği öğretilir.

Batıni boyutunda daha çok insanın kalbine ve ruhuna yönelik konulardan bahsedilir. Zahiri boyutunda insanın bedeni maddi hareket ve haletleri üzerinde durulur. Batıni boyutunda ise insanın namaz esnasında ya da daha önceki merhalelerde sahip olması gereken kalbi ve ruhi haletleri üzerinde durulur. Gerçekte namazın zahiri, batınına götüren bir ayna ve batını da zahirini gösteren bir aynadır. Zahir batında, batın da zahirde tesir bırakır.

Namazın zahiri boyutuyla ilgili hükümleri yerine getirmek kolaydır çünkü daha çok bizim kontrolümüz altında olan maddi hareketlerden oluşmaktadır. Ama Batıni boyutuyla ilgili adabı yerine getirmek o kadar da kolay değildir; bu yüzden namazın batını ile ilgili adabı yerine getirmek için birçok zorluk ve meşakkate katlanmak gerekir. Ama bu zahmete değer. Çünkü dedik ki namaz müminin miracıdır ve bu miraç ancak namazın Batıni adabını yerine getirmekle mümkün olur. Bazen kırk, elli yıl namaz kılıyoruz ama nu namazın bize hiçbir faydası olmuyor. Ne günah ve kötülüklerden koruyor, ne miraca çıkarıyor, ne de Allah’a bir nebze olsun yakınlaştırıyor. Böyle bir namaz kırk yıl değil kırk bin yıl da kılınsa, insanın haline hiçbir faydası olmayacaktır. Namazın Batıni boyutunun ehemmiyetine binaen biz bu kitabı iki bölümde yazdık. Birinci bölümde namazın zahiri boyutuyla ilgili fıkhi hükümler yer alacaktır. İkinci bölümde ise namazın Batıni boyutuyla alakalı adaplara yer verilecektir.

Namazın ikinci bölümü İslam aleminin gelmiş geçmiş ariflerinden, muasır alim ve fakih Hazreti İmam Humeyni’nin (ra) “Namazın Adabı” isimli kitabından istifade edilerek yazılmıştır. İmam Humeyni, namazın hakikatini derk eden ve onu yaşamının tüm boyutlarına yansıtan büyük bir ariftir. Namazın batınını ancak onun batınına ulaşan, derk eden, o ilahi miraca çıkan ve o alemi müşahede eden birinden en iyi şekilde öğrenebilirdik. Bu yüzden İmam Humeyni’nin “Namazın Adabı” isimli kitabı paha biçilmez eşsiz bir eserdir. İmam Humeyni bu kitabında irfani ıstılahları çokça kullanmış, özellikle avam için anlaşılması zor ve muğlak konuları işlemiştir. Bizim bu bölümde yaptığımız şey, İmam’ın beyan ettiği konuları sade bir dille beyan ederek açıklamak olmuştur. İzafi açıklamalarla konular daha anlaşılır bir hal almış, namaz ehli olmak isteyenlerin istifadesine sunulmuştur.

Yüce Allah’tan bizleri, namazı hakkıyla anlayıp eda eden kullarından kılması için, zilletle onun önünde eğilip niyaz ediyoruz.

EBULFAZL KOCADAĞ”