…Ve İsyan Etti Ebuzer

Yazar: beytül ahzan Tarih: 9 Ekim 2010 Yazı ve Makale Yorum Yok



Bismillahirrahmanirrahim

Sanki Müslüman oluşundan beri etmemiş gibi, ve sanki tüm herkes susmuştu sadece ona düşmüştü herkesin gördüğü gerçeği; “işte şurda” diye işaret etmek. Putların sahteliğini hiçbir şeye güçlerinin yetmediğini, “tek güç Allah adına onu memnun etmek için yaşamak gerek”tiğini, menfaatin onun rızasında olduğunu, diğer tüm güçlerin sahte olduğundan korkulacak fayda sağlanacak bir kişiliğe sahip olmadıklarını, dahası onların kendilerine bile güçlerinin yetip menfaatlerini değil sağlamak, tespite bile güçlerinin yetmediğini. Çünkü onlar menfaatlerini dünyada birkaç garibanın kanını emerek ayakta kalmak pis yaşamlarını zorbalıkla gizleyip bastırmak istiyor; herkesin gördükleri iğrenç kara yüzleriyle  surat ve tercihlerini  gizleyebileceklerini sanıyorlardı.

Oysa hesapta bir yerlerde yanlışları vardı ki zaman ve ölüm. Hiç ölmeyeceklerini sanan bu zalim zorbalar artık Ebuzer’in keskin kılcı altında her gün can vermede her gün katledilmektedirler. Yeryüzünün adalet aşıklarınca her gün Ebuzer düşmanları lanetlenmektedir. Öylesine galip gelmiştir ki Ebuzer bunlara başlarını kaldırıp bakacak halleri kalmamıştır tarihin alaycı yüzüne karşı..

Ve Ebuzer öyle isyan etti ki, zenginleri vicdanları suçlamaya başladı. Ne kadar alçak olduklarını artık duyuyorlardı. Ebuzer’in kışkırttığı birkaç çulsuzdan korkacak değillerdi zengin, ense şişiren, göbekli makyajlı takımları..  Çünkü Muaviye’nin ya da seleflerinin  askerleri çok daha gaddardı. Onları bir anda ezerlerdi. Oysa zenginleri korkutan Ebuzer’in mazlumiyeti yalnızlığı, ezilmişliği, yoksulluğu, yırtık pırtık elbiseleriyle rahat rahat dolaşması idi..

Düşünüyorlardı ki kendi hesaplarından asla öyle olamazlardı. İmreniyorlardı zenginler Ebuzere. Çünkü onlar da biliyorlardı ki en güzel pahalı elbiseler giyerek gururlu gururlu gezmek, elbiselerin arasında kişiliksizliğini gizleyip saklamak, beş para etmez düşünce sistemi ile kirli hayat biçiminin ortaya çıkışını engellemek herkesin becerebileceği bir şeyken, her şeyini bırakıp, insanca konuşmak, kimseyi küçümsemeden, azarlamadan hor görmeden, toplum vicdanında bir makam edinmek kolay değildi. Karakterini koymak ortaya, hak hukuktan adaletten söz ederek bunlara bağlı kalabilmek söylediğiyle yaptığını birleştirebilmek ve tüm bunlardan önemlisi, mazlumcasına her varlığa sırt dönüp yırtık eski elbiselerle topluma çıkabilmek zenginlerin ya da sıradan insanların belki de tamamına yakınının becerebileceği bir iş değildir.

“Deneyin” diyordu Ebuzer. Toplum gözünde kimliğinizi kendinize amellerinize sözlerinize mi borçlusunuz yoksa malınıza, günahkar yüzünüze ve başlarını aşağılayarak kazandığınız sahteliğe mi?! Deneyin! deneyin bir gün ütüsüz, eski elbiseleri giyin ve üzerinizde dolaşan gözlerin sizin hakkınızdaki düşündüklerini düşünün..

Var mı cesaretiniz dedi onlara.. zenginlere.. kendini küçümsemelerinin boş olduğunu oysa onların giyindiği gibi güzel elbise giymek marifet değildir. Bu herkesin başarabileceği bir durumdur. Herkes kaliteli kalitesiz demeden güzel lüks şık(!) elbiselerle dışarı çıkabilir. Ama ya tersiyle!

Ebuzer’in kaybedecek ne malı vardı insanlar gözünde ne de makamı! Onun makamı Allah katındaydı. Kimin gözüne girmek istiyordu ki davranışlarını Allah’ı bırakıp ona göre ayarlasın? Kimden korkuyordu ki ona göre bazı işlerden kaçınsın. Kim kim! İşte tüm varlıklardan geçerek sadece Allah’ı görmüştü Ebuzer!
Kalbinden çıkarıp attığı için dünya malını ve sevgisini, terk ettiği için uzun emeli (dünyevi amaçlar makamlar uzun vadeli gerçekleştirmeyi planladığı işler) mi vardı ki yarınını düşünsün. Bu gün karnı doydu mu rızkın vericisi Allah’a hamd ederdi. Yarına da, O kerim bu gün doyuran yarın da doyurur, deyip reddetmişti Ebuzer “Yarın ne ile geçineceğim” diye vesvese veren şeytanı. Yarın Allah’ın fırsatlarını ve rahmetini neden bana hatırlatmıyorsun! diye tersleyen Ebuzer’i hangi patron esir alabilirdi ki kendisi gibi en Yüce patronun emrinde olan, et yığını olan!..

Ebuzer malı ne diye sevsindi ki! Bu gün var olup yarın yok olacak, batan tanrılara mı tapacaktı! O Ali a.s. taraftarıydı. Muhammed s.a.a. ocağında yetişen. Ali a.s. gibi liderliği, ümmeti düşünecek onun geleceğini yönlendirecek, ümmetin kaderini elinde bulunduran ağır sorumluluğa sahip değildi ki maslahat için sussundu. 25 yıl boğazında kemik gözünde diken insanların ağız kokusunu çeksin.. Keskin sirke gibiydi Ebuzer, küpüne zarar verecek.. evet benim bedenim de Allah’a aittir ; onun dilediğinden başka yolda nasıl kullanırım dedi. Zenginlerin himmetinde onlardan sakladığım gerçeklerle başım aşağıda yaşayacağıma, tek başıma başım göğe dönük sığınacağım yaranacağım Allah ile birlikte yapayalnız yaşarım dedi çölde. Issız özgür uzaklıklar ortasında. Sıcak.. garip..

Hiç kimsenin kendine tahakkümüne izin vermedi! Ya Ali idi yönetici ya da tepemde birinin olmadığı, benim yaşayacağım ortamda hiçbir kulun yaşayamayacağı çöl ve özgür gökyüzü arasında yatarım dedi. Acımasız insan hırsındansa acımasız çöl şartları, tabiat şartlarını tercih ederim dedi. Yapayalnız yaşadı!

Ali’nin a.s. ferahlayan dili idi o! Teselli kaynağı! Zenginlerin acizliklerini göstermesi açısından büyük bir fırsattı. Kimse onu suçlayamazdı yöneticiliğe heveslisin, senin amacın çıkar sağlamak diye! Kendilerinin küflü, çürümüş iç duygularını görüyorlardı Ebuzer’in saf temizliğide zengin suratlar. Kendilerini bir nane zannedemiyorlardı Ebuzer’in küçümseyen yüzünden dolayı. Derdi ki Ebuzer:

… Altını ve gümüşü biriktirip de onları Allah yolunda harcamayanlara; işte onlara pek acıklı bir azabı müjdele/Tevbe 34.. O, biriktirdiklerini sanmasınlar ki çocuklara bırakacaklar, ya da öteki dünyaya götürecekler ya da onlarla bol bol yiyip lüks sefahat mutluluk içinde yaşayacaklar!

Zenginliğin insana mutluluk vereceğinin içi boş bir sanma olduğunu anlatamadı Ebuzer! Malın insana bir yük olduğunu, Allah tarafından herkese eşit indirilmiş malın birilerinin değil kendinin yedi sülalesinin yiyip bitirmeye gücü yetmeyecek kadar tekeline geçirip hepsine birden sahip olduğunu zannetmesinin başkasının sırtından geçinen asalak kurtlardan farksız olduğunu anlatamadı. İnsanlar biz kazandık bizim hakkımız dediler. Biz çalışırken onlar yatıyordu dediler. Biz olmasak onlar aç kalır dediler. O zaman “dağıtın” dedi “madem siz onları doyurmak için bu kadar mal sahibi oluyorsunuz!” “Yok” dediler o zaman “biz onlara eşit hale geliriz oysa biz seçkiniz” dediler..

Allah yoksulları korudu, doyurdu, besledi ve katına aldı. Onlar bir şey kaybetmediler. Çile ve ıstırap içinde her gün bin bir musibet ve zulüm altında yaşarlarken kendilerine ölüm geldiğinde rahat bir nefes aldılar Allah’ın rahmetinin zenginlerce onlara dar edilmediği dünyada, ne geniş olduğunu görerek.

Oysa zenginler hiç ölmeyecekmiş gibi bağlandıkları hedeflerine amaçlarına gömüldükleri dünya mallarından servetlerinden sökülerek parça parça edilerek bu dünyadan öteki aleme atıldılar. Bu dünyaya gitmeyeceğim diye tutundukları elleri koptu vücutlarından. Ölüm melekleri onları da toplayıp parçalarını hiç bırakmamacasına attılar öteki aleme..  “Hadi” dediler “burada sizin zerrece hakkınız yok, sizin değil burası, kime karşı direniyor hak iddia ediyorsunuz!

Hadi Ebuzer’in yanına bakın bakalım kimmiş üstün olan! Ne birilerine peşkeş çektiğiniz humuslar kurtarabilecek ne akrabalık taassubu Emevi ırkçılığı ne de şaşşakçıların kapı kulu uleması, çanak yalayıcı leş yiyicilerinin size biçtiği sahte makamlar! Hadi gidin bakalım Ebuzer’in tarafına! Bu dünyada hiç istemezdiniz onun yanınıza gelmesini! Kendinizi seçkin hissederdiniz! Burda onun hesabına dayanamayan sizler hadi bakalım kaçınılmaz sona! Hadi bakalım Ebuzer’e hesap veremediğiniz buradaki geçici alemden sürekli hesap yerine.. yaptıklarınızın hesabını vermeye!..”

Zalimler için yaşasın cehennem!

Ali Mert

Yorum Bırak