Ve Kulluklarını Unuttular

Yazar: beytül ahzan Tarih: 29 Mayıs 2011 2.749 kez okundu Yazı ve Makale Yorum Yok

İyi birer kul olarak yaratıldı insanlar, yapmaları gereken şey çok basitti, kulluk. Sadece kul olmalıydılar. Bunun karşılığında ise sonsuz ve akıl almayacak güzelliklerle müjdelendiler. İnsan tabiati kul olmaya müsait ama gel gör ki olmamaya da en az olmak kadar müsait. Kibr, hased, riya, kizb…

‘Aaaa biliyor musun Selma ne yapmış’ diye başlayan ölü yiyici sohbetleri, “şu kız benim olsun bir trilyon borcum olsun” diye giden vahşi konuşmaları, kendine verilen büyük nimetleri görüp şükretmeyi bir kenara bırakıp bunları şeytanlık için kullanan insan parçaları.

Kulluklarını unuttular, unuttuk kulluğumuzu. Yalan söylemek hayatımızın bir parçası, gıybet  ‘yalan değil ki olanı diyorum’ diye savunulan basit bir sohbet tarzı oldu. Günah inkarı zaten herkesin dilinde. Unuttuk kulluğumuzu bu da yetmedi tanrılık taslamaya başladık. Hüküm verir olduk, ‘bırak bu cehennemlik mahluku’, ‘banka faizi haram değil ki herkes alıyor’ sözleri 7-77 herkesin dilinde dolanır oldu.

Onu cehennemlik yapan ne? Peki senin cehennemlik olmadığını kim söyledi? Sen bilmiyor musun ki yaratan şüphesiz en büyük de affedendir.

Unuttuk kulluğumuzu, ibadet zaman kaybı oldu. Tek derdimiz Fatmagül’ün Suçu oldu. Daha da bulunamadı ya olsun ben buradan açıklıyorum. O suçsuz, tek suçlu onun bilmem ne sahnesini bilmem kaç milyon kez izleyen bizleriz.

Behlül garip bir aşık, dökülen yapraklar hayatın bir parçası Muhteşem Süleyman ise halk kahramanımız. Kafa kağıdında dinin müslüman, biri senden müslüman olmaz dese kafa kesersin. Böyle müslümanlık mı olur sen söyle?

Paylaşmadığın yetmiyormuş gibi bir de fakirin hakkını aldın yedin. “Yatacak yerin yok ey müslüman” diyeceğim de hükmü Allah’a bırakmak daha doğru. Bilmem kaç bin koyununla fakirim diye alıp hakkımı yiyen sen değil miydin? Kaç dönüm arazinle hakedenin yeşil kartına göz diken yine sen değil miydin? Nerde senin kulluğun, senin kulluğun paraya ey adı müslüman!

Adın imam kendin jet skiyle günah denizindesin. Söyle sen nasıl imamsın. Müslümana kafir diyen adam mumin olur mu? Sakal bırakmakla mumin oluyoruz ey halk hadi inzivaya. Ha günde bir tane de zeytin yemeyi unutmayın müslüman oluyoruz ya aza kanaat edeceğiz. “Hadi oradan” diyenleri duyar gibi oluyorum. Tabi bonfileler, müslüman kurşunu kolalar, bilmem rokalar, tokalar dururken günde bir zeytin yenir mi? Hem de neymiş müslüman olmak içinmiş. “Ben zaten müslümanım!”. Tabii görürsem söylerim…

Mumin görünüşlü insanlar lafım size. Bak Ali Şeriati sana ne diyor kıldığın namaz değilmiş. Üstelik ondan daha modern bir spor biliyormuş. Çok da haklı. Dilinde salavat, beyninde dünya meşgalesi… Namaz mı kılıyorsun ey mumin(?) yoksa kılıyorum diye kendini mi kandırıyorsun.. Nerede vecd halin, nerede gözünde yaş ve nerede kalbinde aşk.

Aşk ya aşka ne demeli. “Aşkımmm sen beni hiç sevmiyorsun”, “İlişkimiz nereye gidiyo bitanem” aptallıklarının adı aşk. Gönüldeki cinsellik kıpırtısının adı aşk, beyinlerdeki vahşetin adı aşk. Mecnun bu hali görse aşkından değil kahrından düşerdi çöllere. Ferhat su için değil gizlenmek için dağları delerdi.

Ya günah işlediğini bilenler. Bahaneleri de hazır. “Tövbe ederiz”. Allah’ım sen hiçbir mumin kulun için tövbe kapılarını kapatma. Ama ya tövbe edemeyenler, ya tövbeye layık olmayanlar, ya şeytanın son saniye golüyle yenik düşenler? Sana diyorum ne olacaksın sen? Tövbesiz bir günahkar. Olsun en azından günahkar olduğunu biliyorsun değil mi?

Nedir şeytan. Ateşten yaratılmış, bir yaratık değil mi? Ondan korkmayın en azından şeytan olduğunu biliyorsunuz. Ya topraktan yaratılmış şeytanlar. Yani siz! İşte asıl onlardan korkun. Kendinize benzeyen şeytanların sizi aldatması daha kolaydır. “Hadi lan bir kadehten bir şey olmaz”, “Üfff lan kıza bak”, “Bu günah değil hacı dalgana bak” şeytanlarından korkun. Kendini teşhir eden, günah davetçilerinden çekinin. Size benziyor olabilirler ama onlar şeytan dikkat edin.

Ve unuttular kulluklarını, unuttuk kulluğumuzu. Dini yaşamadık, klişelere kaptırdık kendimizi. Günahın adı 21. Yy oldu. Günahın bahanesi kötüleşen devir oldu. Bu devri kim kötüleştirdi. Devri devir yapan yine biz değil miyiz ey mümin adayı? Kumar masalarının bahanesi can sıkıntısı. Hem üstelik zaten bir şeyine oynamıyoruz ki maksat vakit geçsin. Günah değilmiş bu. Unuttuk kulluğumuzu hüküm verir olduk.

Beyaz yalan çıktı. Sonra pembe yalan yanına kardeş oldu. Kimse kara yalan söylemez oldu herkesinki masum rengarenk yalanlardı. Kurtaramadık kendimizi yalanın pençesinden. Dinimiz islam lakabımız kezzab. Eyyy müslim silkin ve kendine gel. Bu nasıl tezattır!

Sünnetleri zaten unuttuk. 30 yaşına kadar evlenmez olduk. Şartlar müsait değil, maddi imkanlar da el vermiyormuş. Sen nasıl inanansın. Unuttun mu rızkın kefilini? Kim açlıktan ölmüş. Senin derdin başka. Senin derdin gösteriş, bol para, yüksek mevki. Hani haramdı gösteriş? Boşver ya devir böyle değil mi? Millet gülmesin sonra üstüne.

Televizyon izlemiyorum deyince uzaylı hayretiyle bakanlar, kızlarla çıkmamayı yüzyılın ayıbı olarak görenler, tek kitap okumayıp alleme kesilen müslümanlar sizi islama davet ediyorum. Sizi dininize davet ediyorum. Sizi hakkı yoluna davet ediyorum.

Oranızı buranızı açmadınız diye gerici olanlar, başörtüsünü çıkarmayıp anti laik olanlar, utanarak namaz kılan müminler üzülmeyin. Doğacaktır hakkın vaadettiği günler. İnancımızı paraya satmayalım, unutmayalım kulluğumuzu ve unutturmayalım islamı.

Unutmadık kulluğumuzu, unutmayacağız…

İlyas BAT

21.05.2011

Yorum Bırak